Recep Tayip Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Recep Tayip Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2017 Cuma

"CUMHURBAŞKANI'NIN YARGILANMA KORKUSU" ve Başbakan Binali Yıldırım'ın açıklaması: “Cumhurbaşkanının yargılanma korkusunu (yeni anayasa tasarısı 'referandum' ile ortadan kaldıracağız”

Bu ne yaman bir çelişki?.. Hani, şimdiki "mevcut ve mer-i" yasada Cumhurbaşkanı yargılanamıyordu da, yeni yasada yargılanacaktı?
BAŞBAKAN 
BİNALİ YILDIRIM 
AÇIKLADI: 
"CUMHURBAŞKANININ YARGILANMA KORKUSUNU ORTADAN KALDIRACAĞIZ!.."
İnanılır gibi değil!.. Başbakan Binali Yıldırım, anayasa referandumu propaganda çalışmaları sürecinde açıkladı: “Cumhurbaşkanının yargılanma korkusunu ortadan kaldıracağız” (Sayın Cumhurbaşkanı'nın yargılanma korkusu mu var, varsa neden ve niçin acaba?..) 
DEMEK Kİ BÜTÜN MESELE BU İMİŞ!..
Başbakan Binali Yıldırım, Habertürk TV'de katıldığı canlı yayında Cumhurbaşkanı'nın cezai sorumluluğuyla ilgili açıklamalarda bulundu. 'Kolay yargılanma iş yapmamayı getirir.' diyen Binali Yıldırım, "Cumhurbaşkanı'nın yargılanma korkusunu ortadan kaldıracağız" dedi. Başbakan Binali Yıldırım, Habertürk TV'de katıldığı canlı yayında bazı gençlerin ve Didem Arslan'ın sorularını yanıtladı. Binali Yıldırım'ın canlı yayında kullandığı bazı ifadeler sosyal medyada sıkça paylaşılarak eleştirildi. Parlamenter sistemde Cumhurbaşkanı'nın yargılanamayacağını ileri sürerek söze başlayan Başbakan Yıldırım, "Hem yetkili hem sorumsuz olmak tatlı bir şeydir." dedi.
"Yargılanma korkusunu ortadan kaldırıyoruz"
Başbakan Yıldırım, daha sonra Didem Arslan'ın Cumhurbaşkanı'nın sorumluluğuyla ilgili sorduğu soruya ise "Kolay yargılanma iş yapmamayı getirir." diye cevap verdi. Stüdyodakilere, 'Sizin aklınızda yargılanma korkusu olsa, siz iş yapabilir misiniz?' diye soran Binali Yıldırım, "Cumhurbaşkanı'nın yargılanma korkusunu ortadan kaldırıyoruz." diyerek 16 Nisan'da oylanacak başkanlık sisteminin Cumhurbaşkanı'na vereceği sorumsuzluğu dile getirdi.

30 Aralık 2016 Cuma

ZATA MAHSUS "Anayasa Değişiklik Teklifi" parlamento anayasa komisyonu (!?) tarafından "akp/mhp vazifelilerinin ittifak ve iştiraki ile daha da değiştirilip, pekiştirilerek" kabul edildi!..

AKP VE MHP UZLAŞMASI İLE "ZATA MAHSUS" BİR BİÇİMDE HAZIRLANAN; 
TAM VE MUTLAK BAŞKANLIK'A ODAKLI “ANAYASA DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ” ANAYASA (!) KOMİSYONU'NDA KABUL EDİLDİ!..
TBMM Anayasa Komisyonu, 9 gün süren görüşmelerin ardından Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'ni kabul etti. TBMM Anayasa Komisyonunun anayasa mesaisi sona erdi. Komisyon, görüşmelerine 20 Aralık'ta başlanan ve AK Parti'li 316 milletvekilinin imzası bulunan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapan Kanun Teklifi'ni kabul etti.
TBMM Başkanlığına 10 Aralık'ta sunulan teklifin, bazen gece yarısını geçen, bazen sabahı bulan, zaman zaman sert tartışma ve kavgaların yaşandığı görüşmeleri, komisyonda 9 gün sürdü. Teklifin tümü üzerindeki değerlendirmeler, aralıksız 5 gün yapıldı.
Meclis Başkanlığına 21 madde olarak sunulan teklif, önergelerle 18 maddeye indi.
Görüşmelerin en uzun mesaisi, son gün oldu. Komisyon, teklifi kabul etmek için son gün yaklaşık 17 saat çalıştı.
BUNA GÖRE, MİLLETVEKİLİ SAYISI 550'DEN 600'E ÇIKARILACAK VE MİLLETVEKİLİ SEÇİLEBİLME YAŞI 25'TEN 18'E İNDİRİLECEK.
"Askerlikle ilişiği olanların" milletvekili adaylığına başvuramaması öngörülüyor.
Anayasanın "TBMM'nin seçim dönemi" başlıklı maddesi, "TBMM ve cumhurbaşkanının seçim dönemi" olarak değiştiriliyor.
Seçimler 4 yılda değil, 5 yılda bir yapılacak. Cumhurbaşkanı seçimleri de 5 yılda bir olacak ve seçmenler, iki seçim için aynı gün sandığa gidecek. Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilecek.
Cumhurbaşkanı seçiminde birinci oylamada gerekli çoğunluğun sağlanamaması halinde, belirtilen usule göre ikinci oylama yapılacak. Teklifte, TBMM'nin görevleri ve yetkileri; "kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak, bütçe ve kesinhesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek, para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek, milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, TBMM üye tam sayısının 5'te 3 çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilanına karar vermek, anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmek" olarak sıralanıyor.
- MECLİSİN DENETİM YETKİSİ
Düzenlemeyle kuvvetler ayrılığı prensibine uygun olarak yasamanın yürütmeyi denetlemesi ile Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermesi, yasamanın görev ve yetkileri arasından çıkarılıyor. Anayasanın TBMM'nin bilgi edinme ve denetim yollarına ilişkin maddesindeki değişiklik ile yasamanın belli bir konuda Meclis Araştırması yapması, Genel Görüşme açarak Genel Kurulda görüşmesi ve milletvekillerinin, cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanların cevaplaması istemiyle yazılı soru sorması yeniden düzenleniyor.
Buna göre, TBMM, Meclis Araştırması, Genel Görüşme, Meclis Soruşturması ve Yazılı Soru yollarıyla bilgi edinme ve denetleme yetkisini kullanacak. Gensoru, denetleme yetkisinden çıkarılacak.
Meclis Araştırması, belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden ibaret olacak.
Genel Görüşme, toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi şeklinde gerçekleştirilecek.
Meclis Soruşturması, cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakanlar hakkında, anayasanın teklifle değiştirilen 106. maddesinin 5, 6 ve 7. fıkraları uyarınca yapılan soruşturmadan ibaret olacak.
Yazılı Soru, en geç 15 gün içinde cevaplanacak. Milletvekilleri, yazılı soruları bakanların yanı sıra cumhurbaşkanı yardımcılarına da yöneltebilecek.
Meclis Araştırması, Genel Görüşme ve Yazılı Soru önergelerinin verilme şekli, içeriği ve kapsamı ile araştırma usulleri Meclis İçtüzüğü ile düzenlenecek.
- CUMHURBAŞKANININ ADAYLIĞI VE SEÇİMİ
Anayasanın cumhurbaşkanının nitelikleri ve tarafsızlığına ilişkin maddesi ile seçimine yönelik maddeleri, "adaylık ve seçim" başlığı altında birleştiriliyor.
Teklife göre, cumhurbaşkanı, 40 yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip, Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilecek.
Cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıl olacak. Bir kişi en fazla iki kez cumhurbaşkanı seçilebilecek.
Teklifle mevcut anayasadaki cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesinde 20 milletvekilinin yazılı teklifini arayan hükmü kaldırılıyor.
Ayrıca, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde geçerli oylar toplamı birlikte hesaplandığında yüzde 10'u geçen siyasi partilerin ortak aday gösterebilmesi hükmü de değiştiriliyor. Cumhurbaşkanlığına, siyasi parti grupları, en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde 5'ini alan partiler ile en az 100 bin seçmen aday gösterebilecek.
Cumhurbaşkanı seçilen milletvekilinin TBMM üyeliği sona erecek.
Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday cumhurbaşkanı seçilecek. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılacak. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy alan iki aday katılacak ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday cumhurbaşkanı seçilecek.
İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan biri herhangi bir nedenle seçime katılmazsa, ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılacak.
İkinci oylamaya tek adayın kalması halinde, bu oylama referandum şeklinde yapılacak. Aday, geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı takdirde cumhurbaşkanı seçilecek. Oylamada, adayın geçerli oyların çoğunluğunu alamaması halinde, TBMM seçimi yapılmayacak, sadece cumhurbaşkanı seçimi yenilenecek.
Seçimlerin tamamlanamaması halinde yenisi göreve başlayıncaya kadar mevcut cumhurbaşkanının görevi devam edecek.
Cumhurbaşkanı seçimlerine ilişkin diğer usul ve esaslar kanunla düzenlenecek.
- CUMHURBAŞKANININ PARTİSİ İLE İLİŞİĞİ KESİLMİYOR
Düzenleme ile cumhurbaşkanı seçilen kişinin partisiyle ilişiğinin kesilmesine yönelik düzenleme kaldırılıyor. Böylelikle doğrudan halk tarafından seçilen ve siyasal bir kişilik olan cumhurbaşkanının, partisiyle ilişkisinin kesilmesine dair hükmü yürürlükten kaldıran ilga normunun, halk oylamasında kabulü akabinde yürürlüğe girmesi anında bir siyasi partiyle ilişki kurması mümkün hale getiriliyor.
- "DEVLET BAŞKANI SIFATIYLA..."
Teklifle anayasanın "cumhurbaşkanının görev ve yetkilerine" ilişkin maddede de değişiklik yapılıyor ve cumhurbaşkanına, "devlet başkanı" sıfatı getiriliyor.
Devletin başı olan cumhurbaşkanına, yürütme yetkisi de veriliyor.
Cumhurbaşkanı, "devlet başkanı" sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk milletinin birliğini temsil edecek, anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını sağlayacak. Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü TBMM'de açılış konuşmasını yapacak. Ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında Meclise mesaj verecek.
Teklife göre, cumhurbaşkanı, kanunları yayımlayacak ve kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM'ye geri gönderecek. Kanunların, TBMM İçtüzüğü'nün tümünün veya belirli hükümlerinin anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde iptal davası açacak.
- KARARNAME ÇIKARMA YETKİSİ
Cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atayacak ve görevlerine son verecek. Cumhurbaşkanı üst düzey kamu yöneticilerini atayacak, görevlerine son verecek ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenleyecek.
Yabancı devletlere Türkiye Cumhuriyeti'nin temsilcilerini gönderecek, Türkiye Cumhuriyeti'ne gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul edecek. Milletlerarası andlaşmaları onaylayacak ve yayımlayacak.
Cumhurbaşkanı, anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunacak. Milli güvenlik politikalarını belirleyecek ve gerekli tedbirleri alacak.
TBMM adına, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil edecek.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verecek.
Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile kişilerin cezalarını hafifletecek veya kaldıracak.
Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilecek. Kararnamelerle, yürütmenin ihtiyacını karşılaması sağlanacak, temel hak ve hürriyetler ile siyasi hak ve hürriyetler düzenleme alanı dışında bırakılacak.
Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamayacak.
Kanunlarda, kararname konusu ile aynı konuda farklı hüküm bulunması halinde kanun uygulanacak. TBMM'nin aynı konuda kanun çıkarması durumunda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelecek.
Cumhurbaşkanı, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecek. Kararnameler ve yönetmelikler, yayımdan sonraki bir tarih belirlenmemişse, Resmi Gazete'de yayımlandıkları gün yürürlüğe girecek.
Cumhurbaşkanı ayrıca anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirecek ve yetkileri kullanacak.
TBMM Anayasa Komisyonunda kabul edilen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'ne göre, cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla TBMM üye tam sayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilecek.
Meclis, önergeyi en geç 1 ay içinde görüşecek ve üye tam sayısının 5'te 3'ünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilecek. Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasi partilerin güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının 3 katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak 15 kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılacak.
Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu 2 ay içinde Meclis Başkanlığına sunacak. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilecek.
Rapor, Başkanlığa verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde dağıtılacak, dağıtımından itibaren 10 gün içinde Genel Kurulda görüşülecek. TBMM, üye tam sayısının 3'te 2'sinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilecek.
- YÜCE DİVAN YARGILAMASI 3 AY İÇİNDE TAMAMLANACAK
Yüce Divan yargılaması 3 ay içinde tamamlanacak. Bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere 3 aylık ek süre verilecek, yargılama bu sürede kesin olarak sonlandırılacak.
Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen cumhurbaşkanı seçim kararı alamayacak.
Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkum edilen cumhurbaşkanının görevi sona erecek. Cumhurbaşkanının görevde bulunduğu sürede işlediği iddia edilen suçlar için görevi bittikten sonra da bu madde hükmü uygulanacak.
Cumhurbaşkanı, seçildikten sonra bir veya daha fazla cumhurbaşkanı yardımcısı atayabilecek.
Cumhurbaşkanlığı makamının herhangi bir nedenle boşalması halinde 45 gün içinde cumhurbaşkanı seçimi yapılacak. Yenisi seçilene kadar cumhurbaşkanı yardımcısı, cumhurbaşkanlığına vekalet edecek ve cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanacak. Genel seçime bir yıl ve daha az kalmışsa TBMM seçimi de cumhurbaşkanı seçimiyle yenilenecek.
Genel seçime bir yıldan fazla kalmışsa seçilen cumhurbaşkanı, TBMM seçim tarihine kadar görevine devam edecek. Kalan süreyi tamamlayan cumhurbaşkanı açısından bu süre dönemden sayılmayacak.
- İKİ SEÇİM BİR ARADA OLACAK
Meclis, üye tam sayısının 5'te 3 çoğunluğu ile seçimlerin yenilenmesine karar verilebilecek. TBMM genel seçimi ile cumhurbaşkanı seçimi birlikte yapılacak.
Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde TBMM genel seçimi ile cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte gerçekleştirilecek.
Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilecek.
Seçimlerinin birlikte yenilenmesine karar verilen Meclisin ve cumhurbaşkanının yetki ve görevleri, yeni Meclisin ve cumhurbaşkanının göreve başlamasına kadar devam edecek.
Bu şekilde seçilen Meclis ve cumhurbaşkanının görev süreleri de 5 yıl olacak.
Cumhurbaşkanının hastalık ve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden ayrılması hallerinde, cumhurbaşkanı yardımcısı, cumhurbaşkanına vekalet edecek ve cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanacak.
Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından cumhurbaşkanı tarafından atanacak ve görevden alınacak. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, TBMM'de and içecek.
Milletvekilleri, cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakan olarak atanırlarsa üyelikleri sona erecek. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, cumhurbaşkanına karşı sorumlu olacak.
- CUMHURBAŞKANI YARDIMCILARI VE BAKANLARIN CEZAİ SORUMLULUĞU
Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında görevleri ile ilgili suç işledikleri iddiasıyla TBMM üye tam sayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilecek. Meclis, önergeyi en geç 1 ay içinde görüşecek ve üye tam sayısının 5'te 3'ünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilecek.
Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasi partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının 3 katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak 15 kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılacak.
Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu 2 ay içinde Meclis Başkanlığına sunacak. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona 1 aylık yeni ve kesin bir süre verilecek. Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde dağıtılacak, dağıtımından itibaren 10 gün içinde Genel Kurulda görüşülecek. TBMM, üye tam sayısının 3'te 2'sinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilecek.
Yüce Divan yargılaması 3 ay içinde tamamlanacak. Bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere 3 aylık ek süre verilecek, yargılama bu sürede kesin olarak sonlandırılacak. Bu kişilerin görevde bulundukları sürede, görevleriyle ilgili işledikleri iddia edilen suçlar bakımından, görevleri bittikten sonra da Yüce Divanda yargılanacak.
Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkum edilen cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakanın görevi sona erecek. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, göreviyle ilgili olmayan suçlarda yasama dokunulmazlığına ilişkin hükümlerden yararlanacak.
Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri ile teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenecek.
- OHAL YETKİSİ
Cumhurbaşkanı; tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım hallerinin yanı sıra savaş, savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışmanın, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması; anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması; şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde yurdun tamamında veya bir bölgesinde olağanüstü hal (OHAL) ilan edebilecek.
OHAL süresi, 6 ayı geçmeyecek.
Olağanüstü hal ilanı kararı verildiği gün Resmi Gazete'de yayımlanacak ve aynı gün TBMM'nin onayına sunulacak.
TBMM tatildeyse derhal toplantıya çağrılacak; Meclis, gerekli gördüğü takdirde olağanüstü halin süresini kısaltabilecek, uzatabilecek veya olağanüstü hali kaldırabilecek. Cumhurbaşkanının talebiyle TBMM her defasında 4 ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilecek. Savaş hallerinde bu 4 aylık süre aranmayacak.
- SINIRLAMALARA TABİ OLMAYACAK
Olağanüstü hallerde vatandaşlar için getirilecek para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile Anayasanın 15. maddesindeki ilkeler doğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya geçici olarak durdurulacağı, hangi hükümlerin uygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği kanunla düzenlenecek.
Olağanüstü hallerde çıkarılabilecek Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, olağan dönem kararnamelerinin tabi olduğu sınırlamalara bağlı olmayacak. Cumhurbaşkanı, olağanüstü hallerde, bu halin gerekli kıldığı konularda temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasi haklar ve ödevlere yönelik sınırlamalara da tabi olmaksızın, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilecek.
Bu kararnameler Resmi Gazete'de yayımlanacak, aynı gün Meclis onayına sunulacak.
Savaş ve mücbir sebeplerle TBMM'nin toplanamaması hariç olmak üzere; olağanüstü hal sırasında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri 3 ay içinde TBMM'de görüşülüp karara bağlanacak. Aksi halde olağanüstü hallerde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi kendiliğinden yürürlükten kalkacak.
Disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkemeler kurulamayacak. Ancak savaş halinde asker kişilerin görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askeri mahkemeler kurulabilecek.
TBMM Anayasa Komisyonunda kabul edilen teklifle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısında değişikliğe gidiliyor. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun adı, Hakimler ve Savcılar Kurulu şeklinde değişecek.
Kurulun üye sayısı 13, daire sayısı 2 olacak.
Kurula Adalet Bakanı başkanlık edecek ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı da kurulun tabii üyesi olarak görev yapacak.
Kurulun 3 üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hakim ve savcıları arasından, 1 üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargı hakim ve savcıları arasından cumhurbaşkanınca; 3 üyesi Yargıtay üyeleri, 1 üyesi Danıştay üyeleri, 3 üyesi nitelikleri kanunda belirtilen yükseköğretim kurumlarının hukuk dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından TBMM tarafından seçilecek.
Öğretim üyeleri ile avukatlar arasından seçilen üyelerden, en az birinin öğretim üyesi ve en az birinin de avukat olması gerekecek.
Kurulun TBMM tarafından seçilecek üyeliklerine ilişkin başvurular, Meclis Başkanlığına yapılacak. Başkanlık, başvuruları Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyona gönderecek.
Komisyon her bir üyelik için 3 adayı, üye tam sayısının 3'te 2 çoğunluğuyla belirleyecek. Birinci oylamada aday belirleme işleminin sonuçlandırılamaması halinde ikinci oylamada üye tam sayısının 5'te 3 çoğunluğu aranacak. Bu oylamada da aday belirlenemediği takdirde her bir üyelik için en çok oyu alan 2 aday arasında ad çekme usulüyle aday belirleme işlemi tamamlanacak.
TBMM, Komisyon tarafından belirlenen adaylar arasından, her bir üye için ayrı ayrı gizli oyla seçim yapacak. Birinci oylamada üye tam sayısının 3'te 2 çoğunluğu; bu oylamada seçimin sonuçlandırılamaması halinde, ikinci oylamada üye tam sayısının 5'te 3 çoğunluğu aranacak. İkinci oylamada da üye seçilemediği takdirde en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulüyle üye seçimi tamamlanacak.
Üyeler, 4 yıl için seçilecek. Süresi biten üyeler bir kez daha seçilebilecek.
Kurul üyeliği seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki 30 gün içinde yapılacak. Seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan kurul üyeliğinin boşalması durumunda, bunu takip eden 30 gün içinde yeni üyelerin seçimi yapılacak.
- BÜTÇE VE KESİN HESAP
Kamu idarelerinin ve kamu iktisadi teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamaları yıllık bütçelerle yapılacak.
Bütçe kanununa, bütçeyle ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamayacak. Cumhurbaşkanı bütçe kanun teklifini, mali yılbaşından en az 75 gün önce TBMM'ye sunacak. Bütçe teklifi, Bütçe Komisyonunda görüşülecek. Komisyonun 55 gün içinde kabul edeceği metin, Genel Kurulda görüşülecek ve mali yılbaşına kadar karara bağlanacak.
Bütçe kanununun süresinde yürürlüğe konulamazsa, geçici bütçe kanunu çıkarılacak. Geçici bütçe kanunu da çıkarılamazsa, yeni bütçe kanunu kabul edilinceye kadar bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanacak.
Genel Kurulda kamu idare bütçeleri ile değişiklik önergeleri, üzerinde ayrıca görüşme yapılmaksızın okunacak ve oylanacak. Merkezi yönetim bütçesiyle verilen ödenek, harcanabilecek tutarın sınırını gösterecek. Harcanabilecek tutarın Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile aşılabileceğine dair bütçe kanununa hüküm konulamayacak. Cari yıl bütçesindeki ödenek artışını öngören değişiklik teklifleri ile cari ve izleyen yılların bütçelerine mali yük getiren tekliflerde, öngörülen giderleri karşılayabilecek mali kaynak gösterilmesi zorunlu olacak.
Merkezi yönetim kesinhesap kanunu teklifi, ilgili olduğu mali yılın sonundan başlayarak en geç 6 ay sonra cumhurbaşkanı tarafından TBMM'ye sunulacak. Sayıştay genel uygunluk bildirimini, ilişkin olduğu kesinhesap kanun teklifinin verilmesinden başlayarak en geç 75 gün içinde Meclise sunacak. Kesinhesap kanunu teklifi ve genel uygunluk bildiriminin TBMM'ye verilmiş olması, ilgili yıla ait Sayıştayca sonuçlandırılmamış denetim ve hesap yargılamasını önlemeyecek ve bunların karara bağlandığı anlamına gelmeyecek. Kesinhesap kanunu teklifi, yeni yıl bütçe kanunu teklifiyle birlikte görüşülecek ve karara bağlanacak.
- BAKANLAR KURULU OLMAYACAK
Teklifle, önerilen hükümet sistemine uyum için anayasanın farklı maddelerinde bulunan bazı ibareler değiştiriliyor, kimi maddelere yeni ibareler ekleniyor, bazı ibareler ise metinden çıkarılıyor.
Önerilen sistemde, "Bakanlar Kurulu" olmayacak.
Yürütme yetkisi ve görevi, cumhurbaşkanı tarafından anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılacak ve yerine getirilecek.
"Sıkıyönetim", "Askeri Yargıtay", "Askeri Yüksek İdare Mahkemesi", "tasarı", "kanun hükmünde kararname" ibareleri çıkarılıyor.
Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarının yargı denetimi dışında olacağı hüküm de yürürlükten kalkıyor.
Jandarma Genel Komutanının görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanmasına dair düzenlemeden vazgeçiliyor.
Anayasanın, "TBMM seçimlerinin geriye bırakılması ve ara seçimler" başlığı, "Seçimlerin geriye bırakılması ve ara seçimler" şeklinde değiştiriliyor.
Kamu tüzel kişiliğinin, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulacağına dair hüküm, kamu tüzel kişiliğinin ancak kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulması diye değiştirilecek.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, en az 12 yerine 10 üyeyle toplanabilecek.
Meclis, bir yasama yılında en çok 3 ay tatil yapabilecek, ara verme veya tatil sırasında cumhurbaşkanınca toplantıya çağrılabilecek. Bu maddedeki "doğrudan doğruya veya Bakanlar Kurulunun istemi üzerine" ibaresi metinden çıkarılıyor.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleri oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisi, cumhurbaşkanına tanınıyor.
Milli güvenliğin sağlanmasından ve Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, TBMM'ye karşı cumhurbaşkanı sorumlu olacak.
- MGK'NIN YAPISI DEĞİŞTİRİLİYOR
Mili Güvenlik Kurulunun (MGK) yapısında da değişiklik yapılıyor. MGK'da Jandarma Genel Komutanı yer almayacak. MGK, cumhurbaşkanının başkanlığında, cumhurbaşkanı yardımcıları, Adalet, Milli Savunma, İçişleri, Dışişleri bakanları, Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanlarından kurulacak.
MGK Genel Sekreterliğinin teşkilatı ve görevleri Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenecek.
Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecek.
Mahalli idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacıyla kendi aralarında cumhurbaşkanının izniyle birlik kurmaları, görevleri, yetkileri, maliye ve kolluk işleri ve merkezi idareyle karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenecek.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversiteler tarafından seçilen ve sayıları, nitelikleri, seçilme usulleri kanunla belirlenen adaylar arasından rektörlük ve öğretim üyeliğinde başarılı hizmet yapmış profesörlere öncelik vermek sureti ile cumhurbaşkanınca atanan üyeler ve cumhurbaşkanınca doğrudan doğruya seçilen üyelerden kurulacak.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Başbakanlık yerine, cumhurbaşkanının görevlendireceği bakana bağlı olacak.
Kamu hizmetlerinde çalışan kişi, üstünden aldığı emri; yönetmelik, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanun veya anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmeyecek ve bu aykırılığı o emri verene bildirecek.
- ANAYASA MAHKEMESİNİN YAPISINA İLİŞKİN DÜZENLEME
Anayasa Mahkemesi, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve TBMM İçtüzüğü'nün anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetleyecek, bireysel başvuruları karara bağlayacak.
Anayasa Mahkemesi cumhurbaşkanını, TBMM başkanını, cumhurbaşkanı yardımcılarını ve bakanları, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi başkan ve üyelerini, başsavcılarını, cumhuriyet başsavcıvekilini, Hakimler ve Savcılar Kurulu ve Sayıştay başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılayabilecek.
Değişikle genelkurmay başkanının cumhurbaşkanınca atanacağı ibaresi ekleniyor.
Genelkurmay başkanının, Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine, cumhurbaşkanınca atanacağı, genelkurmay başkanının, bu görev ve yetkilerinden dolayı başbakana karşı sorumlu olacağı, Milli Savunma Bakanlığının, Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıkları ile görev ilişkileri ve yetki alanının kanunla düzenleneceğine dair düzenlemeler uygulamadan kalkıyor.

23 Aralık 2016 Cuma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, düşürülen Rus uçağı ve Büyükelçi (Andrey Karlov) suikastıyla ilgili olarak "Karlov'un öldürülmesi Rusya-Türkiye ilişkilerini bozmaya yönelik bir eylemdi.

VLADİMİR PUTİN'DEN TÜRKİYE AÇIKLAMASI: "İLİŞKİLERE ZARAR VERMEZ"
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, düşürülen Rus uçağı ve Büyükelçi suikastıyla ilgili olarak "Karlov'un öldürülmesi Rusya-Türkiye ilişkilerini bozmaya yönelik bir eylemdi. Rus uçağının düşürülmesinden sonra bu emri verenlerin amacının Rusya-Türkiye ilişkilerinin bozmak olduğu yönündeki açıklamalara şüpheyle bakıyordum. Fakat artık buna ikna olmaya başladım.Rus uçağını düşürme emrinin arkasında Türk liderliğinin olduğu konusunda fikrimi değiştiriyorum. Karlov'un öldürülmesi Rusya-Türkiye ilişkilerine zarar vermeyecek" dedi.
(AA, 23 Aralık 2016 - Cuma, 17.30) Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov'a düzenlenen suikastla Türk-Rus ilişkilerinin hedef alındığını söyledi. Putin "suikast Rusya Türkiye ilişkilerine zarar…Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1437 gazetecinin akreditasyon yaptırdığı geleneksel yılsonu büyük basın toplantısını düzenliyor. Putin Türkiye ile ilgili "Rusya, Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un öldürülmesiyle ilgili soruşturmada her şeyin açığa çıkarılmasını yakından izleyecek" dedi.
'RUS UÇAĞINI DÜŞÜRME EMRİNİN ARKASINDA "TÜRK LİDERLİĞİN OLDUĞU" KONUSUNDAKİ FİKRİMİ DEĞİŞTİRİYORUM'
Putin Ankara'da suikast sonucu hayatını kaybeden Rusya büyükelçisi Karlov'la ilgili soruyu da cevapladı. Putin şöyle konuştu: "Karlov'un öldürülmesi Rusya-Türkiye ilişkilerini bozmaya yönelik bir eylemdi. Rus uçağının düşürülmesinden sonra bu emri verenlerin amacının Rusya-Türkiye ilişkilerinin bozmak olduğu yönündeki açıklamalara şüpheyle bakıyordum. Fakat artık buna ikna olmaya başladım. Rus uçağını düşürme emrinin arkasında Türk liderliğinin olduğu konusunda fikrimi değiştiriyorum. Karlov'un öldürülmesi Rusya-Türkiye ilişkilerine zarar vermeyecek."
AŞIRI GÖRÜŞLÜLER TÜRK ORDUSUNA DERİN BİR ŞEKİLDE YUVALANMIŞ DURUMDA'
Putin konuşmasında "Aşırı görüşlüler Türk ordusuna derin bir şekilde yuvalanmış durumunda" ifadesini de kullandı.
HALEP'TEKİ VAHŞET, İNSANLIK DRAMI VE TAHLİYELER...
Putin, İnsanlık dışı uygulamalara maruz kalan savaş mağduru sivillerin Halep tahliyeleri konusunda şöyle konuştu: "Halep'ten neredeyse 100.000 kişi tahliye edildi. Bu, dünyadaki en büyük insani operasyon oldu. Bu, Türkiye Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip Erdoğan), İran liderliği ve Suriye Devlet Başkanı (Beşar Esad) olmadan başarılamazdı. Bundan sonraki adım Suriye'nin tamamında ateşkesi tam anlamıyla sağlayacak bir anlaşmaya varmak. İran, Esad ve Türkiye Suriyeli tarafların Astana'da barış görüşmeleri yapması konusunda mutabık. Rusya, Türkiye ve İran'ın dahil olduğu üçlü format Suriye konusunda etkili olduğunu kanıtladı. Bu formatı devam ettirmek gerek. ABD'yi de Rusya, Türkiye ve İran'ın çabalarına katılmaya çağırıyoruz."

10 Aralık 2016 Cumartesi

SON DAKİKA! Yeni Anayasa Teklifi, "AKP parlamenterlerinin imzası ile" Meclise Sunuldu

YENİ ANAYASA TEKLİFİ MECLİS'E SUNULDU!..
AK Parti'nin anayasa değişikliği teklifini, AK Parti Grup Başkanvekili Elitaş, 316 imzayla TBMM Başkanı İsmail Kahraman'a sundu. Dün TBMM Başkanlığı'na sunulması beklenen ancak gerekçe yazımı nedeniyle bugüne sarkan teklifin son hali MHP'ye sunuldu. Teklif, TBMM Başkanlığı'na sunuldu.
TEKLİF MECLİS'TE
Dün TBMM Başkanlığı'na sunulması beklenen ancak gerekçe yazımı nedeniyle bugüne sarkan teklifin son hali MHP'ye sunuldu. MHP'nin onayının ardından teklif, TBMM Başkanlığı'na sunuldu. AK Parti Genel Sekreteri Abdülhamit Gül ile MHP'li Mehmet Parsak, Yeni Anayasa teklifini Meclis Başkanlığı'na sunduktan sonra saat 18.00'da TBMM'de basın toplantısı düzenleyecek. Anayasa'nın bazı maddelerinin değiştirilmesi için AK Parti ve MHP arasındaki görüşmelerde anlaşmaya varılmıştı.
ERDOĞAN'DAN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ YORUMU: 
İNŞALLAH YENİ BİR DÖNEMİN BAŞLANGICI OLSUN
Anayasa değişikliği teklifiyle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Teklif bugün parlamentoya sunulacak. İnşallah yeni bir dönemin başlangıcı olsun." dedi. İstanbul Esenyurt Belediyesince yapımı tamamlanan projelerin toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, Anayasa değişikliği teklifiyle ilgili, "Teklif bugün parlamentoya sunulacak.Temennim odur ki Parlamento'dan bu, şöyle başarılı bir referandum oylamasıyla, 330'u aşacak şekilde geçer ve ondan sonra da Parlamento bunu milletimize taşıyacak, milletimize gelir. İnşallah yeni bir dönemin başlangıcı olsun." dedi. Termal tesisi duyunca iftihar ettiğini anlatan Erdoğan, eserlerin yapımı dolayısıyla belediye başkanı ve ekibini, yüklenici firmalardaki mimar, mühendis, işçileri tebrik etti.
"ŞAHADETE YÜRÜYEN KARDEŞLERİMİZİ UNUTMAK MÜMKÜN MÜ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Esenyurt'un, İstanbul'un en sıkıntılı ilçelerinden biriyken, yapılan yatırımlarla şehrin en seçkin bölgelerinden biri haline geldiğini belirterek, törene katılanlara şöyle seslendi: "İnşallah önümüzdeki dönem Esenyurt çok daha büyük, çok daha güzel projelerle gelişmeye devam edecektir. Esenyurt sadece gelişmekle, güzelleşmekle kalmıyor, aynı zamanda kahramanlığıyla ve cesaretiyle de tevarüs ediyor. Sizler, 15 Temmuz gecesi buradan havalimanına kadar olan 22 kilometrelik yolu yürüyerek o çağrıma farklı bir cevap verdiniz ve 29 gün meydanlarda demokrasi nöbeti tuttunuz. Şehadete yürüyen kardeşlerimizi, gazilerimizi unutmak mümkün mü? Unutmayacağız, unutturmayacağız. Çanakkale unutulur mu? Kurtuluş Savaşı unutulur mu? İstanbul'un fethi unutulur mu? Aynen bu da öyle. Bazıları diyor ki 'Unutturulmak isteniyor.' Hayır, ne unutacağız ne unutturacağız." İstanbul'un 15 Temmuz darbe girişimine verdiği 98 şehit, 948 gazi ve sokaklara dökülen yüz binlerce, milyonlarca insanıyla en güçlü direnişi gösteren şehirlerin başında geldiğini kaydeden Erdoğan, "Şehitler tepesini boş bırakmayan bu kutlu vazifeye talip olan tüm kardeşlerime bir kez daha teşekkür ediyorum." ifadesini kullandı.
"HİÇBİR GÜCÜN KARŞISINDA EĞİLMEDİK"
Erdoğan, "Dik dur eğilme, bu millet seninle" sloganları üzerine, "Biz Allah'tan başka hiçbir gücün karşısında eğilmedik, eğilmeyiz. Sadece rükuda eğildik." diyerek, Arif Nihat Asya'nın "Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor" şiirinden "Şehitler tepesi boş değil/Toprağını kahramanlar bekliyor/Ve bir bayrak dalgalanmak için/Rüzgar bekliyor" dizelerini alıntıladı. Erdoğan, "Milletimiz 15 Temmuz gecesi bayrağını dalgalandıracak o rüzgarı bizzat kendisi estirdi. Böyle bir millete mensup olduğum için Rabbime hamd ediyorum. ya Rab sana hamdolsun, bizi böyle bir milletle haşrediyorsun. ya Rab, ebedi alemde de bizleri sevgili habibinin liva-ül-hamd ismiyle müsemma sancağı altında da beraber haşreyle." diye konuştu.
"BENİ ENTERESE ETMEZ"
Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, pek çok kişinin 15 Temmuz'u tarihin akışı içinde hak ettiği konuma hala tam olarak oturtamadığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Gerçekten de bazı hadiselerin önemi zamanla ortaya çıkar. Çanakkale'de gözünü kırpmadan düşmanın üzerine yürüyen askerimiz bunu tarihe geçmek için değil, inancını ve vatanını korumak gayesiyle yapıyordu. Kurtuluş Savaşı'nda 'artık ayağa kalkamaz' diye bakılan bir milleti ve ülkeyi yeniden ayağa şahlandıran, yeniden ayağı kaldıran yine bu inançla mücadele ediyordu. Aynı şekilde Cumhuriyet döneminde verilen mücadelelere baktığımızda bu hadiselerin her birinin milletimizin tarihinde çok önemli kırılma noktaları olduğunu görüyoruz. 15 Temmuz da ülkemizin ve milletimizin tarihinde işte böyle bir dönüm noktası, böyle bir yol ayrımıdır. Türkiye'nin geçtiğimiz 14 yılda yaşadığı büyük dönüşüm, 15 Temmuz'da hem gerçek yerine oturmuş hem de yeni bir istikamet kazanmıştır. İşte çıldırıyor Batı, niye? ' Türkiye niçin böyle güçleniyor?' Elhamdülillah şu an milli gelir itibarıyla Türkiye bu yarışın içerisinde 'Ben varım' diyor. Kişi başına milli geliriyle 'Ben varım' diyor. Onun için çılgına dönüyorlar. Türkiye 'nin büyümesini engellemek için silah dahil her türlü yola, kan dökmek dahil her türlü yönteme başvurulabileceğini 15 Temmuz'da hep birlikte yaşayarak gördük."
"BEN BURADA MİLLETİME BAKARIM"
"İdam" sloganları üzerine Erdoğan, şunları söyledi: "Ben bu konuda düşüncemi açıkladım. Milletin idam talebine, parlamento kararını verir. Parlâmento kararını verdikten sonra bana gelirse 'Ben de bunu onaylarım' dedim. Batı şöyle diyor, böyle diyor beni enterese etmez. Ben burada milletime bakarım, hakka bakarım. Bizi yıkmak için vurulan darbeler, hamdolsun birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirdi, hala da güçlendiriyor. 1990'ların, gönüllerin ve ideallerin paramparça olduğu Türkiyesinden bugünün yüreklerin toplu vurduğu 2023 hedefleri için sımsıkı bir araya geldiğimiz bir Türkiye... Ne diyor üstad? 'Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir/Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.' Birileri bizim oluklarımızdan kir akıtmaya çalıştıkça, milletimiz inancıyla ve dirayetiyle her seferinde nur akan olukların önünü açmıştır. Elhamdülillah. İnşallah önümüzdeki dönemde bir olarak, iri olarak, diri olarak, kardeş olarak, hep birlikte Türkiye olarak çok daha büyük başarılara sahip olacağız." Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, 15 Temmuz'da milletin darbecilere karşı darbe indirdiğini ifade ederek, "Onlar bize darbe indirmeye kalktılar, ama milletin karşı darbesiyle tokadı yediler. Son 200 yılda çeşitli defalar tekrarlanan bir hesaplaşmanın bu, son perdesidir. Türkiye 'yi kim kurtarır, Türkiye nasıl kurtulur sorularına 200 yıldır aradığımız cevabı, 15 Temmuz'da kati olarak bulduğumuzu düşünüyorum. Türkiye'yi ancak millet kurtarabilir. Türkiye 'yi ancak milletle birlikte hareket ederek kurtarabiliriz. Halbuki biz asırlardır çareyi, çözümü, ilacı hep dışarıdan ithal ürünlerle halletmeye çalıştık, o formüllerle çözmeye çalıştık. Çarenin millet olduğunu ancak 5 milyon kilometrekarelik bir devleti, 780 bin kilometrekareye düşürdükten sonra bulabildik. Bizi nasıl erittiler? Nasıl bizi yediler bitirdiler?" dedi.
"KARŞIMIZDAKİ FOTOĞRAF ÇOK AÇIK"
" Türkiye olarak son 3-4 yıldır öyle olaylar yaşıyor, öyle gelişmelere şahit oluyoruz ki inanın diğer ülkeler bizi hem büyük bir gıptayla hem de şaşkınlıkla izliyor. Ama evelallah son yarım asrını bizzat yaşamış, tarihini de gayet yakından bilen bizler için karşımızdaki fotoğraf çok açık. Ne zaman kendimizi toparlamaya, yeni hedefler belirleyip, o doğrultuda yürümeye kalkıştıysak aynı şey oldu. Kimi zaman dışarıdan kimi zaman içeriden yapılan saldırılar nedeniyle dikkatimizi, enerjimizi, imkanlarımızı sürekli savunmaya hasretmek zorunda kaldık. Bu defa da aynı oyun, tutmayacak, tutmayacak. Yürüyüşümüz kararlı olacak, tereddüt yok."
"TEMENNİM 330'U AŞACAK ŞEKİLDE GEÇER"
"Bugün yanılmıyorsam hükümet, yeni anayasayla ilgili hazırlıkları Parlâmento 'ya sunacaklardı. Temennim odur ki Parlâmento 'dan bu, şöyle başarılı bir referandum oylamasıyla, 330'u aşacak şekilde geçer ve ondan sonra da Parlâmento bunu milletimize taşıyacak, milletimize gelir. Bütün bunlara hazır mısınız? İnşallah Parlamentomuz da buna hazır olduğunu sizlere getirmek suretiyle ortaya koyar. Milletimiz için hayrolsun, ülkemiz için hayrolsun. İnşallah yeni bir dönemin başlangıcı olsun."
MHP'YE İLETİLEN ANAYASA TEKLİFİNİN DETAYLARI! TÜM SEÇİMLER 2019'DA
Yeni Anayasa teklifinin ayrıntıları ortaya çıktı. Teklife göre; Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler 2019 Kasım, yerel seçimler ise 2019 Mart'ta yapılacak. AK Parti ve MHP'nin uzlaştığı yeni Anayasa teklifi ile ilgili geri sayım başladı. Dün TBMM Başkanlığı'na sunulması beklenen ancak gerekçe yazımı nedeniyle bugüne sarkan teklifin son hali MHP'ye sunuldu. MHP'nin onayından sonra teklif, TBMM Başkanlığı'na sunulacak. MHP'ye iletilen teklifin detayları da ortaya çıkmaya başladı. Teklife göre; Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimler 2019 yılının kasım ayında yapılacak.Yerel seçim 2019 yılının mart ayında olacak. Cumhurbaşkanı parti üyesi olabilecek. HSYK'nın yapısı değişiyor. TÜM SEÇİMLER 2019'DA: Milletvekili sayısı 2019 sonrası için 600 olarak öngörülürken yedek vekillik de teklifte yer alıyor. Teklife göre Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimler 2019 yılının kasım ayında yapılacak. Yerel seçim 2019 yılının Mart ayında olacak. Seçilme yaşı ise 18'e düşüyor. Yedek milletvekilliği sistemi getiriliyor. HSYK ÜYESİ KURAYLA SEÇİLEBİLİR:  HSYK'nın yapısı değişiyor. HSYK üyelerinin yarısını Cumhurbaşkanı yarısını TBMM seçecek. TBMM'deki HSYK seçimlerinde ilk iki turda beşte üç çoğunluk aranacak. Seçim son tura kalırsa kura devreye girecek. Anayasa Mahkemesi'nin üye sayısı 15'e düşürülüyor. JANDARMA MGK'DAN ÇIKIYOR: Askeri yargı kaldırılıyor. Jandarma Genel Komutanı MGK üyeliğinden çıkarılıyor.
İŞTE MADDE MADDE TEKLİFİN AYRINTILARI:
- Cumhurbaşkanı yürütmenin başı olacak ve başbakanlık kalkacak.
- Partisiyle ilişiği kesilmeyecek cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisi olacak.
- Cezai sorumluluğu olacak cumhurbaşkanının Yüce Divan'a sevki için de kademeli formül öngörülüyor.
- Cumhurbaşkanının parti üyeliği 2018'de, cezai sorumluluğu 2019'da başlayacak.
- HSYK'nın yapısı değişiyor.
- HSYK üyelerinin yarısını Cumhurbaşkanı yarısını Meclis seçecek.
- HSYK seçimlerinde ilk 2 turda 5'te 3 çoğunluk aranacak.
- HSYK seçimleri son tura kalırsa kura yöntemi devreye girecek.
- Askeri yargı kaldırılıyor.
- Yerel seçimler 2019 Mart'ta yapılacak.
- Anayasa Mahkemesi üye sayısı 15'e düşüyor.
- Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler 2019 Kasım'da yapılacak.
- Jandarma Genel Komutanı, Milli Güvenlik Kurulu'ndan (MGK) çıkarılıyor.
- Milletvekili sayısı 600 olacak, seçilme yaşı 18'e inecek. Seçimlerin istikrarı, sağlıklı, sürekli ve düzenli dönem Meclis çalışmaları için 'hayati önemi haiz' YEDEK MİLLETVEKİLLİĞİ, olası Milli Delege Sistemi ve/veya Dar Bölge Seçim Sistemi tasarıda yok!.. BAŞBAKAN: PÜRÜZ YOK. Başbakan Binali Yıldırım, tüm maddelerde anlaşma sağlandığını, pürüz olmadığını söyledi. Yıldırım, anayasa değişiklik teklifiyle ilgili ayrıntı vermedi. İKİ PARTİDEN ORTAK AÇIKLAMA YAPILACAK. İçeriği iki parti adına çalışmaları yürüten Mehmet Parsak ve Abdulhamit Gül'ün basın toplantısıyla açıklanacak.

16 Kasım 2016 Çarşamba

Bir zamanlar ÇOBAN SÜLÜ vardı. Şimdi bu çobanlıktan dem vuruyor. "ERDOĞAN: BEN DE BİR ÇOBANIM"

ERDOĞAN: BEN DE BİR ÇOBANIM!..
Başbakan Binali Yıldırım, Saray'ın Kongre Merkezi'nde yapılacak "Milli Tarım Projesi" toplantısına açıklamalarda bulundu. Ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan toplantıda konuşma yapıyor.
* Milletin evine sığmayıp şu an dışarda toplantımızı izleyen değerli kardeşlerim değerli misafirler sizleri en kalbi duygularımla hasretle muhabbetle selamlıyorum. Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığımız tarafından uygulamaya sokulan Milli Tarım Projesi'nin hayırlı olmasını temenni ediyorum.
* Rahmetli Aşık Veysel ne güzel söylemiş; Dost dost diye nicesine sarıldım, benim sadık yarim kara topraktır. Beyhude dolandım boşa yoruldum, benim sadık yarim kara topraktır. Sadık yarimiz olan toprağa hak ettiği değeri vermezsek top yekün insanlığın geleceğini tehdit altına sokmuş oluruz.
* Rabbim bizlere topraktan yaratıldığımızı ve toprağa döneceğimize haber veriyor. İnsanoğlunun hayatta kalmasını sağlayan hususların başında tarım ve hayvancılık başarısı denk geliyor. Bunların üretimini beceremeseydi insanoğlu hayatına devam edemezdi.
* Hayatımızı sürdürmek için ihtiyaç duyduğumuz ürünlerin belli meslekler tarafından yürütülmesi bizler için çalışmalar sağlar. Bu hususları tekrarlamamın sebebi ülkemizde tarım ve hayvancılığın önemli olduğunu ifade etmektir. Milli Tarım Projesi gerçekten de her türlü takdir ve desteği hak ediyor.
* Havza bazlı ve yerli üretimi destekleyen bu projeye sahip çıkmalıyız. Anadolu dünyanın en kadim tarım ve hayvancılık coğrafyası olmasına rağmen olmamız gereken yerin uzağındayız. Topraklarımız var ama yeterli teknik destekle hakkıyla değerlendiremiyoruz.
* Meralarımız var ama et fiyatları almış başını gidiyor, ithalat yapıyoruz. Topraklarımız konusunda azotlu gübreyle topraklarımızı mahvettik. Çamurlanıyor. Tüm hastalıkların temelinde bu yatıyor. Doğal gübreye dönmek zorundayız. Kimyevi azotun tehditinden tarımsal gıdalarımızı kurtarabiliriz.
* Türkiye yüzde 4,7 büyürken, yüzde 2 oranında tarım büyümüştür. İthalat artışı ihracat artışın üzerine çıkmıştır. Avrupa'da bir numara olmamız gerçek potansiyelimiz anlamına gelmiyor. Gıda ve et ithalatı yapıyorsa bir sorun olduğu anlamına gelir. İnşallah Milli Tarım Projesi ile bu sorunların çözümü konusunda önemli adımlar atmış oluyoruz. Plansız programsız işle arz açığı ya da fazlası bu sıkıntının geride kalacağına inanıyorum.
* İllerimize ve hayvan türlerine göre fiyatların dengelenmesi ve ithalatın azalması konusuna ulaşacağımızı biliyorum. Enflasyonun sebebi gıda rakamlarıdır. Domates biber rakamları söylenince ağrıma gidiyor. Domatesten biberden dolayı enflasyondan etkilenmemiz lazım.
* Bizim sebzede çeşitlerimizin artması lazım. 19 sebze çeşidi nedir ya? Bunu artıracağız. Bu topraklardan çok sebze gelir. Meyve çeşitlerimizi artırmamız lazım. Derde deva. İnşallah bu olacak. Adamlara gidiyorsun bakıyorsun masaya peynirlerin envayi çeşitlerini getiriyor. Bacılarım bizde de olur mu? Olur. Envayi çeşit peynir üreteceğiz ve dünyaya pazarlayacağız.
* Osmanlı'yı ayakta tutmanın yolu iaşecilik sistemiydi. Bizim de fiyatları dengede tutacak bir sistem oluşturmamız lazım. Teşvikler var, ne kalıyor çalışmak. Peygamberlerin mesleği olan çiftçilik ve çobanlığı bilgilendirmeyle teşvik ederek ülkemizde hakettikleri konuma getirmeliyiz. Çobanlık deyip hafife almayın.
* Çobanlığın felsefesini anlamayan insan yönetemez. Ben de bir çobanım. Hepiniz çobansınız, hepiniz güttüklerinizden mesulsunuz buyuruyor Peygamberimiz. Anlamayan anlamaz. Anlamayanların geldiği durum belli. Biz işimize bakalım. Bize eğilmek yakışmaz, biz sadece Rüku'da eğiliriz.
* Kardeşlerim sizler gayet iyi bilirsiniz. Tohum toprağa düşmeden can bulmaz. Toprağa düşen tohumdan kaliteli ürün istiyorsanız gübresinden suyuna kadar tüm ihtiyaçlarını karşılamalısınız. Devletler için de geçerli Anadolu Selçuklu, Alparslan'la bu topraklarla yetişmiştir. Osmanlı'da izi takip edilerek kurulmuştur. Cumhuriyet de Osmanlı tohum varlığından vücut bulmuştur. Ecdadımız gittiği her yerde toprağı bereketli kılmanın çabası içinde olmuştur.
* Sadece biraz suya, gübreye, emek, kardeşlik tohumlarının yeniden yeşertilmesine ihtiyaç vardır. 14 yılda Balkanlardan Orta Asyaya Afrika'ya kadar gönül köprüleri kurma çabasındayız. Geçtiğimiz cuma Belarus'ta Minsk Camii'nin açılışını yaptık, eksi 8 derecede. Tarihimizde sömürgecilik olmadığından birlikte kazanacağımız projeler teklif ediyoruz. Her türlü riski göze aldık. Hem kendimiz hem de tüm mağdurlar için bu gayretleri gösterirken birileri de ülkemizi terörle yakmak için uğraşıyor.
* Terör örgütleri aynı amaçla saldırıyor. Kimi tüfekle, kimi fitneyle. Başka yerlerde tıkır tıkır işleyen planların Türkiye'de neden boşa çıktığını bilmiyorlar. Bu millet aziz bir millet. Bu millet yüce bir millet, farklı bir millet. Türkiye'yi devletlerden devlet sananlar, milletlerden millet sananlara yanıldıklarını 15 Temmuz'da bir kez daha gösterdik. Çiftçi kardeşlerimiz de neler yapabileceklerini gösterdiler. Ekranda izledik zekaya bak, ne yaptı, tarlasını yaktı. Niye yaktı F16'lar nerede kim var göremesin.
* Kardeşimize milletim adına teşekkür ediyorum. Sağolsun varolsun. Kimisi traktörüne atladı. Biçer döverimle beraber. Senin F16'ın varsa benim de traktörüm var. Senin helikopterin varsa, benim kamyonum var. Hepsi anında. Benim hanım kardeşlerim de boş durmadı.
* Darbe girişimi sonrası samanlarını ateşe verene tazmini teklif edildiğinde biz o samanları Allah için yaktık diyerek Türk milletinin asaletini gösterdiler. 9 çiftçimiz şehit olmuştur. Pek çok çiftçimiz saflarını belli etmiştir. Böyle bir millete kim diz çöktürebilir. Böyle bir millete kim teslim olabilir. Doğu'ya bakın Orta Anadolu'ya.
* Derik'te teröristler tarafından katledilen Kaymakam ve Bakanlıkça görevlendiren Muhammed Safitürk kardeşimizin cenaze törenine katıldık. Yürekleri sızlatan bir görüntüydü. Metanetleri geleceğimize olan güvenimi güçlendirdi. Aynı zamanda mücadele azmimizi de biledi. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Başkomutanı ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanı olarak şu mesajı vermek istiyorum. Hiçbir şehidimizin kanını yerde koymadık, koymayacağız.
* Türkiye'ye yönelik her saldırıya öyle bir cevap vereceğiz ki akıllarından dahi böyle bir düşünceyi geçiremeyecekler. Bu ülkenin askerini polisini kaymakamınını herhangi bir memurunu öldürenlere ve yardım edenlere dünyayı dar etmezsek yazıklar olsun.
* Hepsi hukuk çerçevesinde hakettiği cezaya kavuşacak. Ne dedim biz şu an Hükümetimiz ve MHP idamı görüşmekten yanalar. Parlemento bu kararı aldığı anda bana da onaya geldiğinde ben bu kararı onaylarım. Ondan sonra referandum olduğu için millete gelecek. Asıl olay merciyi sizsiniz; millet. Batı ne diyor idam olmaz. Nereden bunu konuşuyorsunuz diyor; Ey Batı bu milletin kaderi sizin elinizdedir. Bugün dünyanın büyük çoğunluğunda da bu var. Kimsin sen ya, kimsin? Nesin sen, sen Türkiye adına ne zamandan beri karar verme yetkisine sahip oldun. Sen veya siz nasıl olur da Türkiye hakkında karar verirsiniz. Türkiye'yi tanımamışsınız, çevirdiğiniz fırıldaklar Türkiye adına değil. Bu millet kendi kararını kendi verir, kendi göbeğini kendi keser. Avrupa Birliği Parlementosundaki terör örgütleri temsilcilerini temizleyin. O zaman görün.
YIL SONUNA KADAR SABREDELİM SONRA MİLLETE GİDELİM
* AB önce verdiği sözleri tutsun. Terör örgütü Avrupa'da cirit atıyor. Onlara her türlü desteği vereceksiniz, Türkiye'ye de müzakereler durdurulacak diyeceksiniz. Geç kaldınız ya, hemen kararınızı verin. Yıl sonuna kadar sabredelim, ondan sonra millete gidelim.
* İngiltere bile milete gitti, millet ne yaptı İngiltere'de çıkalım dedi ve çıktılar. Suriye'de Irak'ta mültecilere verdiğimiz destekle yaptığımız harcama 15 milyar dolara ulaştı. Siz verdiğiniz hiçbir sözü tutmadınız ki nereye yürüyeceğiz. Bunlar dürüst değil, biz dürüst olanlarla yürüyeceğiz. Birileri kendi akıllarınca bize bu coğrafyayı dar etmek istiyorlar. Terbiyesize bak ya yaptırım uygularız diyor, senin her yerin yaptırım olsa ne yazar? Geç kalıyorsun geç. Onların kullandığı ne kadar maşa, hain varsa hepsinin başını eziyoruz, ezeceğiz. Onların topu cehennem çukurunda yansın.
Başbakan Yıldırım'ın konuşmasından notlar;
* Aslında tarım sektöründe havza çalışmaları köklü değişikliği işaret ediyor. Biz diyoruz ki kafana göre değil havzana göre. Bir bölgede pamuk ekildiyse öbür bölgede buğday pirinç ekilecek.
*Bütün il ve ilçelerimizi kapsayan bir çalışma yapıldı. Bugün çiftçinin elinde bir rehber var. Nerelere hangi ürünlere ekersek oralardan destek alacağız.
* Çiftçi yaptığı işten memnun değilse bir yerde bir yanlış var demektir. Bakanımız bütün detayları anlattı. Tarım sektörüne tam 90 milyar TL destek verdik. Tarım sektörü bunu hakediyor. Bu destekler daha fazla olmalı. Tarım sektörü gelişme sağlayan desteklerin başında olmaya devam ediyor.
'YILDA İKİ KEZ ÖDENECEK'
* Bu destekler yıl boyu küçük küçük rakamlarla veriliyor. Parça pinçik vermek yerine yılda iki sefer; bir ekerken bir de biçerken, nisan-mayıs ve eylül-ekimde vererek bu işi sadeleştirelim. Yani aldığından da bir şey anlasın çiftçilerimiz. Bu karar önemli bir karar.
* Bir yıl içinde 14-15 milyar destek yapacağız. Bir yarısını nisan-mayıs diğer yarısını eylül ekimde vereceğiz. Siz de işinizi ona göre yapacaksınız. Tarım sektörümüzün birçok ihtiyacı sorunu var.
'DEPONUN YARISI SİZDEN YARISI BİZDEN'
* İki önemli gider kalemi var. Maliyetleri iki önemli kalem olan gübre ve yakıtta azalmalara gideceğiz. Gübrede KDV'leri kaldırdık. Tarım Kooperatifleriyle ayrıca ucuzladı. Gübrede mesafe aldık.
* Mazot için de diyoruz ki deponun yarısı sizden yarısı bizden. Hayırlı uğurlu olsun. Sulamayla ilgili problemlerimiz var. Sulama ve toplulaştırma. Bir toplulaştırmayı hızlandırmalıyız. Miras nedeniyle büyük tarlalar bölünüyor, kimsenin işine yaramıyor. Mirasla bölünmeye yönelik kanuni düzenleme de yaptık.
* 2023'e kadar 7 milyon hektar tarım arazisi toplulaştıracağız. Bakanlar Kurulu olarak aldığımız kararla sulamada sorumluluğu Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na veriyoruz. Tarlalarda kapalı sulama her türlü sulama işinin sorumluluğu Tarım Bakanlığımızın olacak.
'184 OVAMIZI KORUMA ALTINA ALIYORUZ'
* Milli Tarım Projesi'nin bir de hayvancılık tarafı var. 12 milyondan 23,5 milyona çıktı. Yine önemli bir mesafe kaydetti. Bugüne kadar Avrupa'nın en büyük tarımsal hasılasına sahip Türkiye. 3. büyük Tohum Gen Bankası'nı da ülkemizde kurduk.
* Damızlık hayvancılığını önemsemeliyiz. Hayvancılıkta kendimize yetecek bir ülke haline gelmeliyiz. Tarım alanlarımızın korunmasına yönelik 184 ovamızı koruma altına alıyoruz. Buralara fabrika ve bina yapılmayacak. Bu alanlar dışında yapılacak. Şehirleşmede görüyoruz tarım arazilerinde beton binalar yükseliyor. Bereketli topraklar beton yığınına dönüşüyor.

* Buğdayla koyun gerisi oyun. Bizim beslenme geleneğimizde bu var. Diğerleri de önemli ama stratejik olarak en önemlisi bunlar. Gereken tedbirleri bu konuda alacağız. Meralarımız alçak terör elemanlarıyla değil, çobanlarımız çiftçilerimiz ülkemizin hayvancılığı ile daha da şenlenecek.
UNUTULMAMALIDIR Kİ!.. 
Siyaset: Basiret-Beka, İlim-Feraset, Adalet-Hikmet ve Hoşgörü İşidir. Varsa ne alâ, yoksa çok fena...
YORUM VE KATKI YERİNE KAİM OLMAK ÜZERE!...
BEKİR COŞKUN: 
Sen çoban biz koyun…
​Bizim evin oraya ne zamandır dökülen asfaltın açılışı, Cumhurbaşkanı'nın katıldığı mehterli, balonlu törenle yapıldı…
Kaç aydır açılmadan basmışız demek…
35 televizyonun Ankara'dan naklen verdiği törende “88 eser” hizmete girdi…
“88 eserin” içinde bizim asfalt da var…
İnsan basmaya kıyamaz…
88 eserin içinde “Mezarlık çevre düzenlemesi” açıldı…
Aynı zamanda Sağlıklı Yaşam Dernekleri kapatıldı…
“Okullara 21 adet basketbol potası” açıldı…
OHAL kapsamında 937 okul kapatıldı…
Başkentlilere çok lazım “Tohum eleme tesisi” açıldı…
Alevi Bektaşi Derneği kapatıldı…
“Oturma bankı” açıldı…
Emekli dayanışma dernekleri kapatıldı…
“Muhtelif yerlere merdiven yapımı” açıldı…
Ensar'ın peşini bırakmayan Gündem Çocuk Derneği kapatıldı…
“Taş toplama makinesi” açıldı…
Çağdaş Hukukçular Derneği kapatıldı…
“Çalı dikimi” açıldı…
BM'nin tanıdığı Barış Derneği kapatıldı…
“Dört adet dekoratif cadde lambası” açıldı…
Özgürlükçü Hukukçular Derneği kapatıldı…
Kısacası; törenle, çalıdan-merdivene “88 Eser” açıldı…
Meydanı doldurmuş binlerce kişi “Türkiye seninle gurur duyuyor”, “Öl de ölelim”, “Demokrasi kahramanı” diye alkışladı…
Ahali “İş yapsın da…” dedi…
Aynı zamanda; demokrasinin vazgeçilmezi yüzlerce sivil toplum örgütünün kapısı mühürlenerek kapatıldı…
*
Bu bakımdan Cumhurbaşkanı'nın “Çobanlığın felsefesini anlamayan, onun psikolojisini yaşamayan, insan yönetemez…
Ben de bir çobanım…” demesini çok iyi anladık…
Hakikaten doğru…
Biz de yıllardır söylüyoruz zaten; koyunuz diye…

1 Eylül 2016 Perşembe

Cumhuriyet ve Adalet (!) Tarihinde İlk Kez: "ADLİ YIL CUMHURBAŞKANLIĞI SARAYINDA AÇILDI” !....

Türkiye'de "Büyük Şaşkınlık Yaratan" Günün Olayı: 
“ADLİ YIL İLK KEZ 'ADLİYE DIŞINDA' SARAY'DA AÇILDI”
Türkiye'de adli yıl açılış töreni ilk kez Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda yapıldı. Yargı bağımsızlığı tartışmalarının gölge düşürdüğü törene CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu katılmadı.
2016-2017 adli yıl açılış töreni, Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda bulunan Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde yapıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, açılış töreninde yaptığı konuşmada, yargı bağımsızlığı tartışmasına değindi. Erdoğan, "Millet adına görev yapan yargının, milletin mekanında adli yıl açılış töreni yapması, yargı bağımsızlığına gölge düşürmez, tam tersine yargı bağımsızlığını güçlendirir" dedi.
ERDOĞAN: 15 TEMMUZ'DAN ÖNCESİ VE SONRASI
Hiç kimsenin ülke ve milletin çıkarları, ihtiyaçları dışında bir kritere göre hareket etme hakkı olmadığını savunan Erdoğan, "15 Temmuz'dan öncesi başkadır, sonrası bir başkadır. Öyle olmak zorundadır. Şahsım dahil, kendini siyasi veya bürokratik hırsa kaptıranlara tavsiyem; böyle anlarda hemen açıp 15 Temmuz şehitlerinin listesine bakmalarıdır" diye konuştu.
KILIÇDAROĞLU: YARGI İÇİN UYGUN DEĞİL
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, törene katılmama gerekçesi hakkında açıklamada bulundu. Saray'ın tartışmalı bir yer olduğuna, maliyetinin bilinmediğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, "Burayla ilgili çeşitli mahkeme kararları var. Saydamlığı savunması gereken yargı için uygun değil" dedi. Yargıyla ilgili geleneklerin evrensel çapta olduğuna ve devleti oluşturan temel unsurlardan biri olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, "Türkiye'de bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan farklı düşünene 'FETÖ'cü' muamelesi yapılıyor. Böyle bir atmosferde yargıçların doğru dürüst karar vermesi beklenebilir mi?" ifadelerini kullandı.
FEYZİOĞLU: KUVVETLERİN BİRLEŞTİĞİ GÖRÜNTÜSÜNÜ VERİR 
TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, "adli yılın külliyede açılmasının hem iç, hem dünya kamuoyuna kuvvetlerin birleştiği görüntüsü vereceğini" söyledi. Feyzioğlu, "Biz bundan rahatsızız. Bu Türkiye'ye zarar verir. Dünyaya, Türkiye'de yürüyen terör örgütüne yönelik soruşturma ve davaların bağımsız ve tarafsız şekilde yürütüldüğünü anlatmak mümkün olmaz" diye konuştu.
PROF. TÜRK: TÜM YETKİLER TEK ELDE TOPLANIYOR
DW Türkçe'ye daha önce konuşan eski adalet bakanlarından anayasa hukukçusu Prof. Hikmet Sami Türk de adli yılın Saray'da açılmasını eleştirmişti. Türk, "Türkiye'de, tüm yetkilerin tek elde toplandığı bir süper başkanlık rejimi uygulanmaya çalışılmaktadır. Bu da; tam bir veyaset sistemidir. Yargının vesayet altında olduğu görüntüsü verilmektedir" ifadelerini kullanmıştı. [© Deutsche Welle Türkçe & DW/NH/BD]
ANKARA'DA ADLİ YIL GERİLİMİ
Türkiye'de yeni adli yılın açılış töreninin Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda yapılacak olması 'yargı bağımsızlığı' tartışmalarını alevlendirdi. Tören, iktidarla ana muhalefeti ve Barolar Birliği'ni karşı karşıya getirdi.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 2014'teki törende Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun konuşmasını 'siyaset yüklü' bulmasının ardından yürürlükten kaldırılan 'adli yıl açılış töreni' uygulaması bu yıl 1 Eylül'de yeniden yapılacak. Ancak bu yılki açılış töreni de, daha gerçekleşmeden siyasetteki gerilimi tırmandırdı. Yeni adli yılın başladığını gösterecek törenin bu yılki adresi Cumhurbaşkanlığı Sarayı olarak belirlendi. Saraydaki törenin 'yargı bağımsızlığı' ilkesini zedeleyeceği düşüncesinden hareket eden ana muhalefet partisi CHP ile Türkiye Barolar Birliği (TBB) törene katılmayacağını açıkladı. MHP lideri Devlet Bahçeli ise katılacağını açıklarken, Yargıtay'dan "yargı bağımsızlığı şekil açısından değerlendirilmemeli, açılışın Cumhurbaşkanlığı'nda yapılmasında sakınca" yok açıklaması geldi. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın CHP lideri Kılıçdaroğlu ile TBB Başkanı Feyzioğlu'na "şekilciliğe ve ideolojik mahalle baskısına rağmen törene katılın" çağrısı yapması, Ankara'daki 'adli yıl' tartışmalarını tırmandırdı. Yargıtay salonunun küçük olmasından ötürü önce bir otelde yapılması kararlaştırılan sonra da cumhurbaşkanlığına alınan törende neler yaşanacağı merakla bekleniyor.
"Süper başkanlık uygulaması"
PROF. HİKMET SAMİ TÜRK
Peki, adli yıl açılışının Cumhurbaşkanlığı'nda yapılacak olmasını sakıncalı bulan CHP ile TBB doğru mu yapıyor? Adli yıl açılışının sarayda yapılacak olması hukuken ne anlama geliyor? Eski adalet bakanlarından anayasa hukukçusu Prof. Hikmet Sami Türk, DW'nin sorularını yanıtlarken, CHP ile TBB'nin 'hukuka uygun' hareket ettiklerini düşündüğünü söylüyor. Türk, adli yıl açılışlarında Yargıtay başkanlarının adli yargının sorunlarını, barolar birliğinin de avukatların sorunlarını eleştirel bir dille anlatmaları gerektiğinin altını çizerken, "İktidar bundan rahatsız olduğu için 2014'ten sonra adli yıl açılışlarını iptal etmişti. Bu yıl yapılıyor açılış ancak açılış için saray uygun görülüyor. Bu da Türkiye'de güçler ayrılığı ilkesinin hem Cumhurbaşkanı hem de Yargıtay tarafından hiçe sayıldığı anlamına gelir" diyor. Türk, MHP'nin saraydaki törene katılma kararı açıklayarak 'hukuka uygun hareket etme' prensibine sahip olmadığını da duyurduğunu söylerken, tüm bu yaşananların Türkiye'ye ne getireceğini de şöyle özetliyor: "Bu bir başkanlık rejimine gidiş değildir. Türkiye'de, tüm yetkilerin tek elde toplandığı bir süper başkanlık rejimi uygulanmaya çalışılmaktadır. Bu da; tam bir veyaset sistemidir. Yargının vesayet altında olduğu görüntüsü verilmektedir."
Hikmet Sami Türk, Yargıtay'ın salonunun küçük bulunabileceğini ancak açılışın saray yerine Ankara Hukuk Fakültesi'nde ya da yargıya ait herhangi bir binada yapılabileceğini belirtirken, "Yargıda bu açıdan şekil çok önemlidir. Saray himayesinde tören yapılamaz" görüşünü dile getiriyor.
"YARGITAY AÇIKLAMASI TALİHSİZLİK"
PROF. İBRAHİM KABOĞLU
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof. İbrahim Kaboğlu, Yargıtay'ın açılış töreninin cumhurbaşkanlığı sarayında yapılmasında sakınca olmadığı yönündeki açıklaması için 'talihsizlik' nitelemesi yapıyor. Kaboğlu, bu nitelemesini DW'ye değerlendirirken, "Yargıtay, adli yargının en üst organıdır. Yargı bağımsızlığı sadece vicdanlarla sınırlı değil, belli ilişkiler ve şekillerle de ölçülüdür. Yargıtay, bu açıklamasıyla ne yazık ki yargı bağımsızlığını koruyamadı" diyor. Adli yıl açılış töreninin cumhurbaşkanlığı sarayında yapılmasının Türkiye'de son dönemde yaşananlardan bağımsız olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Kaboğlu, bunun nedeninin de 'Türkiye'de adli yıl açılışlarının genelde gerilimli, cumhurbaşkanının da yargıya müdahale eğilimine açık olması' olduğunu öne sürüyor. Kaboğlu, "Bir buçuk ay önce yaşadığımız darbe girişimi püskürtülmüş ve hemen sonrasında da yargı bağımsızlığının olmadığı, hatta yargının çürüdüğü kamuoyunun gündemine gelmiştir" diyor. Kaboğlu, sözlerini "İşte bu kadar sorunlu bir ortamda adli yıl açılış töreninin sarayda yapılacak olması önem taşımaktadır. Yargı bağımsızlığı olsaydı, törenin sarayda yapılacak olması zaten sorun edilmezdi" diye sürdürüyor. Kaboğlu da CHP ile TBB'nin dile getirdiği "kuvvetler ayrılığı ilkesinin zedelendiği" görüşünün 'hukuken doğru' olduğunu söylüyor ve "MHP'nin iktidarla görünme yarışı Türk siyasi tarihine geçecek kıvama gelmiştir. Bütün yetkilerin fiilen saraya kaydırılması eğiliminin son halkası Yargıtay-Cumhurbaşkanlığı ve MHP birlikteliğiyle gerçekleştirilmektedir" diyor.
"TÖRENDE YOKUZ"
AKP'nin "törene katılın" yönündeki ısrarlı çağrısına karşın CHP ile TBB "törene katılmaya kararlıyız" açıklamasından geri adım atmıyor. CHP'li Sezgin Tanrıkulu DW'ye "Türkiye'de yargı geleneği, yargı bağımsızlığı terkedilirken CHP buna karşı duruşunu sürdürmeye kararlıdır" diyor. Tanrıkulu saraydaki törenin asıl amacının "Türkiye'de bir başkanlık sistemi olduğunun ilan edilmesi" olduğunu öne sürerken, cumhurbaşkanın "işine gelince yürütmenin başı olduğunu", "işine gelince de tarafsız olduğunu" söylediğini vurguluyor. Tanrıkulu, "Adli yıl açılış töreninin cumhurbaşkanının himayesinde olması yargının bağımsızlığı ilkesine tamamen aykırıdır" diyor. TBB de "Törene katılmama yönündeki kararımız tamamen yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusundaki hassasiyetimizden kaynaklanmaktadır" görüşünde ısrar ediyor. [© Deutsche Welle Türkçe]