Irak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Irak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2017 Perşembe

Anarşi, terör ve tedhiş destekçisi, ihanetin yardım ve yatakçısı "Kuzey ırak yönetimi" nam aşiret unsurları Türkmenlere karşı yoğun tahrik "ALÇAKLIK, KALLEŞLİK, Şiddetli Tahrik ve Küstahlık" yarışına girdiler

SON DAKİKA: "ALÇAKLIK VE KÜSTAHLIK!.." KERKÜK VALİSİ KÜRDİSTAN PAÇAVRASINI KALEYE TEKRAR ASTI; DIŞİŞLERİ ÇARŞAFA DOLAŞTI
HABER: Ali Serdar Bolat, 23 Mart 2017-Ankara
Evet oylarını bir-iki puan artırmak için hiçbir yasal, akli ve mantıki dayanağı olmamasına rağmen İstanbul'a, Ankara'ya hatta ve hatta Atatürk'ün Çankayası'na Kürdistan bayrağı asan, aşiret televizyonunun Doğu ve Güney Doğu Anadolu illerimizi "kürdistan vilâyetleri" olarak göstermesine tepki koyup, men etme cesaretini gösteremeyen AKP hükümetinden yüz bulan bebek katili bölücübaşı Barzani bin yıllık Türk yurdu Kerkük'e Kürdistan bayrağı asıp resmi yazışmalarda Kürtçenin de kullanılmasını dayatınca bizimkiler fena halde çarşafa dolaştı… Bir - iki puan bölücü oyu kazanayım derken dört - beş puan milliyetçi oyu kaybetme tehlikesi ile yüz yüze gelen AKP cenahı, Kerkük'e Kürdistan bayrağı asılmasına tepki vermek zorunda kaldı. İşte çarşafa dolaşma olayı burada vuku buldu. Basiretsizlik, ileri görüş ve beka yoksunluğu başımıza büyük bir belâ açtı. Ama sorarlar: "Kendi elinle Çankaya'ya astığın bayrağı eloğlu Kerkük'e asınca ne yüzle karşı çıkacaktın?" Buna mukabil: "Ama siz de asıyorsunuz, kötü bir şeyse siz niye astınız?" diye sorsalar, ne cevap verilecekti? Hem Güneydoğu illerimizde "EVET" çalışması başlatan Barzani'yi darıltma tehlikesi de vardı. Gel çık işin içinden. AKP Dışişleri, ne şiş yansın ne kebap kabilinden anlamsız bir açıklama yaptı: "Kerkük Valiliğinin Kürdistan bayrağını Irak bayrağı ile birlikte göndere çekmesini yadırgıyoruz, Kınıyoruz, protesto ediyoruz" diyemedi.
Çünkü aynı bayrağı İstanbul, Ankara hava alanlarında Türk bayrağı ile birlikte göndere çeken ve Çankaya'da Türkiye Başbakanı'nın koltuğunun arkasına asan Binali Yıldırım hükumetini de kınamış olacaktı. Ama, AKP Dışişleri, AKP hükumetinin Kürdistan bayrağı asmasını yadırgamış duruma düşmekten kurtulamadı. Çarşafa dolaşmak böyle bir şey işte…
Kendi hükumetinin yaptığı bir işi yadırgayan bir Bakanlık dünyada ilk kez görüldü. HAYIRlı olsun...
Kerkük Valisi Ömer Kerim, Kerkük'ün anlaşmazlık bölgelerinden biri olduğunu ve Kürdistan bayrağının Kerkük'te kullanılmaya devam edileceğini söyledi. "Türkiye'nin başkentinde çekildi, Kerkük'te çekilmesi doğal" dedi. Irak Anayasasına göre, Kerkük ve Musul Irak merkezi hükumetinin denetimine verilmiştir. Barzani'nin Türk beldelerine el koymasına izin verilemez.
AKP hükumetlerinin şımarttığı Barzani gözümüzün içine baka baka Kerkük ve Musul'a el koyma hazırlıkları yapıyor. Kerkük'ün Sesi Gazetesi Yazıişleri Müdürü Güngör Yavuzarslan, Türkiye'nin Kerkük krizine karşı sessiz kaldığını söyledi ve ekledi: "Ankara daha önce Türkmen gençlerin peşmerge olması için gizli pazarlıklar yürüttü" Yani Türkmen gençler bölücü terör örgütüne asker yapılmak istenmiş. Irak Türkmen Cephesi  Lideri Erşat Salihi: "Barzani eğer Kerkük ve Musul'u kendi bölgesine dahil ederse peşmerge ile ölümüne savaşırız."
KÜRDİSTANCI YURTSEVERLER BİRLİĞİ ÜYESİ TERÖRİST VALİ NECMETTİN KERİM
Amerika ve İsrail uşağı, Anarşi, terör ve tedhiş örgütü "Kürdisten Yurtseverler Birliği" üyesi Vali Necmettin Kerim’in Nevruz bahanesi ile Kerkük’te resmi daire ve kurumlara ve kaleye kürdistan bayrağı / paçavrası asma kararı Nevruz bitmesine rağmen tekrar ve ısrarla devam ediyor.Önceki gece indirilen paçavra bugün kaleye tekrar çekilmiş vaziyette. Nevruz bahanesi ile işgale yeltenen vali, Nevruz bitmesine rağmen bugünde Kerkük’e bağlı Karatepe köyünde gazetecilere yaptığı açıklamada Kürdistan paçavrasının Kerkük’te binalar üzerine ısrarla asılması gerektiğini söyleyerek Türkiye ve Dış Ülkelere bu konuya karışmamaları konusunda küstahça açıklamalarda bulundu. Vali Kerim Kışkırtıcı ve işgalci tavrına devam ederek çatışmayı Kerkük’e getirerek BM’in dün yayınlamış olduğu bildiriyide yok saymaktadır. 
PKK’LI KERKÜK VALİSİNDEN TÜRKİYE VE DIŞ ÜLKELERE KÜSTAH AÇIKLAMA: "HODRİ MEYDAN DİŞE DİŞ"
Emperyalist Amerika, İsrail ve uzantılarının sadık uşağı; Bebek katillerinden müteşekkil eşkıyanın terör ve tedhiş örgütü PKK’lı Vali Karatepe köyünde gazetecilere  yaptığı açıklamada Kürdistan paçavrasını Kerkük’ün binalar üzerine ısrarla asılması gerektiğini söyledi.
Bebek katili terör ve tedhiş örgütünün Türk ve Kürt düşmanı PKK’lı Kerkük Valisi Necmetin Kerim, kentteki resmi kurum ve kuruluşlarda Irak bayrağının yanı sıra Kürdistan Paçavrası’nın göndere çekilmesiyle ilgili olarak, “Kerkük’teki halkımızın (!) bayrağının buralarda dalgalanması en doğal hakkımızdır” diyerek paçavra asma çalışmalarına devam edeceğiz ifadelerinde bulundu. Anarşi, terör ve tedhiş örgütü PKK’lı Vali "Irak anayasasının Kürdistan paçavrası’nın Musul, Kerkük ve havalisinin anlaşmasızlık bölgelerinde asılmasına her hangi bir engel koymadığını" belirterek; Türkiye dahil olmak üzere diş ülkeler bu konuya karışmaması gerektiğini açıklayarak basın toplantısında bulunan sorumlulara binalarına Kürdistan paçavrası asma uyarısında bulundu.
İŞGALCİLERE KARŞI TUZHURMATU SOKAKLARI TÜRKMENELİ BAYRAĞI İLE DONATILDI
Tuzhurmatu Türkmen Milletvekilimiz Niyazi Mimaroğlu Kerkük’e kürdistan paçavrası asılmasına "HERKES BİLSİNKİ ESKİ DİKTATÖR REJİMİ BİTMİŞTİR!” diyerek tepki göstermiş ayrıca heryere Türkmeneli bayrağı asılmasını istemişti. Mimaroğlı ayrıca”Tüm Türkmenlere vasiyetim,” Türkmen çatısı altına birleşin,Türkmenleri mezhepsel veya bölgesel bölmeye çalışanlara izin vermeyiniz. Herkes Türkmenler yok etmeye çalışıyor.bizde her zorluklara rağmen daha da güçleniyoruz”dedi. Bu seslenişten sonra tüm Türkmen gençleri,Tuzhurmatu sokaklarına inerek, Türkmen Bayrağına bağlılıklarını ve sevgilerini göstererek, Tuzhurmatu sokaklarını Türkmen Bayrağı ile süslendiler.

6 Ekim 2016 Perşembe

YENİ BİR KRİZ DAHA!.. "Irak, Türkiye ile yaşanan Başika krizi nedeniyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdı. İki ülke arasında gerilim artıyor, tansiyon yüksek"

SON DAKİKA…
IRAK BM’YE ACİL TOPLANTI ÇAĞRISI YAPTI
Irak, Türkiye ile yaşanan Başika krizi nedeniyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdı. 
(06 Ekim 2016 – 12.18)
Irak Dışişleri Bakanlığı BM Güvenlik Konseyi’nden, "sorumluluk üstlenmesini” ve “uluslar arası desteği yoğunlaştırmasını" istedi. Irak Başbakanı Haydar el Abadi, dün devlet televizyonunda yayınlanan açıklamasında, "Türk tarafına Irak’ın meselelerine karışmamaları yönünde birden fazla uyarı yaptık. Korkarım ki Türk macerası, bölgesel bir savaşa dönüşebilir" tehdidinde bulunmuştu.
NUMAN KURTULMUŞ: IRAK HÜKÜMETİNİN AÇIKLAMALARINI REDDEDİYORUZ
[ABD, Başika’da askeri kamp kuruyor. Musul yakınlarında bulunan ve Türkiye ile Irak Merkezi Hükümeti arasında sorun haline gelen “Başika’daki Türk Askerleri” ile ilgili tartışmalar sürerken; ABD ordusunun Musul operasyonunda kullanılmak üzere Başika’da kamp kurduğu açıklandı.] Dün (05 Ekim 2016 – Çarşamba) Irak hükümetinin Başika kampı sebebiyle Türkiye'ye yönelik yaptığı açıklamayı değerlendiren Kurtulmuş, açıklamanın kabul edilemez olduğunu söyledi. Kurtulmuş, Irak hükümetini eleştirerek şöyle konuştu: "Türkiye'nin Başika'daki varlığı işgal amacıyla değildir. Irak hükümeti illâ ortaya bir tepki koymaları gerekiyorsa Musul ve Rakka bir günde DAEŞ tarafından işgal edildiğinde neredeydiniz? Türkiye'nin Başika'daki varlığı, oradaki varlığı Musul'un DAEŞ işgalinden kurtulması için oradaki yerel güçlerin isteği üzerinedir. Dolayısıyla Türkiye'nin oradaki varlığı başka ülkeler gibi ta uzaklardan gelip orayı işgal etmek için değildir. Musul halkına yardım etmek için oradadır. DAEŞ'le mücadele için oradadır. Kuzey Irak merkezi hükümetinin talebi üzerine oradadır. Dolayısıyla Irak hükümetinin bu açıklamasını hiçbir şekilde kabul etmeyiz. Türkiye bu açıklamayı şiddetle reddeder. Bu açıklamanın üzerine bir açıklama daha gelirse Irak hükümetine oradaki ABD varlığının ne anlama geldiğini sorarız."
BAŞİKA KRİZİNDE DİKKAT ÇEKEN AYRINTI!..
NE OLMUŞTU?
Irak Temsilciler Meclisi, TSK’nın Suriye ve Irak’taki operasyon yetkisini bir yıl uzatan tezkerenin TBMM’den geçmesinin ardından Türkiye’ye "işgalci" suçlaması yöneltti. Irak Temsilciler Meclisi önceki gün oy çokluğuyla Türk askerinin Irak'ta kalma süresinin uzatılmasını reddetti ve Türkiye ile ilişkilerin gözden geçirilmesi çağrısında bulundu. Tüm bu gelişmelerin ışığında, Irak’ın Ankara Büyükelçisi Hişam Ali Ekber İbrahim el Alevi dün sabah saatlerinde Dışişleri’ne çağrıldı. Irak da karşı hamle olarak Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi’ni Dışişleri’ne davet etti.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM: TÜRK VARLIĞI IRAK'TA KALMAYA DEVAM EDECEK
Başbakan Yıldırım, "Irak hükümeti ne söylerse söylesin, Türk varlığı orada kalmaya devam edecektir. İleri geri konuşmak Irak'ın haddine değil" dedi. Başbakan Binali Yıldırım, Irak'la Türkiye arasında krize dönen Türk askerinin Başika'daki varlığına ilişkin olarak, " Irak hükümeti ne söylerse söylesin, bölgedeki IŞİD ile mücadele için bölge yapısının zorla değiştirilmemesi için Türk varlığı orada kalmaya devam edecektir" dedi. Yıldırım, "Birçok ülke orada dolaşırken tarihi derinliğiyle bölgede her zaman olmuş Türkiye hakkında böyle ileri geri laflar etmek Irak hükümetinin haddi değildir" ifadesini kullandı. 9. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası'nda konuşan Yıldırım'ın açıklamlarından satır başları şöyle:
"BUNUN HİÇBİR ŞEKİLDE İYİ NİYETLE İZAHI YOK"
"Bu operasyonun yaklaştığı bugünlerde Irak hükümetinden anlaşılmaz bir tepki geldiğini görüyoruz. 63 ülkeden askeri unsur var Yeni Zelanda'dan bile var. Şimdi Türkiye ile 350 km'den fazla hududu olan, 30-35 senedir ülkemizin başını ağrıtan pkk terör örgütünün barındığı Irak'ta bugüne kadar hiçbir tedbir alınmazken ve 63 ülkeden burada terörle mücadele adı altında askeri unsurlar bulunurken bunları bir kenara bırakıp Türkiye'nin buradaki varlığına takılması abesle iştigaldir. Bunun hiçbir şekilde iyi niyetle izahı yoktur. "IRAK NE DERSE DESİN, TÜRK ASKERİ ORADA KALACAK" Irak hükümeti ne söylerse söylesin, bölgedeki IŞİD ile mücadele için bölge yapısının zorla değiştirilmemesi için Türk varlığı orada kalmaya devam edecektir. "İLERİ GERİ KONUŞMAK IRAK HÜKÜMETİNİN HADDİNE DEĞİL" Birçok ülke orada dolaşırken tarihi derinliğiyle bölgede her zaman olmuş Türkiye hakkında böyle ileri geri laflar etmek Irak hükümetinin haddi değildir. "TERÖRLE MÜCADELEDE TEMMUZDAN İTİBAREN YENİ BİR SAFHAYA GEÇTİK" Değerli arkadaşlar ülkemiz sınırları içerisinde de bölücü terörle amansız bir mücadelemiz var. Geçtiğimiz temmuz ayından itibaren yeni bir safhaya geçtik. Önce çukur siyasetiyle şehirlerimiz işgal edildi, bölücü terör örgütü büyük tahribatlar yaptı. Çok sayıda insan zarar gördü, şehirler, binalar yıkıldı. Şehit olan güvenlik güçlerimiz oldu ama bütün bunlar geride kaldı. Bu illerde muazzam bir yeniden imar faaliyetine başladık. Yaralar süratle sarılıyor, hayat normale dönüyor. Esnafların gecikmiş borçları tekrar yapılandırıldı, yeniden işletme ihtiyacı olan krediler temin edildi. Bir yıl içerisinde en az 15 bin konut yapılacak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki cazibe merkezlerindeki yatırımları 140 milyar doları bulacak."
***
HABER’LE İLGİLİ ELEŞTİRİ, YORUM VE KATKILARDAN BAZILARI:
Hükümet açıklamasının son cümlesi şöyle: "Bu açıklamanın üzerine bir açıklama daha gelirse Irak hükümetine oradaki ABD varlığının ne anlama geldiğini sorarız." Görüldüğü üzere hükümetimizde bir altı okka (özgüven) zuhur etmiş. Irak'da bulunan ABD varlığının ne anlama geldiğini Irak hükümetine sual edecekmişiz.
O ABD ki, II. Dünya Savaşının galibi, Birleşmiş Milletlerin kurucusu, bizim dünya beşten büyüktür diye kafa tuttuğumuz Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi beş üyesinden birisidir.
O ABD ki, dünyanın ilk nükleer gücü, dünyanın sivil halk üzerinden nükleer silah kullanmış tek devletidir.
O ABD ki, 11 Eylül olayından bu yana zincirleme olarak Afganistan, Irak, Somali gibi birçok ülkeyi taş devrine döndürmüş ve hepsinde de taş devrine yaraşır şekilde taş devrine özenti bir biçimde “TAŞ ÜSTÜNDE TAŞ, BAŞ ÜSTÜNDE BAŞ BIRAKMAMIŞ”  mürtecileri kendine iş ortağı ya da tek rakip bırakmıştır.
O ABD ki, son on yılda ülkemizde çevirdiği türlü entrikalarla, ülkemizin hayli patinaj çekmesine sebep olmuş, halkımızın türlü kafa karışıklıkları içerisinde bir sürü taş devri özentisi cemaat ve fikri akıma kendini kaptırmasına vesile olmuş, AKP gibi bir cenabet yapının ortaya çıkmasına yol vermiştir.
O ABD ki, ülkemizde cumhuriyet tarihi boyunca olan ya da olmayan hemen her işin altında, yanında ya da etrafında yer almış, günümüz siyasetinde, toplumsal olaylarının açıklamasında kendisinden bahsetmeden tek kelime dahi edemeyeceğimiz bir devlet ve güçtür.
O ABD ki, AKP kadrolarının ne olur deliğe süpürmeyin diye RTE için yalvar yakar oldukları güç odaklarını hâkim oldukları bir devlettir.
Dikkatinizi çekerim, süreç Recep Tayyip ERDOĞAN (RTE) açısından tam bir Saddamlaşma sürecidir. Türkiye açısından Iraklaşma durumu söz konusudur. Irak ve Suriye'nin durumları Irak ve Kuveyt arasındaki ilişkiye benzer. Bütün bunları korkmanız için değil, neyle karşı karşıya olduğunuzu bilmeniz için söylüyorum. On yıllara yayılmış uzun soluklu ambargolar, blokajlar, ekonomik şantajlar yaşanacak. Türkiye elbette Irak kadar kolay lokma değil. Irak bile üç dört lokma da bu hale gelebildi. Ancak, bilmeniz gerek, bu işler kesinlikle imam ve imanla sonuca ulaşmayacak. Göz nuru, alın teri, kan ve gözyaşı akıtmanız gerekecek. Şakası yok yani bu işin. Ekonomik, bilimsel, askeri, siyasi her anlamda top yekün savaşa hazır olun. Birileri Bodrum'da orasını-burasını kızartırken bedel ödeyememiş diğerinin uzman erbaş olarak vatan savunması imkanı yoktur, bunu bilmelisiniz. Vatan asla ve de kat'a profesyonel askerlerle savunulamaz. Her şeyden önce artık ordularınızla savaşmaya bir son verim. Subayınızı, askerinizi sevin, koruyun, itibar edin. Yoksa yarın Amerikan askeri ya da ittifak askerleri karşısında yalnız kalacaksınız.
Oraj POYRAZ & ( 0raj.p0yraz@neomailbox.net /  oraj.poyraz@openmail.cc /  oraj_poyraz@alpinaasia.com ) L2fSIJNoA0xfSNxA      
***
Oraj'ın Yazısına cevap: Dünyada hiç kimse ve hiç bir şey değişimlere uğramadan kıyamete kadar yaşayamaz. ABD de öyle, çünkü saltanat sahipleri de  ya ölerek ya yaşlanarak ya hastalanarak mutlak çökerler. ABD'den de çöküş çatırtıları gelmeye başladı bile. A.D.Şimşek, 6 Ekim 2016 15:29
***
Sevgili Arkadaşlar; Müthiş bir şekilde savaşa gireceğiz gibi. Plânlı bir şekilde savaşa zorlanıyoruz, oyunlarla tezgâhlarla çekiliyoruz gibi bir durum var. Hoş israil burada oldukça onların vaad edilmiş toprakları bizim sınırlarımız içinde oldukça, kaçınılmaz bir sonuç. Tamamı yok olmadan bunlardan dünyanın kurtuluşu yok. İstesek de istemesek de onlarla savaşacağız. Onlarda bunun için bütün güçleri ile bahane üretip zemin hazırlayacaklar. Yıllardır hazırladılar. Yıllardır onların hedeflerine bilerek veya bilmeden çalışır ve hizmet eder durumdayız. Osmanlı ya yaptıkları gibi bizi daha da parçalamak yok etme peşindeler. Şimdi daha güçlenmiş bir halde orta doğuyu ateşe verecekler.
Bence amerika halkına delimisin siyonizmin köpeği oldunuz gerçeğinin söylenmesi ve halkının uyandırılması çalışmaları ile  hiç fazla bulaşmadan doğrudan israilin üzerine hep birlikte müslümanlar çullanırsa, amerika halkı da bunların yöneticilerinden kurtulma zamanı amerikayı kurtarma zamanı diyerek, dünyanın kanını içen ve ikizleri uçuran amerikayı kontrol eden yahudi ailelerden ve kendilerini yıllardır yöneten yahudilerden hesap sorar. Onlar da kendini kurtarır. İsrail'in yok edilmesi amerikanın buradan çekilip gitmesidir aynı zamanda. 
Amerikanın da kendisini yahudi sultasından kurtarmasıdır aynı zamanda. Uyduruk bir mehdi, hayali ile diğer müslüman ülkelerden ülkemize savaşmak için gelip yerleşenler var. Bazı tarikatlar bu işin başını çekiyor. Bütün bunların arkasında da yine mossad cia mevcut. Kale içten fethedilir. Irak ve Suriyede aynısı oldu. Irak'da tarikatcılar, amerikaya karşı savaşmadılar. Biz iç birliğimizi asla bozmadan tek yumruk olmalıyız. Bütün müslümanlar da kendi içlerindeki yabancı güçleri atmak için el birliği ile birlikte hareket edip birlikte savaşmalı. Aksi halde hepimizin işi zor. Irak, Suriye, İran, ve diğer bütün müslüman ülkeler, gerçek düşmanları kim iyi tanımalı ve bilmeli. Kendilerini oyalayan uyutan işbirlikçi yöneticilerinden tarikatlardan cemaatlerden kurtulmalı.
Aksi halde tek tek hepsini israil marizleyecek. Allah Yüce Türk Milletine yardım etsin, Dede Korkut destanlarında söz edilen Basat gibi bir kahramanlar çıkarıp Tepegöz denilen devin yıkılması gibi, çağımızın dolar gözü olan siyonizmi yıkmamızı yine Yüce Türk Milletine nasip etsin. Amin. 
Dolargöz siyonizm ve yahudinatomerika yıkıldığı zaman, Fırat ve Dicle arasında sözü geçen altından dağın ortaya çıkması, bütün dünya zenginliklerini ve altınlarını elinde tutan yahudi ailelerden bunların alınması dünya insanlığı hizmetine sunulması anlamını da taşıyor olabilir benim düşünceme göre. Gönderilen bu e-posta için gönderici asla sorumlu olamaz. Gösterilen kaynaklar dahi sahibini sorumlu yapmaz. Bu e-posta size uygun gelmiyorsa silinmesi gerekir. Sevgi ve Muhabbetlerimle
Metin ÖZTÜRK
Elektronik Yüksek Mühendisi // GSM: 0542 225 6161 & 0534 294 6161
[UNITED-TURKS]" <UNITED-TURKS@yahoogroups.com> wrote: [Attachment(s) from Oraj Poyraz at Openmail included below]

2 Ekim 2014 Perşembe

HÜKÜMETİN “SAVAŞ (!) TEZKERESİ” ?... ONAYLANDI !...

HÜKÜMETİN “SAVAŞ TEZKERESİNİN” TAM METNİ:
4 Ekim 2014'ten itibaren hükümetin bir yıl süreyle yetki istediği Irak ve Suriye tezkeresinin tam metni şöyle:
"Türkiye'nin ulusal güvenliğine yönelik terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye'deki tüm terörist örgütlerden ülkemize yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı güvenliğinin idame ettirilmesini sağlamak, kriz süresince ve sonrasında hasıl olabilecek gelişmeler istikâmetinde Türkiye'nin yüksek menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümûl, miktar ve zamanı hükümetçe takdir ve tayin olunacak şekilde TSK'nın gerektiği takdirde sınır ötesi harekât ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara yönelik olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması, bu kuvvetlerin hükümetin belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin hükümet tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için, Anayasa'nın 92. Maddesi uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden (TBMM) bir yıl süreyle izin istenilmesi, Bakanlar Kurulu'nca 30.09.2014 tarihinde kararlaştırılmıştır."
Gerekçeden...
Tezkerenin gerekçesinde Türkiye'nin güney kara sınırları boyunca ulusal güvenliğine dönük risk ve tehditler son dönemde yaşanan gelişmelerle ciddi biçimde arttığı belirtildi. "Irak'ın kuzey bölgesinde silahlı PKK terör unsurları varlıklarını sürdürmektedir. Öte yandan Suriye ve Irak'ta diğer terör unsurlarının sayısı ve ortaya koydukları tehditlerde önemli artışlar gözlenmektedir" ifadesi kullanıldı.
Gerekçede; "Nitekim bu nedenle BM Güvenlik Konseyi 2170 ve 2178 sayılı kararlarıyla Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığını teyit etmiş, bu ülkelerdeki terörist faaliyetleri kınamış;, IŞİD ve benzeri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı BM üyesi tüm ülkelere 1373 sayılı BMGK kararı ve uluslararası hukuk çerçevesinde sorumluluklara uygun şekilde gerekli tedbirleri alması çağrısında bulunmuştur" denildi. [Ulusal Haber, Ankara // 02 Ekim 2014 - 18.25]
Savaş tezkeresi AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi
TSK’ye sınır ötesi, yabancı askere Türkiye izni tanıyan tezkere kamuoyundaki bütün itirazlara rağmen Meclisten geçti. AKP Hükümetinin savaş ve işgal tezkeresine MHP “evet” derken CHP ve HDP “hayır” dedi. Tezkere 298 oy ile kabul edilirken, oylamada 98 red oyu kullanıldı. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, tezkere oylamasının ardından yaptığı açıklamada, “Tezkere çözüm sürecini olumsuz etkilemez” dedi.
TBMM’de Irak ve Suriye tezkeresi görüşüldü. HDP’nin itirazı üzerine usül tartışması açıldı. Usül tartışmasının ardından görüşmelere geçildi. Tezkerenin Mecliste görüşüldüğü sırada Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Genel Kurula gelmemesi de dikkat çekti.
'MHP EVET DİYECEK'
MHP adına kürsüye çıkan grup başkanvekili Mehmet Şandır, tezkereye desteğin partisinin milli hassasiyetlerinden kaynaklandığını belirterek şunları söyledi. “Milli hassasiyetlerimizden kaynaklanır tezkerelere verdiğimiz destek. Ülkemizde bir saldırı ihtimali varsa buna karşı koymak bir savunma politikasıdır. Bu tezkere çözüm sürecinin bir çözülme süreci olduğu ve Ortadoğu’nun yanlış okunduğunun göstergesidir.”
BAKAN KONUŞTU: TEZKERENİN AMACI...
Usül tartışmasının ardından tezkerenin görüşülmesine geçildi. Kürsüye çıkan Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz tezkerenin gerekçelerini anlattı. Türkiye’nin güney sınırındaki risk ve tehditlerin son dönemde arttığını söyleyen Yılmaz, “Risk ve tehditlerin en çok etkilediği ülkelerin başında Türkiye gelmektedir” dedi. PKK ve IŞİD’i aynı kefeye koyan Yılmaz şunları kaydetti: “Bu tezkerenin amacı mümkün mertebe sınırlarımızda yaşanmakta olan çatışmaların ülkemize olan olumsuz etkilerini azaltmaktır. Savaş yüzünden her şeyini kaybetme noktasına gelen, canını bile zor kurtaran insanlara kapılarımızı açtık. Ancak sadece kapılarımızı açıp canını kurtarmak için gelenlere kucak açmakla bu meselenin çözülemeyeceği de görülmektedir.”
HAMZAÇEBİ: IŞİD 1 YERDE GEÇİYOR
CHP’li Akif Hamza Çebi, tezkereye karşı çıkarak, “Bu bir savaş tezkeresidir” diye konuştu. Tezkerede IŞİD’in adının sadece bir yerde geçtiğini söyleyen Çebi, “Bir yerde bir kelimeyle PKK geçiyor, bir kelimeyle de IŞİD geçiyor. Sokağa çıkalım, bütün dünyayı dolaşalım, televizyonlara bakalım, her yerde IŞİD teröründen bahsediliyor” dedi. Hamzaçebi “Yabancı silahlı kuvvetler Türkiye’ye gelecek, konuşlanacak, gidecek. Türkiye’nin nerede duracağı belli değil. Türkiye’yi maceraya sürüklemeye, Mehmetçik’in kanı üzerinden bu ülkeyi felakete sürüklemeye hakkınız yoktur” diye konuştu.
Ayrıca, AKP adına konuşan Emrullah İşler, “IŞİD’in Süleyman Şah Karakolu bölgesindeki mevcudiyeti kaygılarımızı artırmaktadır. Türk anavatanının ayrılmaz bir parçası olan Süleyman Şah karakolunu savunmak Türkiye’nin asli görevidir” dedi. CHP adına konuşan Faruk Loğoğlu ise, “Güvenli bölge uçuşa yasak bölge komşuya saldırı anlamına gelir” dedi. Hükümetin derdinin IŞİD olmadığını söyleyen Loğoğlu, “Tezkerede bir defa IŞİD kelimesi kullanılırken Suriye rejimi kelimesi defalarca kullanılmıştır” diye konuştu.
TSK’YE SINIR ÖTESİ, YABANCI ASKERE TÜRKİYE İZNİ
Irak ve Suriye için tek metin olarak hazırlanan tezkere metninde şu ifadeler yer aldı: “Türkiye’nin ulusal güvenliğine yönelik terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye’deki tüm terörist örgütlerden ülkemize yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı, güvenliğin idame ettirilmesini sağlamak, kriz süresince ve sonrasında hasıl olabilecek gelişmeler istikametinde Türkiye’nin yüksek menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı, hükümetçe takdir ve tayin olunacak.”     
Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından imzalanan tezkerenin gerekçesinde ise şu ifadeler yer aldı: “Türkiye’nin güney kara sınırları boyunca ulusal güvenliğimize dönük risk ve tehditler, son dönemde yaşanan gelişmeler neticesinde ciddi biçimde artmıştır. Irak’ın kuzey bölgesinde, silahlı PKK terör unsurları varlığını sürdürmektedir. Öte yandan, Suriye ve Irak’ta diğer terör unsurlarının sayısı ve ortaya koydukları tehditte de önemli artış gözlenmektedir. Nitekim bu nedenle, BM Güvenlik Konseyi, 2170 ve 2178 sayılı kararlarıyla Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını teyit etmiş, bu ülkelerdeki terör faaliyetlerini kınamış, IŞİD ve benzeri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı BM üyesi tüm ülkelere, 1373 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı ve uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumluluklarına uygun şekilde gerekli tedbirleri alma çağrısında bulunmuştur.” 
Tezkere dünya basınında: Türkiye savaşa gidiyor
TÜRK Silahlı Kuvvetlerine Suriye ve Irak’ta sınır ötesi operasyon yetkisi veren tezkerenin Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabulü dünya basınında geniş yer buldu.
BBC, “Türkiye’nin parlamentosu Suriye’de askeri eyleme izin verdi” dedi. İngiliz yayın kuruluşu BBC, tezkerenin “Hükümete Suriye’nin içine kuvvet göndermeye veya Suriyeli hedefleri vurmaya izin verdiğine” dikkat çektiği haberinde “Hükümet kaynakları, Türkiye’nin Suriye’ye savaş ilan etmeyi planlamadığını söylüyorlar” dedi.
Wall Street Journal gazetesince “Türkiye’nin parlamentosu, Başbakan Erdoğan tarafından önerilen ve hükümete “yabancı ülkeler”e asker göndermek için geniş yetkileri veren bir önlem onayladı” sözleriyle duyuruldu.
New York Times gazetesi, üst düzey yetkililerin Suriye’ye karşı bir savaş istememesine rağmen tezkerenin onaylandığına dikkat çekti. ABD’nin önemli gazetesi New York Times, TBMM’nin Suriye’ye karşı askeri eylemi onayladığını belirterek, “Üst düzey yetkililer, NATO müttefiki Türkiye’nin Arap komşusuyla savaşmasını ve Suriye’deki kanlı iç savaşı bölgesel bir çatışmaya çevirebilecek bir gerilimi istememekte ısrarlı olmasına rağmen bir kaç saat sonra, Başkent Ankara’da kapalı bir oturumda tezkere onaylandı” diye yazdı.
ALMAN BASINI: IŞİD’E KARŞI KARA HAREKATI
Günlerdir Türkiye’nin IŞİD’e karşı net bir politika izlemediği iddialarıyla ilgili haber yapan Alman basını, tezkerenin kabulünü; ‘Türkiye’nin IŞİD’e karşı kara harekatına hazırlandığı’ şeklinde yorumladı. Alman basınında tezkerenin kabulüne ilişkin çıkan haberler şöyle: IŞİD’e karşı mücadelenin önemli bir aşamaya geldiğini kaydeden Der Spiegel, tezkerenin kabulünü, ‘NATO üyesi Türkiye, gecikmeyle de olsa, sonunda IŞİD’e karşı koalisyonda yer almaya karar verdi. Türkiye, acil durumda Suriye ve Irak’a kara harekatına hazırlanıyor. Türkiye savaşa gidiyor’ diye duyurdu. Dergi, IŞİD’in buna tepki olarak, Türkiye’de eylem yapabileceğini öne sürerken, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın, tezkerenin kabul edilmemesi durumunda, barış görüşmelerini kesmekle tehdit ettiğini ileri sürdü. 
(Ulusal Haber & Ulusal Ajans, Ankara: 02 Ekim 2014 )