Ulusal Ajans & Ulusal Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ulusal Ajans & Ulusal Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2017 Salı

"1924-2017 Musul Meselesi", 2. HALİÇ KONFERANSI, “İLKİNDEN 93 YIL SONRA” HALİÇ KONGRE MERKEZİ’NDE TOPLANDI ve Misak-ı Milli Konusunda Bilgiler Tazelenerek, Hafızalar Güncellendi

2. HALİÇ KONFERANSI, “İLKİNDEN 93 YIL SONRA” HALİÇ KONGRE MERKEZİ’NDE TOPLANDI
Kuzey Irak’ta  yapılacak sözde bağımsızlık referandumu öncesi, "1924-2017 Musul Meselesi" başlıklı 2. Haliç Konferansı’nda konunun uzmanları bir araya geldi.
Organizasyonunu Garbiyat Enstitüsü Kurucu Başkanı Dr. Yalçın Koçak’ın, Garbiyat Enstitüsü Başkan Yardımcısı Ertan Özyiğit’in, moderatörlüğünü ise eski bakanlarımızdan Doç. Dr. Yüksel Yalova’nın yaptığı konferans Milli Hafızamızı tazeledi.
Toplantı öncesi eski Milletvekili Dr. Yalçın Koçak, “Bu çoğrafya Misak-i Millidir. Musul vilayeti kurulan Irak Krallığına şartlı bağlanmıştır. Bölgenin toprak sahiplerinin; İnsani, İçtimai, Mülkiyet, Hürriyet ve İdari özerklik hakları gasp edilmiştir. İnsanlarımızın Kayıp hakları hukukunun takipçisi olmak gibi bir sorumluluğumuz ve garantörlük hakkımız vardır” dedi.
Prof. Dr. Zekeriya Kurşun
Konuşmacılardan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zekeriya Kurşun "Ey Kürtler, bugün sözde 100 yıllık bir halüsinasyon adına, bin yıllık misakı, bin yıllık anlaşmayı, bin yıllık ahtı bozmak üzeresiniz. Beraber yaşadığınız Türkler, Türkmenler, Araplar, Ezidilerden, bir maceraperestin siyasi ihtirasları uğruna ayrılmaktasınız. Onlara sırtınızı dönmektesiniz. Bu dönüş sadece ve sadece küçük bir aile kavgası olmayacak. Maalesef Kürtleri ateşe sürükleyecektir. Ey Kürtler, bu maceranın peşinden giderseniz, dünyada cehenneminizi yaratmaktasınız. Biz bunu istemiyoruz. Biz burada Haliç Konferansı'ndan şu mesajı vermek istiyoruz: Kürtler barış ve güven içerisinde hak ettikleri şekilde yaşamaya devam etmeliler. Onları o tehlikeye, ateşe atan zihniyetin karşısında durmak gerekir ki kendileri bu cehennemden kurtulsunlar. Bu bir tehdit değildir. Bu bir milliyetçi refleks de değildir. Bu, doğrudan doğruya bin yıllık genetik kültürümüzün talebidir, arzusudur ve onları uyarmak, bizim kardeşlik borcumuzdur. Vicdani borcumuzdur." sözleriyle Musul Meselesinde bugün gelinen noktanın hassasiyetine dikkat çekti.
Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) Danışmanı Habib Hürmüzlü
Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) Danışmanı Habib Hürmüzlü, referandum kararının Kürt parlamentosunda alelacele alındığını, hatta karar alınırken meclis üyelerinin neredeyse yarısının salonda bulunmadığını anlattı.
Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Başkan Danışmanı Murat Güztoklusu
Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Başkan Danışmanı Murat Güztoklusu, bölgede Türkiye'nin onaylamadığı hiçbir kararın gerçeklik kazanmayacağını vurguladı. Güztoklusu, 1922 yılında Süleymaniye'de Türkiye'ye bağlı bölgesel yönetim kurulmasının önünü açan "Süleymaniye Kongresi" toplandığından bahsederek, "Türkiye'nin yapması gereken, Süleymaniye Kongresi kararlarının bırakıldığı yerden devam ettirilmesidir. Bu, hem bölge Kürtleri için hem bölgedeki Türkmenler için, hem de Türkiye'nin tamamı için en hayırlı gelişmedir." diye konuştu.
Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Okur, referandumun, fiili bağımsızlık denemesi hüsrana uğrayan Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nin, bunun siyasi sonuçlarını bağımsızlık iddiasıyla örtme gayreti olduğunu savundu.
Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu
Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu, hem Ankara Anlaşması hem de Lahey Adalet Divanı kararlarına göre Musul'un Türkiye'ye verilmesi gerektiğini söyledi. Kuzey Irak'taki referandum konusunda da hala geri adım atılma ihtimali olduğunu değerlendiren Sofuoğlu, "Geri adım atılmazsa bölgeyi kan bürüyecek. Türklerin, Kürtlerin, Arapların savaştığı, Batılıların seyrettiği bir ortamla karşı karşıya geleceğiz. Ama asla ve asla burada bağımsız bir devlet olamayacak." dedi. Sofuoğlu, ABD ve İngiltere'nin referandum konusunda Türkiye, Rusya ve İran'ın kesin tavrının ardından geri adım attığını, Türkiye'nin bölgedeki bu kararlı tutumunu sürdürmesi gerektiğini kaydetti.
Gazi Mustafa Kemal’in “Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selanik de dahil Batı Trakya’yı, Türkiye hudutları içine katacağım” sözlerini nakleden Garbiyat Enstitüsü Başkan Yardımcısı Ertan Özyiğit, Irak’ın toprak bütünlüğünün yapılacak referandumla bozulması takdirinde, Misak-ı Milli sınırları içinde bulunan Musul vilayetinin (Musul, Kerkük, Erbil, Süleymaniye) Ankara Antlaşmasına göre Türkiye’ye bağlanması hakkımızın saklı olduğunu, Mustafa Kemal’in öngörüsündeki gibi, bölgedeki huzurun ve dengenin Türkiye’nin liderliği ile sağlanacağını ifade etti.

18 Temmuz 2017 Salı

İSTANBUL'DA AFET VE HAYATI FELCE UĞRATAN FELÂKET!.. B.Şehir Belediyesinin Yağmurla İmtihanı

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN YAĞMURLA İMTİHANI!..
Son dakika: Kandilli Rasathanesi açıkladı! İstanbul'da afete yol açan yağmur...
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Meteoroloji Laboratuvarı Başkanı Adil Tek, İstanbul'da afete neden olan yağmurun nedeninin Kuzey’den gelen  serin hava ve yüksek deniz suyu sıcaklıklarının birleşmesiyle oluşan "süper  hücre" olarak adlandırılan yapılar olduğunu açıkladı. (AA)
İstanbul'da afete neden olan yağmurlarla ilgili Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem  Araştırma Enstitüsü Meteoroloji Laboratuvarı Başkanı Adil Tek açıklama yaptı. Tek,İstanbul'a saat  12.00'ye kadar metrekare başına 91 kilogram yağış düştüğünü, bu yağış değerinin  son 106 yılın en yüksek 3. yaz yağış değeri olduğunu anlattı.  Tek, yazılı açıklamasında İstanbul'daki yoğun yağışa, Kuzey’den gelen  serin hava ve yüksek deniz suyu sıcaklıklarının birleşmesiyle oluşan "süper  hücre" olarak adlandırılan yapıların neden olduğunu belirtti.
Söz konusu yağışın çok sık rastlanan bir yağış biçimi olmadığına  dikkati çeken Tek, açıklamasına şöyle devam etti: "18 Temmuz sabahı saat 12.00'ye dek metrekare başına 91 kilogram yağış  düştü, bu yağış değeri son 106 yılın en yüksek 3. yaz yağış değeri oldu. Bu da  son yıllarda görülen iklim değişikliğine bağlı yağış düzensizliklerine eklenen  bir ekstrem olarak kayıtlara geçti.  Bu yağış, çok sık rastladığımız bir yağış  biçimi değil. Kuzey’den gelen serin hava ve yüksek deniz suyu sıcaklıkları  birleşince 'süper hücre' dediğimiz yapılar oluşuyor ve bu da bugün yaşadığımız  türden şiddetli yağışlara neden oluyor."
Son dakika: 
İstanbul'da son yılların en kuvvetli yağmuru adeta bir felâket halini aldı! İstanbul'un hemen hemen her yerinde "Feci görüntüler" göze çarpıyor...
Kandilli Rasathanesi olarak önceki tahminlerinde de Marmara Bölgesi ve Karadeniz  Bölgesi’nde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin altında seyredeceğini  öngördüklerini ancak 18 Temmuz 2017’de yaşanan türde aşırı ve yoğun bir yağışı ilerleyen günlerde beklemediklerini aktaran Tek, "Temmuz ayındaki sıcaklık değişimleri için" şu bilgileri verdi: "Temmuzun ikinci yarısı için Marmara ve Batı Karadeniz’de yağışların  mevsim normalleri ve üzerinde, sıcaklıkların ise bu bölgelerde mevsim normalleri ve altında geçeceği beklenmektedir. Ağustos ayı içinde bu bölgelerdeki aynı durum değişmemektedir. Yurdun diğer bölgelerinde mevsim normalleri değerler  temmuz ikinci yarısı ve ağustos genelinde devam edecek gözüküyor. Yaptığımız son  uzun vade mevsimsel iklim öngörülerine göre,  sonbaharda Kuzey bölgelerde   sıcaklıklar mevsim normalleri ve altı değerlerde seyrederken, yağışlar da  normallerin altına düşüyor. Bu şu demek; kurak ve kuru soğuk bir sonbahar bizleri  bekliyor. Yine aynı bölgeler için kış ayları tahminleri mevsim normallerinde  gözüküyor."
BEKLENMEYEN; DÜZENSİZ, SIK VE AŞIRI YAĞIŞLAR MI?
YOKSA!..
BASİRETSİZLİK, ÇIKAR ODAKLI RANTİYECİLİK, MENFAAT HIRSI VE PLÂNSIZLIK MI?..
Tek, hava olaylarındaki ekstrem değişikliklerin enerji kullanımındaki  artışla bağlantılı olduğunu, atmosferdeki sera gazları, kirleticiler ve  diğerlerinin artmasının birbirini tetikleyen önemli bir zincir oluşturduğunu  belirterek, "Bu zincirin halkalarını sıraya koyarsak, enerji talebi fosil yakıt  kullanımının artışına, fosil yakıt kullanımı sera etkisine, sera etkisi sıcaklığın artmasına sebebiyet vermekte. Sıcaklığın artışı, buzulların erimesi,  buharlaşmanın artması ve hidrolojik çevrimdeki suyun miktarının artışı ile  birlikte döngünün hızlanması demektir." değerlendirmesinde bulundu.
Bu durumun düzensiz ve aşırı yağışlara yol açtığına dikkati çeken Adil  Tek, şunları kaydetti:   "Ayrıca sıcaklık artışı yerküre üzerinde homojen olmayan sıcak hava  dalgalarına yol açarken, atmosferik gazların moleküler hızlarını arttırarak  kuvvetli rüzgâr ve fırtınalara neden olur. Sonuç olarak tüm bunlar çeşitli  meteoroloji haritalarında net bir biçimde gözlenir. Tüm dünyada olduğu gibi  ülkemizdeki kayıtlar da sıcaklıkların yükselme trendinde olduğunu gösteriyor.  Önümüzdeki kısa (onlu, yirmili yıllar) ve uzun döneme (ellili, yüzlü yıllar) ait  yapılan kestirimlerde sıcaklıklardaki artışın devam edeceği öngörülmekte.  Bu  durum ülkemiz ve dünyanın iklim değişikliğinden gittikçe daha çok etkileneceğini  gösteriyor."

31 Mart 2017 Cuma

TÜRKİYE CUMHURİYETİ'ne karşı ihaneti, alçaklık ve kalleşliği sabit ABD'nin; Milletin bağrına saplanmış "İNCİRLİK HANÇERİNİ" sökecek kadar yiğit, mert ve dürüst, onurlu ve sorumlu bir BAŞBUĞ'u yok mu?..

SON DAKİKA: SKANDAL GÖRÜNTÜLER!..
MÜTTEFİK ABD, TERÖR ÖRGÜTÜ TÖRENİNDE BEKÇİLİK YAPIYOR...
Kerkük’te bayrak krizinin ardından bu kez de terör örgütü pkk eşkıyasının gösteri niteliğindeki töreni olay yarattı. 29 Mart’ta çekildiği belirtilen görüntülerde tekerlekli bir zırhlı muharebe aracı ile ABD ordusunun en çok kullandığı ‘Humvee’ zırhlı personel taşıyıcıları ihanet şebekesinin gövde gösterisinde görülüyor. Kerkük Valisi Necmettin Kerim’in baskısıyla Kerkük Şehir Konseyi önceki gün kamu binalarında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) bayrağını asılmasına yönelik karar çıkarttı. Kerkük Şehir Konseyi’nin oy çokluğuyla aldığı karara ilişkin toplantıyı boykot eden Türkmen ve Arap üyeler, karara büyük tepki gösterdi. Kerkük’te bu kriz yaşanırken başka bir gelişme daha dikkatleri çekti.
ÖCALANLI FLAMALAR
Terör örgütü eşkıya’nın yayın organı Fırat haber Ajansı (ANF), Kerkük’te ABD yapımı zırhlı araçların önünde tören yapan silahlı PKK’lıların görüntülerini yayınladı. 29 Mart’ta çekildiği belirtilen görüntülerde tekerlikli bir zırhlı muharebe aracı ile ABD ordusunun en çok kullandığı ‘Humvee’ zırhlı personel taşıyıcı görülüyor. Kulesine ağır silahların monte edilebildiği Humvee’lerde; 1 şoför, 3 yolcu ve bir nişancı olmak üzere 5 askeri personel taşınıyor. PKK ve teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın resminin bulunduğu bayrakların asıldığı alanda ayrıca kamuflaj boyası yapılmış bir askeri kamyon da görülüyor.
DEAŞ’TAN MI ALINDI?
ABD yönetimi Humvee ve benzer zırhlı araçlar ile ağır silahları geçtiğimiz aylarda DEAŞ’a karşı yürütülen Rakka Operasyonu için liderliğini PKK’nın Suriye kolu olan YPG’nin yaptığı DSG’ye (Demokratik Suriye Güçleri) vermişti. PKK/YPG’nin hem Irak hem de Suriye’de elinde bulundurduğu bölgeleri terk eden DEAŞ’ın bıraktığı tank dahil bir çok zırhlı araç ele geçirdiği biliniyor. Araçların Kerkük’e YPG tarafından mı getirildiği, yoksa DEAŞ’tan mı ele geçirildiği ise bilinmiyor.
KERKÜK VALİSİ DESTEKLİYOR
PKK’lılara Kerkük’te oldukça rahat hareket edebildikleri bir alan açan Vali Necmettin Kerim geçmişte makamında terör örgütünün bazı yöneticilerini ağırlamıştı. Kerim, 2013 Eylül’ünde de Kandil’e giderek örgütün dağdaki lideri Cemil Bayık ve yönetimde yer alan Sabri Ok ile Öcalan posterleri altında buluşmuştu. (İLKER AKGÜNGÖR/Vatan)
BARZANİ: "BAĞIMSIZLIK REFERANDUMU YAKINDA"
Ülkemizdeki bütün yasa, hukuk ve ahlâk dışı “anarşi, terör, tedhiş, kaçakçılık, cinayet ve bilumum organize suç örgütlerine” yılardır; Pervasızca, alçakça ve kalleşçe yardım ve yataklık yapan Kuzey Irak'taki, İsrail odaklı Kürt aşiret yönetimi seslenicisi, bölgenin kaderini doğrudan etkileyecek kararı duyurdu. Türk düşmanı Barzani BM’in Genel Sekreteri ile görüşmesinde yakın zamanda referanduma gideceklerini söyledi. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani, yakın bir zamanda bağımsızlık referandumu düzenleyeceklerini söyledi. Barzani'nin ofisinden yapılan açıklamaya göre, Barzani, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve beraberindeki heyeti Erbil kentindeki başkanlık konutunda kabul etti. Görüşmede Guterres ve Barzani, uluslararası toplumun IKBY'deki iç göçmen ve sığınmacılar için vermesi gereken insani yardım, terör örgütü DEAŞ sonrası Irak'ın sorunlarının çözümü ve IKBY'nin kaderini tayin edecek 'bağımsızlık referandumunu' ele aldı.
Erbil'e ziyaretlerinden dolayı BM Genel Sekreteri Guterres ve beraberindeki heyete teşekkür eden Barzani, "Dünyanın IKBY halkının kendi geleceği hakkında vereceği karardan haberdar olabilmesi için yakın bir zamanda bağımsızlık referandumu düzenleyeceklerini" söyledi. IKBY'ye yardımlarından dolayı uluslararası koalisyon güçlerine ve BM'ye teşekkür eden Barzani, Peşmerge güçleri ve Irak ordusunun ortak hareket etmesi sonucu elde edilen büyük zaferlerden dolayı da memnuniyetini dile getirdi.
Guterres ise iç göçmen ve sığınmacı meselesi konusunda uluslararası toplumun IKBY'ye yardımları sunma konusunda yetersiz kaldığını, bunun telafi edilmesi için de tüm imkânlarını seferber edeceğini aktardı. Guterres, BM'nin tüm kurumlarının özellikle IŞİD sonrası sorunların çözülmesi için Irak ve IKBY ile tam dayanışma içerisinde hareket etmeye hazır olduklarını bildirdi. Barzani ve Guterres'in basına kapalı toplantısında BM Irak Özel Temsilcisi Jan Kubis, BM Irak İnsani Yardım Koordinatörü Lisa Grande, IKBY İçişleri Bakanı Kerim Sincari ve Dışilişkiler Dairesi Sorumlusu Felah Mustafa'nın da hazır bulunduğu ifade edildi. Guterres, Erbil ziyareti öncesi başkent Bağdat'ta Başbakan Haydar İbadi ile bir araya gelmişti. (AA) 31 MART 2017

11 Şubat 2017 Cumartesi

YSK (Yüksek (?) Seçim (!) Kurulu Başkanı: Sadi Güven) İLAN ETTİ! REFERANDUM: 16 NİSAN 2017, PAZAR

SON DAKİKA: "Yüksek Seçim Kurulu İLÂN ETTİ!.."

REFERANDUMUNUN KESİN TARİHİ: 
16 NİSAN 2017, PAZAR
Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Güven, anayasa değişikliği referandumunun 16 Nisan 2017'de yapılacağını açıkladı.
[[AA.11.02.2017-13.30-Ankara]]
Beyaz zemin üzerine "evet" Kahverengi zemin üzerine "hayır" basılacak. Güven, düzenlediği basın toplantısında, TBMM Genel Kurulu tarafından kabul edilen 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un, Resmi Gazete'de yayımlandığını anımsattı.
Anayasa değişikliklerinin halk oyuna sunulması hakkındaki kanunun 2'nci maddesinde, halk oylamasının yapılmasına ilişkin, "Kanunun Resmi Gazete'de yayımını takip eden 60. günden sonraki ilk pazar günü yapılır." ifadesinin yer aldığını aktaran Güven, "Bu hüküm çerçevesinde, anayasa değişikliği halk oylamasının, kurulumuzun 74 sayılı kararıyla 16 Nisan 2017 Pazar günü yapılmasına karar verilmiştir." dedi.
Bugün itibarıyla yurt içi kütüğüne kayıtlı seçmen sayısının 55 milyon 336 bin 960 olduğunu belirten Güven, yurt içinde kurulacak sandık sayısının ise yaklaşık 164 bin olduğunu bildirdi. Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmen sayısının da 2 milyon 929 bin 389 olduğunu kaydeden Güven, bu seçmenlere halk oylamasında 57 ülke 119 temsilcilik ve 32 gümrük kapısında kurulacak sandıklarda oy kullandırılmasının planlandığını anlattı. Güven, belki birkaç ülke ve temsilcilikte değişiklik yapılabileceğini dile getirdi.
Gümrükler ve yurt dışı temsilciliklerinde kurulan sandıklarda oy kullanma arasında hiçbir fark bulunmadığına dikkati çeken Güven, "Yurt dışı seçmen kütüğü bu seçimde tek seçim çevresi olarak oluşturulmuştur. Böylece yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenler bağlı bulundukları temsilcilik görev çevrelerinde kurulan sandıklarda veya oy verme günlerinde bulundukları yerlerdeki temsilciliklerde kurulan sandıklarda oylarını kullanabileceklerdir." diye konuştu. Güven, oy verme işlemlerinin yurt dışındaki temsilciliklerde 27 Mart-9 Nisan, gümrük kapılarında ise 27 Mart-16 Nisan tarihlerinde yapılacağını söyledi.
Sadi Güven, "Halk oylamasında beyaz renk üzerine 'evet', kahverengi üzerine 'hayır' ibareleri bulunan 2 ayrı renkten müteşekkil birleşik oy pusulası kullanılacaktır. Seçmenler tercih mührünü kullanarak oy verme işlemini gerçekleştirecektir." ifadelerini kullandı.

2 Şubat 2017 Perşembe

ALMANYA'DA YAŞAYAN TÜRKLERİN TEHLİKELİ KAMPLAŞMASI (REUTERS & sputniknews.Türkiye)

ALMANYA'DA YAŞAYAN TÜRKLERİN AYRIŞMA EĞİLİMİ VE TEHLİKELİ KAMPLAŞMA SÜRECİ!.. 
© REUTERS/ Vincent Kessler
Ana Vatan Türkiye'de yaşanan siyasi gelişme, fikri çatışma, ayrışma ve çekişmeler, Almanya'da yaşayan Türklere de yansıyor. Konuyu araştıran Uzmanlar, bazı siyasetçiler ve göçmen temsilcileri; Şimdilik sathi (yüzeysel olan) bu durumun, ilerleyen süreçte Türkiye kökenliler arasında ayrışma, kamplaşma ve kutuplaşmaya yol açmasından endişe ediyorlar. 
© REUTERS/ YVES HERMAN
YAKLAŞIK 40 TÜRK SUBAYI ALMANYA'DAN SIĞINMA İSTEDİ: "ALÂKAMIZ YOK" 
DW Türkçe'ye konuşan Alman iç güvenlik uzmanı Dr. Bernd Liedtke, son dönemdeki gelişmelerin oldukça kaygı verici olduğunu belirtirken, "Almanya'da bir tarafta Adalet ve Kalnma Partisi, (AKP)'liler, diğer tarafta Cumhuriyet Halk Partisi, (CHP)'liler, bir diğer yanda ayrılıkçı Kürtler gibi gruplaşmalar keskinleşiyor, ayrışma, kutuplaşma ve  kamplaşmalar artıyor. Zaman zaman Kutuplaşmanın karşılıklı tahrik ve fiziksel şiddetle sonuçlandığı olaylara da tanık oluyoruz" dedi. Türkiye kökenlilerin yoğun olarak yaşadığı Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde 40 yıldan uzun süre polis teşkilatında görev yapan, emekli olduktan sonra uyum ve güvenlik konularında akademik çalışmalarını sürdüren Dr. Liedtke, son dönemde ayrışma, kamplaşma ve kutuplaşmanın kahveler, iş yerleri ve sokakları da aşıp, ailelere kadar herkesi etkilediğine dikkat çekiyor.
© AP PHOTO/ DPA, MAURİZİO GAMBARİNİ
CEM ÖZDEMİR, TÜRK TAKSİCİLERİ ŞİKÂYET ETTİ: "TEHDİT EDİYORLAR" 
‘ÇOCUĞUNA DOĞUM GÜNÜ YAPMAK İSTEYEN ANNE, AKP'Lİ EŞİNİN AİLESİ VE CHP'Lİ KENDİ AİLESİ ARASINDA KAVGA ÇIKMAMASI İÇİN ÖNCESİNDE HER İKİ TARAFLA DA KONUŞMAK ZORUNDA KALIYOR'
Alman uzman, son dönemdeki gözlemlerini aktarırken, "Çocuğu için bir doğum günü kutlaması yapmak isteyen bir anne, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)'li olan kocasının ailesiyle, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'li olan kendi ailesi arasında bir kavga çıkmaması için öncesinde her iki tarafla da konuşmak, yatıştırmak zorunda kalıyor" örneğini anlatıyor. Birçokları için farklılıkların bir kenara bırakılarak bir araya gelinen düğünler ya da acının paylaşıldığı cenazeler bile, bu siyasi hizip, ayrışma ve kutuplaşmanın bir kenara bırakılmasına vesile olamıyor.  Alman uzmanların dikkat çektiği bu kutuplaşma, Almanya'daki göçmen dernekleri arasında da kaygılara yol açıyor.
© FOTOĞRAF: FACEBOOK
BERLİN TAKSİCİLERİ DERNEĞİ BAŞKANI: "CEM ÖZDEMİR BİZE SÖYLESEYDİ MUTLAKA GEREKENİ YAPARDIK"
Avrupa Türk İslam Birliği (ATİB) Başkanı İhsan Öner, yaşanan olumsuzluk, geçimsizlik ve gerginlikler konusunda endişelerini, "Acı ama gerçek. Gerginliğin ulaştığı boyutu görmezden gelemeyiz. Maalesef okullarda kendi çocuklarımız arasında bile bu tür kaygı verici ve nahoş sürtüşmeler olduğu kulağımıza geliyor" sözleriyle ifade ediyor.
'GERİLİMDE SİYASETÇİLERİN VE MEDYANIN ROLÜ VAR'
Türkiye'deki siyasi üslubun Almanya'daki Türk toplumu içerisindeki kamplaşmanın derinleşmesine yol açtığını söyleyen Öner, "Söylemlerinizi çok sivri noktalara taşırsanız kamplaşmalara vesile olursunuz. Siyasiler kadar Türk medyasının da bu konuda rolü var" görüşünü kaydetti.
© AFP 2016/ MAJA HITIJ
DİTİB'LE İLGİLİ CASUSLUK İDDİALARI BÜYÜYOR!..
‘MAALESEF ŞÖYLE BİR YAKLAŞIM VAR: YA ERDOĞANCISINIZ YA DA FETÖ'CÜSÜNÜZ VEYA ŞUCU BUCU…'
Öner, bir taraftan tırmanan yabancı ve İslam düşmanlığına karşı mücadele ederken diğer taraftan Türkiye kaynaklı kamplaşmanın karşılıklı suçlamaları beraberinde getirdiğine, bunun demokratik tartışma ortamına zarar verdiğine işaret ederek, "Türkiye'deki siyasi akımlarda da maalesef şöyle bir yaklaşım var: Ya Erdoğancısınız ya da FETÖ'cüsünüz veya şucu bucu…. Hem Türkiye'de hem burada ya siyahsınız ya da beyaz. Bütün renkler hükmünü yitirmiş durumda. Oysa iktidar kadar muhalefetin varlığı demokrasilerin vazgeçilmezi, olmazsa olmazıdır" şeklinde konuştu.
© AFP 2016/ BART MAAT
ALMANYA, DİYANET'İN "İSTİHBARAT FAALİYETİ'NE İNCELEME BAŞLATTI..
"Aklı başında insanların Türkiye'de yaşananları Almanya'ya taşımama konusunda hassasiyet göstermeleri gerekir" diyen Öner gerilimin aşılmasında Türkiye'deki siyasetçilere görev düştüğünü vurguladı: "Kamplaşma çok tehlikeli bir duruma doğru gidiyor. Bunun önüne geçilmesi Türkiye'deki siyasi sürtüşmelerin dengeli bir şekilde yürütülmesine bağlı. Türkiye'nin siyasete bir seviye kazandırması gerektiği kanaatindeyim."
Son aylarda Almanya'da yaşanan gerilim dönem dönem radikal gruplar arasında sokak kavgalarına, şiddet eylemlerine yol açmış, çeşitli cami derneklerini hedef alan saldırılar düzenlenmişti. Avrupalı Türk Demokratlar Birliği'nin (UETD) bazı şubeleri de taşlı ya da molotof kokteylli saldırılara hedef olmuştu.
ALEVİ TOPLUMU DA ENDİŞELİ
© AP PHOTO/ MARKUS SCHREİBER
"ALMANYA'DA Kİ TÜRK İMAMLARA AJANLIK SUÇLAMASI" NA, DİTİB'DEN DOĞRULAMA!.. 
Berlin Alevi Toplumu Başkanı Halit Büyükgöl de, bu ay Baden-Württemberg eyaletindeki bir cemevinin kapısına kırmızı boya ile X işareti çizildiğini, Türkçe hakaret ve tehdit içeren yazılar yazıldığını belirterek, bu gelişmelerden kaygılı olduklarını ifade etti.
‘GERÇEKLİĞİMİZ ALMANYA'DA GÖÇMEN OLUŞUMUZ'
Türkiye'deki gelişmelerin Almanya'ya olumsuz bir şekilde yansıdığını, bundan üzüntü duyduklarını dile getiren Büyükgöl şunları anlattı: "Her ne kadar doğduğumuz topraklardan binlerce kilometre uzakta da olsak orada olumlu ya da olumsuz gelişmeler bizi burada etkiliyor. Yüreğimiz yurdumuzda atıyor, acı olaylar bizleri üzüyor. Buradaki demokrasilerden nasiplenmemiş gruplar, kişiler var. Ancak ister Kürt ister Türk ister Çerkez ister Alevi ya da Sünni olalım ortak gerçekliğimiz Almanya'da göçmen oluşumuz. Ama bunu hiçbir zaman bir araya gelerek konuşamıyoruz."
© AA/
Almanya'da dönem dönem karşıt gruplar arasında yaşanan gerginliklerde, STK(Sivil Toplum Kuruluşları)'ların yanı sıra; Özellikle Türkiye Cumhuriyeti kökenli bazı siyasetçiler de tansiyonun düşürülmesi için çaba gösteriyor.
Bu isimlerden, Berlin Eyaleti Meclisi'nin Sol Parti milletvekillerinden Hakan Taş, bunun o kadar da kolay olmadığını ifade ediyor.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DIŞİŞLERİ BAKANI ÇAVUŞOĞLU: "ALMANYA İLE PROBLEMİMİZ YOK AMA..."
‘YAKLAŞIK 6 BİN KİŞİNİN TÜRK İSTİHBARAT SERVİSİNCE GÖREVLENDİRİLDİĞİ YA DA YURTDIŞINA GÖNDERİLDİĞİ İDDİALARI VAR'
Farklı görüşteki insanların bir araya getirilmesi arayışının sürdüğünü, yapılan bazı girişimlerden henüz sonuç alınamadığını aktaran Taş, "Ayrıca Türkiye'deki hükümetin bazı kışkırtıcı faaliyetleri var. Yaklaşık 6 bin kişinin Türk istihbarat servisi tarafından görevlendirildiği ya da yurtdışına gönderildiği iddiaları var. Bu gibi sayı ve söylemler korkutucu" diye konuştu.

26 Ocak 2017 Perşembe

ABD Başkanı TRUMP: "Suriye'de halk için kesinlikle güvenli bölgeler oluşturacağım"

TRUMP'TAN FLAŞ SURİYE AÇIKLAMASI
Cuma günü yemin ederek ABD'nin 45. Başkanı olan Trump, Beyaz Saray'daki koltuğuna oturduktan sonraki ilk televizyon mülakatını ABC kanalından David Muir'e verdi.
Beyaz Saray'da gerçekleştirilen mülakatta Trump, Suriye'de 6 yıldır  süren iç savaş sonucu ortaya çıkan milyonlarca mültecinin Avrupa ülkeleri yerine "ülke içinde oluşturulacak güvenli bölgelerde" kalmalarının daha doğru olacağını belirterek "Suriye'de halk için kesinlikle güvenli bölgeler oluşturacağım. Bence Avrupa, milyonlarca insanın Almanya ve diğer ülkelere alınmasına izin vermekle büyük bir hata yaptı. Şimdi orada olan şey tam bir felaket." dedi. Daha önce de birkaç kez Suriye halkı ülke içinde güvenli bölgeler oluşturulması gerektiğini kaydeden Trump'ın bugünlerde bu önerisinin de yer aldığı bir başkanlık kararnamesine imza atması bekleniyor.
"MÜSLÜMANLAR ABD'YE ALINMASIN ÖNERİSİ DEĞİL"
Programda öne çıkan bir diğer konu da ABD'ye gelecek kişilere uygulanan vize rejiminin sıkılaştırılması ve özellikle belli ülkelerden başvuran kişilerin daha katı güvenlik prosedürlerine tabi tutulması oldu. Yeni vize yaklaşımının Müslümanların ABD'ye alınmaması" anlamına gelip gelmediğini soran Muir'e cevaben Trump, "Hayır, bu Müslümanların  yasaklanması durumu değil fakat çok fazla terör barındıran ülkelerle ilgili. Bu ülkelerden gelen insanlar burada büyük sorunlara neden oluyorlar. Ülkemizin bu kişiler olmadan da zaten yeterince sorunu var." ifadelerini kullandı. Programda doğrudan ülke ismi zikretmeyen Trump, başkanlık kararnamesinde tüm detayların kamuoyuna ilan edileceği yorumunu yaptı.
Dün Amerikan kamuoyuna yansıyan haberlerde Trump'ın birkaç gün içinde  imzalaması beklenen bir başkanlık kararnamesi ile hem Suriye'de güvenli bölgeler oluşturulması hem de geçici bir süre tüm mülteci alımlarının durdurulması  kararlarının alınacağı iddia edilmişti. Bazı Müslüman ülkelere daha katı vize rejimi uygulanmasının İslam dünyasında kızgınlığa neden olup olmayacağına ilişkin bir soru üzerine Trump, dünyada zaten yeterince öfke olduğunu ve kendi atacakları adımların bunu değiştirmeyeceğini savundu."Irak'tan çıkarken petrolü kontrol etmeliydik"ABD'nin Irak'tan geri çekilirken bu ülkedeki petrolü kontrol edecek  bir stratejiyle geri çekilmesi gerektiğini aktaran Trump, Barack Obama  yönetiminin bunu yapmadığını ve DEAŞ'ın bugün Irak'taki petrolü satarak kendine finans kaynağı oluşturduğunu öne sürdü."Eğer petrolü almış olsaydık DEAŞ da olmazdı. Ortadoğu'ya 6 trilyon  dolar harcadık ve bugün ülkemiz dağılıyor." şeklinde konuşan Trump, Irak işgalinin baştan yanlış olduğu ve geri çekilme sürecinin yanlış yönetildiği  yorumunu yaptı.
"MEKSİKA, DUVARIN PARASINI YÜZDE 100 ÖDEYECEK"
Meksika sınırına duvar inşası sözlerini bir kez daha yineleyen Trump,  ilk başta Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla yapılacak olan duvarın  masraflarının Meksika'dan kesinlikle alınacağını dile getirdi."Meksika, duvarın parasını yüzde 100 ödeyecek." diyen Trump, yakın  zamanda Meksika hükümeti ile görüşmelere başlayacaklarını ve söz konusu paranın  "bir şekilde" tahsil edileceğini bildirdi. Dün imza attığı başkanlık kararnamesiyle Meksika sınırına duvar örülmesini karara bağlayan Trump'a karşılık Meksika Devlet Başkanı Enrique Pena Nieto son açıklamasında bir kez daha "duvarın parasını ödemeyeceklerini" söyledi.
"WATERBOARDİNG İŞE YARAR"
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA) yurt dışındaki hapishaneleri  ve mahkumlarda boğulma hissi uyandıran "waterboarding" işkence yöntemi ile ilgili  soruyu yanıtlayan Trump, DEAŞ terör örgütü mensupları üzerinde bu yöntemin "işe  yarayacağını" ifade etti."Ateşe ateşle karşılık vermeliyiz." diyen Trump, "waterboarding" gibi  yöntemlerin işe yarayacağından kuşku duymadığını ancak bu konuda olumsuz görüş  beyan eden Savunma Bakanı James Mattis ve CIA Direktörü Mike Pompeo'nun izinden  gideceğini vurguladı. Mattis ve Pompeo'nun alanlarında çok tecrübeli olduklarını belirten  Trump, sorgu teknikleri gibi konularda kendi görüşü ne olursa olsun bu iki isme  itibar edeceğine dikkati çekti.Adaylıklarının onay sürecinde Senatodaki oturumlarda Mattis ve Pompeo,  CIA'in bir dönem uyguladığı işkence yöntemlerini onaylamadıklarını belirtmişti. (Ajanslar, 26.01.2017)   

9 Ocak 2017 Pazartesi

MHP Genel Başkan Adayı iken, “Devlet Bahçeli’ye karşı verdikleri adalet, hukuk ve demokrasi mücadelesi sonucu” nahak yere partisinden ihraç edilen Meral Akşener:

AKŞENER: ERDOĞAN İSTİFA EDECEK Mİ?
MHP Genel Başkan Adayı iken, “Devlet Bahçeli’ye karşı bir grup partili ile verdikleri adalet, hukuk ve demokrasi mücadelesi sonucu” nahak yere partisinden ihraç edilen Meral Akşener; 
Sosyal medya hesabından 'Başkanlık' açıklamasında bulundu. Akşener, Erdoğan'a, referandumdan 'ret' çıkması halinde istifa edip etmeyeceğini sordu. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Adayı Meral Akşener, Twittter hesabından Başkanlık sistemi ile ilgili açıklamada bulundu. Referandumun ülke içinde kutuplaşma yaratacağını savunan Akşener, Anayasa teklifinin reddedilmesi halinde Erdoğan'a istifa edip etmeyeceğini de sordu.
İşte Meral Akşener'in açıklaması:
“Büyük Türk Milletine,
Türkiye'nin aniden gündemine getirillen Başkanlık-Cumhurbaşkanlığı sistemi, birikmiş sorunlarımıza çare olmayacağı gibi bu sorunların kaynağı olan 14 yıllık AKP iktidarının suçlarını ve beceriksizliklerini örtmek ve bunun sebeplerini başka yerde aramak için hazırlanmış bir senaryodur. Bu anayasa taslağı, AKP iktidarlarının ülkemizi 14 yıldır kötü yönettiğinin itirafı niteliğindedir. Halbuki, yaklaşık bir yıl önce yapılan seçimlerde ülkeyi iyi yönettikleri, hatta çağ atlattıklarını iddia eden de kendileriydi. 
2004 yılında AB uyum süreciyle ilgili Anayasa değişiklikleri, 
2007 yılında Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesi referandumu,
2010 yılında vesayet sistemini sona erdirecek denilerek halka sunulan ve referandumla kabul edilen, sonucunda devletin yargısının ve ordusunun FETÖ'ye peşkeş çekilmesi olduğu anlaşılan Anayasa referandumu, hep bizlere aynı gerekçelerle sunulmadı mı?
AKP iktidarı bu değişiklikleri yaparken hep yalan söylemedi mi?
Her anayasa değişikliği sürecinde millete vaat edilen ne gerçekleşti?
2004 yılında AB uyum yasaları ile demokrasi standartını yükseltmek vaadiyle yapılan Anayasa değişiklikleri bunu takip eden barış süreci ve çözüm süreci, PKK terör örgütünü azdırmaktan başka ne işe yaradı?
Şu an ülkemizin tamamı olağanüstü hal altında ve KHK'lar ile yönetilmiyor mu?
2010 yılında yapılan referandum ile gerçekleşen değişiklikler değil mi ülkemizi 15 Temmuz kalkışması ile karşı karşıya bırakan?
Gazi Meclis'imizin değerli mensuplarına, hükümet üyelerine ve Cumhurbaşkanı'na birer sorum olacak:
- Anayasa değişikliklerinin Meclis'te kabul edilmesi durumunda, yapılacak referandumda, 'hayır' çıkması halinde milleti ile ters karar almış bir parlamentonun yenilenmesi zarureti doğmayacak mı?
- Milletimizin hayır demesi halinde, Anayasa değişikliklerinin hazırlayıcısı ve savunucusu hükümet yoluna devam edebilecek mi?
- Milletimizin 'hayır' demesi halinde yıllardır Başkanlık sistemini dayatan Cumhurbaşkanı görevini sürdürebilecek mi? "Ben seçilmiş Cumhurbaşkanı'yım, hem hükümetin başıyım hem de Başkomutanım' iddiasını devam ettirebilecek mi? Yoksa 1969 yılında Fransa Cumhurbaşkanı De Gaulle'ün referandumda hayır çıkması üzerine yaptığı gibi bunu bir istifa sebebi sayacak mı?
İçte ve dışta karşı karşıya olduğumuz sorunlar, ülkemizin bir beka meselesi halini almıştır. Ekonomimiz perişan bir halde ve ülkemizin bütünlüğü tehdit altındadır. Hain darbe girişimi ülkemizin ordusuna ve güvenlik kuvvetlerine en büyük darbeyi vurdu. Bu şartlarda milletimizin tamamını kucaklamak, ortak değerlerimizde buluşmak ve müştereklerimizi artırmak mecburiyetinde olması gereken yöneticilerin "nasıl olurda bu arada bir başkanlık çıkarabilirim?" fırsatçılığı yapmaları doğrusu anlaşılabilir değildir.
Yapılacak bir referandumun ülkemizi iki kutup haline getireceği ve hayra vesile olmayacağı açık bir gerçektir. Değerli milletvekillerimizin sağ duyu göstererek bu duruma dur demelerini ümit etmekteyim.
Saygılarımla, Meral Akşener” (Ulusal Haber & Ulusal Ajans, Ankara: 09.01.2017 13:10)

28 Aralık 2016 Çarşamba

Lavrov, üç ülkenin işbirliğinin, Halep’in doğusundan tahliye ile hayatlar kurtardığını belirtti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov: 
“SURİYE KONUSUNDA TÜRKİYE VE İRAN İLE DAHA YAKIN ÇALIŞACAĞIZ”
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya’nın Suriye konusunda Türkiye ve İran ile birlikte daha yakından çalışacağını söyledi. Lavrov, üç ülkenin işbirliğinin, Halep’in doğusundan tahliye ile hayatlar kurtardığını belirtti. Lavrov, “Ankara, Tahran ve bölgedeki diğer ülkelerle Suriye konusunda işbirliğimizi artıracağız” dedi.
Lavrov: “Muhaliflerle Suriye yönetimi görüşmeler yapıyor”
Lavrov ayrıca, Suriye hükümetinin Kazakistan’ın başkenti Astana’daki Suriye barış konferansı öncesi muhaliflerle görüştüğünü de kaydetti.
Lavrov, görüşmelerin nerde olduğunu belirtmedi. Hangi muhalif grubun görüşmeye katıldığı da belli değil. Esat’a muhalif Yüksek Müzakereler Komitesi, müzakerelerle ilgili bilgisi olmadığını kaydetti.
Yüksek Müzakereler Komitesi, Özgür Suriye Ordusu adı altında Esat’a karşı savaşan silahlı grupları içeriyor. Bu yıl başlarında başarısız olan barış görüşmelerinde yer almıştı.
Rusya, İran ve Türkiye geçen hafta barış sağlanması konusunda destek vermeye hazır olduklarını belirtmişlerdi. Putin, 3 ülkenin de yeni görüşmelerin Kazakistan’ın başkentinde olması konusunda hemfikir olduklarını belirtmişti.
Rus Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Salı günü Lavrov’un Türkiye Dışişleri Bakanı ile telefonda görüştüğünü ve Astan görüşmeleri için ateşkese varılması konusunda uzlaştıklarını belirtti. RIA haber ajansı diplomatic kaynaklara dayandırdığı haberinde Rus ve Türk ordusundan yetkililerin, Ankara’da Suriye muhalefetiyle Suriye genelinde muhtemel bir ateşkes için görüşmeler yaptıklarını belirtti.

23 Aralık 2016 Cuma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, düşürülen Rus uçağı ve Büyükelçi (Andrey Karlov) suikastıyla ilgili olarak "Karlov'un öldürülmesi Rusya-Türkiye ilişkilerini bozmaya yönelik bir eylemdi.

VLADİMİR PUTİN'DEN TÜRKİYE AÇIKLAMASI: "İLİŞKİLERE ZARAR VERMEZ"
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, düşürülen Rus uçağı ve Büyükelçi suikastıyla ilgili olarak "Karlov'un öldürülmesi Rusya-Türkiye ilişkilerini bozmaya yönelik bir eylemdi. Rus uçağının düşürülmesinden sonra bu emri verenlerin amacının Rusya-Türkiye ilişkilerinin bozmak olduğu yönündeki açıklamalara şüpheyle bakıyordum. Fakat artık buna ikna olmaya başladım.Rus uçağını düşürme emrinin arkasında Türk liderliğinin olduğu konusunda fikrimi değiştiriyorum. Karlov'un öldürülmesi Rusya-Türkiye ilişkilerine zarar vermeyecek" dedi.
(AA, 23 Aralık 2016 - Cuma, 17.30) Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov'a düzenlenen suikastla Türk-Rus ilişkilerinin hedef alındığını söyledi. Putin "suikast Rusya Türkiye ilişkilerine zarar…Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1437 gazetecinin akreditasyon yaptırdığı geleneksel yılsonu büyük basın toplantısını düzenliyor. Putin Türkiye ile ilgili "Rusya, Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un öldürülmesiyle ilgili soruşturmada her şeyin açığa çıkarılmasını yakından izleyecek" dedi.
'RUS UÇAĞINI DÜŞÜRME EMRİNİN ARKASINDA "TÜRK LİDERLİĞİN OLDUĞU" KONUSUNDAKİ FİKRİMİ DEĞİŞTİRİYORUM'
Putin Ankara'da suikast sonucu hayatını kaybeden Rusya büyükelçisi Karlov'la ilgili soruyu da cevapladı. Putin şöyle konuştu: "Karlov'un öldürülmesi Rusya-Türkiye ilişkilerini bozmaya yönelik bir eylemdi. Rus uçağının düşürülmesinden sonra bu emri verenlerin amacının Rusya-Türkiye ilişkilerinin bozmak olduğu yönündeki açıklamalara şüpheyle bakıyordum. Fakat artık buna ikna olmaya başladım. Rus uçağını düşürme emrinin arkasında Türk liderliğinin olduğu konusunda fikrimi değiştiriyorum. Karlov'un öldürülmesi Rusya-Türkiye ilişkilerine zarar vermeyecek."
AŞIRI GÖRÜŞLÜLER TÜRK ORDUSUNA DERİN BİR ŞEKİLDE YUVALANMIŞ DURUMDA'
Putin konuşmasında "Aşırı görüşlüler Türk ordusuna derin bir şekilde yuvalanmış durumunda" ifadesini de kullandı.
HALEP'TEKİ VAHŞET, İNSANLIK DRAMI VE TAHLİYELER...
Putin, İnsanlık dışı uygulamalara maruz kalan savaş mağduru sivillerin Halep tahliyeleri konusunda şöyle konuştu: "Halep'ten neredeyse 100.000 kişi tahliye edildi. Bu, dünyadaki en büyük insani operasyon oldu. Bu, Türkiye Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip Erdoğan), İran liderliği ve Suriye Devlet Başkanı (Beşar Esad) olmadan başarılamazdı. Bundan sonraki adım Suriye'nin tamamında ateşkesi tam anlamıyla sağlayacak bir anlaşmaya varmak. İran, Esad ve Türkiye Suriyeli tarafların Astana'da barış görüşmeleri yapması konusunda mutabık. Rusya, Türkiye ve İran'ın dahil olduğu üçlü format Suriye konusunda etkili olduğunu kanıtladı. Bu formatı devam ettirmek gerek. ABD'yi de Rusya, Türkiye ve İran'ın çabalarına katılmaya çağırıyoruz."

17 Aralık 2016 Cumartesi

40 yıldır anarşi, terör-tedhiş ve ihanet şebekelerinin yuvalandığı bataklıklar neden/niçin kurutulamadı?

SON DAKİKA: KAYSERİ ERCİYES ÜNİVERSİTESİ ÖNÜNDE HAİN SALDIRI VE MENFUR PATLAMA
KALLEŞ BİR KATLİAM VE ALÇAKÇA SOYKIRIM KALKIŞMASI; ANARŞİ, TERÖR VE TEDHİŞ LÂNETİ'NDEN KORKUNÇ BİR TOPLU CİNAYET "JENOSİD" GİRİŞİMİ!..   
Erciyes Üniversitesi yakınındaki patlamanın, ilk bilgilere göre bomba yüklü bir araçla, çarşı iznine çıkan askerlerin de içinde bulunduğu özel halk otobüsünün yakınında gerçekleştiği öğrenildi. Kayseri'de, Erciyes Üniversitesi yakınlarında bir araçta patlama meydana geldi. Alınan bilgiye göre, Erciyes Üniversitesi yerleşkesinin Talas istikametindeki giriş kapısı yakınlarında bomba yüklü bir araç, çarşı iznine çıkan askerlerin de içinde bulunduğu halk otobüsünün yanında infilak etti. Genelkurmay Başkanlığı Kayseri’deki patlamada, 13 askerin şehit olduğunu, 48 personel’in de yaralandığını açıkladı. MHP Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, telefonla bağlandığı CNN Türk televizyonuna, olayda kullanılan bombalı aracın 71 plakalı Şahin marka bir otomobil olduğunu belirtti. Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, saldırı hakkında "Beşiktaş'taki elim hadiseye benziyor" yorumunu yaptı.
NEDEN VE NİÇİN? BAŞTA MİT OLMAK ÜZERE;EMNİYET VE ASKERİ İSTİHBARAT GÖREVİNİ YAPMADI!..
Kayseri Erciyes Üniversitesi önünde patlama Kayseri'den son dakika haberi.. Kayseri'de Erciyes Üniversitesi kampüsünde bugün saat 08.45'de bir halk otobüsünde patlama meydana geldi. Patlamada yaralıların bulunduğu bildirilirken, olay yerine ambulanslar sevk edildi. DHA muhabirinin son dakika geçtiği habere göre şehitler ve yaralılar var. Otobüste çarşı iznine çıkan askerlerin bulunduğu belirtiliyor.
ŞİMDİ SORMAK ZAMANI; “DEREYİ GEÇERKEN AT DEĞİŞTİRİLMEZ” NE DEMEK?
Görgü tanıkların iddiasına göre halk otobüsünün yanına yaklaşan bir araçta patlama meydana geldi. Şehit ve yaralılar olduğunu belirten Kayseri DHA Büro Şefi Oktay Ensari'nin verdiği bilgiler şöyle: "Terör saldırısı olduğu netleşti. Görgü tanıkları, patlamanın 71 plakalı (Kırıkkale) bir araçta olduğunu belirtiyor. Otobüs, hareket halindeyken bir araç geliyor ve bombayı patlatıyor. Birinci Komando Tugayı var. Şehir merkezine gelirken Talas Tıp Fakültesi'nin bulunduğu duraktan yolcu alırken ya da kırmızı ışıkta beklerken patlama meydana geldi. Bir ceset var. Teröristin cesedi olduğu tahmin ediliyor. Olay yerine kimse alınmıyor. Araçtan geriye sadece bir şase kalmış geriye hiçbirşey kalmamış. Otobüs solunda ağır bir hasar alıyor. Burada önemli miktarda patlayıcı kullanıldığı sanılıyor. Patlamada kullanılan araç tanınmaz halde. 15 kadar yaralı olduğu belirtiliyor. Ölü ve yaralı sayısına ilişkin net bir açıklama yok. Kampüs alanı ile olay yeri arasında bir kilometre kadar bir mesafe var. Yaralılar hem fakülte hastanesine hem diğer hastanelere gönderiliyor. Bunun bir terör saldırısı olduğu netleşti. Patlama otobüsün sol tarafında gerçekleşiyor. Tüm yaralılar olay yerinden alınıp hastaneye götürüldü."
Ensari “Talas Caddesi, şehir merkezine 5-6 kilometre uzaklıkta. Orası yoğun bir yer değil. Okullar da tatil. Hafta içi yoğun olan bir yol. Aynı yol üzerinde komando tugayı kışlası var. Planlanmış bir olay gibi görünüyor. Sabah 08:45 sıralarında oldu. Şuan güvenlik önlemleri alınıyor. Bölge kontrol altında. Resmi görevliler dışında kimse alınmıyor. Patlama, kampüs içinde de duyuldu. Olaydan hemen sonra 6 dakika içinde ekipler olay yerine intikal etti. Görgü tanıkları, önce trafik kazası sandıklarını belirtti. Daha sonra otobüsünü savrulduğunu görmüşler. Otobüste kalabalık bir yolcu grubu olduğunu tahmin ediyorum. Erciyes Üniversitesi Hastanesi'nden çıkan hasta ve hasta ve hasta yakınlarının da ” dedi.
GENELKURMAY'IN AÇIKLAMASI: 13 ŞEHİT, 48 YARALI
Genelkurmay'dan yapılan açıklama şöyle: "17 Aralık 2016 Cumartesi günü saat 08:45 sularında Kayseri Komando Tugay Komutanlığından izine çıkan er ve erbaşları taşıyan araca yapılan bombalı araç saldırısında, 13 kahraman personelimiz şehit olmuş, 48 kahraman personelimiz yaralanmıştır. Yaralılar derhal bölgedeki hastanelere sevk edilerek tedavilerine başlanmıştır. Ayrıca menfur saldırıda sivil vatandaşlarımızın da yaralanmış olabileceği değerlendirilmektedir."
'TARZ İTİBARIYLA BEŞİKTAŞ'A BENZİYOR'
Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Kayseri'de yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Beşiktaş'taki elim hadiseye benziyor. Maalesef yaralılar var. İçimizdeki hain unsurlar bizim insanımızın güvenliği için özel yetiştirmeye gayret ettiğimiz komandolarımızı hedef almışlar. Türkiye'yi asla bu hadise istikametinden saptırmayacaktır. Türkiye'nin güvenliği etrafındaki ülkelerin sınırlarından başlar. Türkiye içindeki, bu hadiselerin arkasında bu maşayı tutan eller var. Bunu biliyoruz biz. Ben hadisenin can zayiatı, şehit vermeden umarım atlatabiliriz diye düşünüyorum. Gelişmeleri sayın Başbakanımız arzu ettiği takdirde bilgi verebilir."
İÇİŞLERİ BAKANI VE ÇEVRE BAKANI OLAY YERİNE GİDİYOR 
Kayseri AK Parti Milletvekili Sami Dedeoğlu, olay yerine Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin gittiğini belirtti. Dedeoğlu, yaralı sayısının 15-20’ye yakın olduğunun belirtildiğini kaydetti. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun da patlamanın gerçekleştiği Kayseri'ye gittiği belirtildi.
ERDOĞAN, AKAR’DAN BİLGİ ALDI
CNN Türk Muhabiri Murat Pazarbaşı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’dan bilgi aldığını söyledi. Pazarbaşı, benzer şekilde Başbakan Binali Yıldırım’ın da Genelkurmay Başkanı Akar’dan ve ilgililerden bilgi aldığını belirtti. MHP Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, telefonla bağlandığı CNN Türk televizyonuna, olayda kullanılan bombalı aracın 71 plakalı Şahin marka bir otomobil olduğunu belirtti.

12 Aralık 2016 Pazartesi

Bu işin içinde bir iş var!.. Önce Türkiye Genelinde; "Temiz Eller Operasyonunun meşhur savcısı DiPietro" misali kapsamlı bir operasyon yapıldığı söyleniyor, akabinde ihanet bombaları peş peşe patlatılıyor?..

ÖNCE TÜRKİYE GENELİNDE 40 BİN 507 POLİSLE ‘HUZUR TÜRKİYE’ OPERASYONU YAPILDI! (09 ARALIK 2016)
81 ilde 5 bin 863 ekiple 08 Aralık 2016 Perşembe Gecesi 'Huzur Türkiye' operasyonu yapıldı. Türkiye genelinde uygulanan bu eş zamanlı operasyona 40 bin 507 polis, helikopterler ve en modern araçlar katıldı. (AA, DHA 09 Aralık 2016-22.10)
Böylece, İstanbul’da 1.5 yıldır uygulanan asayiş “Yeditepe Huzur Uygulaması” Türkiye geneline yayılmış oldu. Dün akşam (08 Aralık 2016 –  Perşembe & 09 Aralık 2016 - Cuma) Türkiye genelinde 81 ilde 5 bin 863 ekip, 40 bin 507 personel, 7 helikopter, 10 deniz aracı, 138 dedektör köpeğin katıldığı “Türkiye Huzur” operasyonu gerçekleştirildi. Uygulamaların İstanbul ayağında İl Emniyet Müdürü Dr.Mustafa Çalışkan uygulama noktalarını denetledi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nce her gün bir ilçede, 15 günde tüm il genelinde yaptığı uygulamalara dün gece de devam etti. İl Emniyet Müdürü Dr.Mustafa Çalışkan’ın göreve başlamasıyla projelendirilen çalışma 39 ilçede eş zamanlı düzenlendi. “Yeditepe Huzur Uygulaması” adıyla 1.5 yıldır devam eden çalışmalar başarılı sonuçlar vermesi, dün akşam bir ilkin yaşanmasına sebep oldu. Asayiş ağırlıklı uygulama Türkiye geneline yayıldı. Öncelikli olarak asayiş suçlarını işlenmeden önlemeyi amaçlayan uygulamalar dün akşam 81 ilde eş zamanlı gerçekleştirildi.
İSTANBUL’DA 5 BİN POLİS: Uygulamaların İstanbul ayağı  200 noktada gerçekleştirildi. Asayiş Şube Müdürlüğü’nce planlanan uygulamada, farklı şubelerde ve ilçelerde çalışan 5 bin görev yaptı. İstanbul’un güvenliği için, kentte akşam görev yapan polisler, uygulama dışı bırakılarak rutin görevlerine devam etti.
GBT TARAMASI YAPILDI: İl genelinde, sabit yol uygulaması ve eğlence mekanları ile umuma açık yerlerde yapılan huzur uygulamasında, şüpheli araç ve yayalar durduruldu. Genel Bilgi Tarama (GBT) sistemi üzerinden suç kayıtlarına bakılan şüphelilerin üst aramaları yapıldı. Üzerinde suç unsuru bulunan yada haklarında yakalama kararı olan şüphelilerii gözaltına alındı. Uygulamada “Deniz Polisi” de, özel tekne ve yatlarda GBT uygulaması yaptı.
İL EMNİYET MÜDÜRÜ DENETLEDİ: İstanbul İl Emniyet Müdürü Dr. Mustafa Çalışkan uygulama noktalarını bizzat gezerek  polisleri denetledi. Kritik noktalarda görevli polis noktalarını da inceleyen Mustafa Çalışkan güvenlik tedbirlerinin alınması konusunda uyarılarda bulundu. Suç ve suçlularla mücadeleye aralıksız devam edileceğini vurgulayan Mustafa Çalışkan, uygulamaların amacının, suçlara işlenmeden engel olmak olduğunu ve İstanbulluların huzurunu sağlamayı hedeflediğini belirtti.
ÇALIŞKAN’IN YARDIMCILARI: Uygulamada, Dr. Mustafa Çalışkan’ın yardımcıları da denetim noktalarını gezerek, yaşanacak olumsuzluklara engel olmaya çalıştı. Devam eden uygulamanın gecenin ilerleyen saatlerinde sonlandırılacağı öğrenildi.
POLİS HELİKOPTERİ DENETİM YAPTI: Uygulamaya farklı birimlerden çok sayıda ekip katılırken, polis helikopteri de havadan denetim yaptı. Vatandaşlar, uygulamadan memnun olduklarını ifade etti.
Sadece Bir Gün Sonra; İSTANBUL'un Kalbinde Katliam, Soykırım, Cinayet ve Şiddet Patladı!..
(10 Aralık 2016 – Cumartesi, Saat: 22.29 ve 22.30)
Son dakika haberi: (dün) Şehit sayısı 39'a yükseldi... Hain saldırıyı TAK üstlendi!
Hain saldırıdan bir son dakika haberi daha... İstanbul Beşiktaş'ta Vodafone Arena yakınında iki patlama meydana geldi. patlamalarda  30'u polis 8'i sivil, 1'i kimliği tespit edilememiş 39 kişi şehit oldu, 154 kişi yaralandı. Öte yandan İstanbul'daki alçak saldırıda kendini patlatan o teröristin görüntüleri ortaya çıktı. Alçak saldırıyı terör örgütü PKK'nın kolu olan TAK üstlendi.  Son dakika: İstanbul Beşiktaş'ta Vodafone Arena yakınında iki patlama meydana geldi. Gelen haberlerine göre; patlamalarda  30'u polis 8'i sivil, 1'i kimliği tespit edilememiş 39 kişi şehit oldu.  Saldırılar nedeniyle yaralananların sayısı ise 154 olarak açıklandı.
ŞEHİT SAYISI 39'A YÜKSELDİ: Dün meydana gelen patlama sırasında Taksim'e giden dolmuşta yaralanan 28 yaşındaki bankacı Selin Çelik, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirildi. Yoğun bakımda tedavisi yapılan Selin Çelik yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu. Çelik'in otopsi için cenazesi Adli Tıp Kurumu'na götürüldü. 
PKK ÜSTLENDİ: Beşiktaş'taki alçak saldırıyı terör örgütü PKK'nın kolu olan TAK üstlendi. Haberi Reuters haber ajansı duyurdu. Başbakan Binali Yıldırım ve Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş bugün yaptığı açıklamada, "İşaretlerin PKK'yı gösterdiğini" açıklamıştı. Süleyman Soylu, yaptığı açıklamada, "Türkiye, PKK, DEAŞ ve FETÖ örgütlerinin hedef alanında bulunmaktadır. Güvenlik kuvvetlerimiz 24 saat tedbir almak, vatandaşımızın huzur ve güveni için çalışmak için çaba sarf ediyor. Bu konuda elbette ki gerek DEAŞ'ın, gerek PKK'nın, gerek de FETÖ'nün bu süreçte Türkiye'nin bu huzurunu ve istikrarını bozmak için çabası var. Buna dair istihbaratlar değerlendirilmekte ve tedbir alınmaktadır" ifadelerini kullandı.
İŞTE İSTANBUL'DAKİ HAİN SALDIRIDA KENDİNİ PATLATAN O TERÖRİST: Maçka parkında kendini havaya uçuran canlı bombanın görüntüleri hareket halindeki bir otomobilin kamerasına yansıdı. Görüntülerde tek başına kaldırıma çıkarak ilerleyen terörist çok net bir şekilde görülüyor. Daha sonra teröristin hareketlerinden şüphelenen güvenlik birimlerinin ona doğru hareket ettiği görülüyor. Bu kayıttan saniyeler sonra da patlama meydana geliyor.
SAAT 22.29'DA  İKİ AYRI SALDIRI: Beşiktaş-Bursaspor maçının ardından saat 22.29'da, 45  saniye arayla Vodafone Arena yakınlarında iki ayrı terör saldırısı meydana geldi. Beşiktaş Vodafone Arena'da, Süper Toto Süper Lig'de Beşiktaş ile  Bursaspor arasında oynanan maçın bitiminde, taraftar stadı terk ettikten sonra  saat 22.29'da bölgedeki çevik kuvvet polislerini hedef alan iki ayrı terör  saldırısı düzenlendi. İlk saldırı "Beleştepe" olarak isimlendirilen yerde, seyir halindeki  bomba yüklü bir aracın patlaması şeklinde gerçekleşti. İkinci saldırı ise 45  saniye sonra Maçka Parkı'nda yine polislerin bulunduğu bölgede durdurulmak  istenen bir teröristin kendisini patlatması sonucu meydana geldi. Anadolu yakasından bile duyulan patlamaların ardından olay yerine çok  sayıda ambulans sevk edildi. Yaralılar, çevredeki hastanelere kaldırıldı. Terör saldırısının ardından Meclis-i Mebusan ile Dolmabahçe caddeleri  bir süre trafiğe kapatıldı. Çevrede şüphelenilen paketler, olay yerine çağrılan  bomba imha uzmanları tarafından kontrollü şekilde imha edildi.
ATATÜRK HAVALİMANI’NDA BAYRAKLAR YARIYA İNDİRİLDİ: Beşiktaş Vodafone Arena yakınlarında dün meydana gelen terör saldırısının ardından ülke genelinde 1 günlük yas ilan edildi. Bunun üzerine Atatürk Havalimanı’nda bulunan bayraklar yarıya indirildi.
YAYIN YASAĞI: RTÜK, Başbakanlık tarafından patlamaya ilişkin geçici yayın yasağı  getirildiğini bildirdi. Başbakan Binali Yıldırım, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve İstanbul  Valisi Vasip Şahin'i telefonla arayarak, konuya ilişkin bilgi aldı. Çalışmalarını İstanbul'da sürdüren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  da terör saldırılarının hemen akabinde Başbakan Yıldırım, İçişleri Bakanı Soylu,  İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan ile ayrı ayrı telefonla görüştü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan, Terör ve Örgütlü Suçlardan  Sorumlu Başsavcıvekili İsmail Uçar ile aynı büroda görevli 3 savcı, olay yerine  giderek inceleme yaptı. Başsavcılık, terör saldırısına ilişkin soruşturma  başlattı. Sağlık Bakanlığı, İstanbul'daki patlama sonrasında hastanelerde kan  ihtiyacının bulunmadığını duyurdu.
BAKANLAR İSTANBUL'A GELDİ: Ankara'daki çalışmalarını yarıda kesen Soylu, Sağlık Bakanı Recep  Akdağ, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Gençlik ve Spor  Bakanı Akif Çağatay Kılıç İstanbul'a geldi. Soylu, Atatürk Havalimanında yaptığı açıklamada, "İki patlama olduğu  arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi. Birisi tam stadın hemen üzerinde Süzer  Plaza ile yan yana olan, daha önce 'Beleştepe' denilen yerde, diğeri ise Maçka  Parkı'nda. Maçka Parkı'ndakinin canlı bomba olduğu değerlendiriliyor." diye  konuştu. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Soylu, Akdağ, Kaya ve Kılıç,  terör saldırılarının meydana geldiği yerde inceleme yaptı, İstanbul Valisi Şahin  ve Emniyet Müdürü Çalışkan'dan bilgi aldı. Kurtulmuş ve beraberindeki bakanlar, saldırıda yaralananları tedavi  gördükleri Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp  Fakültesi Hastanesi'nde ziyaret etti.
YOĞUN BAKIMDAKİ 3 YARALININ DURUMU CİDDİ: Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, İçişleri  Bakanı Soylu, Sağlık Bakanı Akdağ, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Kaya,  Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç, Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok, İstanbul  Valisi Şahin ve İstanbul Emniyet Müdürü Çalışkan ile Polis Eğitim ve Kongre  Merkezinde (PEKOM) İstanbul'daki terör saldırısına ilişkin basın mensuplarına  açıklamalarda bulundu.
Kurtulmuş, terör saldırılarına ilişkin şu bilgileri verdi: "Maalesef dün 22.29 sıralarında Beşiktaş Vodafone Arena Stadının  çıkışında elim bir terör saldırıyla karşı karşıya kaldık. Beşiktaş-Bursaspor  arasındaki müsabakanın hemen bitiminde Beşiktaş taraftarı ve ardından Bursaspor  taraftarı stadı terk ettikten sonra staddaki asayişi sağlamakla görevli olan  çevik kuvvet polislerini doğrudan doğruya hedef alarak yapılan bombalı saldırı  oldu. Bombalı saldırı sırasında önce Beleştepe olarak isimlendirilen yerde oradan  geçmekten olan seyir halindeki bir araç patlatıldı ve 45 saniye sonra da Maçka  parkında yine polislerin bulunduğu bölgede bir kişi durduruldu ve o kişinin de  kendini patlatması sonucu 2 bombalı saldırıyla çok hain, çok alçak terör  saldırısıyla Türkiye olarak karşı karşıya kalmış olduk." Süleyman Soylu, "Bu iki patlamada milletimize üzülerek ve içimiz  yanarak belirtiyoruz ki şu anda Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmiş 29 şehidimiz var.  İkisi sivil, biri emniyet müdürü, biri emniyet amiri olmak üzere toplam 27 polis  arkadaşımız. 166 şu ana kadar tespit edilen yaralımız var." dedi. Sağlık Bakanı Recep Akdağ ise saldırının ardından ilk 4 dakika  içerisinde ilk ambulansın olay yerine ulaştığını belirterek, 106 ambulansla ve  çok sayıda Ulusal Medical Kurtarma Ekibi elemanı ve 112 acil personeliyle  yaralılara müdahale edildiğini söyledi. Akdağ, "Hastanelerimizde kayıtlı hasta sayısı 166, bunlardan 20'si  evlerine gönderilebilmiştir. Şu anda halihazırda ameliyat halinde olan 17  kardeşimiz var. 6 kardeşimiz de yoğun bakımda, yoğun bakımda olan kardeşlerimizin  3'ünün durumu oldukça ciddi." diye konuştu.
İÇİŞLERİ BAKANI SOYLU: İKİ PATLAMADA 29 ŞEHİDİMİZ VAR: İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yaptığı açıklamada, "Bu iki patlamada milletimize üzülerek ve içimiz yanarak belirtiyoruz ki şu anda Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmiş 29 şehidimiz var." dedi. Tespit edilen 166 yaralı olduğunu belirten Soylu, "Yaralılarımızın bir kısmı taburcu edildi ve yaralılarımızın 23'ünün 17'si şu anda ameliyatta, 6'sı ise yoğun bakımda." ifadesini kullandı. Soylu, şöyle konuştu: "Beşiktaş- Bursaspor maçının hemen akabinde Bursaspor taraftarı tahliye olduktan sonra çevik kuvvet ekiplerimizin toplanma yerinde, saat 22.29'da el düzenekli olduğunu değerlendirdiğimiz bomba yüklü bir araç, el düzenek vasıtasıyla patlatılıyor ve olay yerinde şehitlerimiz ve yaralılarımız oluyor. Aynı dakikalarda 45 saniye sonra Maçka Parkı'nda yine bağlantılı olduğunu düşündüğümüz bir başka canlı bomba polisler tarafından fark ediliyor. Etrafı tertibat alınıyor, araç patlatıldıktan hemen sonra o da kendisini tertibat alan polislerin hemen ortasında patlatıyor. Burada içimizin yandığını ifade etmek istiyorum." İçişleri Bakanı Soylu, "Bu leş sürüsüne diyeceğim o ki tamamen temizleyene kadar ve bitirene kadar sözümüz onlara o dur ki bu mücadelemiz acımasızca devam edecektir. Kimsenin mazeretine bakmayacağımızı, bu akşam hastanelerde ziyaret ettiğimiz, yüz yüze geldiğimiz ve ahitleştiğimiz arkadaşlarımızın hepimize, bütün bakan arkadaşlarımıza, Sayın Başbakan Yardımcımızın başkanlığında, belki lafzen değil ama kalben verdiğimiz sözdür. Bu memleket çok badirelerden geçti, milletimizin sabrıyla, vakarıyla ve asaletiyle bunları da geçireceğimize inanıyoruz. Tekrar başımız sağolsun ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz." dedi.
GÖZALTI SAYISI ATTTI: İçişleri Bakanı Soylu, patlayan aracın tespitinden yola çıkılarak şu anda yapılan operasyon çerçevesinde 10 kişinin gözaltına alındığını söyledi. Sağlık Bakanı Akdağ: 3 kişinin durumu ağır Sağlık Bakanı Recep Akdağ, "Hastanelerimizde kayıtlı hasta sayısı 166, bunlardan 20'si evlerine gönderilebilmiştir. Şu anda halihazırda ameliyat halinde olan 17 kardeşimiz var. 6 kardeşimiz de yoğun bakımda, yoğun bakımda olan kardeşlerimizin 3'ünün durumu oldukça ciddi." dedi.  (AA)
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN YAZILI AÇIKLAMA YAPTI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beşiktaş'taki terör saldırılarıyla ilgili yazılı açıklama yaptı. TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ADININ VE YÖNTEMİNİN HERHANGİ BİR ÖNEMİ YOKTUR" Açıklama şu şekilde: "Bu gece, Beşiktaş'ta, güvenlik güçlerimize ve vatandaşlarımıza yönelik bir terör saldırısı gerçekleştirilmiştir. Beşiktaş-Bursaspor karşılaşmasının hemen arkasından yaşanan patlamaların, mümkün olan en büyük can kaybını verdirmeyi hedeflediği anlaşılmaktadır. Bu eylemler neticesinde, maalesef, şehitlerimiz ve yaralılarımız vardır. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza Rabbimden acil şifalar diliyorum.Terörün, her türlü değeri ve ahlakı çiğneyen yüzünün en çirkin haline, bu gece İstanbul'da, bir kez daha şahit olduk. Türkiye ne zaman, geleceğe yönelik olumlu bir adım atsa, cevabı hemen, terör örgütleri eliyle kan, can, vahşet, kaos olarak önümüze gelmektedir. Son yıllarda defalarca yaşadığımız bu alçak saldırıyı yapan terör örgütünün adının ve yönteminin herhangi bir önemi yoktur. PKK'sıyla, DEAŞ'ıyla, FETÖ'süyle tüm terör örgütleri aynı amaç için ülkemize ve milletimize saldırmaktadır"
"BU SALDIRILAR, BİZİM ŞEVKİMİZİ VE KARARLILIĞIMIZI TÖRPÜLEMEK YERİNE, TAM TERSİNE DAHA DA KESKİNLEŞTİRİYOR" "Türkiye'nin, bu ahlaksız terör saldırısından sonra da yaralarını kendisinin saracağını, yasını hakiki dostlarıyla birlikte kendi başına tutacağını, yasak savma kabilinden açıklamalar dışında yanında kimseyi bulamayacağını biliyoruz. Terörle mücadele eden Türkiye'nin ve Türk milletinin yanında yer almak yerine, terör örgütlerini ve teröristleri desteklemeyi tercih eden ülkelerin, bu olaydan sonra farklı davranmalarını beklemek için sebebimiz kalmamıştır. Allah'ın yardımıyla, ülke ve millet olarak, terörün, terör örgütlerinin, teröristlerin ve elbette onların arkalarındaki güçlerin üstesinden geleceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Bu saldırılar, bizim şevkimizi ve kararlılığımızı törpülemek yerine, tam tersine daha da keskinleştiriyor. Mücadelesini, “ölürsem şehit, kalırsam gazi" anlayışıyla veren bir milleti yolundan döndürecek bir silah daha icat edilmemiştir"
"MÜCADELEMİZİ DURMADAN, DURAKSAMADAN SÜRDÜRECEĞİZ" "Biz, meselelerimizin üzerinden gelecek dirayete ve cesarete sahibiz. Tıpkı bölücü terörle mücadelede, tıpkı 15 Temmuz'da verdiğimiz şehitlerimiz gibi, bu gece Beşiktaş'taki kayıplarımızı da yüreğimize gömecek, onların hatıralarını ilanihaye yaşatacak, ama aynı zamanda hedeflerimiz doğrultusunda kararlı bir şekilde yürümeye devam edeceğiz. Bin yıldır bu toprakları vatan yapmak için döktüğümüz kanlara yenilerinin eklendiğini, ekleneceğini bilerek, mücadelemizi durmadan, duraksamadan sürdüreceğiz. Devlet ve millet olarak bu olayın ve müsebbibi canilerin peşini asla bırakmayacağız. Bir kez daha şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum"
BAŞBAKAN YILDIRIM'IN AÇIKLAMASI: Başbakan Yıldırım, terör saldırısına ilişkin yazılı açıklamasında,  şunları aktardı: "Hayata, huzura, mutluluğa pusu kuran katiller devlet ve milletimizin  bütünlüğüne halel getiremeyecekler, Türkiye'yi demokrasi ve hukuk yolundan  çeviremeyeceklerdir. Aziz milletimize şimdiden büyük sabır ve metanet diliyorum.  Aziz şehitlerimizin kanı yerde kalmayacaktır. Yaralılarımıza şifa diliyorum.  Hayata kasteden katiller ve kendi bedenlerini de imha eden o aşağılık ruhları  ölüme gönderen odaklar da hak ettikleri cevabı alacaklardır. Hükümetimiz ve  bakanlarımız alçak saldırının aydınlanması için bütün dikkatiyle teyakkuz  halindedir. Allah birlik ve beraberliğimizi bozmasın ve daima insanlığın vicdanı  olan ülkemizi, milletimizi ve devletimizi korusun."
ÜÇ BAKAN YARALILARI ZİYARET ETTİ: Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sağlık Bakanı Recep Akdağ ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Hamidiye Şişli Etfal Eğitim Ve Araştırma Hastanesi'ne geldi. 3 bakan hastanede tedavi olan yaralıları ziyaret etti. (DHA)
'İKİ PATLAMA OLDUĞU DEĞERLENDİRİLİYOR': İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "İki patlama olduğu  arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi. Birisi tam stadın hemen üzerinde Süzer  Plaza ile yan yana olan, daha önce 'Beleştepe' denilen yerde, diğeri ise Maçka  Parkı'nda. Maçka Parkı'ndakinin canlı bomba olduğu değerlendiriliyor." dedi. Soylu, Sağlık Bakanı Recep Akdağ ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı  Fatma Betül Sayan Kaya ile Ankara'dan İstanbul'a gelişinde Atatürk Havalimanında  İstanbul'daki patlamaya ilişkin açıklama yaptı. Soylu, "Öncelikle milletimize geçmiş olsun, çok hain ve alçak bir  planla gerçekleştirilmiş bir olay, "İki patlama olduğu arkadaşlarımız tarafından  değerlendirildi. Birisi tam stadın hemen üzerinde Süzer Plaza ile yan yana olan,  daha önce 'Beleştepe' denilen yerde, diğeri ise Maçka Parkı'nda. Maçka  Parkı'ndakinin canlı bomba olduğu değerlendiriliyor" dedi. Soylu, bunların teyide muhtaç bilgiler olduğunu vurgulayarak, şöyle  konuştu:  "Şu anda bütün arkadaşlarımız olayın aydınlatılması noktasında  çalışmalarını sürdürüyorlar. Yaralılar Şişli Etfal başta olmak üzere yakın bir  çok hastaneye sevk edildi. Sağlık Bakanımız, Aile ve Sosyal Politikalar  Bakanımızla ilk önce olay yerine gideceğiz. Milletimize ve özellikle polis  teşkilatımıza, emniyet teşkilatımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Şehit  konusunda şimdi değil biraz sonra vali ve emniyet müdürümüzle bir değerlendirme  yaptıktan sonra kamuoyuna açıklama yapağız. Olay yerine gidiyoruz." 
5 CUMHURİYET SAVCISI GÖREVLENDİRİLDİ: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Beşiktaş'ta çevik kuvvet ekibine yönelik düzenlenen saldırıya ilişkin terörden sorumlu başsavcı vekili İsmail Uçar ile 5 cumhuriyet savcısı görevlendirildi.
ŞEHİT POLİS, HALAÇOĞLU'NUN YAKINI: İstanbul Beşiktaş'taki terör saldırısında şehit olan polis memuru Mehmet Atıcı'nın, MHP Milletvekili Yusuf Halaçoğlu'nun yakını olduğu ortaya çıktı. Halaçoğlu, "Emmi oğlumuz polis memuru Mehmet Atıcı şehit düşmüştür" dedi. Sosyal paylaşım sitesi hesabından acı haberi duyuran Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, şunları yazdı: "İstanbul'daki dünkü terör saldırısında Emmi oğlumuz polis memuru Mehmet Atıcı şehid düşmüştür. 22 yaşındaki şehidimizin cenazesi yarın pazartesi günü Adana'nın İmamoğlu ilçesinde saat 11.00'de toprağa verilecektir. Dualarınızı bekleriz. Allah bütün şehidlerimize rahmet eylesin." Diğer yandan şehit Atıcı'nın, soyadı ile ilgili olarak bilgi veren Halaçoğlu, "Ne yazık ki acı haberler alıyoruz ülke olarak. Benim de öz amca oğlum şehit oldu. Öz amca çocuklarıyız. Bizim soyadlarımız nüfus kütüğünde Atıcı ve Halaçoğlu olarak da geçiyor. Şehidimiz benim öz amcamın oğludur" dedi.