8 Ağustos 2020 Cumartesi

ABD, Küresel İnternet devrine son mu veriyor.

TikTok ve WeChat: ABD, Çin politikasıyla 'küresel internet' devrine son mu verecek?

James ClaytonBBC Kuzey Amerika Teknoloji Muhabiri

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun "temiz" bir internet istediğini söylemesinin gerisinde, Çin etkisini ve Çinli şirketleri ABD'nin internet dünyasından dışlama niyeti var.

Ancak bu adımın internetin küresel olma niteliğini tartışmaya açmasından endişe ediliyor.

"Splinternet" (Bölünmüş internet) terimi, Çin'le ve son zamanlarda Rusya'yla ilgili konuşmaları süslüyor. Bu kavram, internetin doğasındaki küresel olma niteliğinin artık sona ereceği düşüncesini temsil ediyor.

İnsanların internette bulabileceklerini kontrol etmek isteyen hükümetler için bu kendi internetine sahip olmak demek.

Bir ülkenin kendi internetinin çevresine duvar örmesine en iyi örnek Çin Güvenlik Seddi. Çin'de Google arama motoru ya da Facebook'a erişmeniz mümkün değil.

l.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Bilim Kurulu üyesi İlhan: Vakalar çok artarsa bölgesel kısıtlamalar gelebilirSağlık Bakanlığı Toplum Bilimleri Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, koronavirüs vaka sayılarında artış olursa bölgesel olarak bazı kısıtlamaların olabileceği uyarısında bulundu.

DHA’ya konuşan Prof. Dr. İlhan’ın uyarılarından bazıları şöyle:

"İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulları her konuda yetkili. İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu o il için, o hafta sonu için, o ilde sokağa çıkma yasağı ilan edebilir, sokakta bulunulan saatlere kısıtlama getirebilir, AVM'leri kapatabilir. Okulların açıldığını düşünürsek okullar ile ilgili kısıtlamaya gidebilir. Her türlü yetki ilin kendisinde. İlin kendisi dahilinde yapabileceği gibi ilçede, mahallede de bunu gerçekleştirme yetkisine sahip İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu. Örneğin; A ilinde vakalar sürekli artıyor, B ilinde artmıyor. Türkiye genelinde kısıtlamaya gitmek diğer illerle ilgili de bazı sıkıntılar ortaya çıkarılabilir. Kurallara uyulmayan illerde kısıtlamaya gidilmesi, kurallara uyulan illerde kısıtlamaya gidilmemesi daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Tabi rakamlar çok ilerler, 2 binleri, 3 binleri geçer tabi ülke genelinde de benzer kısıtlamalar getirilebilir. Şu an böyle bir düşünce söz konusu değil.

"Koronavirüs açık alanlarda daha az bulaşır' demektense, 'koronavürüs kapalı alanlarda daha fazla bulaşır' demek daha doğru. Kapalı mekanda virüs doğal olarak daha fazla bulaşmakta. Kapalı alanı doğal havalandırma ile havalandırınca virüsün bulaşı azalacaktır. Açık alanda mekan çok daha geniş olduğu için bulaş ihtimali azalacaktır. Ama bu, 'bulaş olmuyor' anlamına gelmiyor.

"Türkiye'de vefatların bu denli az olmasını doğrudan sağlık çalışanları ve sağlık sistemine bağlamak gerekiyor. Sağlık çalışanları icabında 36 saate kadar görev yapıyor, 12 saat evde duruyor, tekrar gelip 36 saat çalışıyor. Tüm arkadaşlarımız, hemşire arkadaşlarımız, temizlik görevlileri, yemekhane çalışanları, güvenlik görevlilerimiz hemen hepsi tüm sağlık çalışanları süreçte çok emek veriyor. Gerçekten yüzünde kalıcı maske izi olan kişiler var.

"Bu süreçte enfekte olan çok arkadaşımız var. Hayatını kaybeden 30'a yakın doktorumuz, çok daha fazla sayıda da sağlık çalışanımız var. Sağlık çalışanları koronavirüsün nasıl bulaştığını biliyorlar, kendilerini korumaya çalışıyorlar; ama hastanede verdikleri hizmetler sırasında hepsi enfekte oluyor. Tüm sağlık çalışanları cansiperane çalışıyor"

KAYNAK: https://www.bbc.com/turkce/live/haberler-dunya-53705214

NOT: E Ticaret mağazamızdan BOR ve KENEVİR'li tamamen doğal, sağlıklı, yasal izinleri alınmış BOR VE KENEVİR mucizesi ürünler alarak bize destek olabilirler.

15 Temmuz 2020 Çarşamba

Bugün 15 Temmuz, günlerden Çarşamba.


BUGÜN 15 TEMMUZ. GÜNLERDEN ÇARŞAMBA. TÜM TÜRKİYE İZİNLİ. BUGÜNÜ KUTLUYORUZ.

VATAN TOPRAKLARI DÜŞMANDAN KURTARILMADI, ANCAK, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURULUŞ TEMELİNE DİNAMİT KONMAYA ÇALIŞILDI, DEMOKRASİ YOK EDİLEREK YENİ BİR REJİM GETİRİLMEK İSTENDİ. 

TÜRK MİLLETİ DE YILLARCA İÇİMİZDE YUVALANMIŞ, BESLENMİŞ HAİNLERE GEREKEN DERSİ VERDİ. DEMOKRASİYE VE LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİNE SAHİP ÇIKTI.
ŞER ODAKLARI YERLE BİR EDİLDİ VE EDİLMEYE DE HALEN DEVAM EDİYOR.
Türkiye’nin demokrasi zaferi dört yaşında

Bugün, Türkiye'nin dört bir yanında toplumun her kesiminin katılım sağladığı kararlı bir direnişle bertaraf edilen 15 Temmuz hain darbe girişiminin dördüncü yıl dönümü. FETÖ/PDY üyesi hainler tarafından Genelkurmay Başkanı'nın karargâhında esir alındığı, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı başta olmak üzere birçok kamu binasının savaş uçakları ve helikopterlerle bombalandığı, sivil vatandaşların üzerine tanklardan bomba ve kurşun yağdırıldığı Türkiye'nin en uzun gecesinde yaşananlar hâlâ toplumun hafızasında tazeliğini koruyor. 251 vatandaşımız şehit, 2196 vatandaşımız da gazi olduğu ülkenin dört bir yanında kahramanca direniş öykülerinin yazıldığı o kara günde yaşananları sözcü gazetesi saat saat derlemiş. Bizde aynen alarak, burada kamu oyuna bizim kanalımızdan da duyurmak istedik.

Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi TSK içinde örgütlenmiş FETÖ/PDY üyesi bazı generallerin ve askeri personelin içinde olduğu kanlı bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. İhanet girişimi halkın sokağa çıkması ve TSK içinde vatanına, milletine, devletine bağlı olan gerçek asker çoğunluğun destek vermemesi üzerine akamete uğratıldı.
O gecenin kahramanları yani Türk Milleti, demokrasiye sahip çıktı. Askeriyle, polisiyle, siviliyle darbe püskürttü. Türkiye demokrasi tarihine kara harflerle yazılan bu cunta girişiminin bilançosu ise maalesef çok ağır oldu. Türkiye’nin en uzun gecesinde 251 vatandaşımız şehit, 2 bin 196 vatandaşımız da gazi oldu.
Saat 16.16: Kara Havacılık Komutanlığı’nda görevli bir subay MİT’e giderek, FETÖ üyesi askerler tarafından MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın alınması için kuruma saldırı olacağını ihbar etti. Fidan, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’i telefonla aradı, konu hakkında bilgi verdi.
Saat 17.32: Hakan Fidan tarafından Karargah’a gönderilen müsteşar yardımcısı Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’i bilgilendirdi. Orgeneral Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’a detaylı bilgi verdi ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı karargaha davet etti.
Saat 18.10: MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Karargah’a giderek komuta kademesiyle görüştü. Gelen ihbarın daha büyük bir planın parçası olabileceğini söyledi.
Saat 18.30: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, TSK Harekat Merkezi’ni aradı, havada bulunan araçların indirilmesi emrini verdi.
Saat 19.26: MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Marmaris’te bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı aradı, kendisine ulaşamayınca koruma müdürüyle görüştü. Cumhurbaşkanı’nın güvenliğiyle ilgili bir problemin olup olmadığını ve ilave güvenlik tedbirlerine ihtiyaç duyup duymadıklarını sordu.
Saat 20.22: MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Karargah’tan ayrıldı.
Saat 20.23: Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda toplanan 33 Özel Kuvvetler görevlisi Karagah’a doğru harekete geçti.
Saat 20.46: Darbenin gece saat 03.00’te başlayacak olması nedeniyle Karargah’tan erken ayrılan Genelkurmay Strateji Daire Başkanı Tümgeneral Mehmet Dişli, özel aracıyla geri döndü.
Saat 21.00: Tümgeneral Mehmet Dişli, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın makam odasına girerek, kendisine “Komutanım operasyon başlıyor, herkesi alacağız, taburlar, tugaylar yola çıktı, biraz sonra göreceksiniz” diyerek darbeyi tebliğ etti. Hulusi Akar’ın söylenenlere tepki gösterdi ve bu girişimi hiçbir şekilde desteklemediğini belirtti. Geri adım atmayan Dişli, odanın dışına çıkarak hazır durumda bekleyen ekibe, komutana müdahale etmeleri emrini verdi.
Saat 22.05: Darbeci askerlerin kontrolündeki uçaklar Ankara’da alçak uçuş yaptı.
Saat 22.10: Köprüyü kontrol altına almak için Kuleli Askeri Lisesi Komutanlığı'ndan hareket eden FETÖ'cülerin komutasındaki askeri birlik Boğaz Köprüsü’nü tek yönlü trafiğe kapattı.
 Saat 22.30: Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından tüm emniyet mensupları acil olarak göreve çağrıldı.
Saat 22.35: Atatürk Havalimanı’na tanklarla gelen askerler kontrol kulesine girdi.
Saat 23.10: Başbakan Binali Yıldırım, yaşananları ‘kalkışma’ olarak niteleyerek, “Türk ordusu içerisindeki bir grubun darbe girişiminde bulunduğunu” duyurdu.
Saat 23.25: Darbecilerin sosyal medyaya erişimi engellendi ancak erişim engeli kısa bir süre sonra kaldırıldı.
Saat 23.37: Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, darbeci Cemil Turhan ve iki Özel Kuvvetler personeli tarafından elleri ve kolları bağlı vaziyette, Halil Gül'ün pilotluğunu yaptığı helikoptere bindirilerek Akıncı Üssü'ne götürüldü.
Saat 23.44: Darbecilerin WhatsApp'taki “Yurtta Sulh” grubundan “İstanbul Moda Deniz Kulübüne müdahale lazım, generaller var, derdest edilecek” şeklinde bir mesaj atıldı.
Saat 23.45: Darbe girişimi yapan grup, TSK’nın akredite gazetecilerle iletişim için kullandığı e-posta hesabından “Kontrolün tam olarak ele alındığına” dair mesaj gönderdi.
Saat 23.50: Ankara’nın dört bir yanından güçlü patlama sesleri geldi. Darbe girişimine tepki gösteren vatandaşlar sokaklara dökülmeye başladı.
Saat 00.04: Cumhurbaşkanı ilk açıklamasını yapmaya başladı. Açıklamadan hemen sonra ise sozcu.com.tr’nin İstanbul’daki merkezine telefonla ulaşmayı başaran muhabir arkadaşımız Gökmen Ulu, ‘SON DAKİKA’ haberi olarak bu tarihi gelişmeyi yazdırdı ve Erdoğan’ın çağrısı “saat 00:13’te” sozcu.com.tr’de ‘SON DAKİKA’ haberi olarak 1’inci manşetten yayınlandı.
Saat 00.15: Darbeci askerler TRT binasını basarak, haber spikeri Tijen Karaş’a Yurtta Sulh Konseyi adına korsan bildiri okuttu.
 Saat 00.24: Erdoğan, sozcu.com.tr’nin Türkiye’ye duyurduğu çağrıyı saat 00:24’te yani ‘haberimizden 11 dakika sonra’ CNN Türk’e Facetime’la bağlanarak Hande Fırat aracılığıyla da duyurdu.
00.33: Akıncı Üssünden iki F-16 daha izinsiz kalktı.
Saat 01.00: Darbe girişiminde bulunan kişiler hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldı ve gözaltı kararı alındı.
Saat 01.10:Sikorsky tipi askeri helikopter TÜRKSAT uydu istasyonunu vurdu.
Saat 01.13: Diyarbakır'dan gelen Özel Kuvvetler Grup Komutanı Tuğgeneral Semih Terzi'nin uçağı Etimesgut Havalimanı'na indi. Özel Kuvvetler’i ele geçirmeye çalışan Terzi, Astsubay Başçavuş Ömer Halisdemir tarafından başından vurularak etkisiz hale getirdi. Darbeci hainlerin silahından çıkan kurşunlarla şehit düşen Halisdemir, bu hamlesiyle darbe girişiminin kaderini de değiştirdi.
Saat 01.21: İçişleri Bakanı Efkan Ala, Genelkurmay Başkanlığı, TSK ve polisin ülkedeki darbe girişimine müdahale ettiğini açıkladı ve darbe planlayıcılarını ‘çete’ olarak tanımladı.
Saat 01.40: Boğaziçi Köprüsü’nü geçmeye çalışan protestocuların üzerine ateş açıldı, camilerden sela okunarak halka darbe girişimine karşı sokaklara çıkma çağrısı yapıldı.
Saat 02.21: Ankara Emniyet Müdürlüğü’nede vuran ve en az 17 polisin şehit olmasına neden olan askeri helikopter Gölbaşı’nda düşürüldü.
Saat 02.25: İstanbul Taksim Meydan’nda mevzilenen bir grup asker, giderek sayıları artan protestocuları dağıtmak için havaya ateş açtı.
Saat 02.50: F-16’lar ve askeri helikopterler TBMM binasını vurmaya başladı. Meclis’in giriş kapılarının yakınlarına dört bomba atıldı. Milletvekilleri ve basın mensupları sığınağa geçti.
Saat 03.00: TRT yeniden yayına döndü. TRT Genel Müdürlüğü binasını ele geçirmeye çalışan FETÖ mensubu askerler gözaltına alındı.
Saat 03.14: TÜRKSAT Gölbaşı Yerleşkesi FETÖ mensubu pilotlar tarafından bombalandı. Yerleşkeye dört adet MK-82 bombası atıldı.
Saat 03.20: İstanbul’da darbecilerin kontrolündeki savaş uçakları alçak uçmaya başladı.
Saat 03.30: Darbeci askerler Doğan Medya Center’ı basarak CNN Türk’ün yayınını kesti.
Saat 04.00: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savaş uçaklarından gizlenmek için yolcu uçağıyla İstanbul'a geldi.
Saat 04.07: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Atatürk Havalimanı’nda kendisini karşılayan kalabalığa “Bu bir ayaklanma, ihanet, vatana ihanet hareketidir. Bunun bedelini çok ağır ödeyecekler” dedi.
Saat 05.00: Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı darbeyi planlayanlara ve içinde bulunanlara darbeye teşebbüs suçundan soruşturma başlattı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da darbecilerin darbe başarılı olduğunda kullanacakları sıkıyönetim planından harekete geçerek birçok kişi hakkında yakalama kararı çıkarttı.
Saat 06.26: Cumhurbaşkanlığı Külliyesi çevresinden dumanlar yükseldi.
Saat 06.42: Boğaz Köprüsünde barikat kuran darbeci askerler teslim oldu.
Saat 07.52: Genelkurmay karargâhından çıkan bir tanktan, barikat kuran kamyonlara ateş açıldı.
Saat 11.01: Genelkurmay Başkanı Vekili Orgeneral Ümit Dündar, “Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Bakanlarımız ve TBMM, TSK ile tam bir dayanışma içinde demokrasinin ve hukukun yanında yer alarak bu darbe girişimini önlemiştir” şeklinde bir açıklama yaptı.
Derleme: ulusalhaber-ulusalajans
15.07.2020


4 Temmuz 2020 Cumartesi

Cezayir ile Fransa arasında çözüm bekleyen meseleler gündemde


Cezayir ile Fransa arasında çözüm bekleyen tarihi meseleler yeniden gündemde

Fransız sömürgesi döneminde öldürülen Cezayirli direnişçilerden 24'ünün naaş kalıntılarının dün ülkeye getirilmesiyle, iki ülke arasında çözüm bekleyen tarihi dosyalar yeniden açıldı.
Fransa tarafından 170 yıldır alıkonulan Cezayirli direnişçilerin naaşlarından 24'ünün Cezayir'e getirilmesi, iki ülke arasında sömürge (1830-1962) dönemine kadar uzanan dosyaların yeniden açılmasına neden oldu.
Direnişçilere ait naaş kalıntılarının başkent Paris'teki İnsan Müzesi'nde tutulması ve Fransa'nın sömürge döneminde işlediği suçlar nedeniyle özür dilemeyi reddetmesi, iki ülke arasında sürekli gerilime yol açtı.
Cezayir yönetimi, dün direnişçilerden 24'ünün naaşını ülkeye getirdi. Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, söz konusu cenazelerin "tabii ve insani şekilde defnedilme hakkından 170 yıl mahrum kaldığını" söyledi.
Direnişçilerin kafatasları ve naaş kalıntılarının ülkeye getirilmesi nedeniyle düzenlenen karşılama töreninde konuşan Genelkurmay Başkanı Said Şengariha ise "Bu kahramanların, sömürgecilerin elinde 150 yılı aşkın süre haksız yere tutulduğunu ve ırkçılık savunucusu lobilerin şantaj ve pazarlık konusu olduklarını" ifade etti.
- Fransa'nın elindeki Cezayir arşiv belgeleri
Cumhurbaşkanı Tebbun'un, Arşiv ve Ulusal Hafızadan Sorumlu Danışmanı Abdulmecid Şeyhi de Cezayir haber ajansı APS'ye yaptığı açıklamada, ülkesinin sömürge dönemi arşivlerini geri alma konusunda taviz vermeyeceğini kaydetti.
Şeyhi, Fransa'nın tüm uluslararası normları çiğneyerek 2006'da Cezayir arşiv belgelerinin kamu malı olarak tanımlanmasını öngören bir kanun çıkararak bunları Cezayir'e teslim etmekten kaçındığını vurguladı.
Cezayir makamları ve tarihçiler, sömürge döneminde yüz binlerce arşiv belgesinin Fransa'ya kaçırıldığını ve bunların sadece yüzde 2'lik kısmının geri alınabildiğini belirtiyor.
- Fransa ile 4 konuda yürütülen müzakereler
Cezayir yönetimi, Fransa'daki arşiv belgeleri ile direnişçilerin naaş kalıntılarının geri alınması, Fransa'nın 1960-1966 tarihlerinde Cezayir çölünde gerçekleştirdiği nükleer deneylerin kurbanlarına tazminat ödenmesi ve 1954-1962 bağımsızlık savaşı sürecinde kaybolan 2 bin 200 kişiyle alakalı olmak üzere toplam 4 meselede Fransa'yla 4 yıldır müzakereler yürütüyor.
Cezayir Savaş Gazileri Bakanı Tayyib Zeytuni, bu yıl başında yaptığı açıklamada, Fransa'nın ciddiyetsizliği nedeniyle söz konusu müzakerelerin durdurulduğunu söylemişti.
Cezayir her defasında Fransa'dan sömürge döneminde işlediği suçları kabul etmesini ve bunlardan özür dilemesini talep ediyor ancak Paris yönetimi geçmişe bir sünger çekilmesi çağrısında bulunarak bu talebi yerine getirmiyor.
Cumhurbaşkanı Tebbun, 8 Mayıs 1945 katliamının 75. yıl dönümü münasebetiyle halka hitaben yaptığı açıklamada, "Fransa'nın, 1830-1962 arasında öldürdüğü insan sayısının 5,5 milyon olduğunu" ifade etmişti.
- Paris'teki müzede 18 bin kafatası bulunuyor
Fransa'nın başkenti Paris'teki İnsan Müzesi'nde dünyanın pek çok yerinden getirildiği belirtilen 18 bin kafatası bulunuyor.
Kimlik tespiti yapılan 500 kafatasından 36'sının 19'uncu yüzyıl ortalarında, Fransa'nın Cezayir'i sömürgesi altına almaya başladığı dönemde öldürülen Cezayirli mücahitlere ait olduğu belirlenmişti.
İnsan hakları örgütleri ve tarihçiler, Fransa'nın 1830-1962 yıllarındaki sömürge döneminde Cezayirlilere yönelik katliamlar gerçekleştirildiğini ve yüz binlerce kişinin tehcir edildiğini belirtiyor.
Cezayir İnsan Hakları Savunma Birliği, Fransız sömürgesi döneminde yaklaşık 10 milyon kişinin öldürüldüğünü kaydediyor.
04.07.2020
Kaynak: https://www.haberso.com/haber/4949575/cezayir-ile-fransa-arasinda-cozum-bekleyen-tarihi-meseleler-yeniden-gundemde
ulusalhaber-ulusalajans
DUYURU;
BOR VE KENEVİRİ, aynı anda  beslenme, destek, kozmetik, deterjan,çay, kahve olmak üzere diğer kaliteli ve sağlıklı, doğal ürünleri ile DÜNYADA Kİ İLK VE TEK DOĞRUDAN SATIŞ ŞİRKETİ MEDİREVO’nun bize destek amaçlı açtığı E ticaret mağazasından ürün alanlara şimdiden teşekkür ederiz

Mağazanın linkini TIKLAYIN:




19 Mayıs 2020 Salı

TÜRK ULUSUNUN EMPERYALİZME KARŞI BAŞ KALDIRIŞININ 101.YILI KUTLU OLSUN


TÜRK ULUSUNUN EMPERYALİZME KARŞI BAŞ KALDIRIŞININ 101.YILINI BÜYÜK BİR ÇOŞKU İLE KUTLAMAK İÇİN 19 MAYIS 2020 SALI GÜNÜ SAAT 19, U 19 GEÇE BALKONLARDA BULUŞALIM.
19 Mayıs 1919 tarihi işgale uğramış bir vatanın, milli mücadele hareketinin başlangıç tarihidir.
Yurtta 19 Mayıs coşkusu
19 MAYIS SALI GÜNÜ SAAT 19 U 19 GECE BALKONLARDA TÜRKİYE
ATATÜRK'ün, Samsun'a çıkıp milli mücadeleyi başlattığı ve daha sonra Türk gençliğine armağan ettiği 19 Mayıs 1919 gününün 101'inci yıl dönümü bu sene coşkuyla balkonlarda kutlanacak.
Her yıl 19 Mayıs günü Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı büyük coşku ile kutlanmakta iken,bu sene pandemi nedeniyle birçok etkinlik yapılamayacak olsa da Cumhuriyet tarihinin bu önemli günü evlerde kutlanmaya devam edecek.
19 Mayıs 1919 gününden notlar verirken, geçmiş tarihlerde "Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı" nasıl kutlanmış, o günlere ait resimleri de sizlere sunmak istedik.

 19 Mayıs 1919 tarihi işgale uğramış bir vatanın, milli mücadele hareketinin başlangıç tarihidir.
Birinci Dünya savaşı sonrasında  Osmanlı’nın yok edilmesi hamlesi hızlanmış. Anadolu dışındaki tüm topraklar kaybedilmş, Anadolu toprakları da İstanbul dahil düşman devletler tarafından işgal edilmişken, Mustafa Kemal  19 Mayıs 1919 da Bandırma vapuru ile Samsun’a hareket etmiştir.
Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 da İstanbul’dan başlayan yolculuğu  Türk Milletinin kurtuluş döneminin simgesidir.

Gençlik ve Spor Bayramı ilk defa 1926 yılında Gazi Günü adı altında Samsun'da kutlanmış, 24 Mayıs 1935'te Atatürk Günü adı altında resmiyet kazanmıştır.
Beşiktaş'ın girişimleriyle Fenerbahçe Stadı'nda kutlanan bu ilk 19 Mayıs, Galatasaray ve Fenerbahçeli yüzlerce sporcunun da katılımıyla bir spor günü haline gelmiştir. Bu organizasyondan bir süre sonra gerçekleşen Spor Kongresi'nde söz alan Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni kutlanan Atatürk Günü'nün tüm gençliğe mal edilebilmesi için "19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı" adı altında her yıl yapılmasını teklif etmiştir. Kongrede oylanan bu öneri kabul edilmiş ve Atatürk'ün de onayıyla yasalaşmıştır. 20 Haziran 1938 tarihli kanunla "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı 12 Eylül Darbesi'nden sonra "Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı" adını almıştır

Atatürk Büyük Nutkunu da yazmaya başlarken 19 Mayıs 1919 gününü başlangıç olarak almıştır.

NUTUK 
Türk Yurdunun Genel Durumu
Samsun'a Çıktığım Gün Genel Durum ve Görünüş
1919 yılı Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. Genel durum ve görünüş :
Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu topluluk, Genel Savaşta (Birinci Dünya Savaşında) yenilmiş, Osmanlı ordusu her yanda zedelenmiş, koşulları ağır bir ateşkes anlaşması (mütarekename) imzalanmış. Büyük Savaşın uzun yılları boyunca, ulus, yorgun ve yoksul bir durumda. Ulusu ve ülkeyi Genel Savaşa sürükleyenler, kendi yaşamlarının kaygısına düşerek, yurttan kaçmışlar. Padişah ve Halife olan (Saltanat ve halifelik katında oturan) Vahdettin, soysuzlaşmış, kendini ve yalnız tahtını koruyabileceğini umduğu alçakça önlemler araştırmakta. Damat Ferit Paşa'nın'nın başkanlığındaki hükümet, güçsüz, onursuz, korkak, yalnız padişahın isteklerine uymuş, onunla birlikte kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma boyun eğmiş.

Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta.
İtilâf devletleri, ateşkes anlaşması hükümlerine uymayı gerekli görmüyorlar. Birer uydurma nedenle, İtilâf donanmaları ve askerleri İstanbul'da. Adana ili Fransızlar; Urfa, Maraş, Antep İngilizlerce işgal edilmiş. Antalya ile Konya'da İtalyan birlikleri, Merzifon'la Samsun'da İngiliz askerleri bulunuyor. Her yanda yabancı devletlerin subay ve görevlileri ve özel adamları çalışmakta. Daha sonra, sözümüze başlangıç olarak aldığımız tarihten dört gün önce, 15 Mayıs 1919'da İtilâf Devletlerinin uygun bulmasıyla Yunan ordusu İzmir'e çıkarılıyor.
Bundan başka, yurdun dört bir bucağında Hıristiyan azınlıklar, gizli, açık, özel istek ve amaçlarının elde edilmesine, devletin bir an önce çökmesine çaba harcıyorlar.
Sonradan elde edilen güvenilir bilgi ve belgeler, İstanbul Rum Patrikliğinde kurulan Mavri Mira Kurulu'nun (belge: l) illerde çeteler kurmak ve yönetmekle, gösteri toplantıları ve propagandalar yaptırmakla uğraştığını doğruladı. Yunan Kızılhaçı, Resmi Göçmenler Komisyonu, Mavri Mira Kurulu'nun çalışmalarını kolaylaştırmaya yardım ediyor. Mavri Mira Kurulu'nca yönetilen Rum okullarının izci örgütleri, yirmi yaşını aşmış gençleri de içine alarak her yerde geliştiriliyor.
Ermeni Patriği Zaven Efendi de, Mavri Mira Kurulu ile düşünce birliği içinde çalışıyor. Ermeni hazırlığı da tam olarak Rum hazırlığı gibi ilerliyor.
Trabzon, Samsun ve bütün Karadeniz kıyılarında kurulan ve İstanbul'daki merkeze bağlı Pontus Cemiyeti kolaylıkla ve başarıyla çalışıyor. (belge: 2)
&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&
Bu yolculuk Türk Milleti için bir dönüm noktası oldu.
Milli Mücadeleyi başlatmak üzere Samsun’dan Anadolu topraklarına ayak bastığı 19 Mayıs 1919 tarihinin önemi nedeniyle de 19 Mayıs’ı Türk Gençliğine armağan etti.

Atatürk“Gençler!Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler!Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” derken Türk gençliğine olan güvenini de anlatmıştır.
19 MAYIS ŞİİRLERİ
TARİHE ÜN
Bugün Türk e bir şeref, tarihlere bir ündür
Tutsaklıktan Türklüğün kurtulduğu ilk gündür
Bugün ezdik öz yurda ecel olan başları
bugün çıktı ağzından Ata`mın son kararı
Neydi ah…o karanlık,o günlerdeki acı
Sarmıştı dört yanını yurdun yüz bin umacı
Padişah saltanatı kurtarmak davasında
Memleket tek başına kalmış kendi yasına
Gökler Türk ün derdinden yas tutmuş kara bağlar
Ateşten bir çemberin içinde Türklük ağlar
Gül kurumuş saksıda bülbül atmış sazını
Mevsimler değiştirmiş baharını yazını…

GENÇLİĞİN HEDEFLERİ
Seni anmak ve anlamak,
Gençliğin en büyük isteği Atam.
Senin fikirlerini yaşatmak,
Gençliğin en büyük hedefi Atam.
Senin yolundan gitmek,
Gençliğin en büyük isteği Atam.
Senin ilkelerinle yaşamak,
Gençliğin en büyük hedefi Atam.
Kurduğun cumhuriyeti korumak,
Gençliğin en büyük andıdır Atam.
Senin izinden gitmek,
Gençliğin en büyük hedefi Atam.
Senin çağdaşlık anlayışın,
Gençliğin en büyük çabasıdır Atam.
Seninle doğup, seninle büyümek,
Gençliğin en büyük şerefidir Atam

19 MAYIS GENÇLİK MARŞI
Bir şerefli milletin şanlı çocuklarıyız.
Kalplerimiz, nabzımız, vatan diyerek atar.
Ayrılmadan yürürüz, aynı yolda erkek, kız.
Ruhumuzda ateş var, göğsümüzde iman var…
Vücudumuz yay gibi, bacaklarımız çevik,
Kalplerde cumhuriyet, başımızdadır bayrak,
Bir emanet taşırız, Ata'mıza söz verdik.
Kuvvetimizi, gücümüzü, kanımızdadır kaynak…
Bilgi ile sporu, yürütürüz atbaşı,
Çalışkanlık, çeviklik atalardan mirastır.
Türk olmanın amacı kazanmaktır savaşı…
Bize ülkü yaraşır, bize hamle yaraşır.
19 Mayıs bizim en kutsal bayramımız.
Tarihlerde var mıdır, böyle bir günün eşi?
Bu pınardan içiyor, alıyoruz kuvvet, hız,
Bu ocaktan yakıyor bütün gençlik ateşi…
 NUTKUN SONUNDA BAKIN NE DEMİŞ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
 Türk Gençliğine Bıraktığımız Kutsal Armağan
Saygıdeğer baylar, sizi, günlerce işlerinizden alıkoyan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en sonu tarihe mal olmuş bir dönemin öyküsüdür. Bunda, ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım
Baylar, bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.

Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır.
Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.
Ey Türk gençliği! Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır.
Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en değerli hazinendir. Gelecekte de, seni bu kaynaktan yoksun etmek isteyen iç ve dış kötücüller bulunacaktır. Bir gün, bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan, ödeve atılmak için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını düşünmeyeceksin! Bu olanak ve koşullar çok elverişsiz bir nitelikte belirebilir. Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler. Zorla ve aldatıcı düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemilikleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesi fiilen işgal edilmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acı ve daha korkunç olmak üzere, yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık, üstelik, hainlik içinde olabilirler. Dahası iş başında bulunan bu kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.
Ey Türk geleceğinin çocuğu! İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Bunun için gereken güç, damarlarındaki soylu kanda vardır!

22 Nisan 2020 Çarşamba

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışının 100.yılı kutlu olsun.


NE MUTLU TÜRK ULUSUNA 
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100. yıldönümünü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutluyoruz.
EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindirTeşkilat-ı Esasiye Kanunundan bu yana Türkiye anayasasında yer alan, TBMM'de kürsünün arkasındaki duvarda tamamı büyük harflerle yazılı bulunan ve Türk milleti adına Türkiye'nin kuruluşunu ilan eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin temel dayanağını oluşturan ilkedir.

TÜM DÜNYAYI ETKİSİ ALTINA ALAN KORONAVİRÜS BELASINA RAĞMEN 
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100. yıldönümünü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutluyoruz.
"Çocuklar geleceğimizin güvencesi. yaşama sevincimizdir. 
Bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir."demiştir (Mustafa Kemal Atatürk.)

1.ci Dünya Harbinin sonlanmasından sonra 16 Mart 1920’de İstanbul itilaf devletleri tarafından  resmen işgal edildi.

Anadolu topraklarını ise İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Yunanlılar işgale başladılar.
19 Mayıs 1919 da İstanbul’dan Samsuna çıkan Mustafa Kemal Atatürk,  Osmanlı’nın yurdun kurtulmasında gerekli çabayı gösteremeyeceğine inanmış ve Anadolu insanlarını yaptığı toplantılar ve yayınladığı bildiriler ile vatan topraklarını işgal eden düşmana karşı bilinçlendirmeye çaba harcamıştır.
16 Mart 1920 de İstanbul’u işgal eden İtilaf Devletleri bazı milletvekillerini tutuklayarak Maltaya sürmüştü.
Bu şartlar altında İstanbul’daki Mebussan Meclisin faaliyetini sürdürmesi imkânsız olduğundan dağılmasına karar verildi.
İstanbul Mebussan Meclisinden gelen mebuslardan bazıları ile yeni seçilen milletvekilleri Ankara’da toplanarak 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisini oluşturdular.

1920 - Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılması.
Atatürk'ün, Meclis'in hangi üyelerden oluşacağına dair Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde demeci: "Yüksek meclisiniz, bildiğiniz gibi, olağanüstü yetkiye sahip olarak, yeniden seçilen milletvekilleri ile taarruza uğrayan Hükûmet Merkezi'nden canını kurtararak buraya gelen milletvekillerinden oluşmuştur."
1920 - Cuma günü yapılan açılış toplantısına 115 mebus katıldı. Meclisin en yaşlı üyesi Sinop mebusu Şerif Bey'in açılış konuşmasında hür ve istiklali tam millet olarak yaşamayı amaçladıklarını ve bu yolda mücadele vereceklerini ilan etti.
Hakimiyet-i Milliye' nin bugün çıkan sayısında Büyük Millet Meclisi'nin açılışı "tarihi bir olay" olarak değerlendirildi.  
Birinci Meclis ve Ankara Hükümeti Milli Mücadele hareketinin tek meşru temsilcisi oldu.
7 Haziran 1920’de kabul edilen bir kanunla, İstanbul’un işgal edildiği belirtilerek; 16 Mart 1920 tarihinden itibaren TBMM’nin onayı dışında İstanbul Hükümeti tarafından yapılmış bütün anlaşmalar ve icraatlar geçersiz sayıldı.
Böylece TBMM si kendisini yasama ve yürütme erkine sahip tek meşru siyasal organ olarak tanımladı.
1921 Teşkilatı Esasiye Kanunu (ANAYASASI): TBMM’nin en önemli yasama faaliyetlerinden birisidir.  1921’de kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile rejimin temelleri halk egemenliği ve meclis üstünlüğü üzerinden tanımlandı. Teşkilat-ı Esasiye Kanununun ilk üç maddesi rejimin temel niteliklerini belirlemekteydi.
1.     Maddesi egemenliğin kayıtsız şartsız millette olduğu ilkesini kabul ederken,
2.     Madde, TBMM’nin milletin tek ve gerçek temsilcisi olduğunu ve yasama, yürütme kuvvetlerinin TBMM’de toplandığını belirtmekteydi.
3.     Maddeye göre ise Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunacak ve hükümet, “Büyük Millet Meclisi Hükümeti” unvanını taşıyacaktı. Bu maddelerin içeriği Cumhuriyet Rejiminden başka bir şey değildi.

Meclisin en önemli amacı, vatanı düşman işgalinden kurtarıp, ulusal iradeyi hakim kılmaktı.
TBMM'nin açılmasının önemi ve özellikleri
Milli egemenlik ilkesi kurumlaştı
Halkçı, ulusçu ve demokratik bir Türk devleti oluştu.
Temsil heyetinin görevi sona erdi.
Ulusal örgütlenme tamamlandı
23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir.
Atatürk, 23 Nisan 1924'te '23 Nisan' gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır. 


1979'da, yine ilk olarak altı ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşıdığımız bu millî bayramımıza, ortalama olarak her yıl kırkın üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan yabancı ülke çocukları da katılmaktadır. Dünya’da çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke Türkiye’dir.
Türk milletinin gönlünde, onun bağımsızlığının sarsılmaz ifadesi olarak en önemli yeri işgâl eden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl yurdumuzda ve yurtdışındaki temsilciliklerimizde, bütün kurumlarımızda, okullarımızda ve her evde çeşitli etkinliklerle kutlanarak millî birliğimizin kenetlenmiş ifadesini temsil etmektedir.
Büyük önder Atatürk’ün düşüncesinde çocuklar, milletin geleceğidir. 
Onlara duyduğu sarsılmaz güvenin ve büyük sevginin ifadesi olarak, millî bayramımız olan 23 Nisanlar’ı çocuklara armağan etmiştir. Tarihimizin gurur dolu sayfalarının yeni nesillerce öğrenilmesi ve Türk Devleti’nin devamını emanet edeceğimiz yeni Cumhuriyet bekçilerinin bu bilinçle yetişmesi amacıyla 23 Nisanlar, önemli birer vesiledir.
Milletimize ve bütün çocuklara kutlu olsun.
Atatürk diyor ki:
“Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.