Soykırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Soykırım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2017 Cuma

MISIR'DA CAMİDE KATLİAM! ÖLÜ SAYISI ARTIYOR

Son dakika... 
Mısır'ın Ariş kentinde camide patlama!.. 
Mabet'de kan gövdeyi götürdü. Toplu cinayet ve alçakça katliamda en az 235 kişinin hayatını kaybettiği bildiriliyor. 
MISIR'DA CAMİDE KATLİAM! 
ÖLÜ SAYISI ARTIYOR
Mısır'ın Ariş kentinde camide patlama meydana geldi. Menfur olayda en az 235 masum ve müsamma, korumasız ve suçsuz kişinin; En alçakça, vahşice ve hunharca hayatını kaybettiği bildirildi. Görgü tanıkları, Bir el-Abed'de bulunan bir camiye önce bombalı saldırı düzenlendiğini daha sonra ise, lânetli teröristlerin cemaatin ve sivil halkın üstüne makineli tüfeklerle ateş açtığını belirtti.
Haberi dünyaya duyuran Ajanslar tarafından, "Mısır'ın Ariş kentinde bir camide meydana gelen patlamada en az 235 kişinin öldüğü 120'den fazla kişinin yaralandığı belirtildi." Reuters’e konuşan görgü tanıklarının açıklamasında göre saldırganlar Gazze sınırına yakın Ariş kentinin batısındaki Bir el Abed’de bulunan El Ravdah camisine cuma namazı sırasında saldırdı.
Güvenlik güçlerini destekleyen cemaatin hedef alındığını söyleyen görgü tanıkları saldırganların bir bombayı infilak ettirdiğini ayrıca camiidekilere 4 adet zırhlı arazi aracından,  her hangi bir hedef gözetmeden, doğrudan sivil halka ve cami cemaatine ateş açtıklarını aktardı.
MISIR'DA 
ÜÇ GÜNLÜK ULUSAL YAS İLAN EDİLDİ
Mısır Hükümeti Sağlık Bakanı Halid Megahid Kahire televizyonunda yaptığı konuşma ve menfur olay hakkındaki açıklamada: "En az 25 ambulansla yaralıların Er Ariş hastanelerine taşındığını" söyledi.
Ayrıca; Mısır devlet televizyonunun bildirdiğine göre, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el Sisi saldırıdan hemen sonra acil güvenlik toplantısı düzenledi.
Reuters haber ajansı, Mısır'da kanlı saldırının üzerine bütün ülke kapsamında 3 günlük yas ilan edildiğini duyurdu. 
​Saldırıyı henüz üstlenen bir örgüt olmadı. Fakat, 2014'te terör örgütü DEAŞ'a biat eden Sina yarımadasındaki bazı örgütler bölgede yapılan bir dizi ölümcül saldırının sorumluluğunu üstlenmişti.
Sosyal medyada cuma namazı esnasında gerçekleşen katliama ilişkin çok sayıda fotoğraf paylaşılıyor... Saldırı, DEAŞ'a bağlılık yemini eden Mısır merkezli terör örgütlerinin yoğun olarak bulunduğu Sina Yarımadası'nda gerçekleşti. Alınan bilgi ve intikal eden haberlere göre: Cinayet-Saldırı ve katliam mahallinde ölü ve yaralı sayısı her dakika artıyor.

29 Ağustos 2017 Salı

HÜR DÜNYANIN BÜYÜK UTANÇ VE YÜZKARASI: Arakan da 3 bin’den fazla Müslüman sistematik soykırım uygulanarak kalleşçe katledildi. BM, NATO ve sözde İnsan Hakları Kuruluşları Sessiz, Sünepe ve Seyirci!..

SON DAKİKA: ARAKAN DA, ÜÇ BİN’DEN FAZLA MÜSLÜMAN “SİSTEMATİK SOYKIRIM” SONUCU ALÇAKÇA, VAHŞİCE VE KALLEŞÇE KATLEDİLDİ. 
BM, NATO VE SÖZDE İNSAN HAKLARI KURULUŞLARI SESSİZ, SUÇLU VE SEYİRCİ!..
TÜRKİYE CUMHURİYETİ 
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NDAN FLAŞ 'MYANMAR' AÇIKLAMASI
Dışişleri Bakanlığı, Myanmar'da 25 Ağustos'ta meydana gelen saldırıların ardından devam eden operasyonlarda Rohinga Müslümanlarına karşı orantısız güç kullanılmasını (korumasız, her türlü silâhtan arındırılmış, masum ve müsemma, tek suçu MÜSLÜMAN âleme sığınmak ve İslâm Ülkelerine güvenmek olan çaresiz İnsanlara: Alçakça, vahşice, hayâsızca akın ederek başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere; Adı İslâm’a çıkmış diktatörlüklere meydan okuyan ve kalleşçe saldıran kâfirleri) kınayan bir açıklama yayımladı. (DHA)
Bakanlık açıklamasında, 'Rohinga Müslümanlarının karşı karşıya bulunduğu bu üzücü ve endişe verici olayların sona ermesi yönündeki çabalarımız aktif olarak devam edecektir' denildi.
BAKANLIKTAN YAPILAN AÇIKLAMA ŞU ŞEKİLDE:
"Myanmar'da Rakhayn Eyaleti'nin kuzeyinde 25 Ağustos gecesi meydana gelen saldırıların ardından Myanmar güvenlik güçlerinin operasyonlarının ciddi bir insani krize sebebiyet vermesinden derin endişe duyuyoruz.  Güvenlik güçlerinin yüzlerce kişinin ölümüne, binlerce kişinin yerlerinden edilmesine neden olan orantısız güç kullanımını kınıyoruz. Bu konudaki endişelerimiz Myanmar makamlarına aktarılmıştır. Operasyonlarda sivil halkın zarar görmemesinin, yerlerinden edilmiş yeni kişiler yaratılmamasının, bölgeye insani yardımın kesintisiz olarak sağlanmasının önemi vurgulanmıştır.
Myanmar'dan Bangladeş'e geçmeye çalışan Rohingalara gerekli kolaylığın gösterilmesi beklentimiz ve bu konudaki yardım teklifimiz Bangladeş makamlarına iletilmiştir. İİT Genel Sekreteri ile görüşülerek Örgütün bir an önce hareket geçmesi beklentimiz dile getirilmiştir. İİT İcra Komitesi üyesi ülkeler nezdinde de girişimde bulunulmaktadır. BM Genel Sekreterinin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı ile BM Güvenlik Konseyi Dönem Başkanı ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği nezdinde de girişimlerde bulunularak yaşanan trajediye dikkat çekilmiş ve anılan örgütlerin konuya müdahil olmalarını beklediğimiz ifade edilmiştir. Bu konudaki girişimlerimiz ABD makamları nezdinde de tekrarlanmıştır. Endonezya, Malezya, Tayland gibi bölge ülkeleriyle de temaslarda bulunulmaktadır. Rohinga Müslümanlarının karşı karşıya bulunduğu bu üzücü ve endişe verici olayların sona ermesi yönündeki çabalarımız aktif olarak devam edecektir."
ACİZ, ÇARESİZ VE ZAVALLI “YENİ OSMANLILAR”
1500 Türk Şehidin yatmakta olduğu ve bir milyona yakın Müslüman kardeşimizin kâfir zulmü, alçakça mezalim ve işkencesi altında inleyip, soykırımla yok edildiği Arakan’a karşı; Hüdâi nabit (aniden ortaya çıkan, sahte, mukallit) Yeni Osmanlılar sadece timsah gözyaşları döküyor ve duyarlı olmakla iktifa ediyor. Vahşet duygusal alanda sömürülüp istismar ediliyor. Ama Osmanlı gibi yardım elini uzatmak kâfir ülkesine savaş açmak ve orada mahsur Müslüman kardeşlerimizi Allah Rızası ve İnsanlık Namına kurtarmak adına onurlu bir girişim yok. Amerikan uşağı Beni Kaynuka Suudisi ve avaneleri de kıllarını kıpırdatmıyor. Oysa Malezya, Bengladeş ve Türk Cumhuriyetle yoluyla müdahil olmak; Tanker uçaklarımızın katkısıyla ROHİNGA Kâfirlerini bombalamak pek alâ mümkün. Lâkin yaklaşık tamamı sulta, saltanat ve diktatörlükle malul sözde Müslüman ülke yöneticileri yerlerde sürünüyor. Bu mezalime müdahil olmayan ve hayâsızca sessiz kalan imansız yöneticiler ve sorumluluklarını yerine getirmekten aciz bütün sorumluların Allah bin türlü belâsını versin inşallah...   
NİSYAN İLE MALÛLDUR HAFIZA-İ BEŞER
Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da 24-27 Nisan’da yapılacak 26. ASEAN Zirvesi’nden hemen önce yayımlanan raporda, Myanmar’ın batısındaki Rakhine (Arakan) eyaletinde derme çatma kulübelerde son derece güç koşullar altında yaşayan Rohingya Müslümanlarının gördükleri zulüm nedeniyle bölgeden kaçmaya devam ettiklerine dikkat çekildi. Myanmar hükümetinin Rohingya Müslümanlarını etnik bir grup olarak tanımayı reddettiğine ve Rohingya Müslümanlarının  “Bangladeş’ten gelen kaçak göçmenler” olarak görüldüğüne işaret edilen raporda, 2012’deki şiddet olaylarından sonra eyaletteki kamplarda kalanların sayısının 140 bine düştüğü kaydedildi. İnsan Hakları için ASEAN Parlamenterleri (APHR) Başkanı Charles Santiago, Arakan’da yaşananların sadece “Myanmar’ın iç işlerini ilgilendiren bir konu olamayacağını” belirtti. Santiago, “Myanmar Times” gazetesine yaptığı açıklamada, “Bu konu, Tayland’dan Endonezya’ya tüm ASEAN ülkelerini etkilemektedir. Soykırım ve insanlık karşıtı suçlara zemin hazırlayan bir durumun iç işleri olarak nitelenmesi, mantıklı değildir, aynı zamanda da ASEAN’ın varlığına zarar vermektedir” ifadelerini kullandı.
SÜNEPE DALKAVUKLUK, İMANSIZLIK VE SATANİZM; 
AMERİKAN, RUS VE EMPERYALİST UŞAĞI SÖZDE MÜSLÜMANLAR
Arakan Müslümanları yıllardır bu şiddet, soykırım, vahşet ve mezalime maruz. Peki,  başta sözde Müslümanların İslâm Konferansı olmak üzere; BM, NATO ve sair İnsani olduğu iddiası ile insanlığı sömüren kuruluşlar ne iş yapar. Neden ve niçin bunları kimse vazifelerini yapmaya icbar etmez?.. Biliniz ki! Bütün dünya şu anda “en kalitesiz ve değersiz; Benlik, bencillik, enaniyet, hırs, ihtiras ve cehaletle malul” bir çeşit insanlık ve dünya düşmanı kene, sülük ve sömürgen cinsi mahlûkat tarafından yönetilmektedir. Myanmar, geçen yıl ASEAN Dönem Başkanlığı’nı üstlendiğinde Rohingya Müslümanları konusunu “iç işleri” olarak nitelemiş ve gündeme getirilmemesini sağlamıştı. İnsan hakları örgütleri, ASEAN Dönem Başkanlığı’nı devralacak Malezya’ya sorunun çözülmesi için Myanmar’a baskı yapması çağrısında bulunuyor.
Myanmar’da 1982’de küffar tarafından kabul edilen; "Akıl, mantık, ahlâk ve hukuk dışı" sözde bir yasayla vatandaşlık hakları gasp ve irtikap edilen; kasten kaybettirilen Rohingya Müslümanları, “vatansız ve devletsiz” yani "HAYMATLOS" sayılıyor.
Birleşmiş Milletler tarafından “eziyet gören dini azınlık” olarak kabul edilen Rohingya Müslümanları, ülkenin batısındaki Rakhine (Arakan) eyaletinde derme çatma kamplarda yaşıyor. Rohingyalar, sadece kendileri için uygulanan bazı kısıtlamalara maruz kalıyor. Resmen evlenmelerine olanak tanınmayan Rohingya çiftlerine sadece iki çocuk için izin veriliyor. Doğan çocuklar için ise doğum belgesi düzenlenmiyor. İnsan hakları örgütleri, Rohingya Müslümanlarının, hem şiddet olaylarına hem de yasal, ekonomik ve toplumsal ayrımcılığa maruz kaldığına dikkati çekiyor.  2012’de eyalette Budistler tarafından düzenlenen saldırılarda çoğu Müslüman yaklaşık 280 kişi yaşamını yitirmişti. Yüzlerce ev ve iş yerinin ateşe verildiği çatışmalar yüzünden binlerce kişi, bölgeyi terk etmek zorunda kalmıştı. Her yıl binlerce Rohingya Müslümanı, Arakan’dan kaçıp teknelerle diğer ülkelere gitmeye çalışıyor.

12 Temmuz 2016 Salı

Srebrenitsa'da Katliam ve Soykırım Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL ile Başbakan Tansu ÇİLLER’in gözünün içine baka baka “Türklerden İntikam” çığlıkları atılarak yapıldı.

SREBRENİTSA SOYKIRIMI 21'İNCİ YILINDA!..
Srebrenitsa soykırımı 21’inci yılında anılıyor. Yakınlarını kaybedenler yıllar geçmesine rağmen acılarının hala taze olduğunu söylüyor.
Avrupa’da, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından en büyük insanlık trajedisi olarak kabul edilen ve 8 binden fazla Boşnak Müslüman’ın katledildiği Srebrenitsa’daki soykırımın izleri, aradan geçen 21 yıla rağmen hala belirgin. 21 yıl geçmesine rağmen toplu mezarlardan hala kemikler çıkarılıyor. 2016’da bulunan insan kemikleri yapılan DNA testlerinden sonra 127 kişiye ait olduğu belirlendi. Kimlik tespiti yapılan cenazeler bugün Potoçari Anıt Mezarlığı’nda toprağa verilecek. 127 kişinin ardından kimliği belirlenen soykırım kurbanlarının sayısı 6 bin 504’e yükseldi. Yakınlarının kemiklerinin içinde olduğu tabutlara sarılan aileler acıyı ilk günkü tazeliğiyle yeniden yaşadı.
PEKİ SREBRENİTSA'DA NELER YAŞANDI?
“Çocukları Küçük Kurşunla Öldürürler Değil mi Anne!..”
Fikret Bila bir  köşe yazısında şu şekilde bahsetmiştir: ”Sırbistan sınırına 10km uzaklıkta Boşnak şehri Srebrenica’da yaşayan, adını bilmediğim bir çocuk sormuş bu soruyu annesine. Ardından da, ne yazık ki, 11 Temmuz 1995 tarihinde yapılan katliamda henüz 4 yaşındayken öldürülmüş.”Bir çocuk tarafından söylenmiş bu söz bu lanet katliamın acısının boyutunu ortaya çıkarıyor değil mi? 14 YAŞ ÜSTÜ 8372 BOSNA'LI ERKEK ORMANDA TOPLU OLARAK KATLEDİLDİ Birleşmiş Milletler'in güvenli bölge ilan ettiği Srebrenitsa'yı 11 Temmuz 1995'te işgal eden savaş dönemindeki Bosnalı Sırpların askeri lideri Ratko Mladiç komutasındaki birlikler, BM bünyesinde görev yapan Hollandalı birliklere sığınan 14 yaş üstü Boşnak erkekleri, götürdükleri ormanlık alanlarda katlederek Avrupa'nın 2. Dünya Savaşı'ndan sonra yaşadığı en büyük soykırımı gerçekleştirmişti. (Son yılların TÜRK DÜŞMANLIĞI kaynaklı ve ÖÇ ALMA; İNTİKAM VE KATLİAM dayanaklı kalkışması esnasında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı: (1993 – 2000) Süleyman DEMİREL., Başbakanı ise: (25 Haziran 1993 – 06 Mart 1996) Tansu ÇİLLER’dir. Bütün çağrılara, bildirim ve yalvarmalara rağmen Süleyman Demirel ve Tansu Çiller ilgisiz, duyarsız ve kayıtsız kaldılar. Oysa BM nezdinde veya doğrudan bir müdahale ile bu soykırım def edilebilirdi…) Toplam 8372 Boşnak erkeğin katledildiği Srebrenitsa'nın acısı aradan 20 yıl geçmesine rağmen dinmedi
SREBRENİTSA'NIN ACISI ARADAN 20 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN DİNMEDİ
II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı 
Srebrenitsa Katliamı, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı olarak kayıtlara geçti. 11 Temmuz 1995 günü General Ratko Mladic komutasındaki Sırplar Birleşmiş Milletler’in koruması altındaki kente hiç zorlanmadan girdi. Sırplar, genç yaşlı demeden Boşnak erkekleri yollarda, dağlarda vahşice öldürdü. Sırp askerler cesetlerin kimlikleri tespit edilmesin diye cesetleri parçalayarak toplu mezarlara gömdü. Hayvanların parçaladığı insan vücudundan organlar ormanın her yerine dağılmıştı Bosnalı fotoğrafçı Tarık Samarah Srebrenitsa Katliamı’nda yaşananları fotoğraflarla tekrar insanlığa hatırlatıyor:“1992-1995 savaşını kuşatma altındaki Saraybosna’da geçirdikten sonra Bosna’nın doğusuna gittim. Saraybosna’da her gün masum sivillerin öldürülmesine tanık olsam da, doğu Bosna dağlarında beni bekleyen görüntülere kesinlikle hazırlıklı değildim.” Tarık Samarah, katliamın diğer insanlara anlatılması gerektiğinin farkına varır: “Hayvanların parçaladığı insan vücudundan organlar ormanın her yerine dağılmıştı. O anda sadece gözlemci olmamam gerektiğini zira böyle bir katliama şahit bir kişinin bilgili ve sorumlu tanık olması gerektiğini anladım.”
YORUM VE KATKI:
Ölenler öldü gitti,
Geriye; Sevenlerinin her gün tuttukları yas;
Dünya’ya  yılda bir yarım yamalak hatırlamak;
İnsanlığa da 4 yaşında ölümle kucaklaşan bir yavrunun ölmeden önce annesine sorduğu insan olanların yüreğini parçalaması ve her an hatırlanması gereken şu sözleri kaldı:
“Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi Anne?”
Can alanların, can yakanların; kişisel hırsları uğruna ölümlere sebep olanların; olanlara  üzülmeyenlerin; ders almayanların topunun hak ettikleri sonu bu dünya da yaşamaları dileğiyle.. (Aydoğan Kekevi 12.Temmuz.2016)
***
KATLİAMA GÖZ YUMAN HOLLANDALI ASKERLERE ÖDÜL
(ANKA; 05 Aralık 2006)
Bosna Savaşı’nın en kanlı olayı olan Srebrenica'da 8 bin Boşnak'ın katledilmesine göz yuman Hollandalı askerler (müdahale ederek bu alçaklığı bir şekilde durdurmaları, önlemeleri veya berhava etmeleri mümkün iken; Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER (16 Mayıs 2000 – 28 Ağustos 2007) ve Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN (14 Mart 2003 – 28 Ağustos 2014) bu vahşet, alçaklık ve Vandallık karşısında sessiz, ilgisiz ve kayıtsız kadılar.,) ödüllendirildi. Sivil halkı korumakla görevlendirilen ancak 8 bin sivilin öldürüldüğü olaylara karşı herhangi bir eylemde bulunmayan Hollandalı askerlere “hizmetlerinden” dolayı devlet nişanı verildi. Hollandalı askerlerin ödül töreninde bir konuşma yapan Hollanda Savunma Bakanı Henk Kamp, Hollandalı askerleri suçlamanın doğru olmadığını savundu. Kamp, Hollandalı askerlerin hem yeterince silâh ve ekipmandan yoksun hem de yetkilerinin yetersiz olduğunu öne sürdü.
NE OLMUŞTU
Srebrenica, Yugoslavya’nın dağılışı sırasında başlayan ve üç yıl süren Bosna Savaşı sırasında Birleşmiş Milletler tarafından “Güvenli Bölge” ilan edilmişti. Bunun üzerine binlerce sivil Boşnak BM tarafından korunmak üzere yanlarındaki az sayıdaki silahı da teslim ederek Hollandalı askerlerin kontrolündeki akü fabrikası bölgesine sığınmıştı. Ancak Sırp Komutan Ratko Mladiç’in emrindeki askerler Srebrenica bölgesini kuşatıp Hollandalı askerlerden BM’ye sığınan sivilleri Sırp askerlerine teslim etmelerini istemişti. Hollandalı askerlerin Boşnakları teslim etmesi üzerine erkeklerle kadınları ayıran Sırp birlikleri 8 bin Boşnak sivili katletmişti.
MLADİÇ HOLLANDALI KOMUTANLA DALGA GEÇMİŞTİ
Kuşatma sırasında Mladiç ile Hollandalı komutan arasında yaşanan konuşmanın görüntüleri daha sonra başka Boşnak televizyonları olmak üzere pek çok ülkede yayınlanmıştı. Görüntülerde Mladiç’in, sigara ikram ettiği Hollandalı komutan sigara ikramı karşısında duraksayınca Sırp generalin Hollandalı karşıtıyla, “Korkma bu içtiğin son sigara olmayacak” şeklinde dalga geçtiği görülüyordu. Bir başka sahnede de Mladiç, askerine kendi dilinde bir şeyler söyleyen Hollandalı komutanı azarlayarak, “Burada iki resmi dil var, Sırpça ve İngilizce. Başka bir dilde konuşamazsın” diyordu. Aynı görüntülerde Hollandalı bir askerin, “Ben bağımsız bir Sırp televizyon kanalından geliyorum, burada neler oluyor” diye sorarak kendisine mikrofon uzatan kameramana, “Burada nelerin olduğunu biliyorsun” şeklinde cevap vermesi dikkat çekmişti. Srebrenica soykırımının yaşanmasının 6 yıl ardında, Hollanda Hükümeti, soykırımda kendilerinin de sorumluluğu olduğunu kabul ederek 2001 yılında istifa etmişti. Sırp Komutan Ratko Mladiç ve Bosnalı Sırp yönetici Radovan Karadziç, Srebrenica soykırımda savaş suçu işledikleri gerekçesiyle halen Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından aranıyor.
TÜRKİYE’DEKİ BALKAN GÖÇMENLERİ DE TEPKİLİ
Hollanda’nın Srebenica’da görev yapan askerlerini ödüllendirmesi Türkiye’de de, halk arasında tepki çekti. Türkiye’deki Balkan Göçmenleri, internet ve e-mail listeleri üzerinde başlattıkları kampanyalarla bütün üyelerini Hollanda’yı protesto etmeye çağırdı.

15 Nisan 2015 Çarşamba

MASKE DÜŞTÜ!.. MENFUR OYUNLAR, KİRLİ ELLER VE İĞRENÇ EMELLER ORTALIĞA DÖKÜLDÜ...

Papa’nın Neden ‘Soykırım’ Dediği Belli Oldu 
(Media Watch - Nis 15, 2015)
Ermeni diasporasının, Vatikan Bankası IOR’a 25 milyar dolar aktarma sözü karşılığında Papa’nın ‘Soykırım’ dediği iddia edildi. Ermeni diasparası "Ermeni diasporanın" son oyuncağı Papa Francis oldu. Önceki gün Ermeniler için düzenlediği ayinde 1915 olayları için ‘Soykırım’ ifadesini kullanan Papa’nın, bir anlaşma gereği bu hamleyi yaptığı iddia edildi. 
Adı skandallarla anılan Vatikan Bankası IOR’a 25 milyar dolar aktarma sözü veren Ermeni diasporanın Papa Francis’i satın aldığı belirtildi. Nakit olarak İsviçre bankalarından aktarılan paranın, geçtiğimiz hafta son taksitinin de ödendiğine dikkat çekildi. Las Vegas kumarhanelerinin mimarı olan dolar milyarderi Kirk Kerkorian’ın bu işi organize ettiğine dikkat çekildi. Kerkorian’ın, 15’i ABD’de yaşayan 20 işadamından bu parayı 5 yıllığına aldığı öğrenildi. Türk düşmanı olan Kerkorian, bu paranın garantisini aldıktan sonra yeni yılın ilk günlerinde Papa ile bir görüşme yaptığı da iddialar arasında. Papa’nın bu teklife önce olumsuz yaklaştığı, ancak bankanın finans konusundaki sıkıntıları göz önünde bulundurduktan sonra ‘Evet’ dediği ifade edildi.
24 NİSAN ERİVAN TAKTİĞİ 
Papa Francis’in 24 Nisan’da Erivan’a gitmemesinin nedeni ise, taraf olduğunun net olarak ortaya çıkmasından korkması gösterildi. Geçen yıl Moskova’da gözaltına alınan ve ev hapsinde tutulan Ermeni işadamı Levon Ayrapetyan da Papa’nın ikna edilmesi konusunda danışmanlarını görevlendirdi.
SON SÖZÜ SÖYLEDİ
Jerr Hrimiyan (Bestekar): Ermeni soykırımı nedeni ile ilgili Türkiye’ye ve dünyaya soykırım iddiaları ile ilgili olarak en güzel yanıtı Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan vermiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan,güzel ve insancıl duygularla hiçbir cumhurbaşkanının cesaret edemeyeceği duygularla acıları paylaşmıştır. En güzel mesaj Erdoğan’ın mesajındadır…
AYRIMCI PAPA
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Papa Francis’in Ermeni iddialarıyla ilgili sözleri konusunda açıklamalar yaptı. Çavuşoğlu, “Her şeyden önce hem Papa hem de Ermeni temsilcilerin yaptığı açıklamalar tarihi ve hukuki gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Bosna ve Ruanda olayları uluslararası mahkemelerce soykırım olarak saptanmasına rağmen bunlara ‘toplu kıyım’ diyor ama hukuken tanınmayan 1915 olaylarıyla ilgili ‘soykırım’ ifadesini kullanıyor. Burada ayrımcılık var” dedi.
Avrupa Parlamentosu'nu uyarıyoruz AİHM kararını çiğneyemezsin! Avrupa Parlamentosu “AIHM YERINE KARAR VEREMEZ!..”
PAPA Franciscus’un Vatikan’da 1915 olayları için “soykırım” terimini kullanarak yaptığı kışkırtmanın ardından bugün de “soykırım tasarısı” Avrupa Parlamentosu’nda (AP) oylanacak. AP, 12 Mart günü, AB Dışişleri Komitesi’nin hazırladığı ve 77. maddesinde “Ermeni soykırımının 100. yılında AB üyesi ülkeler tarafından tanınması ve üye ülkeler tarafından kabulünün tavsiyesi” ifadeleri bulunan raporu kabul etmişti.  
Geçen günlerde de Avrupa Parlamentosu’nun en büyük grubu EPP (Avrupa Halk Partisi) Türkiye’yi sözde Ermeni soykırımını tanımaya çağırmış ve gerekenin yapılması için AB ülkelerine çağrıda bulunmuştu. Yapılacak oylama sırasında Vatan Partisi Avrupa Temsilciliği, Talat Paşa Komitesi, Türkiye Gençlik Birliği ve Atatürkçü Düşünce Dernekleri Birliği Avrupa genelinde AB temsilcilikleri önünde olacak. Eşzamanlı basın açıklaması yapma kararını öğrenen İsveç ve İsviçre’deki Türk toplumunun temsilcileri de AB temsilcilikleri önünde Vatan Nöbeti’ne destek kararı aldı. Oylamaya karşı dün de 751 AB parlamenterine mektuplar ulaştırıldı.  
‘AVRUPA’DAKİ TÜRKLER KAYITSIZ KALMAYACAK’ 
İngilizce hazırlanan, Vatan Partisi Avrupa Temsilciliği, Avrupa ADD Birliği ve Avrupa Talat Paşa Komitesi’nin imzasını taşıyan ve 751 parlamentere ulaştırılan uyarı mektubunda şu ifadelere yer verildi: “Avrupa Parlamentosu, hukuka aykırı davranıyor, AİHM ve Lahey Adalet Divanı kararı açıkça çiğneniyor. Avrupa’daki 5 milyon Türk, bu hukuksuzluğa kayıtsız kalmayacaktır.” 
‘5 MİLYON TÜRK’Ü HAPSE Mİ ATACAKSINIZ?’ 
BrükseL’de bulunan Vatan Partisi Avrupa Temsilcisi Beyhan Yıldırım, Aydınlık’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “751 AB Parlamentosu üyesi vekile uyarı mektuplarımızı ulaştırdık. Türk toplumunun temsilcileri olarak, parlamenterlerden görüşme talebinde de bulunduk. 5 milyon Türk’ü ne yapacaksınız? Hapse mi atacaksınız? Bu dava hukuken ve siyasi olarak bitmiştir. Görmüyor musunuz? AB Parlamentosu, kendi hukukunu da hiçe saymaktadır. Açıkça AİHM’nin 2. Dairesi’nin Perinçek-İsviçre davasına ilişkin aldığı karar, Lahey Adalet Divanı’nın kararı çiğnenmektedir. Avrupa, bu hukuksuzluktan vazgeçmezse bilsinler ki, Avrupa’daki Türk toplumu gelişmeler karşısında ayağa kalkmasını bilir. İlk büyük tepkimizi, 24-25 Nisan 2015 tarihinde Frankfurt ve Berlin’de devasa yürüyüşlerle veriyoruz.” 
‘VATAN SAVUNDUK’ 
Türkiye Gençlik Birliği Avrupa’nın da konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada şunlar kaydedildi: “Bizler soykırım yapmadık, vatan savunduk! Kanlı tarihinizle yüzleşin ve bügüne kadar işlemiş olduğunuz insanlık suçlarından dolayı başta büyük Türk milleti olmak üzere bütün mazlum milletlerden özür dileyin. 1915’lerde Ermeni halkının çekmiş olduğu acıların da sebebi siz, İngiliz, Fransız ve Amerikan emperyalistlersiniz. 
‘POLİTİK BİR KARAR’ 
Emekli Büyükelçi Pulat Tacar, “Avrupa Parlamentosu’nda bu karar yüzde 100 çıkacaktır. 1987 senesinde çıkan karar sırasında orada büyükelçiydim ve o kararın nasıl çıktığını bizzat gözlemledim. Kararın çıkmaması için her türlü gerekçe vardı. Karar komitede bütün soykırım kelimeleri yok edilerek genel kurula getirildi. Politik bir karardır, parlamento yargılayamaz. Doğu Perinçek-İsviçre davası düşünceyi ifade özgürlüğü davasıdır. AİHM 2. Dairesi’nin aldığı karar Perinçek’in düşünceyi ifade özgürlüğü çerçevesinde ‘Ermeni soykırımı’ olmadığını ve bunun bir uluslararsı yalan olduğunu ifade etmesinin kendisini mahkum etmeye yeterli olmadığını söylemişti. AİHM Ermeni soykırımı konusunda herhangi bir karara varmamıştır.Doğu Perinçek’in söylemi hukuksal bakımdan önemlidir. Perinçek, hukuksal bağlamda ‘soykırım’ denemez diyor. Diğerlerinin söyledikleri ise siyasal bağlamda söylenebilir. Aradaki fark çok önemlidir. Soykırım sözleşmesi hukuksal metindir. Hukuksal metinde gayet açıkça neye soykırım deneceği ve hangi şartlarda soykırım deneceği açıktır.” 
‘MÜCADELEMİZLE AVRUPA’YI AYDINLATACAĞIZ’ 
Talat Paşa Komitesi Avrupa Sözcüsü Niyazi Öncel de “Bu kararları tanımıyoruz. Gayriciddidir, hukuki değildir. Talat Paşa Komitesi olarak, yurtdışındaki vatandaşlarımızın yanında ve önlerinde olmaya devam edeceğiz. Milletimize söz veriyoruz. Büyük kitlesel yürüyüşlerle Avrupa’ya, ABD’ye gereken mesajlar verilecektir” diye konuştu.  
‘TÜRKİYE’DE BAŞKA VATİKAN’DA BAŞKA...’ 
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Papa’nın Ermeni iddialarını destekleyen açıklamasını eleştirdi, “Dini liderler nefreti, kini değil, barışı, kardeşliği ön plana çıkarmalı” dedi. Çavuşoğlu, Papa’nın Türkiye’de farklı, orada farklı konuştuğunu kaydetti. Bu durumu samimiyetsizlik olarak nitelendiren Çavuşoğlu, “İster dini lider olun, ister bir ülke lideri, söylemlerimiz birbiriyle tutarlı olmalıdır” diye konuştu.  
ASALA VATİKAN’DAKİ 2 ELÇİMİZE SALDIRMIŞTI 
Türkiye’yi Ermeni soykırımı yapmakla suçlayan Vatikan’da görevli 2 Türk büyükelçi, Ermeniterör örgütü ASALA’nın saldırısına uğramıştı. Emekli büyükelçiler, Papa Franciscus’un Türkleri Ermenilere soykırım yapmakla suçlaması sonrası Aydınlık’a yaptıkları açıklamada Papa’ya, Ermeni terör örgütü ASALA’nın Vatikan’da görev yapan Türk büyükelçilere yönelik saldırılarını hatırlattılar. Emekli Büyükelçi M. Nuri Yıldırım “Vatikan’da görev yapan Büyükelçi Taha Carım 1977’de Ermeni teröristlerinin saldırısında yaşamını yitirdi. Yine bir başka saldırıda 1979 yılında bir başka büyükelçimiz Vecdi Türel ve koruması yaralandı. Papa Franciscus bunları hatırlıyor mu?” dedi. 
HOLLANDA’DA TÜRKLER 127 VEKİLE DAVA AÇIYOR 
Hollanda Türkleri Konseyi, 1915 olaylarıyla ilgili Hollanda parlamentosunun alt kanadını oluşturan Temsilciler Meclisi üyeleri ve Avrupa Parlamentosu üyelerini mahkemeye vermeye hazırlanıyor. Konsey Başkanı Sefa Yürükel ve Mustafa Cingöz, Hollanda parlamentosunda geçen hafta gündeme gelen ve 13 ret oyuna karşılık 127 oyla kabul edilen “Ermeni Soykırımı” önerisinin Türk toplumuna karşı işlenmiş bir iftira suçu olduğunu belirtti. Yürükel ve Cingöz, hafta sonu düzenledikleri basın toplantısında, Hollanda parlamentosunda öneriye “Evet” diyenlerin aldıkları kararla Hollanda’da yaşayan 500 bin Türk’ü rencide ettiklerini vurgulayarak öneriyi sunan ve buna destek veren partilerle milletvekilleri hakkında dava açacaklarını kaydetti. 
‘PAPA MAHKEME GİBİ HÜKÜM VEREMEZ’ 
Papa’nın düzenlediği ayinde 1915 olayları için “Ermeni soykırımı” ifadesini kullanmasına tepki gösteren emekli Büyükelçi Onur Öymen, Papalığın bir din devleti olduğuna dikkat çekerek, “Din devletinin siyasi konularda görüş belirtmesi doğru değil. Papalık kendini mahkeme yerine koyuyor. Bu konuda, alınmış bir mahkeme kararı var. AİHM, Perinçek davasında, bu olayın soykırım olarak tanımlanamayacağına karar vermiştir. Mahkeme kararını bile bile sanki papalık AİHM’den daha üstün bir makammış gibi hüküm veriyor” dedi. Öymen, Papa’nın tarihi konuları tartışmaya girerse kendisinin de üzüntü verici bir durumla karşılaşabileceğini kaydetti.  
AVİM BAŞKANI KILIÇ: PAPA’NIN ÇIKIŞI PLANLI 
Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Başkanı emekli Büyükelçi Alev Kılıç, Papa’nın sözlerini Aydınlık’a değerlendirdi. Ermeni diyasporasının bugüne kadar soykırım iddialarını ve kampanyalarını 3 ayak üzerine inşa ettiğini vurgulayan Kılıç, “Bunlardan biri siyasi, biri tarihi, biri de hukuki. Bu üç ayaktan tarihi ayak Türkiye lehine döndü. Yapılan aydınlatıcı çalışmalar, incelemeler bunda etkili oldu. AİHM’in soykırım olmadığını tescil etmesi ise noktayı koydu. Hukuki ayakta ise hiç başarılı olamadılar” dedi. Diyasporanın elinde bir tek siyasi propaganda kaldığını kaydeden Kılıç, “Şimdi siyasi boyuta dini boyutu eklediler. Vatikan’da Papa’nın yaptığı soykırım açıklaması planlı bir olay. Toplantıya katılanlar da bunun göstergesi” diye konuştu.
(REF: Aydinlik Gazetesi)
MÜTHİŞ BİR İDDİA: “Erməni diasporasi qondarma "soyqırım" eylemi içün pope Fransis'a 25 milyon Dollar rüşvet vermiş!” ‏ From: AzerNews
HABER: Dr. Kayaalp Buyukataman, TF ADVISORYBOARD - Turkish Forum Dunya Turkleri Birligi Bilgi: Haluk TARCAN
Cumhuriyyet.az avropa.info-ya istinadən xəbər verilir ki Erməni diasporasi qondarma "soyqırım" eylemi icün pope Fransis'a  25-milyon Dollar rüşvet vermiş! Erməni diasporunun külli miqdarda pul ilə ələ aldığı sonuncu oyuncağı Roma'da Pope  Fransis olub. Pope Fransiskin ermənilər üçün təşkil etdiyi tədbirdə 1915-ci il 1-ci Dünya Savaşi hadisələrini soyqırım adlandırmasının alt səbəbi bəlli olub.
Basinda yayılan xəbərlərdə Pope'ın Erməni diasporuilə razılaşdığı içün bucür açıqlama verdiyi bildirilir. Xəbərlərdə Vatikan Bank'ına 25 milyon dollar pul köçürməsin boynuna alan Erməni diasporu pope'i bu yolila əlaldığı söylənilir.
Xəbərlərə görə İsveç banklarından pulun son hissəsi keçən həftə köçürülüb. Bu işin yapımının başadami Las-Vegas qumarxanalarının içadamlarindan sayılan Kirk Kerkoryan  olduğu bildirilir. Kerkoryan'ın bu pulu  20 Ermeni asilli işadamından ve... aldığı soylənilir. Beləliklə qondarma "Ermeni soyqırım" oyunlari bir əsirdir, bir yalanin corəgini yiyən Ermeni diasporu əlilə, xristian aleminin bir yeni böyük ayıbına civirilir. Sayqılarımla, E. Altunbay - 14.4.2015
Billionaire Kirk Kerkorian funding a film about the Armenian genocide JoBlo.com‎ - 18 hours ago, The one time owner of MGM may be 97 years old but that hasn't stoppedKirk Kerkorian from ... More news for kirk kerkorian
ELEŞTİRİ; YORUM VE KATKILAR:
BÖYLE BUYURMUŞ PAPA EFENDİ HAZRETLERİ‏
Hristiyanlik insanlik tarihinde yukselen en sapikca sistemdir. Thomas Jefferson (1743-1826), 
Tum mabet ve kiliseler yikilip dumduz edilmelidir. Bunlardan bir iki tanesinin enkazi saklanip, ibret almalari icin, gelecek kusaklara Hristiyanligin yilan yumurtalarini biraktigi yerler olarak gosterilmelidir. Nietzsche (1844-1900)
Once sunu belirteyim. Hz İsa'yi seven ve sayan insanlar bu yazdiklarim icin alinmasinlar. Sozum o kisiye degil, ama onun ogretisini tarihin en korkunc zulum mekanizmasina ceviren Katolik Hristiyanliga.
Dunyamizda finans-yayilmacilik-din tabanli savaslar surerken, uzun bir suredir, bakalim Hristiyanlik ne zaman isin icine karisacak diye merak ediyordum. Sagolsun, Papa hazretleri beni mahcup etmedi, bir demec patlatip, bizim uyguladigimiz iddia edilen Ermeni soykirimi hakkinda konustu. simdi bu isin tarihi arka planina deginmeyecegim. Birakalim tarihciler ve siyasetciler tartissin. Ben geleyim Papa efendiye.
Papa hazretleri, bence, biraksin Ermeni meselesini de, kendi kilisesine bagli papazlarin senede kac cocuga tecavuz ettiklerinin bilancosunu cikarsin. Ama dilerse, Vatikan bankasinin Mafya ile olan iliskileri hakkinda bir vaaz da verebilir. Dinlemek isterim. Hic kimseye hesap vermeden yatirim yapan Vatikan Bankasini kullanarak, İtalyan Gambino ailesinin eroinden gelen parayi nasil akladigini dinlemek ogretici olabilir. Ama bu konular isine gelmiyorsa, Nazi altinlarinin nasil saklandigini veya kendilerine Benito Mussolini'nin nasil yardim ettigini de anlatabilir.
Daha eskilere gidelim mi? Mesela kara Afrika'sinda yasayan yerlilerin nasil kole edildiklerini, nasil tasindiklarini anlatalim mi? Elmina kalesinin ismini kac kisi bilir? 1492 yilinda Gana'da kurulan bu kaleye zenciler getirilir, tutsak edilir ve kole tacirlerinin gemileri ile yeni dunyaya gonderilirdi. Orda ise, hem yerel halk, hem de getirilen zenciler yuzyillarca dovule dovule, akla hayale gelmeyecek iskencelerle calistirildilar. Yapilanlar inanilacak gibi degildi. Herhangi bir zenci, cagrildigi zaman hemen kosa kosa "efendisinin" yanina gitmezse kollari bacaklari koparilarak olduruluyor ve cesedi digerleri gorsun diye sergileniyordu. Kimse bana, efendim bu islerin Hristiyanlikla ne alakasi var, demesin. cunku beyaz efendiler, Kuba'dan baslayip, tum Guney Amerika'yi kapsayan istilalarinda, gittikleri yerlere ilk olarak hasmetli bir kilise dikiyorlar ve onun insaatinda koleleri kullaniyorlardi. Bu halk sonradan Hristiyan oldu, cogu gecmislerini unuttu, simdi ise kiliselerinde mutlu bir sekilde ilahiler okuyorlar.
Ya Aborjinler nasil Hristiyan oldu ? Kitaya 18. yuzyilda İngilizler ve diger beyazlar geldiginde Aborjinlerin goklerdeki kutsal babamizdan haberi bile yoktu. Bugun ise yerel halkin yaklasik %80'i Hristiyandir. Avusturalya cok verimliydi. Tarlalarda calistirilan Aborjinlerden herhangi biri en ufak bir direnis gosterdiginde, parmaklari kopariliyor ve kendi ailesinin gormesi icin onlarin onune atiliyordu. Kitada cocuk islah evleri kuruldu. Burda yerli cocuklar, rahibelerin gozetiminde en kati disiplin kurallari uygulanarak yetistirildiler.
Kuzey Amerika yerlilerine ne dersiniz ? Tarihin gordugu en korkunc "soykirim". Bu kelimeyi bilerek kullaniyorum. Hic tartismasiz, tam bir soykirim. Kac milyon kisinin olduruldugu bile belli degil. Beyaz adamin kitada yayilmasi ile o topraklarda yuzyillardir yasamis olan zavalli insanlar bir kiyima ugradilar. "Rezervasyon" kelimesinin anlamini bilir misiniz? Bu kelime, kizilderilileri verimsiz topraklara surmek icin kullaniliyordu. İrili ufakli onlarca kabile; Navajolar, Cheyenneler, Apacheler, Creekler, Siyular, Seminoller ve digerleri, corak topraklarda olume terkedildi. Sonunda buyuk cogunlugu asimile edildiler, bazilari ise alkolik oldu.
Peki, Papa efendi hazretleri, insanligin buyuk beyinlerinin, bilimcilerin, sanatcilarin eserlerini nasil seytan isi olarak gorduklerini aciklamak ister mi? Hani su meshur "Index Librorum Prohibitorum" Papaligin yasakladigi kitaplar ve yazarlar. Victor Hugo, Balzac, Copernicus, Spinoza, Kant, Galilei, Hume, Descartes, Andre Gide, Montaigne, Voltarire, Diderot ve daha yuzlercesi, kendi kutsal palavralarina uymadigi icin nasil yasaklandi...onu da bir zahmet aciklasinlar.
Ya kadinlarla kedilerin yakilmasi? Kadinlar cadi olarak goruldukleri ve kediler de ugursuz yaratiklar olarak kabul edildikleri icin kac milyon kadin yakildi acaba ? 1200'ler ile 1700'ler arasinda surdurulen cadi avinda, papaligin kadinlari seytan ilan eden kac tane "fetvasi" yayinladi, acaba aciklama zahmetinde bulunurlar mi? Mesela hafizasini biraz zorlayip Papa VII ve VIII İnnocent'in "Hristiyanligin kesin emri olarak" cadilarin kedileriyle birlikte yakilmalarina dair verdigi fetvalari bir okusa da dinlesek ...simdi inanmasi cok zor gelir; ama kurulan cadi mahkemlerinde, kediler de aynen insanlar gibi yargilaniyordu. Kadinlar ise, ciglik cigliga bagirarak seytanla isbirligi yaptiklarini itiraf ediyorlardi. Elbette engizisyonun yardimi ile !
Burda birakiyorum. Aslinda daha neler neler var...yuzyillara dayanan kan, iskence ve tecavuz dolu bir tarih.
Saygilar..
Levent Erturk