5 Aralık 2023 Salı

Kızılderili katliamı

70-100 milyon KIZILDERİLİ NASIL KATLEDİLDİ?!

Fotoğrafta Amerika kıtasının gerçek sahibi
Kızılderililerin kabile adlarını görüyorsunuz

DÜNYADAKİ EN BÜYÜK SOYKIRIM!

Prof. dr. Turan Akkoyunlu

Doğar doğmaz ağzı kapanan çocuklar..

“Kızılderililer son derece sade, dürüst ve eli açık insanlar. Herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen veriyorlar. Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar, çalmıyorlar, öldürmüyorlar.”

Amerika Kıtasında Ekim ayının ikinci pazartesi “Kolomb Günü”dür.

Şenliklerle, şölenlerle kutlanır..

Tıpkı bizim “İstanbul’u Fetih Günü” gibi..

Amerika Ekim ayında üç gün Kolomb Günü’nü kutladı. 

Bazı ülkelerde milyonlar çılgınca eğleniyor..

Peki kutlanan ne?..

*. *. *

1492 yılında Cenovalı kaşif Kristof Kolomb’un Nina, Pinta ve Santa Maria gemileri Amerika kıyılarına yanaştığında onları Arawak kızılderilileri karşıladı..

Kızılderililerin inancında Tanrılar sakallıydı ve denizden gelmişlerdi..

Sakallı istilacıları görünce onları doğaüstü sandılar..

Yüzerek selamladılar..

Mısır, patates ikram ettiler..

Atları, iş hayvanları, demir silahları yoktu..

Ama kulaklarına ince altın süsler takıyorlardı..

İşte o altınlar sonları oldu..

*. *. *

Kolomb kızılderililerle ilgili ilk izlenimlerini İspanya Kraliçesine şöyle yazmıştı..

“Bu insanlar o kadar yumuşak başlı, barışsever ki, yeryüzünde bunlardan daha iyi bir ulus bulunmadığına Majestelerinizin önünde ant içebilirim. Komşularını kendileri kadar seviyorlar, konuşmaları son derece tatlı ve kibar, konuşurken hep gülümsüyorlar; gerçi çırılçıplak dolaşıyorlar ama davranışları terbiyeli ve övgüye değer”

Seyir defterine de şunları eklemişti.

“Onlara kılıçlarımızı gösterdik. Demir silahları ilk kez gördükleri belli. Kesmenin ne demek olduğunu bilmediklerinden, bazıları kılıçların keskin tarafını tutunca ellerini kestiler. Bu insanlar ne herhangi bir mezhebe bağlılar ne de puta tapıyorlar. Kötülüğü tanımıyorlar, birbirlerini öldürmeyi bilmiyorlar. Hiç silahları yok… Kızılderililer son derece sade, dürüst ve eli açık insanlar. Herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen veriyorlar. Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar, çalmıyorlar, öldürmüyorlar. Komşularını kendileri kadar çok seviyorlar. Dünyada onlar kadar tatlı dilli insanlar yoktur. Her zaman gülüyorlar.”

Bir de not düşüyordu.

“Bu insanların çalıştırılması, ekin ekmesi, gerekli her işe koşulması ve bizim (Avrupalalıların) gelenek ve göreneklerimizi benimsemesi gerektiği kanısındayım”

*. *. *

Ardından katliam başladı..

Sakallı yabancılar altın ve değerli taş aramak için köyleri yağmaladı, yakıp yıktı..

Yüzlerce kadını, erkeği, çocuğu kaçırdılar..

Kadınlara tecavüz ettiler..

Direnen erkeklerin kulaklarını kestiler, kafa derilerini yüzdüler..

Gemilerine atıp köle olarak satılmak üzere Avrupa’ya götürdüler.

Kolomb’un 12 Ekim 1492’de San Salvador sahiline ayak basmasının üzerinden on yıl bile geçmeden bütün kabileler, yüzbinlerce insan yok edildi..

Ardından akın akın geldiler..

Tüm Amerika Kıtasını cehenneme çevirdiler..

Katliamlara papazlar da katıldı..

Katolik olmayı kabul etmeyen Kızılderili şamanları ayaklarından asılarak canlı canlı yakıldı..

Kolomb Amerika’ya vardığında dünya nüfusunun 5’te biri kızılerili idi..

Sayıları 70 milyonu geçiyordu..

1492’den bugüne sadece 2 milyon kaldılar..

*. *. *

Dünya tarihinin en büyük soykırımını yapan Avrupalı istilacıların bu katliamı kitaplara şöyle yansıdı;

"İspanyollar istilacılar her geçen gün daha kibirli oluyordu.. Aceleleri varsa yerlilerin sırtına biniyorlardı.. İspanyolların canavarlığı sınır tanımıyordu.. 

Birgün ikisi de birer papağan taşıyan iki yerli çocuğa rastlayan iki papaz, papağanları aldılar ve sırf zevk olsun diye çocukların kafasını kestiler.”

Las Casas;

“Ben Küba’da iken üç ayda yedi bin çocuk öldü. Acıdan çılgına dönen bazı anneler bebeklerini nehirde boğuyorlardı… Böylece erkekler madenlerde, kadınlar ağır çalışma içinde ve çocuklar da süt bulamadıkları için ölüyordu.. Bu kadar büyük, güçlü ve verimli topraklar kısa sürede boşaldı. İnsanlığa o kadar yabancı olan tüm bunları kendi gözlerimle gördüm ve şimdi bile yazarken ürperiyorum.”

Las Casas

“Tanrı’nın hususi takdiriyle savaştan kaçan kızılderililerin tamamına yakını çiçekten öldürdük. Tanrı topraklarımızı temizledi”

Massachusetts Körfezi Kolonisi’nin ilk valisi John Wintrop;

“Kızılderilileri yakıyorduk.. Onları böyle ateşte kızarırken ve bu ateşi söndüren kan gölünde görmek korkunç bir manzaraydı. Çürüyen cesetler ve bunlardan yayılan koku berbattı fakat zafer tatlı bir fedakârlık gibiydi.. Bizlere olağanüstü yardımlarda bulunarak bu kadar gururlu ve kibirli bir düşmanı elimize düşüren, bu kadar çabuk bir zafer bahşeden Tanrı’ya şükranlarımızı sunarız.”

Plymouth Kolonisi’nin Valisi William Bradford;

“Kızılderililerin hamal olarak kullanılmasını kınamıyorum. Ancak bir adamın bir domuza ihtiyacı varken 20 tane öldürüyordu. 4 Kızılderili’ye ihtiyaç duyduğunda bir düzine alıyordu. Metreslerini omuzlarda taşınan hamaklar içinde fakir Kızılderililer’e taşıtan birçok İspanyol vardı. Bu uygulamalar esnasında yerlilerin maruz kaldığı kötü muameleler, zararlar, soygunlar, haksızlıklar ve büyük kötülüklerin sayılması istense bunun sonu gelmez. Çünkü onlar için Kızılderilileri öldürmek, yararsız hayvanları öldürmekle birdi.”

Cieaze de Leo;

“Kızılderililerin eğer altını yoksa çocuklarını satarlardı. eğer çocukları da kalmamışsa kendi hayatlarını verirlerdi. Bu haraçları veremediklerinden ötürü Kızılderililer işkence acıları altında ya da gaddarca zindanlarda öldürülürdü. Zira İspanyollar onlara hayvani bir vahşilikle muamele ediyor ve onları hayvandan daha aşağı görüyorlardı.. Kızılderililerin cesetleri köpeklerin önüne yem olarak atılıyor, vücutlarından yaralara iyi gelebilecek bir yağ üretiliyordu. Kızılderili kadınlar sıra hâlinde direk ve ağaçlara, çocukları da onların ayaklarına asılıyordu.”

Papaz Motolinia;

“Sırf eğlence olsun diye, kadın erkek demeden yerli halkın ellerini, burunlarını ve kulaklarını kesip kopardıklarını ve bunun bölgenin değişik yerlerinde defalarca tekrarlandığını kendi gözlerimle gördüm.

Memeden kesilmemiş bebekleri annelerinin göğsünden alarak onları en uzağa fırlatma konusunda birbirleriyle yarıştılar.”

Bartolome de Las Casas;

“Askerler pek çok Kızılderili’yi uykularında öldürdüler. Annelerinin göğüslerinden çekilip alınan bebekler anne-babalarının gözleri önünde kılıçla parçalanıyor ve bebeklerin parçaları ateşe atılıyordu. Kundaktaki bebekler beşikleri içinde parçalanıyor, kafaları eziliyor, en taşyürekli adamın bile vicdanını sızlatacak bir vahşilikle öldürülüyorlardı.. Bazı bebekler nehre atıldı, onları kurtarmak için anne ve babaları da suya atladı. Ama askerler ne çocukların ne de anne-babaların sudan çıkmalarına izin vermediler, hepsi boğuldu.”

David de Vries;

"Kızılderili kadınları çocukları doğduğunda elleriyle onların ağzını kapatırlar..

Nefes alması için ellerini bir süre çekip, bebeğin tekrar ağlamasına fırsat vermeden aynı hareketi tekrarlarlar. .

Ağlamamak, gözlerini dünyaya açan bir Kızılderilinin aldığı ilk derstir..

Beyaz adamdan kaçarken, kucaktaki bebeğin ağlaması her şeyin sonu demektir..

Dersini iyi alamayan bir bebeğin çıkaracağı ses, kurşun yağmurundan ölmek demektir.

Amerika Kıtası bugünlerde “Kolomb Günü” nü kutluyor..

Şenlikler, şölenler yapılıyor..

Milyonlar çılgınca eğleniyor..

Kolomb’tan bu güne 524 yıl geçti..

524 yılda 70 milyondan fazla insan katledildi..

Bir kültür yok edildi..

Beyaz adamın bu eğlencesi(!), Kızılderililer'in sonu oldu..

Özetle:

AMERİKA KEŞFEDİLMEDİ;

İŞGAL EDİLDİ!

Dünyanın en büyük soykırımı ile yok edildiler!

Fotoğrafta Amerika kıtasının gerçek sahibi Kızılderililerin kabile adlarını görüyorsunuz…

21 Kasım 2023 Salı

Türkiye ile Cezayir arasında ortak Anlaşmalar imzalandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun'un huzurunda iki ülke arasında farklı alanlarda 12 işbirliği anlaşması imzalandı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdülmecid Tebbun'un davetine icabetle, Türkiye ile Cezayir arasındaki Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi'nin İkinci Toplantısı vesilesiyle, Cezayir'e geldi. 

Cezayir Cumhurbaşkanlığı Sarayında törenle karşılanan Türkiyenin Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile bir araya geldi. 

Erdoğan ile Tebbun, "Türkiye Cumhuriyeti ve Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti arasındaki Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi İkinci Toplantısı Ortak Bildirisi'ne imza attı.

Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun huzurunda, iki ülke arasındaki anlaşmaların imza törenine geçildi. 

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Cezayir Dışişleri ve Yurt dışındaki Ulusal Topluluk Bakanı Ahmed Attaf, "Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ve Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Dışişleri ve Yurt dışındaki Ulusal Topluluk Bakanlığı arasında protokol alanında işbirliğine ilişkin mutabakat zaptı", "Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Yüksek öğretim ve Bilimsel Araştırmalar Bakanlığı arasında Yüksek öğretim Bursları Alanında İşbirliği Protolü" ve "Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Milli Kütüphanesi ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Kültür ve Sanat Bakanlığı Cezayir Milli Kütüphanesi arasında Mutabakat Zaptı'nı imzaladı. 

Ayrıca Fidan ile Attaf, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Hükümeti arasında Sinematografik Ortak Yapıma Dair Anlaşma" ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Hükümeti arasında Çevre Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı'na da imza attı. 

Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Cezayir Ticaret ve İhracatı Teşvik Bakanı Tayeb Zitouni, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tüketicinin Korunması Piyasa Gözetimi ve Denetimi ile Ürün ve Hizmetlerin Kalite Kontrolü Alanlarında İşbirliğine İlişkin Anlaşma" ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tercihli Ticaret Anlaşması İmzalanması Niyetine İlişkin Bakanlar Ortak Bildirisi'ni imzaladı. 

Sağlık Bakan Yardımcısı Tolga Tolunay ile Cezayir Sağlık Bakanlığı Genel Sekreteri Mohamed Talhi tarafından "Türkiye Cumhuriyeti Başakşehir Cam ve Sakura Şehir Hastanesi ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Zeralda'daki Ciddi Yanıklar Uzman Hastane Kurumu Arasında Kardeş Hastane Anlaşması" imzalandı. 

Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanı Uğur Unal ile Cezayir Arşivler Genel Müdür Vekili Sami Athmani Merabout, "Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı ile Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Ulusal Arşivler Genel Müdürlüğü Arasında İşbirliği Protokolü'ne imza attı. 

BOTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Abdulvahit Fidan ile Sonatrach Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Rachid Hachichi tarafından "BOTAŞ ve Sonatrach Arasında 14 Nisan 1988 tarihli Doğal Gaz Alış Satış Sözleşmesi Kapsamında Ticari Anlaşması"imzalandı. 

Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Yusuf Kıraç ile Cezayir Uzay Ajansı Başkanı Azzeddine Qussedik, "Türkiye Uzay Ajansı ile Cezayir Uzay Ajansı Arasında Uzayın Barışçıl Amaçlarla Kullanımı, Uzal Bilimleri, Teknolojileri ve Uygulamaları Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı'nı imzaladı. 

Anlaşmaların imzalanmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun'da "Türkiye Cumhuriyeti ve Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti Arasındaki Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi İkinci Toplantısı Ortak Bildirisi'ne imza attı. 

Kaynak: Sektörmedya.com.tr. 


19 Kasım 2023 Pazar

Gazzede'ki katliama dünya seyirci

Siyonist İsrail rejimi bütün gücü ile Gazze'deki katliama devam ediyor. 

Gazzede ölü sayısı 12 bin 500'e yükseldi. 

İsrail, yavaş yavaş amacına ulaşmakta. Gazze'den İsrail askerlerinin girdikleri yerden halk daha içlere göç etmeye başladı. Gazzede'ki yaralıların bir kısmı ise Türkiye'ye getirildi.

Dünya devletleri İsrail'in (Siyonist Rejiminin) soykırım katliamına seyirci kalmakta. 


İsrail'deki Siyonist işgal rejimi, 44 gündür Gazze'de katliam yapmaya devam ediyor. Bombalamalar Gazze'deki binaları yerle bir etmeye devam ediyor. Bilhassa çocuklar, kadınlar ve hastalar ölmekte.  Bugüne kadar çocuk ve kadınlardan oluşan 12 bin 500 Filistinli Şehid oldu. 

Dünyanın gözleri önünde işgal rejimi 44 gündür Gazze'de soykırım yapmaya devam ediyor, savaş suçu işliyor. Dünya'nın umurunda değil. Bu vahşete kim dur diyecek. Yalnız Türkiye'nin yaptığı çabalar yetmiyor. Müslüman ülkeler neden gereken çabayı göstermiyor? 

Camiler, hastaneler, okullar, kiliseler, evler, caddeler, sokaklar, pazar yerleri, sivillerin yaşadığı her alan bombalanıyor. İşgal rejimi, uluslararası yasaklı fosfor bombalarını kullanıyor. 

Saldırılar neticesinde 5 bin çocuk ve 3 bin 300'ü kadın olmak üzere, 12 bin 500 kişi şehid olurken, on binlerce kişi de yaralandığı söyleniyor. Bu rakamlar da ne kadar sağlıklı bilinmiyor. Tahmini rakamın bunun çok üstünde olduğu da söyleniyor. 

Kaynak: https://www.sektormedya.com.tr/






10 Kasım 2023 Cuma

Atamızı saygı ile anıyoruz.

 


BÜYÜK  ÖNDER  ATATÜRK'Ü
SAYGI  ve  MİNNETLE  ANIYORUZ 

ATATÜRK'Ü ANMA GÜNÜ



10 Kasım 1938
Bayraklar yarıya indi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu hayata gözlerini kapadı.

Unutmadık, Unutmayacağız

ATATÜRK'ÜN SÖZLERİ

Atatürk'ün ölümü perşembe saat: 9:05
10 Kasım 1938 perşembe günü saat dokuzu beş geçe Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini kapadı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı

Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 
ölümünün yıldönümünde bütün yurtta, KKTC'de ve Türkiye'nin dış temsilciliklerinde törenlerle anılıyor.

ATATÜRK son yolculuğuna uğurlandığı
(törenlerden fotoğraflar - tıklayınız)

Atatürk served as the first president of the Turkish Republic until his death in 1938
(ceremonies funeral photographs)



10 Kasım 1953
Atatürk’ün naaşının Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabrinden Anıtkabir’e nakledilmesi




Atatürk’ün ölümüyle sarsılan halkın üzüntüsü...

 


21 Kasım 1938
Büyük Ata’sına son görevini yapmak üzere korteje katılan halk...

1938 - Atatürk'ün naaşı, tahnit edilerek Dolmabahçe Sarayı salonunda özel bir katafalk'a yerleştirildi. Türk bayrağına sarılı ve başında silâh arkadaşlarının nöbet tuttuğu mukaddes tabut, üç gün müddetle milletin ziyaretine bırakıldı. Naaşı, bilâhere 20 Kasım'da Ankara'ya getirildi. 21 Kasım'da büyük törenle Etnoğrafya müzesindeki geçici kabrine kondu. Cenaze törenine bütün dünya devletleri özel temsilciler gönderdi. Çanakkale'de ve diğer muharebelerde ona karşı savaşmış yabancı generaller törende bilhassa dikkati çekiyordu. 10 Kasım 1953'te naaşı, Etnografya müzesinden alınarak muhteşem bir törenle Anıtkabir'e nakledildi.


1953 - Atatürk'ün naaşı, Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın katıldığı görkemli törenle Anıtkabir'e nakledildi.

Atatürk'ün naaşının, sabah 7.30'da kurşun tabuttan çıkarılarak ceviz ağacından yapılmış tabuta alınması. Atatürk'ün tabutunun, saat 9.05'te Etnografya Müzesi'nden alınarak büyük bir törenle Anıtkabir'e nakledilmesi ve fâni vücudunun vatan topraklarına verilişi.

Atatürk'ün Selanik'te doğduğu ev halkın ziyaretine açıldı.


1938 - Atatürk died at five past nine in the morning on November 10 in Dolmabahce Palace (the entire nation comes to a halt to honor him at 9:05 every year). Weeping crowds of all ages came from near and far to Dolmabahce during a week of mourning to pay their last respects to Atatürk whose body rested in a coffin covered by a Turkish flag on November 16 to 18. On November 19 the coffin was taken in procession to Sarayburnu from where it was taken onto the battleship Yavuz so that it could be transported to Izmit. From this city on the Asian shore of the Sea of Marmara, Atatürk’s coffin was placed on a specially designated train which travelled at a slow speed throughout the country on its way to Ankara to enable mourners to pay their respects. Once the coffin arrived in Ankara on November 20, an official funeral was held on November 21. Dignitaries from many countries attended Atatürk’s state funeral, as the world paid tribute to Turkey’s great leader. The coffin was moved in a solemn procession by gun carriage from the Grand National Assembly to the Ethnographic Museum which had been selected as a temporary resting place until a mausoleum for Atatürk could be constructed.



The Ethnographic Museum

1953 - At five past nine on November 10, 1953, Atatürk’s remains were taken from the Ethnographic Museum in a Turkish flag-draped coffin for burial at Anıtkabir.

Anıtkabir - The Mausoleum of Atatürk


31 Ekim – 13 Kasım 1918
Mustafa Kemal, Yıldırım Orduları Grup Komutanı iken


1938 - Atatürk'ün, Dolmabahçe Sarayı'nda saat dokuzu beş geçölümü.

Atatürk'ün, ölümü üzerine Hükümet bildirisi: "...Ebedî Türk milleti, onun eserlerini ebediyete kadar yaşatacaktır. Türk gençliği, onun kıymetli emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni daima koruyacak ve onun izinde yürüyecektir. Kemal Atatürk, Türk'ün tarihinde ve gönlünde daima yaşayacaktır."

Basında Atatürk 1  Basında Atatürk 2  Basında Atatürk 3  Basında Atatürk 4
Basında Atatürk 5  Basında Atatürk 6  Basında Atatürk 7  Basında Atatürk 8  Basında Atatürk 9

Atatürk'üölümü üzerine sürekli ve danışman hekimlerin ölüm tutanağı: "...8 Kasım 1938 salı günü bir kere daha beliren ve bütün bakım ve tedaviye rağmen ilerlemesine mâni olunamayan ve büyük bir süratle gelişen ikinci bir büyük koma içinde 10 Kasım 1938 perşembe sabahı, saat dokuzu beş geçe, çok muazzez ve büyük hasta terk-i hayat etmiştir."

Sürekli ve danışman hekimlerin, Atatürk'ün hastalığı ve ölümü hakkında ayrıntılı geniş raporu: "..Mart başlarında Paris'ten çağrılan Prof. N. Fiessinger ile Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp arasında Ankara'da bir tıbbî danışma daha yapılarak büyük bir karaciğer ve büyükçe bir dalak bir kere daha müşahede edilmiş ve aynı teşhis konularak hastalığın bir "hepatite sclerocongestive ethylique" olduğu tespit edilmiştir. Uygulanan tedavi sayesinde hastalık bir derece düzelmiş gibi görünmüş ise de, gerçekte hastalığın seyrinde ciddî hiçbir durma husule gelmemiş ve gelişmesi devam etmiştir. ..Yapılan çok itinalı tedaviye, her türlü emek ve gayrete rağmen, hastalık asla durmaksızın seyrine devam ederek yarattığı kaşeksi yavaş yavaş artmış ve son iki ay içinde üç defa beliren ve büyük karaciğer yetersizliğine bağlı olan vahim asabî belirtilerle hastalık son derece ağırlaşmış ve geciktirme çok şüpheli bir hale gelmiştir."

Atatürk'üölümünü takiben, Hıfzıssıhha Enstitüsü Müdürü Dr. Nuri Hakkı Aktansel tarafından yüzünün ve sağ elinin mulâjının yapılması.


1938 - Ulu Önder Atatürk'ün ölümü perşembe saat: 9:05.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, Kurtuluş Savaşı'nın önderi ve ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk Dolmabahçe Sarayı'nda sabah saat 9.05'te 57 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.

ATA ARTIK YOK - ATA'YI ANIYORUZ
Çağdaş Türkiye Cumhuriyet’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk hayata veda etti.

Uzun süre karaciğer rahatsızlığıyla boğuşan büyük önder Atatürk 10 Kasım 1938 günü saat 9.05’te öldü. Atatürk’ün naaşı, tahnit edilerek Dolmabahçe Sarayı salonunda özel bir katafalka yerleştirildi. Türk bayrağına sarılı ve başında silah arkadaşlarının nöbet tuttuğu tabutu, üç gün süreyle milletin ziyaretine bırakıldı.

Naaşı, 20 Kasım’da Ankara’ya getirildi. 21 Kasım’da büyük törenle Etnoğrafya Müzesi’ndeki geçici kabrine kondu. Cenaze törenine bütün dünya devletleri özel temsilciler gönderdi. Çanakkale’de ve diğer muharebelerde ona karşı savaşmış yabancı generaller törende bilhassa dikkati çekiyordu.10 Kasım 1953’te naaşı, Etnografya Müzesinden alınarak Anıtkabir’e nakledildi.

Ulu Önderimizi Saygıyla Anıyoruz

"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, 
ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

 Atatürk'ün hayatı
 Tarihlerle Atatürk yıllığı

10 Kasım 1938 - Dünya Onu Yazdı
 Atatürk'ün hayatı (Atatürk için ne dediler)
 Onbinlerce İnsan Anıtkabir’e Akın Etti


1937 - Atatürk'ün, Celâl Bayar Kabinesi'nin programı hakkında sözleri: "...Millete yepyeni bir program bildirdiniz. Bu program, benim millete vaat ettiğim hususlardır! Ben milletle beraber Celâl Bayar'ın ve arkadaşlarının programının nokta nokta uygulandığını izleyeceğim. Daha iyi açıklayayım: Ben Türkiye Cumhurbaşkanı Atatürk ve Türk milleti, Başbakan Celâl Bayar'ın ve onun Hükûmeti'nin programını izliyoruz ve fiilî sonucunu görmek istiyoruz."

Atatürk'ün, saat 19.30'da Başbakan Celâl Bayar'ın köşküne gidişi, gece Çankaya'ya dönüşü.


1936 - Atatürk'ün, kendisine saygılarını sunan Siyasal Bilgiler Okulu mensuplarına telgrafı: "Siyasal Bilgiler Okulu'nun bundan sonra da memleket için, verimi daima artan bir kültür ve bilim kaynağı olmakta devam edeceğine şüphem yoktur."

Dışişleri Bakanlığı'nın, Atatürk'ün doğum günüyle ilgili olarak, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'ne yazısı: "İngiltere Maslahatgüzarı Mösyö Morgan, Bakanlığımıza müracaat ederek Cumhurbaşkanımızın doğum günü münasebetiyle İngiltere Kralı VIII. Edward tarafından hususî ve samimî bir tebrik telgrafı çekileceğini söylemiş ve Atatürk'üdoğum tarihinin bildirilmesini rica etmiştir. Durumu arz eder ve İngiltere Büyükelçiliği'nce istenilen bilgi uygun görüldüğü takdirde bildirilmesine müsaadelerinizi rica ederim." (Yazıya verilen cevap için Bk. 12.11.1936). [Kocatürk]


1931 - Atatürk'ün, saat 19.00'da Marmara Köşkü'ne gidişi, akşam yemeğinden sonra geceyi burada geçirişi.


1926 - Atatürk'ün, Ankara'da ünlü İtalyan Heykeltraşı Canonica'yı kabulü.


1924 - "Halk Fırkası"nin, "Cumhuriyet Halk Fırkası" adını alması.
Halk Fırkası'ndan istifa eden milletvekillerinin kuracağı partinin adının "Cumhuriyet Fırkası" olacağı haberi üzerine Halk Fırkası'nın adı Cumhuriyet Halk Fırkası olarak değiştirildi.

Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF), 9 Eylül 1923`te Atatürk tarafından kurulmuş olan, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk siyasi partisidir. 1927-1946 yılları arasındaki TBMM seçimlerine tek parti olarak katılmıştır. Başlangıçta "Halk Fırkası" olan parti adı 10 Kasım 1924'te "Cumhuriyet Halk Fırkası" olarak değiştirildi. Mayıs 1935'de 4. Kurultayda Cumhuriyet Halk Partisi adı benimsendi. 

Cumhuriyet Halk Fırkası'nın kökleri Sivas Kongresi'ne dayanır. 4-11 Eylül 1919'da toplanan Sivas Kongresi'nde, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde işgale direnmek amacıyla kurulan müdafaa-yı hukuk cemiyetleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmiştir.


1924 - The People's Party becomes the "Repubican People's Party" (CHP).


1922 - Vahdettin'in Halife sıfatıyla İstanbul'da son Cuma selamlığı (Namazdan sonra Hamidiye Camisi'nin mahfelinde general Harrington ile bir görüşme yapmıştır).

Kırklareli'nin kurtuluşu. 


1920 - Doğu Cephesi Komutanlığının Ermenilerin mütareke koşullarını kabul etmemesi nedeniyle, birliklerine harekata devam emri vermesi.

Atatürk'ün,  Ankara  Erkek Öğretmen  Okulu'nun  "Zabit Namzetleri Talimgâhı"nın ilk mezunları şerefine verdiği yemekte bulunması.


1919 - Atatürk'ün, 56. Tümen Komutanı Albay Bekir Sami Bey'e dış siyaset hakkında cevabı: "Bugün dostumuz yoktur; ancak dostumuz millî bütünlüğümüz, örgütümüzdür."

Atatürk'ün, İstanbul'daki Milli Kongre bildirgesine ve bu kuruluşun Heyet-i Temsiliye'ye başvurusuna verdiği cevabın İstanbul gazetelerinde yayımlanması.

Harbiye Nazırı Cemal Paşa'nın Atatürk'e mektubu: "...Kabine esaslı bir teşebbüs için dayandığı kuvvetin ciddiyetine hâlâ inanamadı(!)"  


1918 - Ahmet İzzet Paşa'nın, Atatürk'e Sadaret'ten çekildiğini ve onun da İstanbul'a gelmesinin iyi olacağını bildiren telgrafı: "Zât-ı devletleri bir an evvel İstanbul'a gelmelisiniz. Sizinle görüşmeye ihtiyacım var!"

Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı'nın kaldırılması üzerine Atatürk'ün, akşam Adana'dan trenle İstanbul'a hareketi.

İstanbul'da "Garbi Trakya Cemiyeti" kuruldu.

Darülbedayi'ye ilk kız öğrenciler alındı: Öğrencilerin adları: Bedire, Memduha, Beyza, Refika ve Afife (Jale).


1916 - Atatürk'ün, sabah Duhan'ın kuzeyinden hareketle öğleyin 12.30'da -beraberinde Ali Fuat (Cebesoy) ve İzzettin (Çalışlar) Bey'ler olmak üzere- Bitlis'e gelişi.


1916 - Allied offensive on the Salonika Front.


1915 - Mareşal Liman von Sanders'in, Anafartalar Grubu Karargâhı'na gelişi, Atatürk ile -gelmiş ve gelecek toplarla- yapılacak taarruz hakkında görüşmesi.


1912 - Atatürk'ün, Derne'den İstanbul'a dönerken Mısır'a gelişi.


1908 - Cemiyet-i Hayriye-i Nisvaniye Selanik'te, Zekiye Hanım tarafından kuruldu. Cemiyet, kız çocuklarının eğitimi için çalıştı.

Kaynak: http://www.ataturktoday.com/AtaturkGunlugu/KasimNovember/10.htm

26 Ekim 2023 Perşembe

CUMHURİYETİMİZİN 100.YILI KUTLU OLSUN

TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURULUŞUNUN 100.YILI TÜM TÜRK ULUSUNA KUTLU OLSUN. 



GEÇMİŞİNİ İNKAR ETME VE UNUTMA. GELECEĞİNİ GÜZEL ŞEKİLLENDİR. 
 


CUMHURİYETİN BEKÇİLERİ İŞTE BU GENÇLİK. 


TÜRKLÜĞÜN UNUTULMUŞ MEDENİ VASFI, BİR GÜNEŞ GİBİ DOĞACAKTIR


REFERANSINIZ ATATÜRK OLSUN

Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Ve Türk milleti güven ve mutluluğun kefili olan ilkelerle, medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeye devam edecektir. (M.Kemal Atatürk)


 

22 Ekim 2023 Pazar

Gazze'de sağlık çöktü, insanlar ölüyor

Dünya uyumayın, Müslüman devletler neredesiniz. Bombardıman altındaki Gazze Şeridinde sağlık sistemi çöküyor. İnsanlar ölüyor. Soy kırım yapılıyor.


İsrail’in (Siyonist rejimin) bir bahane ile katliama başladığı Gazze şeridinde Hastanelere yakıt temin edilememesi, 38’i çocuk, bin yüz böbrek yetmezliği hastasının hayatını tehdit ediyor.

Soykırım amacıyla Gazze’deki Filistin halkının yok olmasını isteyen Siyonist rejim Gazze’ye attıkları bombalar, füzeler ile Gazzede insani kriz yaşatıyor.

Hastanelere yakıt temin edilememesi, elektriğin, suyun olmaması hastanelerde yatanların ölümlerinin çabuklaşmasına sebep olmakta.

Yakıtın tükenme noktasına geldiği hastanelerde tedavi de güçleşmekte.

Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, hastanelere ve ambulanslara acilen yakıt sağlanması çağrısında bulundu.

Birleşmiş Milletlerden de bölgedeki yakıtın 3 gün içerisinde tükeneceği, yakıt olmadan temuz su, çalışan hastane ve fırın olmayacağı açıklaması  geldi.

Gazze’de bulunan El-Vefa hastanesi de halka ellerinde yakıt bulunanların, bu yakıtları hastaneye getirmeleri çağrısı yaptı. 

Bu kadar zalimlik, insafsızlık, hainlik, zulümlük olamaz, olmamalı. Dünya’nın ve bilhassa Müslümanların, Türk devletlerinin, Arap emirliklerinin, Arap devletlerinin İsrail’in bu soykırım katliamına dur demeleri için bir çare bulmaları gerekmez mi?

Gazze’nin etrafında petrol zengini ülkeler, ufacık bir Gazze’ye yakıt temin edememeleri ne demek gerek! Gazze’de ölenlerin vebali günahı sadece Siyonistlere ait değil, Gazze’ye yardım elini uzatmayan devletlere de ait.

Kaynak: sektormedya.com.tr

14 Ekim 2023 Cumartesi

3.cü Dünya harbi Ortadoğu'da mı başlayacak korkusu

Hamas'ın 7 Ekim 2023 Cumartesi günü başlattığı  "Aksa Tufanı" hareketi Filistin ile İsrail arasındaki gerilimi arttırması yanında, bütün dünyayı etkileyen bir olay haline dönüştü. 

3. Dünya harbinin ortadoğuda çıkacağı korkusu insanları korkutuyor. 



Amerika başta olmak üzere İngiltere ve diğer emperyalist ülkelerin İsrail'e destek verdikleri bilinmekte. Ayrıca bir bahane ile bilhassa Amerika ülkelere insan hakları, demokrasiyi getiriyorum diyerek neler yaptığı ortada. 
Ukray'na Rus savaşı devam ederken, Ortadoğu da Filistin ve İsrail savaşı ile başlayan hareket bir çok bölgelere de yayılmaya sebep olabilir, endişesi taşınmakta. 
İlkha'nın haberine göre de: İran ve Suriye'den işgal rejimi açıklaması geldiği bildirilmekte. 
İran ve Suriye'nin, Gazzete ki siyonist işgal rejimine tepki gösterdiklerini ve tüm senaryolara karşı da hazır olunduğu mesajını verdikleri belirtilmekte.
Filistin gündemiyle Suriye'de Beşar Esad'la görüşen İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Lübnan Hizbullah'ı dahil bölgedeki direniş gruplarının liderlerinin işgal rejimine karşı tüm senaryolara hazır olduklarını kendisine bildirdiklerini söylediği ifade edilmekte. 
Abdullahiyan, "Savaş suçlarını durdurmaları konusunda uyarıyorum. Belki de bir sonraki saat her şey için geç olacak." dediği söylenmekte. 
Reşad Esat ise: "Siyonist rejim ve Batılı ülkeler Filistin devletinin inkarını sürdürürse bölgede istikrar olmayacaktır." ifadesini kullandığı ifade edilmekte.