6 Aralık 2016 Salı

MHP'nin Duayenleri, Milliyetçi Hareket Camiası; Hakiki ve Samimi Ülkücü Gençlik Adına "Tarihi, Kadim ve Gerçek; Dava, Manâ ve Misyon Sahiplerinden" Devlet Bahçeli'ye Tarihi ve Tabii UYARI & ÇAĞRI !..

Sayın Devlet Bahçeli
MHP Genel Başkanı,
12 Eylül 1980 öncesi Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekilleri olarak, bu günün MHP Genel Başkanı, milletvekilleri, yöneticileri ve teşkilat mensuplarına sesleniyoruz:
Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin durup dururken “Erdoğan hukuka uymadığına göre, hukuku Erdoğan’a uyduralım” anlamındaki teklifi ile sözde “Başkanlık Sistemi!” yeniden gündeme getirildi. Tek kişiyi egemen kılan bu sistemin ülkemizi despotizme ve bölünmeye götüreceğini düşünüyoruz. Böylece rejim de, egemenlik de gizlice el değiştirmiş ve bir kişiye teslim edilmiş olacaktır.
Türk Milleti ve Devletinin egemenliği, kim olursa olsun bir kişiye teslim edilemez. Üstelik bu kişi, bir ve bütün olan Türk Milletini etnisitelere ve mezheplere ayrıştırıp, devlete ortak yapmaya uğraşan; Habur, Oslo, İmralı ve Dolmabahçe mutabakatlarından tanıdığımız kişi ise… Ülkemizin; bölücü PKK, PYD, YPG, IŞİD, FETÖ gibi terör örgütleri tarafından, içerden ve dışardan kuşatılmasının baş sorumlusu ise…!
Sözde “Başkanlık Sistemi” ile rahmetli Genel Başkanımız Alparslan Türkeş’in 1969’da ve 1996 bütçe görüşmelerinde bahsettiği “Başkanlık Sistemi”nin hiçbir ilgisi yoktur. Türkeş 1969’da, “Milli Devlet, Güçlü İktidar” için bu sistemi önermiştir. 1996 bütçe konuşmasında da; “Başkanlık Sistemi” ya da asli devlet görevleri arasında yer alan emniyet ve eğitim hizmetlerinin mahalli idarelere terki veya “ademi merkeziyet” anlamına gelecek usullerle değil; mevcut sistemin aksaklıklarının yine sistemin kendi yapısı içerisinde gidererek, ahenk ve uyumu temin edecek bir anlayışı hâkim kılarak sağlanmalıdır” demiştir. Türkeş, “ademi merkeziyeti” [özerklik] reddetmekte ve “mevcut sistemin [Parlamenter rejim] aksaklıklarını, yine sistemin kendi yapısı içerisinde gidermekten” bahsetmektedir.
BUGÜN TARTIŞILAN 
SÖZDE BAŞKANLIK SİSTEMİ
Bugün tartışılan sözde “Başkanlık Sistemi” ise, Türk Milletini etnik ve mezheplere ayrıştıran AKP siyasetinin gereği olarak, bu unsurlara göre devletin yeniden inşasını hedeflemektedir. Böylece, “ademi merkeziyet” ve “özerkliği” de içeren “çok-etnikli ortaklık devlet” kurulacaktır. Ancak bu defa PKK olmadan sürdürüleceği anlaşılan bu siyasetin olmazsa olmazı sözde “Başkanlık Sistemi” değil midir?
Yargı ve ordu gibi kurumlar “vesayet” altına alındığı, anayasa 132 defa değiştirildiği halde, Başbakanın “vesayet Anayasası değişecek” ısrarının anlamı ne olabilir? “Türk Milleti, egemenliğini seçtiği temsilcileri aracılığıyla ve halk oylaması yoluyla kullanır” şeklindeki AKP teklifinin yasalaşması değil midir?
Bu durumda, milletvekilleri gibi Başkan da seçilmiş olacağından, Meclis çoğunluğu ile birlikte egemenliği kullanarak; yasama, yürütme ve yargının yerine Başkan geçmiş ve Türkiye tek bir kişiye teslim edilmiş olacaktır. Meclis çoğunluğu ile dar bölge gibi seçim sistemi ve iki partili düzene geçilebilir, bir parti mecliste anayasayı değiştirecek çoğunluğa ulaşabilir, böylece “çok ortaklı devlet” kurma emeli gerçekleşebilir.
Değerli dava arkadaşlarımız, sayın milletvekilleri,  
Malum; pazarlıklarla da özü değişmeyen sözde “Başkanlık Sistemi”, BOP çerçevesinde Türkiye’yi “dönüştürme” projesidir. Hedefte  “millî egemenliğimizin” gaspı vardır; bu toptan yıkıma asla izin verilmemeli ve mutlaka HAYIR denilmelidir. Sizden, kutsal davamız adına bunu istemeye hakkımızın olduğunu düşünüyoruz. Saygılarımızla., 28 Kasım 2016
Ali Fuat EYÜBOĞLU (Yozgat), Agâh Oktay GÜNER (Konya), Mehmet DOĞAN (Kayseri), Sadi SOMUNCUOĞLU (Aksaray), Servet BORA (Yozgat), Tahir ŞAŞMAZ (Elazığ).

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder