HÜKÜMET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HÜKÜMET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Temmuz 2017 Pazartesi

Başta İstanbul olmak üzere bütün Anadolu'da ard arda yaşanan afet ve felâketlerin sebebi: Başta Belediyeler olmak üzere, Üniversiteler, ilgili-yetkili ve sorumlu kurum ve kuruluşlar ile Hükümettir!..

İSTANBUL'DAKİ FELAKETİN NEDENİ SÜPER HÜCRE Mİ? SÜPER HÜCRE NEDİR?
İstanbul'daki felaketin nedeni Süper hücre mi? Süper hücre nedir İstanbullu vatandaşlar 9 günde 2 kez facia atlattı. Hava durumunun ani değişimi ve temmuz ayında dolu yağması insanları şaşırttı. Meteoroloji uzmanları ise bunun süper hücre olduğunu ve ara sıra Anadolu'da da yaşandığını söylüyor. Süper Hücre'nin en önemli özelliği 'mezosiklon' özelliği. Genişliği 3 ila 8 kilometre civarında olan siklondur. Bunu bir bulut oluşumunda dönen bir bulut gibi gözlemleyebilirsiniz.
İstanbul dün çok şiddetli dolu ve yağmurun etkisi altındaydı. 9 gün önce de aynı durumun yaşanmasının nedeni süper hücre. Peki süper hücre nedir hava durumunu nasıl etkiliyor?  19 Mayıs Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü'nden Yrd. Abdullah Kahraman İstanbul'da yaşanan felaketle ilgili açıklamalarda bulundu. Abdullah Kahraman dün akşam yaşananlarla ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu: Bu süper hücreli fırtınaydı. Bu sistem bizim birkaç gündür takip ettiğimiz bir sistemdi. Bir önceki seldeki durum bir süper hücre değildi teknik olarak. O orta ölçekli konvektif sistemdi.Süper hücreli fırtına genişliği yaklaşık 10 km mertebesinde olan fırtınadır. Orta ölçekli konvektif fırtına çok daha geniş bir alanda olur. Bugünü karmaşık yapan şu. Orta ölçeklif konvektif sistem söz konusuydu Trakya'dan. Bir de güneybatıdan gelen bir orta ölçekli konvektif sistem vardı.
SÜPER HÜCRE NEDİR?
Süper Hücre'nin en önemli özelliği 'mezosiklon' özelliği. Genişliği 3 ila 8 kilometre civarında olan siklondur. Bunu bir bulut oluşumunda dönen bir bulut gibi gözlemleyebilirsiniz. Kenarları, çeperleri çok belirlidir. Geçen haftaki selde böyle bir durum yoktu. Dün süper hücre karakterini işaret eden çok sayıda emare gördük. Yüzde 99 'süper hücre'ydi.
EKSTREM BİR OLAY
Gökgürültülü fırtınanın belki de yüzde 1'i süper hücredir. Çok çok az görülür. Bir keresinde 15 Ağustos 2004'te İstanbul üzerinden geçmişti. Yalova'da hortum yapmıştı. Ekstrem bir olay. İstanbul'a denk gelmesi talihsizlik.
ANADOLU'DA OLUYOR
Türkiye'de uzun yıllardır kayıtlarda olan bir hadise. Anadolu'nun pek çok yerinde seyrek olarak görülüyor. Bugünün önemi İstanbul'a denk gelmesi. Çok büyük zararı olmuştur. Dolu dışında hasar yapan şey de şiddetli rüzgardı. Soğuk havanın aşağı doğru boşalması gibi bir mekanizma var. Normalde gök gürültülü fırtınalar aşağıdan yukarıya doğru bir hareketle başlarlar, yerin çok fazla ısınmasıyla ilgili bir durumdur. Hava ne kadar nemliyse o kadar hafiftir. Isınan hava yükselir.
FIRTINA NEDENİ SICAKLIK FARKI
Dünkü durumda yer sıcaktı, yukarı seviyede soğuk hava vardı. Dolayısıyla sıcaklık farkı çok fazlaydı. Bu durumda çok fazla fırtına enerjisi meydana geliyor.
TAM İSTANBUL ÜZERİNDE DENK GELDİ
Çevre koşulları o şekilde gelişti ki, yukarıdaki hava aşağıdaki havaya göre çok ağır ve soğuk kaldı. Olduğu gibi aşağıya çöktü. Dolayısıyla hem bir dolu hem bir fırtına etkisi var. Bu fırtına tam İstanbul üzerinde denk geldi. Yani bu açıdan ilginç bir olaydı. 2014'te de bir hortum yaşamıştık. İstanbul bu tip hadiselere çok uzak değil. 1914'teki hortumda Büyükçekmece'de 2 kişi hayatını kaybetmişti.
"TÜRKİYE ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI” YOL GÖSTERDİ, AKIL VERDİ VE ACİLEN TEDBİR ALINMASI İÇİN SORUNLULARI UYARDI!
ÇOK ÖNEMLİ VE ACİL TEDBİR GEREKTİREN BİR KONU: ‘EN ÇOK TÜRKİYEYİ VURACAK’
Küresel iklim değişikliğine ilişkin tartışmaların Türkiye için yeniden gündeme geldiğini söyleyen Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Bozoğlu, ‘İç Anadolu’da kuraklık, Ege ve Akdeniz’de ise sel riski var’ dedi. Dünya üzerinde iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkenin Türkiye olduğunu belirten Baran Bozoğlu, “Çünkü üç tarafı denizlerle çevrili ve Akdeniz Havzası’nda. Bilimsel modelleme çalışmalarında sel felaketleri, bazı bölgelerde kuraklık ve tarımsal üretimin düşüşü özelinde en büyük etkinin Türkiye’de olacağı görülüyor. En çok etkilenecek şehirlerin başında ise İstanbul ve İzmir’in geldiğine dair bir akademik çalışma yeni yayınlandı” ifadelerini kullandı.
[29 Temmuz 2017, Çevre Mühendisleri Odası Başkanlığı  / Ankara]
İstanbul’da yaz ortasında yaşanan sel ve fırtına, tüm dünyanın üzerinde durduğu küresel iklim değişikliğine ilişkin tartışmaların, Türkiye özelinde yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baran Bozoğlu, dünyanın hızlı bir iklim değişikliği problemi ile karşı karşıya bulunduğunu belirterek, “Bu durum zaman zaman doğrudan bazen de hissettirmeden hayatımızı etkiliyor. İklim değişikliği dendiğinde genelde ilk aklımıza gelen şey küçük bir buzun üzerindeki kutup ayısıdır. Yapayalnız kalmış, buz eriyor ve ölme tehlikesiyle karşı karşıya gibi bir imaj kafamızda canlanıyor. Ancak iklim değişikliği aynı zamanda sel felaketi karşısında İstanbul’da arabaların tepesinde mahsur kalan insanlar da demek. Yani sadece kutup ayıları değil hepimiz tehlikedeyiz” ifadelerini kullandı.
KURAKLIK VE SEL RİSKİ
Bozoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: “Sanayi Devrimi’nden sonra dünya yüzeyinde yaklaşık 1.1 santigrat derece sıcaklık artışı olduğunu görüyoruz. İklim değişikliğinin anlamı; buzulların erimesi, sel felaketlerinin artması, kuraklığın çesitli bölgelerde yoğunlaşması, biyoçeşitlilik dediğimiz türlerin risk altına girmesi, ekolojik dengenin bozulması ve gıdaya erişimde sorun yaşanması demektir. Vücudumuzdaki 2-3 derecelik bir artış bizi nasıl hasta ediyorsa dünyada da sıcaklık dengesi bozulduğu anda bütün sistem alt üst oluyor. Dünyanın ısınma potansiyeline bakınca çok daha büyük felaketlerle karşı karşıya kalacağımızı görmek gerekiyor. Türkiye özelinde ise İç Anadol’da ciddi kuraklık, temiz içme suyuna erişimde sıkıntı, Ege ve Akdeniz’de ise sel ve taşkın riskiyle karşı karşıyayız.”
‘YAĞMUR KANALLARI AYRILMALI’
Bozoğlu, İstanbul’daki yapılaşmaya da dikkat çekerek, “İstanbul’da her taraf betonlaşmış. Mevcut park ve bahçeler daraltılıyor. İşte kent merkezindeki yeşil alan azaldığı zaman yüzeyden akan suyun yer altı suyuna karışması engelleniyor. Betonun üzerine yağacak yağmuru tutacak kanalları da yeterince inşa etmiyoruz. Şehirde kanalizasyon sistemi ile yağmur toplama kanallarının ayrılması gerekiyor. Herkesin vicdanını ortaya koyması lazım... Koca kentte 50-150 santimetreçapındaki borularla kanalizasyonu yönetmeye çalışırsak, mazgalları temizlemezsek sel felaketi kaçınılmaz olur” dedi.
TOPLU TAŞIMA ÖNERİSİ
Bozoğlu, söyle devam etti: “İklim değişikliğinin temel sebeplerinden birisi de araç kullanımı. Raporlar Ankara’nın hava kirliliğinin yüzde 33’ten fazlasının araçlardan kaynaklı olduğunu gösteriyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’de temiz hava solumuyoruz. Araba kullanımı azaltılıp toplu taşıma geliştirilmeli. Küresel ısınma ile birlikte orman yangınlarında artış olduğu bilimsel raporlara yansımış durumda. Yaz aylarında etrafa atılan sigara izmaritleri, cam parçaları, hafriyat kamyonlarının orman alanlarına izinsiz bir şekilde hafriyat dökmeleri büyük sorun. Çevresel suç işleyenlerin mutlaka kanun önünde yargılanması gerekiyor. Sorumlu bürokrat ve siyasilerde bu konuda hesap verebilir nitelikte olmalı.”
‘EN ÇOK TÜRKİYE ETKİLENECEK’
Dünya üzerinde iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkenin Türkiye olduğunu belirten Baran Bozoğlu, “Çünkü üç tarafı denizlerle çevrili ve Akdeniz Havzası’nda. Bilimsel modelleme çalışmalarında sel felaketleri, bazı bölgelerde kuraklık ve tarımsal üretimin düşüşü özelinde en büyük etkinin Türkiye’de olacağı görülüyor. En çok etkilenecek şehirlerin başında ise İstanbul ve İzmir’in geldiğine dair bir akademik çalışma yeni yayınlandı” ifadelerini kullandı.
HAYDARPAŞA LİMANI SAVAŞ MEYDANI GİBİ
Kötü hava koşullarının en fazla zarar verdiği Haydarpaşa Limanı’nda ortaya çıkan zarar gün ışığıyla birlikte ortaya çıktı. Devrilen vinçler ve ardından başlayan yangın nedeniyle dün limanda yükleme ve boşaltma yapılamadı. Liman sahasında zarar tespit çalışmalarının sürdüğü, tamamlanmasının ardından enkazların kaldırılma işlemlerine geçileceği öğrenildi.
ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI SORUMLULUĞU HALKA YÜKLEDİ VE MİLLETİ UYARDI: "METEOROLOJİ’NİN DUYURU, HABER VE İKAZLARINI DİKKATE ALIN"
Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca, önceki gün İstanbul’da meydana gelen sağanak yağışın ardından, Meteoroloji’nin yapmış olduğu uyarının tam anlamıyla gerçekleştiğinin görüldüğü belirtilerek, “Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün tahmin ve uyarıları dikkate alınırsa bu tip hadiseler daha az zararla atlatılabilir” ifadesi kullanıldı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün perşembe günü 10.45’te yayımladığı 168 numaralı uyarıda söz konusu dolu yağışı, yıldırım hadisesi, ani sel, su baskını ve yağış öncesi kısa süreli fırtına konusunda gerekli ikazların yapıldığı, yapılan ikazların da anında ilgili mercilere iletildiği kaydedildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “İstanbul’da meydana gelen hadiseler dikkate alındığında Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün uyarısının tam anlamıyla gerçekleştiği görülüyor. Ayrıca basında bir bilgi kirliliği yaşanıyor ve herkes bir tahminde bulunuyor. Bu yüzden bütün ilgili birimler, basın ve vatandaşlar Meteoroloji’nin uyarılarını dikkate alırsa bu tip hadiseler daha az zararla atlatılabilir.

12 Temmuz 2017 Çarşamba

ANARŞİ, TERÖR VE TEDHİŞ’İN SİYASİ AYAKLARI (İşbirlikçi kriptolar, Ağababa ve başları HDP, Bileşeni) VE TÜREVLERİNDEN TBMM, KAMU VE HÜKÜMET NİÇİN 'HALÂ' AYIKLANIP TEMİZLENMİYOR?..

Son dakika: "Konya'da DEAŞ'a yönelik operasyon! Hücre Villasına baskında ürkütücü, şok detaylar!.."
ANARŞİ, TERÖR VE TEDHİŞ’İN SİYASİ AYAKLARI (İŞBİRLİKÇİ KRİPTOLAR), AĞABABA VE BAŞLARI HDP, BİLEŞEN VE TÜREVLERİNDEN TBMM, KAMU VE HÜKÜMET NİÇİN “HAL” AYIKLANIP TEMİZLENMİYOR?..
Konya'da DEAŞ'a yönelik operasyon  yapan polis ekipleri ile teröristler arasında çatışma çıktı. Çıkan çatışmada 5 terörist öldürüldü, 2 polis de yaralandı. Takviye birlikler gönderilen bölgedeki operasyon sürüyor. (Konya, DHA-12 Temmuz 2017 :: 16.55)
Konya'da polisin terör örgütü DEAŞ'ın hücre evine düzenlediği operasyonda çıkan çatışmada 5 terörist ölü ele geçti. Konya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadelesi Şubesi ekipleri, eylem hazırlığı içinde olduğu belirlenen terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyon düzenlendi. Özel Harekat polisi eşliğinde saat 05.15'te Meram İlçesi Yorgancı Mahallesi Dudlukır Mevkii'nde daha önceden belirlenen 10 adrese baskın yaptı. Teröristlerin hücre evi olarak kullandığı villada Özel Harekat timleri ile DEAŞ militanları arasında çatışma çıktı. Bir süre devam eden çatışmada 1 terörist evin bahçesinde, 2'si çatı katında, 2'si de zemin katta ölü ele geçti. Kurşun sıyrıklarıyla hafif yaralanan 4 polis ambulansla Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Çatışmanın olduğu bölgedeki tüm bağlantılı sokak ve caddeler trafiğe kapandı. O bölgeye yaklaşan araçlar durdurulup arandı. Yaklaşık 2.5 saat süren operasyonun ardından hücre evinde yapılan ilk aramada 1 tabanca, 5 kalaşnikof  silah ve bu silahlara ait mermiler ele geçirildi.
Diğer hücre evlerine yapılan baskında teröristlerin gözaltına alınma işlemlerinin sürdüğü belirtildi.
EVİ KİRALAYAN TERÖRİST ARANIYORDU
Konya'da çatışmanın çıktığı terör örgütü DEAŞ yönelik hücre evini yaklaşık 20 gün önce kiralayan A.Y. adlı terörist hakkında, Gaziantep 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yakalama kararı çıkartıldığı polis tarafından arandığı ortaya çıktı. A.Y.'nin villayı kiraladıktan sonra Konya'daki İstihbahrat ve Terörle Mücadele Şubesi ekiplerinin bilgi sahibi olduğu ve evi takibe aldığı öğrenildi. Evi sürekli kontrol altında tutan polisin, eve silah ve mühimmat geldiğini saptamasının ardından bugün Özel Harekat Polisi eşliğinde operasyonun düzenlenmesine karar verildiği belirtildi.
BAHÇEDE ÖLEN TERÖRİST NÖBET BEKLİYORMUŞ
Bahçede ölü ele geçirilen teröristin nöbet tuttuğu, polisin geldiğini görünce diğer arkadaşlarına haber verdiği ve polise silahla ateş açmaya başladığı öğrenildi. Hücre evinde şu ana kadar yapılar aramada, ele geçirilen patlayıcı madde, silah ve mühimmatların dışında sadece 2 kanepenin olduğu öğrenildi. Hücre evinde ele geçirilen 3 kilo TNT patlayıcının ise bir spor salonunu tamamen infilak ettirebileceği güçte olduğu belirtildi. Bu arada çatışma sırasında eve giren 1 özel harekat polisinin, 2 teröristin hedefi arasında kalınca hemen bir odaya girip kendini korumaya aldıktansonra,1 teröristi teröristi etkisiz hale getirdiği, diğerini de arkadaşlarının ölü ele geçirdiği belirtildi.
8 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI: 
Polisin, operasyon kapsamında 11 farklı adrese düzenlediği baskınlarda  8 şüpheliyi gözaltına aldığı öğrenildi. Şüpheliler, Konya Eğitim ve Araştırma  Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirildi.
KONYA İL EMNİYET MÜDÜRÜ: "ALINLARINIZDAN ÖPÜYORUM" 
Çatışmanın sona ermesinin ardından Konya İl Emniyet Müdürü Şükrü Yaman, telsizden operasyona katılan polislere teşekkür etti. Şükrü Yaman, "'Operasyonda görev alan tüm silah arkadaşlarıma geçmiş olsun diyor, tebrik ediyor, alınlarından öpüyorum. Allah devletimizi, milletimizi her türlü musibetten  korusun, ayrıca yaralı arkadaşlarımıza da acil şifalar diliyorum'' dedi. POLİSİN BAŞINDAKİ KASKA MERMİ İSABET ETTİ: Terör Örgütü DEAŞ'ın yönelik yapılan operasyonda merkez Meram İlçesi Yorgancı Mahallesi Dörtokka Caddesi'ndeki villadaki hücre evindeki baskında çıkan çatışmanın sona ermesinin ardından Konya Valisi Yakup Canbolat, Cumhuriyet Başsavcısı Bestami Tezcan, İl Emniyet Müdürü Şükrü Yaman hücre evinde incelemede bulundu.Ayrıca bomba imha uzmanı ve olay yeri inceleme ekipleri, inceleme başlattı.
Çatışmada hafif sıyrıklarla yaralanan Özel Harekat polisi sayısı 5'e çıkarken, yaralı polislerden 1'inin başındaki kaskına merminin isabet ettiği öğrenildi.
3 KİLO TNT PATLAYICI BULUNDU: Konya Valisi Yakup Canbolat, Cumhuriyet Başsavcısı Bestami Tezcan ve İl Emniyet Müdürü Şükrü Yaman, 5 teröristin ölü ele geçirildiği hücre evine gelip, incelemeleri yakından takip etti. Hücre evinde halen bomba imha ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışması sürüyor. Şu ana kadar yapılan incelemede 3 kilo TNT patlayıcı ile canlı bomba yeleğinin bulunduğu öğrenildi. HÜCRE EVİNİN BULUNDUĞU BÖLGE KONYA'NIN MERKEZİ: Çatışmanın çıktığı hücre evinin ise Dutlukır Mevkiinde bulunan Hava Savunma Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı personel servisi ile özel araçların güzergahında bulunan ikamet ve işyerlerine yönelik olarak önleyici güvenlik tedbirleri sırasında, hakkında yakalama kararı bulunan DEAŞ'lı A.Y. tarafından kiralandığının tespit edilmesinin ardından gerçekleştiği belirtildi. Yaklaşık 20 gün önce kiralanan teröristlerin hücre evi olarak kullandığı villa, Konya'nın merkezi bölgesinde bulunuyor. Hücre evinin 1 kilometre ilerisinde Hava Savunma Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı, 500 metre ileride Konya Valisi Yakup Canbolat'ın kaldığı valilik konağı, 800 metre ileride Konya İl Emniyet Müdürü Şükrü Yaman'ın kaldığı emniyet konağı, yine yakınında Özel Harekat Şube Müdürlüğü ile yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettiği onlarca kafeterya, restoran ve piknik için mesire alanın bulunması dikkat çekti. Eylem hazırlığındaki teröristlerin 15 Temmuz yıldönümü nedeniyle düzenlenecek anma programlarında eylemlerini gerçekleştirebileceği üzerinde duruluyor.
5 ÖZEL HAREKAT POLİSİ TABURCU OLDU: Çatışma sırasında yaralanan  1'i komiser yardımcısı 5 özel harekat polisi ise ambulansla kaldırıldıkları Konya Eğitim Araştırma ve Uygulama hastanesinde yapılan tedavilerinin ardından taburcu oldu. İKİ AYRI OPERASYON DÜZENLENDİ: Konya'da bu sabah terör örgütü DEAŞ'a yönelik yapılan operasyonda 5 teröristin ölü ele geçirildiği hücre evi ile diğer 10 hücre evine yapılan baskının iki ayrı operasyon olduğu belirtildi. 10 hücre evine yapılan operasyonun, daha önce polis tarafından teknik ve fiziki takibin ardından gerçekleştiği ve 8 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. SİLAH SESLERİYLE UYANDIK: Hücre evinin karşısında oturan Şenay Ç., silah sesleriyle uyandıklarını belirterek, ''Daha önce burada bir müzik grubu oturuyordu, işyeri olarak kullanıyordu. Sonra kiralık levhasını gördük.15 -20 gün öncesine kadar da kiralık yazısı vardı. Biz daha önce bu kişileri hiç görmedik, konuşma şansımızda olmadı. Teröristler burnumuzun dibine kadar girmiş. Sabahta silah sesleriyle uyandık. Ne olduğunu anlayamadık. Çok sayıda özel harekat polisi ve zırhlı araçlar vardı. Silahlı çatışma uzun süre sürdü. Çok tedirginiz'' dedi.
HÜCRE EVİ, ASKERİ BİRLİĞİN GEÇİŞ GÜZERGAHINA YAKIN. Ölü ele geçirilen DEAŞ militanı 5 teröristtin kimliklerinin belirlenmesi için çalışması sürüyor. Eylem hazırlığında olan teröristlerin 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde anma programlarına yönelik olabileceği üzerinde duruyor. Teröristlerin ölü ele geçirildiği hücre evininin askeri birliklerin servis araçlarının geçiş güzergahına yakın alması dikkat çekti. Konya Valiliği de bu sabah gerçekleştirilen DEAŞ operasyonuyla ilgili açıklama yaptı. Valilik açıklaması şöyle: "İlimiz Meram İlçesi Dutlukır Mevkiinde bulunan Askeri birliklerin personel servis ve özel araçlarının güzergahında bulunan ikamet ve işyerlerine yönelik olarak önleyici güvenlik tedbirleri kapsamında sürdürülen çalışmalarda  Meram İlçesi Dörttokka Caddesi No:4 adresindeki müstakil binayı kiralayan A.Y. İsimli şahsın DEAŞ silahlı terör örgütü mensubu olmak suçundan adli makamlarca arandığı tespit edilmiştir. Kolluk kuvvetlerince hakkında yakalama kararı bulunan A.Y. isimli şahsın yakalanması amacıyla 12 Temmuz 2017 günü sabah saatlerinde belirtilen adrese bir operasyon düzenlenmiştir. Operasyon esnasında, binada bulunan şahısların güvenlik kuvvetlerine silahla mukavemet etmesi neticesinde (5) terörist etkisiz hale getirilmiş ve operasyon esnasında (4) güvenlik görevlisi hafif şekilde yaralanmıştır. Operasyon gerçekleştirilen binada yapılan ilk aramada; 5 adet Kalaşnikof uzun namlulu tüfek, 1 adet Tabanca, silahlara ait çok sayıda mühimmat ele geçirilmiş olup, ele geçirilen şahısların kimliklerinin tespitine yönelik çalışmalara devam edilmektedir.''
“HAMİLER HİMAYE EDİLDİKÇE, HİMMET HÜKMÜNÜ İCRA ETMEYİ SÜRDÜRCEKTİR. EĞER; FETÖ’NÜN SİYASİ KANADI DÂHİL OLMAK ÜZERE: '12 EYLÜL’DE İCRA EDİLDİĞİ GİBİ' SUÇ ODAKLARI, ANARŞİ, TERÖR VE TEDHİŞİN BÜTÜN UNSUR VE TARAFLARI, MES'UL VE MUHATAPLARI İLE YARDIM VE YATAKÇILARI” TUTUKLANIP; YÜCE TÜRK ADALETİNE TESLİM EDİLMEZ İSE HÜKÜMETİN MEŞRUİYETİ ŞÜPHELİ (VE/VEYA SORUMLULAR SUÇ ORTAĞI) DEMEKTİR.

6 Temmuz 2017 Perşembe

BARZANİ'DEN TAM HAİNLİK, ALENEN DÜŞMANLIK, KALLEŞLİK, KÜSTAHLIK VE TEHDİT GİRİŞİMİ

BU NE CÜRET?.. BARZANİ VE HARAMİLERİ “DOĞU VE GÜNEYDOĞU İLLERİMİZİ 25 EYLÜL 2017 REFERANDUMUNA DÂHİL ETTİLER”
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşru ve yasal, hâkim ve hükümran, onurlu ve sorumlu, vatandaş hakkı ve vatan topraklarına sahip çıkabilecek, bu anayasa suçu ve hain kalkışmayı def edecek: “basiret ve beka sahibi” adil bir hükümet yok mu? Bu anarşi, terör-tedhiş ve ihanet unsuru mel'unlar daha ne kadar Türk Yurdunda at oynatarak, kamu vicdanını tağyir ve milleti rencide edecekler?..   
Duyduk Duymadık Demeyin... 
28 İlimiz Kürdistan Oluyor!!!
Yıllardır Hava Durumunu Anlatırken 28 İlimizi de Kürdistan İçerisinde Gösteriyorlardı. Bizden bir tekzip, tenkit, nota veya baskılama, hatta her hangi bir ses seda çıkmayınca, gemi azıya alıp, Türkiye Cumhuriyeti Devlet ve Hükümetini "YOK SAYARAK" Milli sınırlarımız ve mutlak hükümranlık alanlarımıza giren bazı illeri de Referandum'a sokmuşlar. Bu alçaklık, küstahlık, tam yasa dışılık, tehdit ve tacize mevcut hükümetin ses çıkartmaması ve şiddetli yasak getirmemesi halinde: "İlerleyen Yıllarda Bu Referandum Sonucunu Bahane Edip, Hak Talep Edecekler..." Geriye Kalan 53 İlimize de, Sembolleriyle Rezerv Koymuşlar. Şimdilik 28 İl. Gerisi  Pek Yakında...
DOĞU İLLERİMİZİ REFERANDUMA DÂHİL ETTİLER
Barzani'nin sitesi Rudaw, yayınladığı Kuzey Irak referandumuyla ilgili haritada, Türkiye'nin doğu ve güneydoğusunu sözde Kürdistan'a dâhil etti! Irak'ın kuzeyindeki kukla yönetim tarafından sürdürülen referandum çalışmaları başta Türkiye, Suriye ve İran olmak üzere bölge ülkelerinin sert tepkileri arasında devam ediyor. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani'nin yayın organı Rudaw'ın da yayınlarında referanduma ilişkin propaganda çalışmalarına yoğun yer ayırdığı görülüyor. Rudaw'ın bugün Twitter adresinden paylaştığı iki ayrı görsel, referandumun gelecek hedefleri konusunda önemli ipuçları veriyor. 'Referandum hakkındaki fikir ve görüşlerinizi bizimle paylaşın' temalı görsellerde Türkiye'nin binlerce şehit vererek savunduğu güneydoğu illeri sözde Kürdistan'ın bir parçası olarak gösteriliyor.
Görselde, Irak ve Suriye'ye ait bazı bölgelerin de söz konusu haritaya dahil edildiği açıkça görülüyor. 
İşte, o fotoğraflar...

RUDAW'IN SÖZDE HARİTASINDA YER ALAN TÜRKİYE ŞEHİRLERİ:

Adana, Adıyaman, Ağrı, Batman, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Hakkari, Hatay, Iğdır, Kahraman Maraş, Kars, Kilis, Malatya, Mardin, Muş, Osmaniye, Şanlıurfa, Siirt, Şırnak, Sivas, Tunceli, Van. (Haber: Rehan Gündogmus/3.7.2017) KAYNAK: https://www.aydinlik.com.tr/dunya/2017-temmuz/dogu-illerimizi-referanduma-dahil-ettiler
BARZANİ, (ALÇAKLIK, KALLEŞLİK DÜŞMANLIK VE) KÜSTAHLIKTA SINIR TANIMIYOR…
Necdet BULUZ
Kuzey Irak’ta referandumdan geri adım atmayacağını açıklayan Peşmergebaşı Barzani, Türkiye’den gelen tepkilere de küstahça tehdit savuruyor. Türk ve Türkiye düşmanı Barzani “Alacağımız kararlara müdahale edilirse çok kan akar” diyor. Bir noktada Türkiye’ye gözdağı vermeye çalışıyor.
Önce şu teşhisi koyalım:
Barzani’nin bu kadar küstahlaşmasının arkasında dış güçlerin var olduğunu görmek gerekiyor. Başta Amerika, İsrail olmak üzere Batılı ülkelerden destek alan Barzani, Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt devletinin kurulması yolunda son oyunlarını oynamaktan da çekinmiyor. Zaten Irak’ın işgalinden bu yana Kuzey Irak’a yerleşen İsrail ajanları Barzani için alt yapıyı hazırladı. Amerikalı yetkililer de son günlerde Kuzey Irak’ta Barzani ile üst üste görüşmeler yapıp gelişmeleri kontrol ediyor. Batı ise Bağımsız bir Kürt Devleti’nin kurulmasına sıcak bakıyor. Burada kurulması düşünülen suni devlet, İsrail’in bölgedeki güvenliği açısından önemli.. Bölgenin enerji zenginliğinde Barzani’ye bekçilik görevi veriliyor. Üstelik İran ile İsrail ve Körfez ülkeler arasında da Barzani sınır bölgesi görevini üstlenmiş olacak.
Özetle Barzani’ye bu desteği verenler belli.
Sorun hiç kuşkusuz bu kadarla da sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. Çünkü, Barzani fırsat buldukça Türkiye’nin iç işlerine de burnunu sokuyor. Birçok bölgeyi de “Kürt Bölgesi” olarak değerlendiriyor.
Dilerseniz bu konudaki son gelişmelere ve haberlere bir göz atalım:
Geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye gelen ve ayaklarının altına kırmızı halılar serilerek karşılanan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani’ye yakınlığıyla bilinen Rudaw televizyon kanalı hava durumu sunarken ekrana yansıttığı haritada Türkiye’nin doğusunu “Kürdistan” olarak veriyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesinin tamamını ve Doğu Anadolu bölgesinin tamamına yakınını ‘Kürdistan’ haritasının içine sokan kanal sosyal medyada tepki çekti. Sosyal medyada çok tepki çeken görüntüler 2013 yılında da gündeme gelmişti.
Yayınlanan meteoroloji haritasından Erzurum, Sivas, Ağrı, Van, Malatya, Hatay, Mersin “Kürdistan” sınırları içinde yer alıyor. Rudaw kanalı hava durumu 2013 yılından beri bu haritayla veriyor. Bütün tepkiler rağmen yıllardır sürdürülen bu küstahlık karşısında sessiz kalınmasına da bir anlam veremiyoruz. Amerika’daki ve İngiltere ve Fransa’daki yetkililerin odalarında bile böyle bir haritanın varlığından yıllardır söz ediliyor. Yazımızın başında Barzani’nin Türkiye’nin iç işlerine de el uzattığına değinmiştik. İşte bu konudaki son gelişmeler de şöyle: "Irak’ın kuzeyindeki kukla yönetim tarafından sürdürülen referandum çalışmaları başta Türkiye, Suriye ve İran olmak üzere bölge ülkelerinin sert tepkileri arasında devam ediyor. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani’nin yayın organı Rudaw’ın da yayınlarında referanduma ilişkin propaganda çalışmalarına yoğun yer ayırdığı görülüyor. Rudaw’ın Twitter adresinden paylaştığı iki ayrı görsel, referandumun gelecek hedefleri konusunda önemli ipuçlarını verdiğini de gösteriyor." “Referandum hakkındaki fikir ve görüşlerinizi bizimle paylaşın” temalı görsellerde Türkiye’nin binlerce şehit vererek savunduğu güneydoğu illeri sözde Kürdistan’ın bir parçası olarak gösteriliyor. Görselde, Irak ve Suriye’ye ait bazı bölgelerin de söz konusu haritaya dahil edildiği açıkça görülüyor. Hedef zaten Kuzey Irak, Suriye, Türkiye ve İran’dan koparılması düşünülen toprakların birleştirilmesi ile oluşturulacak bağımsız bir Kürt devletidir.
Söylemek istediğimiz şu:
Barzani haddini aşıyor, küstahlıkta sınır tanımıyor. Bugün sessiz kaldığımız sürece bu azgınlık üst seviyelere çıkacaktır. Yarınlar çok geç olabilir. Önlemleri de şimdiden almak gerektiği görüşündeyiz. Kuzey Irak konusu öyle görünüyor ki çok baş ağrıtacak ve Türkiye’nin güvenliğini tehdit edebilecek boyutlara taşınacaktır. Bugün etrafımızdaki olaylar, içerideki sıkıntılar iç ve dış düşmanlarımız için olumlu bir hava olarak değerlendiriliyor. Yanı başımızda suni bir devlet kurulursa, Güneydoğu illerimizdeki sıkıntıların daha da artabileceğini kesinlikle göz ardı etmeyelim. Bu konuda atılmakta olan adımlar bizim de geleceğimizi tayin edebilecek durumdadır.
necdetbuluz@gmail.com & www.facebook.com/necdet.buluz
****
YORUM, TENKİT, TAVSİYE, ELEŞTİRİ VE KATKILAR:
Re: {HaberPOSTA} - BÜYÜK TEHDİT VE TC DÜŞMANLIĞI: "Dogu ve Güneydogu illerimizi referanduma dahil ettiler"

17 Aralık 2016 Cumartesi

40 yıldır anarşi, terör-tedhiş ve ihanet şebekelerinin yuvalandığı bataklıklar neden/niçin kurutulamadı?

SON DAKİKA: KAYSERİ ERCİYES ÜNİVERSİTESİ ÖNÜNDE HAİN SALDIRI VE MENFUR PATLAMA
KALLEŞ BİR KATLİAM VE ALÇAKÇA SOYKIRIM KALKIŞMASI; ANARŞİ, TERÖR VE TEDHİŞ LÂNETİ'NDEN KORKUNÇ BİR TOPLU CİNAYET "JENOSİD" GİRİŞİMİ!..   
Erciyes Üniversitesi yakınındaki patlamanın, ilk bilgilere göre bomba yüklü bir araçla, çarşı iznine çıkan askerlerin de içinde bulunduğu özel halk otobüsünün yakınında gerçekleştiği öğrenildi. Kayseri'de, Erciyes Üniversitesi yakınlarında bir araçta patlama meydana geldi. Alınan bilgiye göre, Erciyes Üniversitesi yerleşkesinin Talas istikametindeki giriş kapısı yakınlarında bomba yüklü bir araç, çarşı iznine çıkan askerlerin de içinde bulunduğu halk otobüsünün yanında infilak etti. Genelkurmay Başkanlığı Kayseri’deki patlamada, 13 askerin şehit olduğunu, 48 personel’in de yaralandığını açıkladı. MHP Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, telefonla bağlandığı CNN Türk televizyonuna, olayda kullanılan bombalı aracın 71 plakalı Şahin marka bir otomobil olduğunu belirtti. Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, saldırı hakkında "Beşiktaş'taki elim hadiseye benziyor" yorumunu yaptı.
NEDEN VE NİÇİN? BAŞTA MİT OLMAK ÜZERE;EMNİYET VE ASKERİ İSTİHBARAT GÖREVİNİ YAPMADI!..
Kayseri Erciyes Üniversitesi önünde patlama Kayseri'den son dakika haberi.. Kayseri'de Erciyes Üniversitesi kampüsünde bugün saat 08.45'de bir halk otobüsünde patlama meydana geldi. Patlamada yaralıların bulunduğu bildirilirken, olay yerine ambulanslar sevk edildi. DHA muhabirinin son dakika geçtiği habere göre şehitler ve yaralılar var. Otobüste çarşı iznine çıkan askerlerin bulunduğu belirtiliyor.
ŞİMDİ SORMAK ZAMANI; “DEREYİ GEÇERKEN AT DEĞİŞTİRİLMEZ” NE DEMEK?
Görgü tanıkların iddiasına göre halk otobüsünün yanına yaklaşan bir araçta patlama meydana geldi. Şehit ve yaralılar olduğunu belirten Kayseri DHA Büro Şefi Oktay Ensari'nin verdiği bilgiler şöyle: "Terör saldırısı olduğu netleşti. Görgü tanıkları, patlamanın 71 plakalı (Kırıkkale) bir araçta olduğunu belirtiyor. Otobüs, hareket halindeyken bir araç geliyor ve bombayı patlatıyor. Birinci Komando Tugayı var. Şehir merkezine gelirken Talas Tıp Fakültesi'nin bulunduğu duraktan yolcu alırken ya da kırmızı ışıkta beklerken patlama meydana geldi. Bir ceset var. Teröristin cesedi olduğu tahmin ediliyor. Olay yerine kimse alınmıyor. Araçtan geriye sadece bir şase kalmış geriye hiçbirşey kalmamış. Otobüs solunda ağır bir hasar alıyor. Burada önemli miktarda patlayıcı kullanıldığı sanılıyor. Patlamada kullanılan araç tanınmaz halde. 15 kadar yaralı olduğu belirtiliyor. Ölü ve yaralı sayısına ilişkin net bir açıklama yok. Kampüs alanı ile olay yeri arasında bir kilometre kadar bir mesafe var. Yaralılar hem fakülte hastanesine hem diğer hastanelere gönderiliyor. Bunun bir terör saldırısı olduğu netleşti. Patlama otobüsün sol tarafında gerçekleşiyor. Tüm yaralılar olay yerinden alınıp hastaneye götürüldü."
Ensari “Talas Caddesi, şehir merkezine 5-6 kilometre uzaklıkta. Orası yoğun bir yer değil. Okullar da tatil. Hafta içi yoğun olan bir yol. Aynı yol üzerinde komando tugayı kışlası var. Planlanmış bir olay gibi görünüyor. Sabah 08:45 sıralarında oldu. Şuan güvenlik önlemleri alınıyor. Bölge kontrol altında. Resmi görevliler dışında kimse alınmıyor. Patlama, kampüs içinde de duyuldu. Olaydan hemen sonra 6 dakika içinde ekipler olay yerine intikal etti. Görgü tanıkları, önce trafik kazası sandıklarını belirtti. Daha sonra otobüsünü savrulduğunu görmüşler. Otobüste kalabalık bir yolcu grubu olduğunu tahmin ediyorum. Erciyes Üniversitesi Hastanesi'nden çıkan hasta ve hasta ve hasta yakınlarının da ” dedi.
GENELKURMAY'IN AÇIKLAMASI: 13 ŞEHİT, 48 YARALI
Genelkurmay'dan yapılan açıklama şöyle: "17 Aralık 2016 Cumartesi günü saat 08:45 sularında Kayseri Komando Tugay Komutanlığından izine çıkan er ve erbaşları taşıyan araca yapılan bombalı araç saldırısında, 13 kahraman personelimiz şehit olmuş, 48 kahraman personelimiz yaralanmıştır. Yaralılar derhal bölgedeki hastanelere sevk edilerek tedavilerine başlanmıştır. Ayrıca menfur saldırıda sivil vatandaşlarımızın da yaralanmış olabileceği değerlendirilmektedir."
'TARZ İTİBARIYLA BEŞİKTAŞ'A BENZİYOR'
Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Kayseri'de yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Beşiktaş'taki elim hadiseye benziyor. Maalesef yaralılar var. İçimizdeki hain unsurlar bizim insanımızın güvenliği için özel yetiştirmeye gayret ettiğimiz komandolarımızı hedef almışlar. Türkiye'yi asla bu hadise istikametinden saptırmayacaktır. Türkiye'nin güvenliği etrafındaki ülkelerin sınırlarından başlar. Türkiye içindeki, bu hadiselerin arkasında bu maşayı tutan eller var. Bunu biliyoruz biz. Ben hadisenin can zayiatı, şehit vermeden umarım atlatabiliriz diye düşünüyorum. Gelişmeleri sayın Başbakanımız arzu ettiği takdirde bilgi verebilir."
İÇİŞLERİ BAKANI VE ÇEVRE BAKANI OLAY YERİNE GİDİYOR 
Kayseri AK Parti Milletvekili Sami Dedeoğlu, olay yerine Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin gittiğini belirtti. Dedeoğlu, yaralı sayısının 15-20’ye yakın olduğunun belirtildiğini kaydetti. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun da patlamanın gerçekleştiği Kayseri'ye gittiği belirtildi.
ERDOĞAN, AKAR’DAN BİLGİ ALDI
CNN Türk Muhabiri Murat Pazarbaşı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’dan bilgi aldığını söyledi. Pazarbaşı, benzer şekilde Başbakan Binali Yıldırım’ın da Genelkurmay Başkanı Akar’dan ve ilgililerden bilgi aldığını belirtti. MHP Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, telefonla bağlandığı CNN Türk televizyonuna, olayda kullanılan bombalı aracın 71 plakalı Şahin marka bir otomobil olduğunu belirtti.

15 Aralık 2016 Perşembe

Neden ve Niçin!.. Düşman parası, menfur Dolar Krizi baş gösterdiğinde, derhal "SABİT KUR"a ve zaten konvertibıl olan "MİLLİ PARA" sistemine geçiş yapılmadı? Yoksa "küresel değil kirli" bir oyun mu bu

MERKEZ BANKASI'NIN BEKLENTİ ANKETİNE GÖRE YIL SONU DOLAR TAHMİNİ (% 100 ARTIŞLA) 3.46 TL
TCMB (Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası) beklenti anketinde yıl sonu dolar kuru beklentisi 3.3369'dan 3.4602'ye yükseldi. Büyüme beklentisi ise 2,9'dan 2,6'ya geriledi. TCMB'nin finansal ve reel sektörde karar alıcı, uzman kişiler, profesyoneller ile yabancı finans kuruluşlarının uzmanları arasından seçilen 69 katılımcıyla gerçekleştirdiği "2016 yılı Aralık ayı Beklenti Anketi" yayımlandı. Buna göre yıl sonu dolar beklentisi 3.3369'dan 3.4602'ye çıktı. GSYH 2016 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 2,9 iken, bu anket döneminde yüzde 2,6'ya geriledi.
YIL SONU TÜFE BEKLENTİSİ GERİLEDİ: Aralık ayı için tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde bulunduğu yüzde 0,55 düzeyinden bu anket döneminde yüzde 0,79'a çıktı. 2017 yılı ocak ayı TÜFE beklentisi aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 1,11 ve yüzde 1,21 oldu. Şubat ayı TÜFE beklentisi ise yüzde 0,58 olarak gerçekleşti. Cari yıl sonu TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 7,80 iken, bu anket döneminde yüzde 7,69 oldu. 12 ay ve 24 ay sonrası TÜFE beklentileri ise sırasıyla yüzde 8,04 ve yüzde 7,31 olarak kayıtlara geçti.
YIL SONU DOLAR/TL BEKLENTİSİ YÜKSELDİ: Yıl sonu döviz kuru (dolar/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 3,34 TL iken, bu anket döneminde 3,46 TL'ye yükseldi. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla 3,50 TL ve 3,63 TL oldu. 2016 yılı cari işlemler açığı beklentisi, bir önceki anket dönemine göre değişmeyerek 34 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. 2017 yılı cari işlemler açığı beklentisi ise bir önceki anket döneminde 36,7 milyar dolar iken, bu anket döneminde 36,8 milyar dolar oldu.
BÜYÜME BEKLENTİSİ YÜZDE 2,6'YA GERİLEDİ: Gayrisafi Yurt İçi Hasıla 2016 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 2,9 iken, bu anket döneminde yüzde 2,6'ya geriledi. Gelecek yıla yönelik büyüme beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 3,3 ve 3,2 oldu.
GECELİK FAİZ ORANI: BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 8,10 iken, bu anket döneminde yüzde 8,33 olarak gerçekleşti. TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 7,80 iken, bu anket döneminde yüzde 8,33 olarak kayıtlara geçti.
DİBS: Vadesine 3 ay ya da 3 aya yakın süre kalan Devlet İç Borçlanma Senetlerinin (DİBS) yıllık bileşik faiz oranı beklentileri, cari ay için yüzde 8,98 olurken 1, 3, 6, 12 ve 24 ay sonrası için sırasıyla yüzde 9,11, yüzde 9,33, yüzde 9,34, yüzde 9,237 ve yüzde 9,05 düzeyinde gerçekleşti. Vadesine 5 yıl ya da 5 yıla yakın süre kalan DİBS'lerin 12 ay sonrası ikincil piyasa yıllık bileşik faiz oranı beklentisi, bir önceki anket döneminde yüzde 10,56 iken bu anket döneminde yüzde 11'e çıktı. Aynı anket dönemlerinde, vadesine 10 yıl ya da 10 yıla yakın süre kalan DİBS'lerin 12 ay sonrası ikincil piyasa yıllık bileşik faiz oranı beklentisi ise sırasıyla yüzde 10,83 ve yüzde 11,18 oldu.
VADELİ REPO: TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay için yüzde 8 olurken, 3, 6, 12 ve 24 ay sonrası beklentileri sırasıyla yüzde 8,32, yüzde 8,44, yüzde 8,50 ve yüzde 8,33 seviyelerinde belirlendi.
SON DAKİKA: FED KARARIYLA DOLAR FİYATLARI PSİKOLOJİK SINIRI AŞTI
Fed'in 2017'de tahminlerden hızlı faiz artırıma gideceği beklentisi ile yükseldi. Karar öncesinde uluslararası piyasalarda 3.4650 TL'den işlem gören kur, 3.54 seviyesinin üzerini gördü. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) gelecek yıl tahminlerden daha hızlı sıkılaşmaya gideceği beklentisi dolarda global bazda değer kazancına neden olurken, benzer gelişmekte olan ülke kurlarına paralel yükselen dolar/TL 3.50'nin üzerinde seyrediyor. Dün saat 18.00'de 3.4735/3.4768 seviyesinde olan dolar/TL 3.5435'e kadar yükseldikten sonra bu sabah saat 09.05'te 3.5179/3.5220 seviyesinden işlem gördü. Dün aynı saatte 3.5853/3.5858 seviyesinde olan sepet bazında TL bu sabah 3.6074/3.6118, euro/TL ise 3.6971/3.7018 seviyesinde.
DOLARDA YÜKSELİŞ DEVAM EDEBİLİR: Kapital FX Araştırma Uzmanı Enver Erkan, günlük harekette gelişmekte olan ülke para birimlerinin tamamında dolar karşısında değer kaybı olduğunu söyleyerek, "Dolar/TL'de 3.50 üzerinde seviyelerin korunması kurda yukarı eğilimin devamını getirebilir. Fed kararları, faiz artırımının gerçekleşmesi ve beklentilerin iki yerine üç artıma evrilmesi gelişmekte olan piyasalar açısından olumlu bir duruma işaret etmiyor. Yellen'ın tonlaması ve ekonomik gidişata ilişkin beklentiler biraz yumuşatılsa da genel olarak dolarda değerlenmeye neden olan kararlar oldu" dedi. Gün içinde ABD verilerinin izleneceğini söyleyen Erkan, "Lokal anlamda beklentilerin dışında bir gelişme olmadıkça TL kendi ülke grubuna paralel hareket içinde olacaktır. Bu seviyeler kurda duyarlılığın arttığı seviyeler, 3.50'nin üzerinde kalması yukarı potansiyeli artırır, kura yeni alım getirecek gelişmeler olursa 3.60'a hareket görebiliriz" dedi.
2017 İÇİN ÜÇ FAİZ ARTIŞI ÖNGÖRÜLÜYOR: Fed dün sonlandırdığı iki günlük toplantının ardından politika faizini artırırken, vergi indirimi, harcama ve regülasyonları azaltma gibi vaatleri bulunan Donald Trump yönetiminin ilk yılında daha hızlı faiz artışları olacağı öngörüsünde bulundu. Kısmen Trump yönetiminde görülmesi beklenen değişiklikleri göz önüne alan Fed, 2017 yılı için üç faiz artışı öngörürken, Eylül ayında iki faiz artışı bekleniyordu. Fed'in politika faizi oranları geniş çapta beklendiği üzere yüzde 0.5 ile yüzde 0.75 arasına çıkarıldı. Fakat daha hızlı parasal sıkılaşma olacağı beklentileri piyasalarda kısa vadeli ABD tahvilleri ve hisselerde satışlara neden oldu. Dolar diğer büyük para birimleri karşısında neredeyse 14 yılın zirvesini görerek Donald Trump sonrası başlayan ralliyi yeniden canlandırdı.
TAHVİL BONO PİYASASI: Tahvil-bono piyasasında ise 11 Şubat 2026 itfalı 10 yıllık gösterge tahvil dün spot kapanışta yüzde 11.46, valörde son işlemde yüzde 11.42 seviyesindeydi. Öte yandan 11 Temmuz 2018 itfalı tahvilde ortalama bileşik faiz dün spot kapanışta yüzde 11.13, valörde son işlemde yüzde 11.10 seviyesindeydi. Yellen: Kademeli faiz artışı devam edecek
ALTIN DEĞER KAYBETTİ: Fed'in faiz artırma kararı öncesinde 1,0640-1,0650 bandında seyreden avro/dolar paritesi, 1,0578'e kadar geriledi. Öte yandan, altının ons fiyatı kararlar takiben 1.160 dolardan 1,152 dolara gerilerken, ABD 10 yıllık devlet tahvili faizi yüzde 2,44’den yüzde 2,47'ye yükseldi. Açıklama öncesi dalgalı seyreden ABD borsaları, toplantının karar metnini takiben kayıplarını artırdı. Şu sıralar, Dow Jones Endeksi yüzde 0,06, S&P 500 Endeksi yüzde 0,26, Nasdaq Teknoloji Endeksi de yüzde 0,26 düşüşle işlem görüyor. Faiz kararının arından Brent tipi ham petrolün varil başına fiyatı ise 54,65 dolardan 54,13 dolara geriledi. Küresel piyasalar, şu andan itibaren Fed Başkanı Janet Yellen'in basın toplantısına odaklandı. TSİ 22:30'da başlayacak toplantıda faiz artırım kararını değerlendirecek Yellen'in, özellikle yeni yönetimin ekonomi politikaları ve para politikasının geleceğine ilişkin açıklamaları dikkatle takip edilecek.

7 Ekim 2015 Çarşamba

Anarşi, terör-tedhiş ve vahşete prim veren hükümet bu alçaklık ve kalleşlikten sorumludur

Cinnet getiren eşkıyalar "Roketle öldürdükleri polisi, hunharca benzin döküp yaktılar"
AK Parti MKYK üyesi ve Diyarbakır Milletvekili adayı Galip Ensarioğlu, Şırnak’ta çatışmada öldürülen PKK’lının cesedinin polis aracına bağlanarak sürüklenmesinin kabul edilebilir ve affedilebilir bir şey olmadığını söyledi. Ensarioğlu, "Soruşturma başlatıldı, bunların takipçisiyiz. Hiç bir şekilde müsamaha edilemez. Çünkü, bundan en büyük zararı da bugün iktidarda olan AK Parti görecektir. Buna müsaade etmeyiz" dedi.
Diyarbakır’da seçim çalışmalarını yürüten AK Parti MKYK üyesi ve Diyarbakır1’inci sıra Milletvekili adayı Galip Ensarioğlu, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Şırnak’ta polise roket atarken öldürülen ve daha sonra cesedi polis aracına bağlanarak sürüklenen Hacı Lokman Birlik ile ilgili yayınlanan görüntü ile ilgili soru üzerine Ensarioğlu şunları söyledi:
"Şırnak’taki görüntü kabul edilebilir ve affedilebilir bir şey değil. Ölen şahıs kim olursa olsun, ölünün bedeni üzerinde asla bu yapılamaz ve kabul edilemez. Ben görüntüleri izledim, görüntüler polis aracının içinden çekilmiş ve çeken yaymış. Yani bunu yapan çekmiş ve çektikten sonrada yaymış, bu algı operasyonudur. Sayın Başbakan en sert şekilde eleştirdi ve soruşturma başlatıldı. Gereken neyse yapılır. Yani bu yanlışı yapanın gerek kasıtlı, gerek kasıtsız hangi amaçla yapılırsa yapılsın gereği yapılır. Soruşturma başlatıldı. Ancak, yani burada sadece tuzaklanmış olabileceğine dair ölen kişinin, pkk’lının bir kaç metre sürüklenmesi ve o tuzağın ortaya çıkarılması bahanesiyle aracın arkasına bağlanıp, çekilip görüntülerinin yayınlanması hiç bir şekilde kabul edilebilir değil, manidardır ve gerekenin de yapılması gerekir."
’ROKETLE ÖLDÜRDÜKLERİ POLİSİ BENZİN DÖKEREK YAKTILAR’
Galip Ensarioğlu, Şırnak’taki görüntünün seçimlere 25 gün kala AK Parti’yi hedefe koyup bunun siyasetinin yapılmasını da asla kabul etmeyeceklerini kaydederek şöyle konuştu:
"Onu derseniz geçen hafta Silvan’da, Diyarbakır Çermikli polisi roketatar ile öldürenler, daha sonra kepçenin içerisinde benzin döküp defalarca yaktılar ve Çermikli hemşerimiz bir avuç küle dönüştü. Ölmüştü roketle ölmüştü, çekim yapılıyordu, bu çekimler elimizde bunu yayınlayamayız. Defalarca benzin görütülüp üzerine dökülüyor ve tekrar tekrar yakılıyor. Yani kalkıp kim kime insanlık dersi verecek. Her türlüsünü reddediyor ve lanetliyoruz. Gerek Varto’da öldürülen PKK’lının çıplak bedeninin teşhir edilmesi, gerekse Şırnak’ta öldürülen şahsın iple çekilmesi kabul edilebilir değil, hepsi hakkında soruşturma başlatıldı, bunların takipçisiyiz. Hiç bir şekilde müsamaha edilemez. Çünkü, bundan en büyük zararı da bugün iktidarda olan parti AK Parti görecektir. Buna müsade etmeyiz."
YSK’NIN SANDIK KARARINI ELEŞTİRDİ
YSK’nın sandık birleştirilmesini reddeden kararını da değerlendiren Ensarioğlu, sandıklar ile ilgili teklifin Kaymakamlıklar tarafından yapıldığını ve kabul ile ret kararlarının yine ilçe seçim kurulundaki hakimler tarafından verildiğini hatırlattı.ysk’nın birleştirilme kararlarını kabul etmediğini söyleyen Ensarioğlu şöyle dedi:
"Burası hukuk devletidir, bunlara saygı duyarız, yeter ki, yargıçlar kararlarını verirken, hissi ve siyasi davranmasınlar. Eğer siyasi davranmışlarsa kötü. Çünkü, yarın sıkıntılı bölgelerde eğer oylarını kullanırken vatandaşın başına bir şey gelirse, bunun sorumlusu o kararı verenler olacak. Vatandaş gelip özgürce oyunu kullanacak, iradesi sandığa yansıyacak ama sandık başında ne olur orasını bilemeyiz."
’TÜRKİYE, ROJAVA’NIN KURTULMASINA VESİLE OLMUŞTUR’
AK Partili Ensarioğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın PYD’yi terör örgütü olarak gördüğünü açıklaması ile ilgili değerlendirme yaparken şunları kaydetti:
"Türkiye, Rojava’da IŞİD ile savaşan bin 600 PYD’linin tedavisini yapmıştır. 3 bin 200 kamyon gıda yardımı yapmıştır Rojava’ya savaş sürerken. Ve daha sonra Peşmerge ve ÖSO’nun ağır silahlarla Rojava’ya geçişini sağlamıştır ve Rojavayı özgürleştirmiştir. Türkiye Rojava’nın kurtulmasını vesile olmuştur. Ama yaratılan algı tam tersi. Şimdi bile Dicle Üniversitesinde yatan yaralı Rojava’lılar var, bütün hastanelerde var. Türkiye’nin yaptığı budur. Ama, eğer siz bugün burada devam eden savaşın parçası haline getirirseniz ve oradan savaşı buraya taşıyarak çözümü barışı inşa etmek yerine bu işe vesile kılarsanız tabi ki değerlendirmeler farklı olur. Ama Suriye’de bugün bütün dünyanın emperyalist güçleri ve bu güç blokunun üyeleri savaşıyor. Suriye’de artık Suriye halkının savaşı olmaktan çıkmış bu savaş artık." (DHA | Ulusal Ajans & Ulusal Haber, 07 Ekim 2015 Çarşamba - 10:00)

14 Eylül 2015 Pazartesi

Memlekette Hükümet, Ordu ve Polis varsa; (ki, var görünüyor!..) Dağda, bayırda, kırda, şehirde teröristlerin ne işi var?!.. Demek ki, memlekette ya hükümet yok!.. Ya da aciz ve zavallı..

ÇOK HAİN BİR TUZAK; İHANET ŞEBEKESİNİN İĞRENÇ VE KÜSTAH "KANTON" DENEMESİ
Dağdan 30 terörist geldi..
Cizre'yi Kobani'ye dönüştürmek isteyen eşkiya'nın kontrolündeki YDG-H'ye karşı başlatılan ve 8 gün süren operasyonların detayları netleşti.  Cizre olaylarında, dağdan inen 30 hain terörist, menfur örgütün gençlik yapılanmasından 200 kişiyi organize etti. İhanet şebekesi mensubu teröristler 150 evi tünelle birbirine bağladı, "karartma" için elektrik ve telefonu da kesti. Eşkiya'nın Kobani'ye dönüştürmek istediği Cizre'de 4 Eylül'de başlayıp 12 Eylül'de son bulan sokağa çıkma yasağından sonra kentte savaş görüntülerini andıran manzaranın perde arkasındaki bilinmeyenler gün yüzüne çıktı.
CİZRE'NİN STRATEJİK ÖNEMİ
Güvenlik birimleri tarafından hazırlanan 8 günlük operasyon raporunda Cizre'nin bölge ve örgüt için stratejik önemine değinildi. Örgütün YPG'nin kontrolündeki Rojava bölgesi ile sınır olan Cizre üzerinden şehir çatışmalarının fitilini ateşlemek için özellikle bu ilçeyi seçtiği belirtildi. Suriye ve Kuzey Irak'ta IŞİD terör örgütüne karşı şehir içi çatışma yöntemini öğrenen örgüt Cizre'de önce HÜDA-PAR üyelerini hedef alarak böylece ilk provayı yapmış oldu.
150 EV TÜNELLE BAĞLANDI
Ardından örgütün ilçede kale olarak belirlediği Nur, Cudi, Sur ve Yasef Mahallelerinde güvenlik güçlerine karşı çatışmak için mevzi ve cephanelik hazırladığı istihbarat birimleri tarafından tespit edildi. Bu evleri duvar, tünel ve çarşaflarla perdeleyerek birbirine bağlayan 200 YDG-H üyesini YPG saflarında çatışan dağ kadrosundan 30 kişinin ilçeye gelerek organize ettiği saptandı. Örgüt, mahalle giriş çıkışları ile 150 evin bulunduğu sokakları hendeklere koydukları bombalarla tuzaklayıp kum torbalarıyla çevirdi, barikat kurdu. Sokak başlarına ise roket atarlı ve Kalaşnikoflu militanlar yerleştirildi.
TRAFOLARI PATLATTILAR
İstihbarat ve terör ekiplerinin yaptıkları saha çalışmaları kapsamında gerekli tüm hazırlıklar yapıldı. Örgüt militanlarının kullandığı ev ve sokakların haritası çıkarıldı. Tuzaklanan mayınlı yollar, hendek ve barikatlar bir bir tespit edildikten sonra kapsamlı operasyon için 4 Eylül'de düğmeye basıldı. Operasyonlarla birlikte YDG-H üyelerini örgütleyen dağ kadrosundan teröristler, çatışma inisiyatifini YDG-H üyelerine bırakarak, kaçtı. Kaçarken tuzaklanmış, barikatlarla set örülmüş yolları kullandı. Teröristlerin kaçması için trafo ve sokak lambaları roketatarlarla hedef alındı.
BİN 500 ÖZEL HAREKATÇI GÖREV ALDI
Şırnak İl ve Cizre İlçe Emniyet Müdürlükleri ile bin 500 özel harekâtçının zırhlı araçlarla katıldığı ve 8 gün süren operasyonlarda 60 barikat ile 30 bomba tuzaklı hendek imha edildi. Örgütün Dağlıca ve Iğdır'da güvenlik güçlerine karşı kullandığı EYP olarak adlandırılan 20 El Yapımı Patlayıcı etkisiz hale getirilirken, 800 kilogram patlayıcı madde imha edildi. Örgüt militanlarının üs olarak kullandığı evlerin büyük bir bölümü yerle bir edildi. Çatışmalar süresince 32 örgüt mensubunun öldürüldüğü belirtilirken, 2'si dağ kadrosundan 10 örgüt üyesinin de gözaltına alındığı kaydedildi.
ŞİMDİ MİLLET SORUYOR: 
Eğer, Memlekette hükümet diye bir nesne varsa "anarşist ve terörist"in resmi sınırlar dâhilinde ne işi var? Madem ki ülkede anarşist ve terörist var, öyleyse bu hükümet denen topluluk ne iş yapar, ne işe yarar, neden tüyü bitmemiş yetimin hakkını yer ve buna rağmen ülkeyi hainlerden temizlemez?.. Şu halde AKP, ya çok aciz ve zavallı ya da "bu zihniyet" dâhili bedhah (gizli düşman) ve işbirlikçidir!.. 
İŞTE, "ÇOK ÖNEMLİ BİR ŞOK BELGE":

Vali'den Komutana: 

"Asla PKK'lıları 

Görmeyeceksiniz"

Gündem - 

16 Ekim 2014 Perşembe

TBMM AYAKTA; DARBE GİBİ YASAYA TEPKİ YAĞDI

DARBE GİBİ YASAYA TEPKİ YAĞDI
Hükümetin özgürlükleri kısıtlayan yeni yargı paketine tepki yağdı AK Parti’nin insan hakları ve özgürlükleri kısıtlayıcı yeni yargı paketi görüşmesi Adalet Komisyonu’nda muhalefetin tepkisi nedeniyle ertelendi. Teklifin hukuk cellatlığı ve insan hakları ihlali olduğu vurgulandı.
TBMM Ada­let Ko­mis­yo­nu Ah­met İyi­ma­ya baş­kan­lı­ğın­da top­lan­dı. Ko­mis­yo­nun gün­de­min­de HSYK se­çim­le­ri ön­ce­si ha­kim ve sav­cı­la­ra ‘rüşvet ya­sa­sı­’ ola­rak ni­te­len­di­ri­len ta­sa­rı ile avu­kat­la­rın so­ruş­tur­ma dos­ya­la­rı­nın içe­ri­ği­ni gör­me­le­ri­ni en­gel­le­yen ya­sa tek­li­fi var­dı
AK Par­ti­li mil­let­ve­kil­le­ri­nin ge­ce ver­dik­le­ri tor­ba ya­sa tek­li­fi ko­mis­yo­nu ger­di. İç tü­zü­ğe gö­re; Mec­li­s’­e ge­li­şi­nin üze­rin­den 48 sa­at geç­me­den ko­mis­yon­da gö­rü­şü­le­me­ye­cek olan ya­sa tek­li­fi­ni AK Par­ti, ben­zer tek­lif­ler­le bir­leş­ti­re­rek alt ko­mis­yo­na gön­der­mek için mu­ha­le­fe­ti ik­na etmeye ça­lış­tı. Tek­li­fi ka­bul et­me­me­le­ri du­ru­mun­da mu­ha­le­fe­te Mec­li­s’­in ka­pa­lı ol­du­ğu cu­ma gü­nü ça­lış­ma so­pa­sı­nı gös­ter­di.
Mu­ha­le­fet ise ya­sal sü­re geç­me­den ka­nun tek­li­fi­nin gö­rü­şü­le­me­ye­ce­ğin­de ıs­rar­cı ol­du. Mu­ta­ba­kat sağ­la­na­ma­yın­ca Ko­mis­yon Baş­ka­nı Ah­met İyi­ma­ya, top­lan­tı gü­nü­nü ken­di­si­nin be­lir­le­ye­ce­ği­ni ifa­de ede­rek top­lan­tı­yı ka­pat­tı.
ALTI AY ÖNCE DEĞİŞTİRDİNİZ

CHP’­li Tur­gut Di­bek, AK Par­ti­’nin 6 ön­ce in­san hak­la­rı­nı te­mi­nat al­tı­na al­ma söy­lem­le­ri ile yap­tık­la­rı dü­zen­le­me­le­ri ge­ri­ye gö­tür­dü­ğü­nü an­lat­tı. 6 ay ön­ce dü­zen­le­nen kuv­vet­li şüp­he ve din­le­me­ler­le il­gi­li Ağır Ce­za Mah­ke­me­le­ri­’nin oy bir­li­ği ile ka­rar ver­me uy­gu­la­ma­la­rı­nın bu­gün ge­ri­ye gö­tü­rül­me­si­nin yan­lış ol­du­ğu­nu söy­le­di.
Hü­kü­me­tin 2023 he­def­le­ri­ne gön­der­me ya­pan Di­bek, “Ne 2023 he­def­le­ri, siz bur­nu­nu­zun ucu­nu, 6 son­ra­sı­nı gö­re­mi­yor­su­nuz. Ko­mik du­ru­ma dü­şü­yor­su­nuz. Ak­lı­mız­la alay edi­yor ve hu­ku­ku kat­le­di­yor­su­nu­z” de­di.
HUKUKEN DEĞERİ YOK
MHP Mil­let­ve­ki­li Mu­rat Ba­şes­ki­oğ­lu ise, iç tü­zü­ğe gö­re tek­li­fin üze­rin­den 48 sa­at geç­me­di­ği için hu­ku­ken bir de­ğe­ri bu­lun­ma­dı­ğı­nı be­lirt­ti. AK Par­ti­’nin son za­man­lar­da ba­kan­lık­la­rın ha­zır­la­ma­sı ge­re­ken ka­nun­la­rı ta­sa­rı ola­rak ge­tir­mek ye­ri­ne ka­nun tek­li­fi ola­rak Mec­li­s’­e ge­tir­me­si­ni “AK Par­ti­’nin iç tü­zü­ğü do­lan­ma­ya ça­lış­ma­sı­” ola­rak ni­te­len­dir­di.
HDP VE CHP LİDERİ ALINIR MI?
HDP Mil­let­ve­ki­li Ha­sip Kap­lan da so­mut de­lil ye­ri­ne ma­kul şüp­he dü­zen­le­me­si­ni şu ör­nek­le özet­le­di: “Cum­hur­baş­ka­nı ve Baş­ba­kan, mu­halefet li­der­le­ri­ne ha­in der­se bu söz ma­kul şüp­he­ye gi­ri­yor mu? Ya­ni bu ki­şi­le­rin em­rin­de­ki kol­luk CHP li­de­ri Kı­lıç­da­roğ­lu ve HDP Baş­ka­nı De­mir­ta­ş’­ın ka­pı­sı­na da­ya­nır mı?”
Kap­lan, tek­li­fin sa­vun­ma hak­kı­nı or­ta­dan kal­dır­an sa­kat bir dü­zen­le­me ol­du­ğu­nu söy­le­di. Ce­be­rut, bas­kı­cı devlet uy­gu­la­ma­sı ol­du­ğu­nu belirtti.
HANİ TORBA OLMAYACAKTI?
CHP Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz ise HSYK teklifinin yeni getirilen teklif içine alınarak bir oldu bittiye getirilmeye çalışıldığını ancak buna izin vermeyeceklerini söyledi. Yılmaz, “Bundan sonra torba kanun olmayacak denmişti ve yine bir çorba kanun geliyor” dedi. CHP’li Ömer Süha Aldan da teklifi yargının torbası olarak niteledi. Hükümetin sektörel bazda torbalar getireceğini söyleyen Aldan, teklifin Cumhurbaşkanı açıklaması sonrasında gelmesini ‘manidar’ olarak nitelendirdi.
TASARI NELER GETİRİYOR?

- Sü­per yet­ki­li Sulh Ce­za Ha­kim­le­ri, ör­güt­lü suç­lar­da Tür­ki­ye ge­ne­lin­de ara­ma, ta­kip ve din­le­me ka­ra­rı ala­bi­le­cek.
- Ara­ma ka­ra­rı için so­mut de­lil ye­ri­ne ma­kul şüp­he ye­ter­li ola­cak.
- ‘A­na­ya­sal dü­zen ve dev­le­tin gü­ven­li­ği­ne­’ iliş­kin suç­lar­da giz­li so­ruş­tur­ma­cı gö­rev­len­di­ri­le­bi­le­cek. Ana­ya­sal dü­zen ve dev­le­te kar­şı iş­le­nen suç­lar­da tu­tuk­la­ma, din­le­me, iz­le­me ve mal var­lı­ğı­na el koy­ma ka­ra­rı ve­ri­le­bi­le­cek.
- Avu­kat­lar, dos­ya­yı id­di­ana­me ka­bul edi­le­ne ka­dar gö­re­me­ye­cek.
- Tüm cum­hu­ri­yet sav­cı­la­rı özel yet­ki­li sav­cı­ya dö­nü­şe­cek.
- Ha­kim­lik-sav­cı­lık sta­jı­nı yap­tık­tan son­ra HSYK ta­ra­fın­dan mes­le­ğe uy­gun gö­rül­me­yen ki­şi­le­re de dö­nüş yo­lu açı­la­cak.
- Avu­kat­lık­tan ha­kim-sav­cı­lı­ğa ge­çiş­te ara­nan 5 yıl­lık mes­le­ki tec­rü­be kri­te­ri de 2 yı­la dü­şü­rü­le­cek.
- Ad­li yıl açı­lış tö­ren­le­ri kal­dı­rı­la­cak.
POLİS DEVLETİ OLUYORUZ
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök: Hızla polis devleti olma yolunda ilerliyoruz. AKP, demokrasi, insan hakları kavramlarını ve hukukun üstünlüğünü bir kenara bırakmış. Sulh Ceza Mahkemeleri, AKP’nin özel yetkili mahkemeleridir. Sulh Ceza Mahkemeleri bu amaçla kuruldu. AKP’nin Türkiye’ de hukuk sistemini çok daha geriye götürecek önerileri Meclis’e getireceği anlaşılıyor. Bunlar hukuk devletinin dışında uygulamalardır.
BAKAN YAPBOZU KABUL ETTİ
Tek­li­fin gü­ven­lik pa­ke­ti ol­ma­dı­ğı­nı ile­ri sü­ren Ada­let Ba­ka­nı Be­kir Boz­dağ, tek­lif ile yar­gı­nın yapboz tah­ta­sı ha­li­ne gel­di­ği eleş­ti­ri­le­ri­ne ka­tıl­dı.
Tek­li­fin ‘pa­ra­lel ya­pı­’ id­di­asıy­la mü­ca­de­le için ge­ti­ril­di­ği eleş­ti­ri­le­ri­ni ka­bul et­me­yen Boz­dağ, “Yapboz eleş­ti­ri­si ya­pı­la­bi­lir ona iti­ra­zı­mız yo­k” dedi.
ARTIK İÇİME SİNDİREMİYORUM
Ulu­dağ Üni­ver­si­te­si Hu­kuk Fa­kül­te­si Ana­ya­sa Hu­ku­ku Ana Bi­lim Da­lı Öğ­re­tim Üye­si Prof. Dr. Ke­mal Göz­ler, hu­kuk an­la­yı­şı ge­re­ğin­ce si­ya­sal olay­lar kar­şı­sın­da sus­ma­yı il­ke edin­di­ği­ni di­le ge­tir­di. 2007’de­ki cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çi­mi son­ra­sı sus­kun­lu­ğu­nu sulh ce­za ha­kim­li­ği uy­gu­la­ma­sıy­la ‘Ar­tık içi­me sin­di­re­mi­yo­ru­m’ di­ye­rek boz­du­ğu­nu an­lat­tı.
Göz­ler, sulh ce­za hâ­kim­lik­le­ri­nin; ad­li­ye­nin iyi iş­le­me­si gi­bi saf ka­mu­sal amaç­lar­la de­ğil, bir­ta­kım art ni­yet­ler­le ku­rul­duk­la­rı yo­lun­da­ki id­di­ala­rı te­yit eden ge­liş­me­ler ya­şan­dı­ğı­nı söy­le­di. Göz­ler şun­la­rı kay­det­ti: “Ta­bi­i hâ­kim (do­ğal yar­gıç) il­ke­si, hâ­ki­min, uyuş­maz­lı­ğın doğ­ma­sın­dan ön­ce ka­nu­nen bel­li ol­ma­sı­nı ön­gö­rür. Bu il­ke­nin ama­cı; ya­sa­ma or­ga­nı­nın be­lir­li bir ola­yı yar­gı­la­mak için olay­dan son­ra mah­ke­me kur­ma­sı­nın önü­ne geç­mek­tir. Sırf o olay için ku­rul­muş ve hâ­ki­mi o olay için atan­mış mah­ke­me­de suç­la­nan ki­şi­ler ma­sum ol­sa­lar bi­le mah­kum ola­bi­lir­ler.”
YASSIADA MAHKEMESİ GİBİ
1920-1927 yıl­la­rı ara­sın­da fa­ali­yet gös­te­ren ‘İs­tik­lal Mah­ke­me­le­ri­’nin ta­bi­i hâ­kim il­ke­si­nin ih­lâ­li ni­te­li­ğin­de ol­du­ğu­nu kaydeden Göz­ler, “Çün­kü bu mah­ke­me­ler, yar­gı­la­ya­cak­la­rı olay­dan son­ra ku­rul­mak­ta, hâ­kim­le­ri olay­dan son­ra atan­mak­tay­dı. Yi­ne 1960 dar­be­sin­den son­ra ku­ru­lan ve Yas­sı­ada Mah­ke­me­si ola­rak bi­li­nen Yük­sek Ada­let Di­va­nı da olay­dan son­ra ku­rul­muş, hâ­kim­le­ri son­ra atan­mış, ola­ğa­nüs­tü mah­ke­me ni­te­li­ğin­dey­di. Sa­nık­la­rın be­ra­at et­me ih­ti­mal­le­ri fev­ka­la­de dü­şük­tü. Çün­kü mah­ke­me, sırf on­la­rı yar­gı­la­mak için ku­rul­muş, hâ­kim­ler on­la­rı mah­kûm et­tir­mek ama­cıy­la atan­mış­tı­” di­ye ko­nuş­tu.
Prof. Göz­ler, olay­la­rın sey­ri­nin sulh ce­za ha­kim­lik­le­ri­nin, pa­ra­lel ya­pı id­di­asıy­la tu­tuk­la­ma için ku­rul­du­ğu, hâ­kim­le­rin özel atan­dı­ğı id­di­ala­rı­nı des­tek­le­di­ği­ni söy­le­di. Sulh ha­kim­le­ri­nin 17 Tem­muz 2014’te atan­dı­ğı­nı 22 Tem­mu­z’­da sa­hur ope­ras­yo­nu ya­pıl­dı­ğı­nı ha­tır­lat­tı.
İKTİDAR ADALETİN DENETİMİNİ İSTİYOR
Sa­ban­cı Üni­ver­si­te­si Öğ­re­tim Üye­si Prof. Dr. Er­sin Ka­lay­cı­oğ­lu, ik­ti­da­rın HSYK se­çim­le­ri­ne mü­da­hil ol­ma­sı­nı eleş­tir­di. Ka­lay­cı­oğ­lu, “İk­ti­dar, ken­di­si­ni sı­kın­tı­ya so­ka­cak so­ruş­tur­ma­la­rın sür­dü­rül­me­me­si ve de­rin­leş­ti­ril­me­me­si için ada­le­tin de­ne­ti­mi­ni is­ti­yor. Ada­let me­ka­niz­ma­sı­nın ola­bil­di­ğin­ce ken­di­si­ne ya­kın dur­ma­sı­nı is­ti­yo­r” de­di.
Ka­lay­cı­oğ­lu, “Se­çim­ler bir öl­çü­de Ese­d’­in ve­ya Ma­li­ki­’nin yap­mış ol­du­ğu Ira­k’­ta­ki, Su­ri­ye­’de­ki se­çim­le­re ben­zer ha­le ge­ti­ril­di­” di­ye ek­le­di. HSYK se­çim­le­ri ön­ce­si yar­gı men­sup­la­rı­na zam müj­de­si­ni de eleş­ti­ren Ka­lay­cı­oğ­lu, “Bu ne­za­ket ku­ral­la­rı­na uy­gun de­ğil, hak­ka­ni­ye­ti ze­de­le­yen bir du­rum. Rüş­vet ve­ri­yor­muş gö­rün­tü­sü na­ho­ş” ded­i. HSYK se­çim­le­ri son­ra­sı bir hâ­ki­min İs­tan­bul Ad­li­ye­si­’n­de ‘Pa­ra­lel yar­gı­yı af­fet­me­ye­ce­ğiz, pa­ra­lel­ler ce­za­sı­nı çe­ke­ce­k’ şek­lin­de ba­ğır­ma­sı­na da de­ği­nen Ka­lay­cı­oğ­lu, şun­la­rı söy­le­di:
İKİ YANLIŞTAN DOĞRU ÇIKMAZ
“Ka­nıt ge­re­ki­yor. Ama ka­nıt uy­du­rul­du­ğu­nu da çok gör­dük. Birta­kım da­va­lar­da im­za­sız ih­bar mek­tup­la­rı, de­di­ko­du­lar, şun­lar bun­la­r… Bun­la­ra da­ya­na­rak ka­rar ve­ren mah­ke­me­ler var. Bun­lar çok sa­kat uy­gu­la­ma­lar. Bun­la­rı tek­rar eder­sek iki ke­re yan­lış yap­mış ola­ca­ğız.
İki yan­lış­tan da bir doğ­ru çık­maz, iki ta­ne yan­lış çı­kar. Yar­gıç­lar, mah­ke­me ka­rar­la­rı ile ko­nu­şur. Si­ya­si kamp­lar do­ğu­yor ve bir­bi­rin­den he­sap so­ran bir hu­kuk ca­mi­ası or­ta­ya çı­kı­yor. Bu da ka­rar­la­rın si­ya­si ola­rak ve­ril­me­si de­mek.”
İSTİKLAL MAHKEMESİ
Mi­zan Hu­kuk Der­ne­ği Baş­ka­nı Avu­kat Fa­tih Öz­de­mir: De­ği­şik­le­r si­ya­si ve AY­M’­den dö­ne­r. Sulh ce­za hâ­kim­le­ri­ne ve­ri­le­cek yet­ki, İs­tik­lal Mah­ke­me­le­ri'ni ha­tır­la­tı­yor. Da­va­ de­ta­yı­nı bil­me­yen hâ­kim, na­sıl ka­rar ve­ri­le­bi­lir? İk­ti­dar, elin­deki dos­ya­lar­da delil bu­la­ma­dı­ğı­nı ama de­li­le ya­kın şey­ler­le bu işi yap­mak is­tiyor. 17 ve 25 Ara­lık sü­re­ci­nin ar­dın­dan hü­kü­met, dos­ya­la­rın içe­ri­ği­ni gö­re­bil­mek için de­ği­şik­lik yap­tı. Sa­vun­ma hak­kı­ kı­sıt­lıanıyor.
SAVUNMA HAKKI BALTALANIYOR
Emek­li Sav­cı Sa­cit Ka­ya­su: Avu­kat­la­rın id­di­ana­me ka­bul edi­lin­ce­ye ka­dar dos­ya­yı gö­re­me­me­si sa­kın­ca­lı­dır. Avu­kat dos­ya­yı gö­r­me­li ki savun­ma ya­pa­bil­sin. Sa­vun­ma hak­kı bal­ta­la­nı­yor. Sulh ce­za hâ­kim­le­ri­nin tüm yurt­ta ka­rar ver­me­si­nin önü açı­la­rak yet­ki or­ta­dan kal­dı­rı­lı­yor. Böy­le saç­ma­lık ol­maz. Ye­ni so­run­lar yar­gı­yı çık­ma­za sü­rük­ler.
GE­Rİ­YE GİDİLEMEZ
Yar­gı­tay es­ki Baş­ka­nı Ha­san Ger­çe­ker: De­mok­ra­tik hak­la­rın ve öz­gür­lük­le­rin ge­liş­ti­ril­me­si ge­re­kir­ken böy­le ön­lem­ler alın­ma­sı doğ­ru değildir. Ge­ri­ye de­ğil ile­ri­ye adım atıl­ma­lı.
12 EYLÜL'Ü ARATMAYAN TEKLİF
AK Par­ti­’nin Mec­li­s’­e sun­du­ğu ye­ni yar­gı pa­ke­ti tek­li­fi­ne si­ya­si­ler tep­ki gös­ter­di. De­mok­ra­si­ye uy­gun ol­ma­dı­ğı vur­gu­la­nan tek­lif “Ge­ri­ye gi­di­ş” ola­rak ni­te­len­di­ril­di.
ÖZGÜRLÜKLERE KELEPÇE TAKILIYOR
CHP Ge­nel Baş­kan Yar­dım­cı­sı ve Par­ti Söz­cü­sü Ha­luk Koç: Va­tan­da­şa dev­let ke­lep­çe­si ta­kıl­mak isteniyor. Bir pa­nik ya­sa­sıy­la, bir 12 Eylü­l’­ü anım­sa­tan ya­sa dü­zen­le­me­siy­le Tür­ki­ye kar­şı kar­şı­ya. Bir şey­le­re ha­kim ola­ma­dı­nız. Tür­ki­ye­’yi uçu­ru­ma gö­tür­me­niz an me­se­le­si.
Son ya­şa­nan kış­kırt­ma ve pro­vo­kas­yon­lar ge­rek­çe gös­te­ri­le­rek en de­mok­ra­tik hak­lar, ki­şi­sel öz­gür­lük­ler ke­lep­çe­len­mek is­te­ni­yor. Te­le­fon dinle­me­le­ri, ön­le­yi­ci gö­zal­tı­na al­ma kav­ram­la­rı ve ya gö­zal­tın­da tut­ma yet­ki­si, tu­tuk­luk­la il­gi­li dü­zen­le­me­ler bir ta­kım ka­ta­log suç­lar imal edilme­si. Bü­tün bun­lar ka­bul edil­me­si müm­kün ol­ma­yan uy­gu­la­ma­la­r.
DEMOKRASİYE UYGUN DEĞİL
MHP Grup Baş­kan Ve­ki­li Yu­suf Ha­la­çoğ­lu: Po­lis dev­le­ti­ne gö­tü­re­cek an­la­yı­şın ka­bul edil­me­si müm­kün de­ğil. Po­li­se, hu­kuk­suz bi­çim­de din­le­me ka­ra­rı ver­mek, ye­ter­li de­lil ol­ma­dan ki­şi­le­rin evi­nin aran­ma­sı­nı mah­ke­me­le­re ve­re­rek sağ­la­mak de­mok­ra­si­ye uy­gun de­ğil. Özel yet­ki­li mah­ke­me­ler ye­ri­ne bun­la­rı oluş­tur­ma­ya ça­lı­şı­yor­lar. Hu­kuk adil ol­maz­, hak­ka­ni­ye­te da­yan­maz­sa ve birta­kım özel yet­ki­ler­le do­na­tı­lır­sa bun­lar hu­ku­kun çar­pık ol­du­ğu­nu gös­te­rir.
SOKAK OLAYLARINI ÖNLEMEZ
CHP Grup Baş­kan Ve­ki­li Meh­met Akif Ham­za­çe­bi: AK­P’­nin ka­nun an­la­yı­şı yap­boz şek­lin­de or­ta­ya çı­kı­yor. De­mok­ra­si ve öz­gür­lük adı­na ya­pı­lan dü­zen­le­me­ler­den ge­ri adım ata­bi­li­yor. Ken­di ih­ti­ya­cı­na gö­re ka­nun yap­ma an­la­yı­şı var. Bu tek­lif de bu­nun ti­pik ör­nek­le­rin­den. Ce­za Mu­ha­ke­me­si Ka­nu­nu­’n­da yer alan ma­kul kav­ra­mı so­mut de­lil­ler ola­rak de­ğiş­ti­ril­miş­ti. Şim­di bu­nu ma­kul ola­rak de­ğiş­ti­ri­yor. Son de­re­ce an­ti­de­mok­ra­tik hü­küm­ler. Ki­şi­ye, du­ru­ma gö­re dü­zen­le­me­ler. De­mok­ra­siy­le bağ­daş­tı­ra­mı­yo­ruz. Böy­le bir pa­ket ile so­kak olay­la­rı­nı şid­de­ti ön­le­mek müm­kün de­ğil. En bü­yük ya­nıl­gı da bu­ra­da.
DARBE DÜZENLEMESİ
BBP Ge­nel Baş­kan Yar­dım­cı­sı Rem­zi Ça­yır: Mec­li­s’­e sevk edi­len ya­sa ta­sa­rı­sı, sı­kı­yö­ne­tim dö­ne­mi­ne ait hu­sus­lar içe­ri­yor. Dar­be dö­nem­le­rin­de rast­la­dı­ğı­mız birta­kım un­sur­lar var. Tür­ki­ye de­mok­ra­tik­leş­me­yi bek­ler­ken böy­le bir ya­sa ta­sa­rıy­la kar­şı­laş­ma­sı üzün­tü ve­ri­ci. Ağır ce­za mah­ke­me­le­ri var­ken, sulh ce­zay­la ya­ni tek hâ­kim­le işi hal­let­me yön­te­mi­ne gi­dil­me­si çok an­la­şı­lır de­ğil. Ar­ka­sın­da fark­lı şey­ler arı­yo­rum. Ada­let duy­gu­su ze­de­le­ne­cek. Bu eği­lim ve adım­lar doğ­ru de­ğil. Tür­ki­ye­’ye ya­zık edi­li­yor.
PARTİ YARGISINA DÖNÜŞÜYOR
DSP Genel Başkanı Masum Türker: Teklif yeni sorunları üretecek. Devletin, milletin değil AKP’nin HSYK’sı haline getirme amacı taşıyor. Bu teklif kanun hazırlama tekniğine uygun olarak oluşturulmadığı için paydaşların görüşü alınmamıştır. Mahkemelere verilen yeni yetkiler ya da ortaya konulan yeni yapı, iktidarın yargıyı kendisine göre biçimlendirme isteğinden kaynaklanmaktadır. Bununla yargıyı parti yargısına dönüştürmeye çalışıyorlar.      
ALLAH BUNLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN
CHP Milletvekili İhsan Özkes: AK Par­ti­’nin Mec­lis’e getirdiği yar­gı dü­zen­le­me­si­ne CHP Mil­let­ve­ki­li İh­san Öz­kes tep­ki gös­ter­di. Öz­kes, or­ta­da bir oyun ol­du­ğu­nu söy­le­ye­rek “Er­do­ğan Cum­hur­baş­kan­lı­ğı ma­ka­mı­na çı­ka­na ka­dar­ki ya­sa­lar fark­lı. Er­do­ğan, ma­ka­mı­na otur­duk­tan son­ra­ki ya­sa­lar ter­si­ne dön­me­ye baş­la­dı. De­mek ki, mak­sat bu za­tı muh­te­re­mi o ma­ka­ma oturt­mak­mış. On­dan son­ra­sı ma­ale­sef toz du­man şek­lin­de­ki bir an­la­yı­şa doğ­ru gi­di­li­yor. Al­lah bun­la­rın şer­rin­den ko­ru­su­n” ifa­de­le­ri­ni kul­lan­dı.
SIKIYÖNETİM DÖNEMİNİ ANDIRIYOR
CHP Milletvekili Durdu Özpolat: AK Par­ti­’nin ye­ni yar­gı pa­ke­ti tek­li­fi­ni CHP Mil­let­ve­ki­li Dur­du Öz­po­lat, “Göz­le­ri doy­ma­dı. Şim­di de yar­gı­nın ta­ma­mı­nı kon­trol ede­bi­le­cek­le­ri ko­nu üze­rin­de ça­lı­şı­yor­la­r” di­ye­rek eleş­tir­di. Yar­gı pa­ke­ti­nin sı­kı­yö­ne­ti­mi an­dır­dı­ğı­nı ak­ta­ran Öz­po­lat şu ifa­de­le­ri kul­lan­dı: “Tür­ki­ye, de­mok­ra­si ve hu­kuk dev­le­tin­den uzak­la­şı­yor. Ama bu yar­gı ve bu halk mut­la­ka bu­nun he­sa­bı­nı so­ra­cak. Yap­tık­la­rı kir­li, pis iş­le­ri­ni ka­pa­ta­bi­le­cek­le­ri yar­gı dü­ze­ni kur­ma­ya ça­lı­şı­yor­lar.”
[16-10-2014, ulusal haber & ulusal ajans // Ankara]