22 Haziran 2018 Cuma

ÜLKEMİZDE YALAN RÜZGÂRI ESİP GÜRLERKEN; PUSUDAKİ İHANET SEVİNÇTEN ÇILDIRIYOR "TL'deki değer kaybı ve yüksek dış borç nedeniyle IMF, Türkiye'nin kapısını çalma ihtimaline karşı hazırlık yapıyor"

ÇANLAR TÜRKİYE İÇİN ÇALIYOR!..
Müttefik ABD'de Acil durum grubu oluşturuldu; IMF, Türkiye için teyakkuzda!..
Türk Lirası'ndaki değer kaybı ve yüksek dış borç nedeniyle IMF, Türkiye'nin kapısını çalma ihtimaline karşı hazırlık yapıyor. "Burada ise Millet soruyor: Üreticide 50-60 kuruş olan Patates-Soğan üzerinden hangi lânetli yaratıklar soygun ve vurgun yapıyor? Tedbir ithalât mı, (Yoksa devletin asli ve hukuki görevi olan: Düzenleme, Destekleme, Denetleme) adalet mi?.."
Washington’da Uluslararası Para Fonu (IMF) bünyesinde bir ekip oluşturularak Türkiye’nin IMF’nin kapısını çalması ihtimali nedeniyle tedbir amaçlı bir senaryo üzerinde çalışılmaya başlandığı öğrenildi.
İsmini vermek istemeyen ve IMF yetkilileri ile temas halinde olan konuya yakın bir kaynak DW Türkçe’ye verdiği demeçte “TL’deki devalüasyonun çok dramatik durumda olduğuna" dikkat çekerek "Bu nedenle IMF’nin başı ağrımaya başladı ve IMF içinde Türkiye’nin hızlı bir sermaye kaçışıyla karşılaşabileceği ihtimali karşısında bir acil durum grubu oluşturuldu” dedi.
IMF sözcüsü DW Türkçe’nin konu ile ilgili sorularına verdiği yanıtta, “Bütün ülkelerde olduğu gibi, Türkiye üzerinde çalışan sürekli bir ekibimiz var ve gözetim sürecimizin bir parçası olarak yetkililerle düzenli temas halindeyiz. Türkiye hakkındaki görüşlerimiz, son yayınlanan 4. Madde Raporu’na yansıtılmıştır. Türk yetkililerden mali yardım talebi niyetinde olduklarını belirten herhangi bir bildirim almadık” ifadelerini kullandı. 4. Madde Değerlendirme Raporu’nda Türkiye ekonomisinin aşırı ısınma sinyalleri verdiğine dikkat çekilmiş, para politikasının çok gevşek ve güvenilirliğinin düşük olduğu vurgulanmıştı.
İkili senaryo hazırlığı
IMF ile yakın çalışma içinde olan başka bir kaynak ise DW Türkçe’ye küresel ortamdaki riskler de göz önüne alındığında Türkiye ekonomisindeki kırılganlıklar nedeniyle seçim sonrası siyasi riskleri de hesaba katan IMF’nin ikili bir senaryo üzerinde hazırlık yaptığını belirterek "IMF, Türkiye ekonomisindeki kırılganlığa siyasi kırılganlığın da eklenmesi halinde, ekonomik olarak neler olabileceği konusunda çalışıyor. 24 Haziran seçimlerinin ardından doğacak herhangi bir siyasi tablonun, borç ödeme krizini tetikleyebileceği senaryoları üzerinde çalışıyor" dedi.
IMF'ye yakın kaynaklar, IMF’nin seçimden sonra mali disipline dönülüp dönülmeyeceği, kamu harcamalarında önlem alınıp alınmayacağı, Merkez Bankası'nın bağımsızlığı ve olası faiz arttırımı, yılın ikinci yarısında ekonomide küçülme beklentileri ve bankaların durumu gibi bir çok başlığı tek tek incelediğini söyledi.
Ekonomistler ABD Merkez Bankası Fed’in faiz arttırımına gittiği, doların değer kazandığı ve ticaret savaşlarının başladığı küresel bir ortamda Mart 2019’da yaklaşan yerel seçimleri de hatırlatarak, Türkiye’nin yüksek dış borç ihtiyacı nedeniyle IMF’nin kapısını çalmasını güçlü bir olasılık olarak değerlendiriyor. TL, dolara karşı bu yıl içinde yüzde 30 civarında değer kaybedip tarihi düşük seviyelerini test etti. Enflasyon Mayıs ayında yüzde 12,15’e yükseldi. TCMB verilerine göre cari açık 2017 Nisan ayında 34,05 milyar dolardan, bu yılın aynı döneminde 57,07 milyar dolara çıktı. Toplam dış borç Nisan ayında 453,2 milyar dolara yükselirken, bunun 125,5 milyar dolarlık kısmını vadesine bir yıl daha az kalmış kısa vadeli dış borçlar oluşturdu. 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL ile birlikte yatırım iştahı da azaldı.
Türkiye'den talep gelir mi?
Türkiye'nin IMF’nin kapısını çalmasını "optimal bir çıpa" olarak değerlendiren Bluebay Asset Management stratejisti Timothy Ash “Bir IMF programı ülkenin kilit kırılganlığı olan ödemeler dengesi açısından destekleyici olabilir” diyerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk yıllarındaki başarısını 2002’de görevi devraldığında miras kalan IMF programı sayesinde yakaladığını söyledi. Yerel para birimi Peso bu yıl yüzde 25 civarında değer kaybeden Arjantin geçtiğimiz günlerde IMF ile 50 milyar dolar borç verilmesini öngören 3 yıllık bir stand-by anlaşması imzalamıştı. Kaynaklar IMF’nin Arjantin’den sonra Türkiye’nin de masaya oturacağını hesapladığını belirtiyor. Türkiye en son 2009 yılında küresel kriz döneminde IMF ile anlaşma sürecine girmiş, süreç piyasada bir çıpa görevi görmüş, ancak anlaşma gerçekleşmemişti.
IMF'den yetkililere "ihtiyat" çağrısı
Ekonomistler TL varlıklarına yönelik risk iştahının azalmasının temel nedeni olarak seçim sonrasında oluşacak siyasi resim ve ekonomi ile para politikalarına dair belirsizliği gösteriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen ay Bloomberg’e verdiği bir söyleşide tekrar seçilirse para politikasında daha aktif bir rol oynayacağını söylemesi sonrası TL döviz kurları kaşısında tarihi düşük seviyelerine inmiş, bunun üzerinde Merkez Bankası (TCMB) faiz arttırmak zorunda kalmıştı. IMF sözcüsü TCMB’nin faiz arttırımı ile ilgili olarak “Son dönemde para politikasını sıkılaştırmaya yönelik tedbirlerin açıklanmasını memnuniyetle karşılıyoruz ve yetkilileri ihtiyatlı olmaları konusunda destekliyoruz. Politikalar, doğru zamanlamayla, makroekonomik istikrarın desteklenmesini ve dengesizliklerin azaltılmasını amaçlamaya devam etmelidir” dedi. IMF Başkanı Christine Lagarde da geçen ay Bloomberg’e verdiği bir söyleşide Cumhurbaşkanı Erdoğan’a TCMB’nin bağımsızlığını muhafaza etmesi çağrısında bulunmuş, TCMB’ye müdahalenin “belirsizlik hissi ve güvensizlik” yarattığını ve bunun piyasaya da yansıdığını söylemişti. Türkiye 1947 yılında üye olduğu IMF ile 19 kez stand-by anlaşması yapmış, 2013 yılında fona olan borcun geri ödemesini tamamlamıştı. (İKTİBAScumhuriyet.com.tr // Yayınlanma tarihi: 21 Haziran 2018 Perşembe)

4 Haziran 2018 Pazartesi

BU MUAMMA HALÂ ÇÖZÜLMEDİ. PALİKARYA "TÜRK ADALARINDA" CİRİT ATIYOR!.. Adaları Küstahça Silâhlandırıyor!..Emekli Albay Ümit Yalım: Gizli mutabakat yapıldı AKP döneminde 17 ada, Yunanistan’a geçti’

Emekli Albay Ümit Yalım: AKP döneminde "Gizli mutabakat yapıldı" 17 ada, Yunanistan’a geçti!..
Emekli Albay Ümit Yalım, “Bu iktidar önce Ege’de, Yunanistan’a geçen 17 adanın hesabını versin” dedi.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “1923’te Lozan’a razı ettiler. Birileri bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştılar” sözlerine ilişkin emekli Albay Ümit Yalım “Lozan’ın en büyük zaferi Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu iktidar önce Ege’de, Yunanistan’a geçen 17 adanın hesabını versin” dedi.
“İşgal 2004’te başladı. 2004’ten itibaren Erdoğan ve AKP hükümetleri, vatan topraklarını Yunan askerine teslim ettiler” diyen Yalım “Bunun o dönemde AB’den müzakere tarihi alabilmek için verilen bir taviz olduğu söyleniyor” ifadelerini kullandı. Sözcü’den Özlem Gürses’in haberine göre, Osmanlı hayranları ile Cumhuriyetçilerin bitmeyen tartışması “Lozan Antlaşması” bir kez daha gündemde. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhtarlarla yaptığı toplantıda söylediği “Lozan Antlaşması bir zafer değildir” cümlesi günlerdir konuşuluyor.
“Lozan Antlaşması zafer midir, hezimet mi?” Sorusuna Yalım şu yanıtları verdi:
Lozan’ın en büyük zaferi Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu iktidar önce Cumhuriyet tarihinin en büyük toprak kaybına nasıl izin verdiğinin hesabını versin! AKP döneminde Ege’de 17 ada, Yunanistan’a geçti. Bu adalarda Yunan belediyeleri var. İzmir, Aydın ve Muğla sınırlarındaki 17 ada ve bir kayalığımızda artık sadece Yunan varlığı var. 2004’ten itibaren Erdoğan ve AKP hükümetleri, vatan topraklarını Yunan askerine teslim ettiler. İşgal 2004’te başladı. Bunun o dönemde AB’den müzakere tarihi alabilmek için verilen bir taviz olduğu söyleniyor. Diğer bir iddia da 6-7 Eylül olaylarından sonra Türkiye’den göç eden Rumların mallarına karşılık olarak bu adaların verildiği…
Ümit Yalım, Kuleli Askeri Lisesi mezunu. Bosna’da NATO subaylığı, Irak Savaşı sırasında Ürdün’de Askeri Ataşelik, Genelkurmay Karargahı’nda Harbe Hazırlık Şubesi ve Harekat Komuta Merkezi Amirlikleri, son olarak da Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreterliği görevlerinde bulundu.
Gizli mutabakat yapıldı
Bu gizli bir mutabakat. Kayıtları var mı bilmem. 2006’dan itibaren Türkiye ile Yunanistan arasında istikşafi görüşmeler başladı. Bu görüşmeler maalesef gizli olarak, Türkiye’den üç diplomat, Yunanistan’dan da iki diplomat ve bir amiral tarafından yürütüldü. Kamuoyuna bilgi verilmedi.
Sadece Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı’nın bilgisi vardı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir personeli olarak benim de haberim yoktu, ta ki 2008’deki bir hava sahası ihlaline kadar. Genelkurmay Başkanlığı’nda Komuta ve Harekât Merkezi’nin amiriydim. Bir gün, bir hava sahası ihlali oldu. Yunan Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı hava ihlali yaparak Bulamaç Adası’na indiler. Bulamaç Adası, Didim açıklarında, Türkiye toprağı. Tabii şaşırdım, elimde harita var, dedim ki “Bu adamların bizim adada ne işi var?” Bir araştırdık ki ada işgal edilmiş!
Yunan Belediyesi, Yunan askerleri var o adada. Sadece onda değil, başka adalarımızda da. Zaten Yunan Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı da askerlerinin Noel’ini kutlamak için gitmişler adaya. Bunun üzerine olay büyüdü. 4-5 gün sonra, Ocak 2009’da, bu kez Yunan Cumhurbaşkanı yine bizim olan Eşek Adası’na indi ve oradaki Yunan sancağını selamladı! Bir de baktık ki, dehşet bir durum var, Yunan Cumhurbaşkanı, adadaki belediyeyi ziyaret ediyor.
Belediyenin levhasının önünde poz veriyorlar, ve o levhada şöyle yazıyor: Yunanistan Belediyesi, 12 Ada Bölgesi, Eşek Adası nahiyesi ! Bakın, artık fiilen işgal olduğu gibi Yunanistan bu adaları hukuken de kendi ülke sınırları içine almış.
Ben 18 Mayıs 2011’de muhabirlerle adaya gitmek istedim. Kendi vatan toprağıma pasaportla girdim! O belgeler ve resimler de Türk medyasında yayınlandı.
O adalar boştu. Ama bu toprakları bizim hükümetin alenen vermesi üzerine, Yunanistan’dan önce askerler, sonra da Yunan vatandaşları getirilip buraya yerleştirildi.
En büyük toprak kaybımız
Bu Cumhuriyet tarihimizin en büyük toprak kaybıdır! Ayrıca, bu adaların karasuları var, bitişik bölgesi, kıta sahanlığı var. AKP hükümeti Ege Denizi’nin kontrolünü Yunanistan’a vermiş oldu böylece. Bulamaç ve Eşek adaları, ismen belirtilerek herhangi bir anlaşma ile hiçbir ülkeye devredilmemiş, Osmanlı Adası kimliğini korumaktaydı. İddia edildiği gibi Yunan adaları değiller. Her iki adanın da Lozan Barış Antlaşması Madde 12 gereği silahsızlandırılmış olmaları gerekmektedir. Ama bu adalarda artık Yunan askerleri var.
Bu hükümet Ege’de veriyor, Kıbrıs’ta vermeye çalışıyor, Doğu’da PKK’ya teslim ediyor, Suriye’de Süleyman Şah Türbesi’nin yerini değiştiriyor. Şu anda AKP hükümetinin dış politikası da bu yönde… Anayasaya aykırı hareket ediyorlar. Meclis’te CHP ve MHP’den namuslu ve şerefli milletvekilleri, bu adalar konusunda 100’e yakın soru önergeleri verdiler. Hiçbir sonuç yok.
Hükümet kabul etti
Sözcü manşet yaptı, AKİT gazetesi bile bu haberi manşetten verdi, Yeni Şafak ve TRT haberi aktardı, hükümet işgali kabul etti, ama 5 yıldır CHP ve MHP genel başkanları bu konuda tek kelime söylemediler. CHP ve MHP bunun üzerine gitseydi, AKP baraja bile takılırdı. Çünkü milletimiz vatan topraklarını Yunanistan’a teslim edenlere oy vermez! Bu kadar açık ve net.
O işgal edilen adalara Fener Rum Patrikhanesi tarafından papaz gönderilmiş. Patrikhanenin kendi internet sitesinde bu bilgi var. Patrik, Türk vatandaşı. Bu görevlendirme yasaya aykırı. Ama İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı buna da sesini çıkarmadı.
15 Temmuz darbe girişiminin ardından Erdoğan’ın kaldığı otele saldıran askerlerden ikisinin Keçi Adası’nda saklandığı ortaya çıktı. Keçi Adası bize ait. Burada aramayı bizim yapmamız lazım. Ama ne yazık ki biz Keçi Adası’na asker gönderemedik! Neden? Çünkü pasaportla girmemiz gerek. Orada Yunan askeri var artık. Dolayısı ile aramayı Yunan komandoları yaptı!
Sorumluların yargılanmaları gerekir. Binali Yıldırım, Başbakan olunca gördük ki, kendi seçim bölgesi olan Koyun Adası’na pasaportla girmiş! Koyun Adası, İzmir’e bağlı. Türkiye Başbakanı vatan toprağına pasaportla giriyor, hem de Yunan gümrüğünden geçerek! Daha da vahim bir şey var. Yıldırım, teknedeki Türk Bayrağı’nı rulo yaparak saklıyor ve tekneye Yunan Bayrağı çekiyor! Bu şekilde 3 kere gitti Koyun Adası’na. Milletin gözüne bakarak “Tek bayrak” diyen Başbakan, Yunan Bayrağı ile vatan toprağına gidiyor. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde savcıların bu işin peşine düşmesi lazım.

30 Mayıs 2018 Çarşamba

Milli Görüş Camiası ANA AKIM Partisi Lideri, Cumhurbaşkanı Adayı Temel Karamollaoğlu'ndan, gündemi sarsacak "Çok Cesur İddialar ve MÜTHİŞ İTİRAFLAR" 29 Mayıs, SP Milletvekili Adayları Tanıtım Toplantısı

Temel Karamollaoğlu'ndan 15 Temmuz iddiası: AK Partinin yüzde 70'i içeri girer
Saadet Partisi’nin Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu dün İzmir’de milletvekili adaylarının tanıtıldığı toplantıda konuştu. 
Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Temel Karamollaoğlu; Partisinin "İzmir Milletvekili Adayları Tanıtım Toplantısında yaptığı Konuşmada çok cesur açıklamalar yaptı ve özellikle 15 Temmuz konusunda müthiş iddialarda bulundu. İşte, Temel Karamollaoğlu'nun iddiaları: AK Partinin yüzde 70'i içeri girer Temel Karamollaoğlu'ndan 15 Temmuz iddiası: AK Partinin yüzde 70'i içeri girer. 16 sene iktidarda kalan bir partinin problemleri çözemeyeceğini ve gerilemeye başlayacağını söyleyen Temel Karamollaoğlu şöyle dedi:
'MİLLETİN HIŞMINA UĞRAR'
“İktidarın kendi iradesiyle ‘Benim pilim bitmiş kenara çekilmem kendimi yeniden dizayn etmem lazım’ demesi lazım. İktidardan ayrılacak, oturacak ve ‘Ben nerede hata yaptım’ diye düşünecek. Sonra yeniden ayağa kalkmaya çalışacak. Ama ‘Ben iktidarda kalacağım’ diye ısrar ederse milletin hışmına uğrar.” 15 Temmuz darbe girişimine değinen Temel Karamollaoğlu, “15 Temmuz kalkışması ile de mücadele edemediler. İşin içine giremiyorlar çünkü fazla girdikleri zaman kabak başlarında patlıyor. Ciddi manada bu meseleyi ele alırlarsa AK Parti’nin yüzde 70’i içeri girer. Bu kadar çelişkilerle donatılmış bir yönetim Türkiye’nin başına hiç gelmedi” dedi.
'YÖK KALDIRILMALI'
Konuşması bittikten sonra sosyal medyadan kendisine yöneltilen soruları da yanıtlayan Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nı eleştirerek, YÖK’ün kaldırılması gerektiğini savundu.
İNGİLİZ EŞİ İLE ETKİNLİĞE KATILDI
Saadet Partisi Lideri Temel Karamollaoğlu eşi Ayşe Yasemin Karamollaoğlu’nun İngiliz kökenli olmasından dolayı ailesine hakarete varan sözler sarf edildiğini belirterek şöyle konuştu: “İngiltere’de üniversite eğitimi aldım. Orada eşimle evlendim. Kendisi bana en büyük destek veren kişi. İnancında ve yaşantısında çok titizdir. hem Müslüman hem de Türk vatandaşı oldu. evleneli 53 yıl oldu. Benim çocuklarımın çoğu 50 yaşının üzerinde. Bunu gizleyecek halim de yok.” Temel Karamollaoğlu eşi ile birlikte partisinin bir etkinliğine katıldı.

22 Mayıs 2018 Salı

KORKUNÇ İDDİA VE ASRIN SKANDALI!.. "CHP Muğla Milletvekili Tolga Çandar, Iğdır Ovası’nın tamamını İsraillilerin satın aldığını açıkladı." BU NE YAMAN ÇELİŞKİ? GAFLET, DALÂLET VE HIYANETİ VATANİYE!..

Iğdır Ovası'nın tamamını İsrailliler aldı!
CHP Muğla Milletvekili Tolga Çandar flaş bir iddiada bulunarak Iğdır Ovası’nın tamamını İsraillilerin aldığını açıkladı.
CHP Muğla Milletvekili Tolga Çandar, “Iğdır Ovasının tamamını İsrailliler aldı. Harran Ovasının yarıdan fazlasını İsrailliler satın aldı. Türkiye’deki ekili alanlarımızın önemli bir bölümünü İsrailliler satın alıyor. Karacahisar Köyünün o termik santralin yapılacağı yerden Bodrum’a kadar olan arazinin birileri tarafından satın alındığını öğrendik” dedi.
CHP Muğla milletvekilleri Nuretttin Demir, Ömer Süha Aldan, Tolga Çandar TBMM’de ortak basın toplantısı düzenledi. Nurettin Demir, Muğla’da yaşanmakta olan özelleştirme sırasında emeğini savunan 5 bin dolayındaki işçiye ve ailelerine Milas’ta demokratik haklarını sokakta seslerini duyurdukları için hükümetin özellikle yerel güvenlik ekibi tarafından hunharca saldırıldığını iddia ederek, “Bu yapılan insanlık dışı uygulamaları kınıyoruz. Sözde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Hükümeti kâr eden bir kurumu babalar gibi satmaktadır” dedi.
“KARACAHİSAR'DAN BODRUM’A KADAR OLAN ARAZİNİN BİRİLERİ TARAFINDAN SATIN ALINDIĞINI ÖĞRENDİK”
Tolga Çandar da, “Karacahisar Köyünün arazi sınırında Karacahisar Köyünün o termik santralin yapılacağı yerden Bodrum’a kadar olan arazinin birileri tarafından, sessiz sedasız satın alındığını öğrendik” diyerek şöyle devam etti:
Bu satın alan firmanın kim olduğunun açıklanmasını bekliyoruz. Bu firmanın özellikle hangi ulusa ait olduğunun açıklanmasını istiyoruz. Bu ulusun Iğdır Ovasının tamamını satın alan ulusla aynı olma ihtimali nedir? Iğdır Ovasının tamamını İsrailliler aldı. Harran Ovasının yarıdan fazlasını İsrailliler satın aldı. Türkiye’deki ekili alanlarımızın önemli bir bölümünü İsrailliler satın alıyor. Ya kendileri ya da buradaki ortak firmaları. Muğla TKİ sınırlarından Bodrum’a kadar olan bölümü yani golf arazisi diye daha önce ayrılan bölümü hangi ulusun şirketi ve kimlerle ortaktır? Bu arazileri yok pahasına metrekaresini 2 liradan 3 liradan topladılar. Bu satılan arazilerden önemli bir bölümü birinci derecede doğal SİT alanıdır. Bölge halkının arazilerine yok pahasına el konulmuştur.
Ömer Süha Aldan da, “Özelleştirilmek istenen santraller ayda 2 gününü maliyetlerine harcıyorlar 28 günü kardır. Yani böyle bir işletme özelleştirilecektir” diye konuştu. Basın toplantısını izlemekte olan bir basın mensubunun, “Başbakan ile ilgili açıklamalarınız oldukça tepki almıştı, ne diyorsunuz?” sorusuna Çandar, “Bir hafta geçti. Diyen gitti derler bizim orada, Ege’de öyle derler. O bir halk deyimidir. Bir küfür değil” yanıtını verdi.
Kaynak: Iğdır Ovası'nın tamamını İsrailliler aldı!
https://www.siyasetcafe.com/igdir-ovasinin-tamamini-israilliler-aldi-35163h.htm
HAYDİ BAKALIM "BİRİLERİ BU REZİLLİK, YALANCILIK, İKİYÜZLÜLÜK VE SOYTARILIĞI" AÇIKLASIN! 'CEYHAN'DAN İSRAİL'E PETROL SEVKİYATI'!..
(© REUTERS / Ümit Bektaş 20.05.2018)
YENİKAPI'DA 18 MAYIS CUMA GÜNÜ DÜZENLENEN "KUDÜS MİTİNGİ'NDEN" SADECE BİR GÜN SONRA!..
TankerTrackers sitesinin paylaşımlarına göre Yenikapı'da cuma günü düzenlenen Kudüs mitinginden (İsrail-i protesto, Zulme Karşı Lânet ve Kudüs'e Destek Toplantısından ve/veya İç Siyasete Mesaj Amaçlı Gösteriden" 1 gün sonraABD'nin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıması Gazze'deki saldırılar ve ölümler sonrası ilişkilerin bir kez daha bozulduğu İsrail'e (utanmadan, zerre kadar haya etmeden ve hiç kimseden korkmadan) petrol sevk edildi.
HANİ "ZULME KARŞI LÂNET, KUDÜS'E DESTEK" 
Cumhuriyet gazetesinin aktardığına göre TankerTrackers sitesinin yaptığı son paylaşımlar Yenikapı'da cuma günü düzenlenen ve İsrail'in Gazze'deki saldırılarını protesto etmeyi amaçlayan 'Zulme Lanet Kudüs'e Destek' mitingden 1 gün sonra İsrail'e Ceyhan'dan 1 milyon varil petrol sevk edildiğini gösterdi.
Iğdır Ovası'nın tamamını İsrailliler aldı!
CHP Muğla Milletvekili Tolga Çandar flaş bir iddiada bulunarak Iğdır Ovası’nın tamamını İsraillilerin aldığını açıkladı.
TAM'DA, "VATANA İHANET VE HAİN DÜŞMANA HAYATİ DESTEK" İŞTE BU OLSA GEREK!..
CHP Muğla Milletvekili Tolga Çandar, “Iğdır Ovasının tamamını İsrailliler aldı. Harran Ovasının yarıdan fazlasını İsrailliler satın aldı. Türkiye’deki ekili alanlarımızın önemli bir bölümünü İsrailliler satın alıyor.
Karacahisar Köyünün o termik santralin yapılacağı yerden Bodrum’a kadar olan arazinin birileri tarafından satın alındığını öğrendik” dedi.CHP Muğla milletvekilleri Nuretttin Demir, Ömer Süha Aldan, Tolga Çandar TBMM’de ortak basın toplantısı düzenledi. Nurettin Demir, Muğla’da yaşanmakta olan özelleştirme sırasında emeğini savunan 5 bin dolayındaki işçiye ve ailelerine Milas’ta demokratik haklarını sokakta seslerini duyurdukları için hükümetin özellikle yerel güvenlik ekibi tarafından saldırıldığını iddia ederek, “Bu yapılan insanlık dışı uygulamaları kınıyoruz.AKP Hükümeti kar eden bir kurumu babalar gibi satmaktadır” dedi.
“BODRUM’A KADAR OLAN ARAZİNİN BİRİLERİ
TARAFINDAN SATIN ALINDIĞINI ÖĞRENDİK”

Tolga Çandar da, “Karacahisar Köyünün arazi sınırında Karacahisar Köyünün o termik santralin yapılacağı yerden Bodrum’a kadar olan arazinin birileri tarafından satın alındığını öğrendik” diyerek şöyle devam etti:“Bu satın alan firmanın kim olduğunun açıklanmasını bekliyoruz. Bu firmanın özellikle hangi ulusa ait olduğunun açıklanmasını istiyoruz. Bu ulusun Iğdır Ovasının tamamını satın alan ulusla aynı olma ihtimali nedir?
GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE'M; Iğdır Ovasının tamamını İsrailliler aldı. 
Harran Ovasının yarıdan fazlasını İsrailliler satın aldı. Türkiye’deki ekili alanlarımızın önemli bir bölümünü İsrailliler satın alıyor. Ya kendileri ya da buradaki ortak firmaları. Muğla TKİ sınırlarından Bodrum’a kadar olan bölümü yani golf arazisi diye daha önce ayrılan bölümü hangi ulusun şirketi ve kimlerle ortaktır?
Bu arazileri yok pahasına metrekaresini 2 liradan 3 liradan topladılar. Bu satılan arazilerden önemli bir bölümü birinci derecede doğal SİT alanıdır. Bölge halkının arazilerine yok pahasına el konulmuştur.”Ömer Süha Aldan da, “Özelleştirilmek istenen santraller ayda 2 gününü maliyetlerine harcıyorlar . 28 günü kardır. Yani böyle bir işletme özelleştirilecektir” diye konuştu.
Bir basın mensubunun, “Başbakan ile ilgili açıklamalarınız oldukça tepki almıştı, ne diyorsunuz?” sorusuna Çandar, “Bir hafta geçti. Diyen gitti derler bizim orada, Ege’de öyle derler. O bir halk deyimidir. Bir küfür değil” yanıtını verdi. Kaynak: Iğdır Ovası'nın tamamını İsrailliler aldı!
https://www.siyasetcafe.com/igdir-ovasinin-tamamini-israilliler-aldi-35163h.htm

İŞTE, CENNETTEN BİR KÖŞE: Iğdır Ovası
Iğdır Ovası: Bu ova adından da anlaşılacağı üzere Iğdır ilinde bulunmaktadır. Iğdır ovasının bir diğer adı Sürmeli Çukurudur. Aras Dağlarının Aras Irmağı’na inen eteklerinde ve Büyük Ağrı Dağının güneyine uzanır. Kuzeyden Aras Irmağıyla sınırlanan ova, doğu batı doğrultusu ile bir kısmı İran topraklarına giren, yer yer engebeli düzlüklerden oluşmuştur. Iğdır Ovası, Aras Irmağı tarafından yanlan Erzurum Horasan oluğunun bir uzantısıdır. 700-1.000 m yükseltide bir çöküntü alanıdır. Geç oluşan Alpin faylanma sonucu olarak Pliosen dönemi başlarında oluşmuştur. Güneyde kalan kısım, Büyük Ağrı Dağı eteklerinde lavlarla örtülüdür. Aras Irmağı boyunda kum çakıl ve kil depoları vardır. Sulama Aras Irmağı üstünde bir regülatör aracılığıyla ovaya yayılan kanallarla yapılır. Ortalama çok düşük bir yağış (252 mm) alan ovada, elverişli sıcaklık koşulları ile sulama sonucu tahılların ile şeker pancarı, pamuk benzeri endüstri bitkileriyle elma, kayısı, armut gibi meyveler yetiştirilir
Iğdır Ovası Bitki Yetiştiriciliği: 
3539 km² arazisi olan Iğdır ovasının Iğdır ilindeki toprakların % 26'sı (922 km²) ova arazisinden oluştuğu görülür. Bu ovalık alanın yaklaşık olarak 73.768 ha'lık bir kısmı ekilen ve dikilen tarım alanlarından oluşur. 1953 senesinde Iğdır ovasında başlatılan sulama projesi ovaya ekonomik önem kazandırmıştır. Ovanın doğu bölümünde devam eden sulama ve arazi ıslah çalışmalarıyla tarım faaliyetleri batı bölümüne göre daha geri kalmıştır
Iğdır ovasında yetiştirilen ürünler içinde endüstri bitkileri daha fazladır. Bu ürünler içinde en önemli olanları ise şeker pancarı, pamuk ve ayçiçeğidir. Şeker Pancarı, 1956 yılında Erzurum Şeker Fabrikasının açılması ile 1958 yılından sonra, Iğdır ovasında ekilmeye başlanmıştır. Endüstriyel bitkiler içerisinde tarımı en çok yapılan bitki olmakla birlikte, Iğdır'da şeker fabrikasının bulunmaması nedeniyle komşu iller olan Kars, Ağrı ve Erzurum'daki şeker fabrikalarına gönderilir. Şeker pancarının komşu illere gönderilmesi nedeniyle yıllık ürün kaybı oluşmaktadır. Toprak Mahsulleri Ofisi, çiftçiyi, son zamanlarda şeker pancarı yerine ayçiçeği ekmeye yönlendirmektedir.
Ekilen Diğer Bitkiler: 
Iğdır Ovasında, tarımı çok eski olan ve Ortaçağ'a kadar giden diğer bir sanayi bitkisi pamuktur. Şeker pancarıyla ayçiçeği tarımının geliştirilmesiyle ekim alanı az olan pamuğu eken çiftçi sayısı şu an bir elin parmağını geçmiyor. Iğdır Ovası ve çevresinde önemi olan tahıl, tarım arazilerin yaklaşık % 55'inden fazla bir alanda yapılıyor. Buğdaydan sonra en fazla ekilen ürün arpadır. Hayvan yemi olarak kullanılan arpa, daha çok dağlık alanlarda ekilir. Arpadan başka mısır ve çeltik gibi ürünlerde ekiliyor. Ancak bunların ekonomik değeri çok fazla değildir.
https://www.ova.gen.tr/igdir-ovasi.html

19 Mayıs 2018 Cumartesi

Atatürk Cumhuriyeti ve Türk İnkılâbı'nın En Önemli ve En Anlamlı Bayramlarından Biri..."HAYIRLI VE KUTLU OLSUN" Cumhuriyet, Adalet Ahlâkı, Hukuk ve Demokrasi Ebed-Müddet Yaşasın


GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ, HAYALİ CİHAN DEĞER
BİR AN ACI DUYAR İNSAN,  SEVMİŞSE BİRAZ EĞER
ANLAR Kİ GEÇENLER,  RÜYA DEĞİLMİŞ MEĞER
RÜYA OLSA BİLE,  O GÜNLERİN HAYALİ DEĞER

19 Mayıs 1919 Kurtuluş Savaşı için ilk adımın Samsun'da atıldığı ve toprakları düşman kuvvetlerince işgal edilen vatani kurtaracak mücadelenin başladığı tarihtir. Türk milletine bağımsızlığı, çağdaşlığı ve demokrasiyi getiren Mustafa Kemal ATATÜRK'ün gençliğe armağan ettiği ve 1938′den beri "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak kutlanan 19 Mayıs bayramı bütün milletimize kutlu olsun.

ULUSAL HABER & ULUSAL AJANS

16 Mayıs 2018 Çarşamba

GAZZE YANIYOR. AMERİKA VE İSRAİL MEYDAN OKUYOR!..Türkiye'nin hamlesi sonrası ABD'den ilk açıklama!

Türkiye'nin hamlesi sonrası ABD'den ilk açıklama!.. 
Amerika Birleşik Devletleri'nin çılgın başkanı İsrail ideallerinin sadık savunucusu Trump yönetiminin İsrail büyükelçiliğini "İslâm âlemine tam bir meydan okuma anlamına gelen" Tel Aviv’den Kudüs’e taşımasıyla birlikte, Ankara-Washington arasındaki krizlere bir yenisi daha eklenmiş oldu. ABD’nin kararına tepki olarak Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç istişareler için Türkiye’ye geri çağrıldı. Kılıç'ın istişareler için Türkiye’ye geri çağırmasıyla ilgili olarak ilk yorum Pentagon'dan geldi. Sözcü Pahon, Türkiye’nin büyükelçisini çağırma kararının Washington ile Ankara arasındaki işbirliğini etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin soru karşısında, “Yakın NATO müttefikimiz Türkiye ile çeşitli ortak güvenlik kaygılarımız konusunda birlikte çalışmaya devam ediyoruz. DEAŞ’ı yenmeye dönük operasyonlarda vazgeçilmez bir ortak olmayı sürdürüyorlar” dedi.
Büyükelçilik açılışı için dün yaptığı yazılı açıklamada “Gururla kutluyorum” ifadesini kullanan ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, dışişleri bakanlığı koltuğuna oturduktan sonra ilk ziyaretini İsrail’e yapmıştı. Bugüne kadar ABD Başkanı Donald Trump’ın pek çok dış politika hamlesine tepki göstermekten kaçınmayan ABD Kongresi’nde ise Kudüs ve Gazze’de yaşananlar konusunda büyük ölçüde sessizlik hakim. Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç’ın ne kadar süreyle merkeze çağrıldığını kestirmek güç. Ankara en son 2010 yılında Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin tasarının ABD Temsilciler Meclisi’nin Dışişleri Komisyonu’nda kabul edilmesinin ardından o zamanki Washington Büyükelçisi Namık Tan’ı geri çağırmıştı.
ABD ZİYARETİ
Büyükelçi Kılıç’ın istişareler için Ankara’ya çağrıldığı ortamda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun bir süredir planlanan Pompeo randevusu için Washington’a gelmesini beklemek gerçekçi değil. ABD ile Menbiç’te varılan anlayış birliğinin hayata geçirilmesi için Pompeo ile kapsamlı görüşmelere bir an önce başlamak isteyen Ankara, Çavuşoğlu’nun Washington ziyareti için tarih bekliyordu. Pompeo bakanlık koltuğuna oturduğunun ertesi günü gittiği Brüksel’deki NATO Dışişleri Bakanları toplantısı marjında (27 Nisan) Çavuşoğlu ile kısa bir görüşme yapmıştı. O görüşmenin ardından Çavuşoğlu’nun mayıs ayında Washington’a gelmesi konusunda prensipte mutabık kalınmıştı. Gazze'deki protestolara İsrail'in kanlı müdahalesinde, en az 60 kişi yaşamını yitirdi. Büyükelçilik açılışının kendisi kadar, açılış nedeniyle Kudüs ve Gazze’de aralarında çok sayıda çocuğun bulunduğu protestoculara karşı, İsrail’in kullandığı ağır şiddet karşısında ABD’nin sessiz kalması da Ankara açısından sorunu derinleştiren bir faktör.
İLK YORUM PENTAGON’DAN
ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’un Sözcüsü Eric Pahon, Türkiye’nin büyükelçisini çağırma kararının Washington ile Ankara arasındaki işbirliğini etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin soru karşısında, “Yakın NATO müttefikimiz Türkiye ile çeşitli ortak güvenlik kaygılarımız konusunda birlikte çalışmaya devam ediyoruz. DEAŞ’ı yenmeye dönük operasyonlarda vazgeçilmez bir ortak olmayı sürdürüyorlar” dedi.
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, İsrail’in Washington Büyükelçiliği tarafından düzenlenen ‘bağımsızlık günü’ resepsiyonuna katıldı.
WASHINGTON’DAKİ RESEPSİYON KUTLAMAYA DÖNÜŞTÜ
Dünyadan ABD’ye yağan tepkilere rağmen birkaç küçük çaplı protesto dışında Washington’da hayat olağan akışında devam ediyor. İsrail’in Washington Büyükelçiliği tarafından pazartesi akşamı düzenlenen ‘bağımsızlık günü’ resepsiyonu adeta Kudüs büyükelçiliği kutlamasına dönüştü. Resepsiyona katılan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence şöyle konuştu: “İsrail’in yanındayız çünkü onun davası bizim davamızdır, onun değerleri bizim değerlerimizdir, onun kavgası bizim kavgamızdır. İsrail’in yanındayız çünkü yanlışın karşısında doğruya, kötünün karşısında iyiye, zulmün karşısında özgürlüğe inanıyoruz.” Demokratların eski başkan adaylarından Vermont Senatörü Bernie Sanders, İsrail'in, Filistinliler'e karşı uyguladığı şiddeti eleştirdi.
BERNIE SANDERS DIŞINDA KONGRE’DEN SES YOK
Genellikle cılız Arap ülkelerinden yükselen ve gerçekte, kendi iç siyasetlerine mesaj vermek amacı güden (sözde) tepkilere aldırış etmeyen ise sadece Donald Trump yönetimi değil. ABD Kongresi de büyük ölçüde bu konudaki sessizliğini koruyor. İsrail’in Filistinlilere karşı kullandığı baskı, zulüm ve şiddet konusunda şimdiye kadar tek ses Demokratların eski başkan adaylarından Vermont Senatörü Bernie Sanders’dan geldi. Sanders sosyal medyada paylaştığı mesajında, “Hamas şiddeti İsrail’in silahsız protestoculara ateş açmasını meşrulaştırmaz” yazdı. Sanders, Trump’ın ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararına ilk günden karşı çıkmış ve bu adımın hem İsrail-Filistin barışı için çabalara, hem de ABD’nin barış için arabuluculuk yapma kabiliyetine balta vuracağını savunmuştu.

14 Mayıs 2018 Pazartesi

Meral Akşener Ankara’dan startı verdi İYİ Parti Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener seçim çalışmalarını Ankara'dan başlattı.

İyi Parti Kurucu Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Meral Akşener Ankara’dan startı verdi...
İYİ Parti Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener seçim çalışmalarını Ankara'dan başlattı. Akşener burada yaptığı konuşmada vaatlerini sıralarken müthiş bir iddiada da bulundu. Akşener, “ABD’ye en çok bağırıp çağıranların çocukları, torunları Amerikan pasaportu taşıyor” ifadelerini kullandı. 
(Zeynep GÜRCANLI, 14 Mayıs 2018)
ATO Congresium'daki İYİ Parti ‘Cumhurbaşkanlığı Seçim Kampanyası Başlangıç Toplantısı’nda salon hınca hınç dolu. Yoğun güvenlik önlemi var. Salona girerken dışarıda iki kez, içeride de bir kez üst araması yapılıyor. Ana salon doldu. Koridorlar da çok kalabalık. Dışarıda kalanlar için dev ekranlarda canlı yayın yapılıyor. Genel Sekreter Aytun Çıray ve Genel Başkan Yardımcıları salonda yerlerini aldı.
AÇILIŞ KONUŞMASINI AYTUN ÇIRAY YAPTI
İYİ Parti Genel Sekreter Çıray bir açılış konuşması yaparak “Milletin içinden çıkan, milletin imzaları ile aday olan ve milletin oylarıyla seçilecek Genel Başkan Akşener'in büyük vizyonunu dinleyeceğiz. Türkiye’yi yeniden güzel günlere taşımak isteyen bir liderle çalışmaktan onur duymalıyız.” dedi. Ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasına geçildi.
İLLERE CANLI YAYIN BAĞLANTISI
İYİ PARTİ Kayseri Milletvekili
Aday Adayı İSMET ÖZBAKKAL'da
toplantıya katılanlar arasında idi
Salonda her sandalyeye Türk bayrağı ve Akşener posteri bırakılmış durumda. Saygı duruşunun ardından salondaki dev ekrandan kurulan bağlantılar ile Türkiye’deki illere bağlanılarak canlı yayınlar yapıldı. Canlı bağlantılarda herkesin yüzünün güldüğü, iyimserlik havasının oluştuğu vurgulanıyor. Canlı bağlantılarda halk ‘Cumhurbaşkanı Akşener' diye slogan atılıyor. Salon da bu sloganlara katılıyor. Ardından İYİ Parti Lideri Akşener'in partiyi kurma çalışmaları ve parti kurmasından sonraki yurt gezilerine ilişkin mültivizyon çalışması ekrandan yayınlandı. Görüntülerde Akşener’in İçişleri Bakanlığı ve Meclis Başkan vekilliği yaptığı döneme de yer verildi. CHP'li 15'ler de mültivizyonda yer buldu. Akşener'in CHP'den İyi Parti'ye geçen vekillere teşekkürü salona dinletildi.
AKŞENER SAHNEYE GELDİ
İşte Akşener konuşmasına başladı. İYİ Parti Liderinin konuşmasından önemli satırbaşları; "Engelleri aşmak istiyorsan önce insanı seveceksin. İnsanı seversen tüm dağlar düz olur.. İnsanı seversen onu bizden sizden diye ayıramazsın. İnsanı se¢ersen o acı çektiğinde evinde huzur içinde uyuyamazsın. Benim çocuğum diyemezsin bütün çocuklar bizim çocuğumuzdur. Benim evim benim çocuğum diyemezsin. Başını yastığa huzur içinde koyamazsın, koymamalısın. Aziz milletimiz adaylığa karar verirken düşündüğüm tek şey vardı. Son yıllarda insanla devlet arasındaki uçurumu ortadan kaldırmak. Bugün millet yeniden büyük bir değişime ihtiyaç duymaktadır. Milletim bana güvendi sadece 6 saat içinde 100 bin imza vererek milletine sahip çıktı.
MANİFESTO ÇIKIŞI
Gittikçe artan şekilde hırpalanan insanlarımıza yalnız değilsin diyoruz. Ben burada 16 yıldır iktidarda olan hükümete eleştiren bir konuşma yapmayacağım. Bir siyasi partinin lideri iktidarının 16. Yılında millete adalet ve özgürlüğü vaat ediyorsa, sözün tükendiği yerdir. Artık bu yıpranmış defteri kapatma vakti gelmiştir
TÜRKİYE ÖZETİ YAPTI
Gençlerimizin üzerine örtülen umutsuzluk örtüsünü kaldırmak zorundayız. Devleti yönetenlerin birinci görevi devletle dünyayı buluşturmak olmalıdır. Öncelikle bilinmesi gerek ki devleti yönetmek ayrı şey gündelik siyaset ayrı şeydir. Türkiye nasıl bir ülkedir hatırlatmak isterim. Türkiye bir verdiğinizde bin veren bir ülkedir. Üzerine gelen düşmanının üstesinden gelmenin kanıtları ile dolu bir ülkedir. Türkiye dikkatleri üzerinde tutmayı hak eden üstün nitelikte bir ülkedir. Bizler Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten bunu öğrendik. Kısaca Türkiye ayaklarından tutup geriye çeken olmasa zirveye çıkacak bir ülkedir. Yeter ki ülkemiz siyasetçiler tarafından değil devlet adamları tarafından yönetilsin. Güçlenen bir devlet anlayışına sahip olmalıyız. Biz bayram sofrasından bahsediyoruz çünkü milletimizin o sofranın etrafında toplanan büyük bir aile olduğumuza inanıyoruz. Bana hediye edilen tülbent ve yazmaları öpüp başıma koyma nedenim budur. Biz güneşin her doğuşunda yine olacağız. Savaşmak gerektiğinde o savaşı kazanacak güçte olacağız.
ASKERİ LİSELERİ YENİDEN AÇACAĞIZ
Milletimizin yüzde 82’si geçmişe özlem duyuyor. Bizim amacımız geleceğe yüzünü döndürmektir. Yoksulluk iktidarı sürdürme aracı olamaz olmamalıdır. Son yıllardaki itelenip kakılmamıza son vererek yeniden dünyaya örnek olacak şekilde geliyoruz. Devletin işleyiş maaliyetini düşürecek çözümlerimiz var. Devletin imkanlarının yandaşa aktarılmasına son verilmelidir. Ülkemizde bilimin gelişmesinde en büyük engel olan YÖK’ü tarihin sayfalarına göndermek bizim boynumuzun borcu olsun. Kuleli ve Işıklar Askeri Lisesi’ni yeniden açacağız.
30 MAYIS’TA SEÇİM BEYANNAMESİNİ AÇIKLAYACAĞIZ
Medeni karakteri olan şehir planlarımız hazırdır. İnsanlarımıza balık istifi yapan hastaneler yapmayacağız. Daha küçük ölçekli daha ulaşılabilir projeler yaparak gündelik hayatta yaşanan gelişmeden yanayız. Tarım ve hayvancılıkta yeni projeler hazırladık. Daha pek çok vaatlerimiz var bunları 30 Mayıs’ta sizlerle paylaşacağımız beyannamemizde paylaşacağız. Kurulurken ilan etmiştik. İyi bir Türkiye istiyoruz. Herkes çok net görüyor milletimizin yeni bir yönetime nefes almaya ihtiyacı var.
“YÖNETİM BOŞLUĞU VAR”
Hiçbir sorun onu üreten yönetimle çözülemez. Yeni bir yönetime ihtiyacımız var. Madem ki e-devlet uygulaması var devlet kendi ürettiği bilgiyi vatandaşından talep etmemelidir. Dış politika oradan oraya savruluyor. Her gün yeri kriz olamaz. Olursa orada yönetim boşluğu var. Eğitimden adalete ekonomiden yönetime çözülme var. Çünkü yönetim boşluğu var. Çocuklarımız taciz ediyor çocuklarımız öldürülüyor. Çünkü yönetim boşluğu var. Ormanlarımız yok ediliyor evcil olsun olmasın hayvanlarımız katlediliyor. Yönetim boşluğu var. Biz bu yönetim boşluğunu doldurmaya geliyoruz.
ENFLASYONDA HEDEF YÜZDE 5
Milletimize rahat bir nefes aldırmaya geliyoruz. Ayakları yere basan güven veren bir ekonomi olmadan Türkiye’yi geleceğe taşıyamazsınız. Çok önemli isimlerle işbirliği yaptık. İlk beş yılda hedefimiz enflasyonu yüzde 5’in altına düşürmek ve altyapı çalışmalarını hazırlamak olacaktır. alacağımız her karar mülkiyet haklarına saygı duyarak şeffaf olacaktır. Bütün enerjimizi üretime vereceğiz. Biz ekonomiyi siyasetçi değil güven yönetir diyoruz. Ekonomiye yüklenen faturanın bedeli vatandaşa yükleniyor. Devlet öğrencinin harcından yediği tosttan vergi alır mı alıyor. Dünyanın hiç bir yerinde böyle bir sistem yok.
MÜSLÜM GÜRSES’TEN ALINTI YAPTI
Kültürümüzde itibar mal ve mülk üzerinden kurulmaz. İtibar kişinin hırsızlık ve yoksullukla anılmamasıyla elde edilir. Her şeye olduğu gibi itibara da yamuk yapan bir iktidarla Türkiye 16 yıl yaşadı. Bizler tarıma sanayi gibi bakmak zorundayız. 5 yıl içinde tarım havzası almak planımız var. Toplum ikiye ayrılıyor bir tarafta helal ekmek peşinde koşan milyonlar diğer tarafta rant peşinde koşan siyaset simsarları. Büyük usta ne diyordu, “Yakarsa dünyayı garipler yakar.” Türkiye’yi de yakarsa mutfak yakar.
ÜŞÜYEN ÇOCUKLARIMIZ VAR
Çocuk üşürse millet üşür, devlet üşür. Milyarder gençlerimiz ve küresel markalarımız neden olmasın. Teknoloji üretmek lazım. Nasıl olacak iyi bir eğitim sistemi ile. Eğitime baktığımızda acı gerçek. Bugünkü sistem 21. yüzyılı kavrayamadığı gibi ayrımların kaldırılamaz bir noktaya geldiğini görüyoruz. Oysa ayrım çoukların yetenekleri arasında yapılmalıdır. Bugün birçok Türk genci dünya devlerinde ARGE merkezlerinde çalışıyor. Medya bize yer vermediği için sosyal medya ile defalarca söyledim. Üniversiteleri bölmek bir ülkeye yapılmış en büyük ihanetlerden biridir. Cumhurbaşkanı olduğumu zaman bu işlemin iptal sürecini başlatacağımı buradan ilan ediyorum.
DIŞ POLİTİKA ELEŞTİRİSİ
İçinde adalet olmayan adalet saraylarına ihtiyaç yok. Dış politka siyasetçilerin iki dudağı arısına sıkışmaması gereken alan olmalıdır. Türk politakası vitrine oynayan hamlelerle malup dış politika gerçeğe dönüşmemelidir. Bir krizlerden beslenen değil dünyaya örmek olacak bir dış politika politikası hazırladık. Bizler şeffaflıkla kazanmak isteyen bir dış politika uygulayacağız. Türkiye ekonomik coğrafya kavramı ile anılmalıdır. Devlet fibi davranırsanız mülteci dalgası altında kalmazsınız. 2019 Ramazan’ında Suriye’de iftar yapacağımız bir dış politika planıyla hareket ediyoruz. Türkiye büyük potansiyele sahiptir. 81 milyona değil 181 milyona rahat bir yaşam sunar. Dış işleri bürokrasisi yapılan hakaretere cevap yetiştiremez oldu. Olursa Türkiye’nin kredisini tüketirsiniz.
‘MEDYA VE İLETİŞİM ALANLARI ÖZGÜR OLMALIDIR’
Son yıllarda Türkiye ABD ilişkileri eskilerin deyimiyle çift yönlü yorgana dönmüştür. En kötü komşu sizinle kavga edendir. Savaşlara sevinemeyiz,Müslümanların bombalanmasına el ovuşturan olamayız Taşları sadece cesurlar döşer. Türkiye’yi yeni bir medeniyet çizgisine taşıyacağız. Medya ve iletişim alanları özgür olmalıdır. Demokratik katılım güçlü parlamento vazgeçilmezdir. Parlamenter sisteme geçiş için bir geçiş planı planlamaktayız. Milletimizin başı göğe değinceye kadar yürüyeceğiz. Büyük Önder Atatürk’ün dediği gibi, ‘Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar.’
AKŞENER’DEN MÜTHİŞ İDDİA
ABD'ye en çok bağırıp çağıranların çocukları, torunları Amerikan pasaportu taşıyor. Süleyman Şah'ın ölümüyle Kayı boyunun yönetimini devralan Haymana'nın Anadolu'da kendisine “nereye kadar yürüyeceğiz” diyenlere obamızın başı göğe erene kadar” dediğini hatırlattı. Kendisine soranlara da “milletimizin başı göğe değinceye kadar” yanıtını verdiğini söyledi
NÜFUS CÜZDANLARINI ÇIKARTTI
Lütfen hepiniz Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartlarınızı çıkarın. Göreyim. İşte Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tapusu budur. Ağa da budur, reis de budur, paşa da budur. İrade sahibi budur. 80 milyonun tamamı aynı haklara sahiptir. Ne biri diğerimizden üstün ne biri diğerimizden aşağıdır. Her hedefimiz için öyle uzun yıllar koymuyoruz. Akşener sözlerini “25 Haziran sabahına kadar Türkiye için çalışmaktan asla yılmayın, başaracağız çünkü milletimize sözümüz var. Yeter ki olumsuzluğu bir tarafa bırak yeter ki yüzünü güneşe dön…” sözleriyle bitirdi.