Bahreyn etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bahreyn etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2017 Salı

ALDATAN PUT ZUHUR ETTİ, ŞEAMET YİNE SAHNEDE. KATAR krizi dünya gündeminde ilk sırada

ALDATAN PUT ZUHUR ETTİ. SELEFİLER PANİKTE, GERİLİM TIRMANIYOR. DOKUNAN YANABİLİR!..
KATAR KRİZİ NEDİR NEDEN ÇIKTI ASIL DERT ÇOK BAŞKA!
KATAR krizi dünyanın gündeminde ilk sıraya oturdu. Peki nedir bu Katar krizi neden çıktı, hangi ülkeler ambargoya katılıyor? Katar krizinde görünen gerekçe teröre bu ülkenin destek verdiği iddiası. Görünmeyen dertse çok başka..
5 Arap ülkesinin Katar ile tüm siyasi ilişkilerini kesmesi, Körfez bölgesinde son yıllarda görülen en büyük diplomatik krize yol açtı. Peki Katar krizinin asıl sebebi ne? Hangi ülkeler Katar ile diplomatik ilişkilerini kesti, Katar iddialar için ne diyor, bu kriz neden önemli? 
Katar krizi nedir : Katar krizi Suudi Arabistan'ın başını çektiği 6 Arap ülkesinin kararıyla başladı.Altı ülke dün sabah itibariyle Katar ile olan tüm diplomatik ilişkilerini kestiler. Hava sahalarını da bu sabah saat 07.00'den itibaren Katar'a kapattılar. Katar'ın diplomatlarına ülkelerini terketmeleri için 48 saat, vatandaşlarına da 14 gün süre verdiler. Suudi Arabistan liman ve hava sahasının yanı sıra Katar'a olan kara sınırını da kapattı. Katar krizi nasıl çıktı sebep ne?: Katar'a ambargo kararı alan ülkeler özellikle de Suudi Arabistan bir süredir Katar'ın bazı terör gruplarına maddi destek sağladığı ve İran'la işbirliği yaptığı iddialarını gündeme getiriyordu.
KATAR İLE İLİŞKİYİ KESEN ÜLKELER
*Suudi Arabistan
*Mısır
*Libya
*Bahreyn
*Birleşik Arap Emirlikleri
*Yemen                              
Ürdün, Uman ve Kuveyt Katar'la ilişkilerini sürdüreceğini açıkladı.
SEBEP NE?
Karara gerekçe olarak "Katar'ın terörizme destek vermesi" gösteriliyor. Katar, IŞİD ve El Kaide dahil çeşitli militan grupları destekleyerek "bölgeyi istikrarsızlaştırmakla" suçlanıyor. 
Körfez ülkelerinin iddiasına göre Katar İran'la işbirliği halindeydi. Aynı zamanda Körfez ülkelerinin terör grubu olarak tanımladığı Müslüman Kardeşler ve DAEŞ'e maddi destek sağladıkları da iddialar arasındaydı.
Katar ne diyor? : Katar hükümeti 'teröre destek verdiği' iddialarını uzun süredir yalanlıyor ve bu iddiaların hiçbir kanıta dayanmayan mesnetsiz suçlamalar olduğunu söylüyor. Doha yönetiminden yapılan son açıklamalarda da Katar'a karşı bir karalama kampanyası başlatıldığı savunuldu. Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı yazılı açıklamada diplomatik ilişkilerin kesilmesi kararının şaşkınlıkla karşılandığı belirtilirken suçlamalar için "dayanağı olmayan, gerçek dışı iddialar" yorumu yapıldı. Katar krizini başlatan siber saldırı nedir?: Suudi Arabistan'ın başını çektiği iddialar geçen hafta Katar Ulusal Haber Ajansı'nın sosyal medya hesaplarına yapılan bir siber saldırı sonrası krize dönüştü.
Katar Resmi Haber Ajansı QNA sitesinde 23 Mayıs gecesi Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani'ye atfedilen "ABD'ye karşı ve İran'ı destekleyici" açıklamalar yayınlamıştı. Açıklamalar kısa bir süre içinde medyada geniş bir şekilde yer almıştı. Bundan birkaç saat sonra açıklama yapan Katar hükümeti İletişim Dairesi Direktörü Şeyh Seyf bin Ahmed Al Sani, QNA sitesinin siber saldırıya uğradığını duyurmuştu. Katar Dışişleri Bakanlığı da açıklamasında, QNA'nın siber saldırıya uğradığını ve yayınlanan haberlerin gerçeği yansıtmadığı, medya organlarından bu açıklamaları dikkate almalamalarını talep etmişti.
Suudi Arabistan bahane yaptı: Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan basını başta olmak üzere Ortadoğu'daki basın yayın organları yalanlamaları dikkate almayarak siber saldırı girişimini Katar aleyhine bir kampanyaya dönüştürdü.
Katar krizinin arka planı ne? Trump'ın kılıç dansı: Katar krizinin şimdiye kadar aktardıklarımız görünen yüzündeki sebeplerdi. Bir de işin perde arkası var. Herşey Donald Trump'ın Suudi Arabistan ziyareti ile başladı. Trump'ın kılıç dansı yaptığı o ziyarette Suudlardan terör konusunda somut icraatler istedi. Trump'ın ziyaretinden kısa süre sonra Katar krizinin patlak vermesi de asıl aktörün ABD olduğunu gösteriyor. Katar krizi bazı uzmanlara göre yeni Amerikan yönetiminin Ortadoğu vizyonunun nasıl olacağını da gösteriyor. Suudi Arabistan ise bölgede kendi gücünü ve siyasetini hissettirmeye çalışıyor. Bunu da ABD güdümünde olan ülkelerle Katar üzerinde deniyor.
HANGİ ÜLKE NE YAPTI?
Suudi Arabistan haber ajansı SPA, Katar ile sınırların kapandığını; kara, deniz ve hava bağlantılarının kesildiğini açıkladı. Mısır da hava sahasının ve limanlarının Katar ulaşımına kapandığını duyurdu. Birleşik Arap Emirlikleri, Katarlı diplomatlara ülkeyi terk etmeleri için 48 saat süre verdi. Bahreyn haber ajansı da "ülkenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiği ve içişlerine karıştığı için" Katar ile ilişkilerin kesildiğini aktardı. Yemen'in uluslararası toplum tarafından tanınan hükümeti de Katar ile ilişkileri kestiğini duyurdu.
Katar krizinde asıl mesele İran : Uzmanlara göre Suudi Arabistan'ın başı çektiği Katar karşıtı hareketin asıl hedefi İran'ın bölgedeki nüfusunu arttırmasına engel olmak. Katar'ın İran'la yakın ilişkileri özellikle sünni körfez ülkeleri arasında uzun süredir kriz sebebi. Kriz Türkiye'yi nasıl etkiler :Katar'ın Körfez ülkeleriyle yaşadığı bu sıkıntı Türkiye'yi deyin yerindeyse iki arada bir derede bırakacak. Körfez ülkelerinin tamamıyla ilişkisi iyi olan Türkiye'nin Katar'la ilişkisi de sorunsuz. Öyle ki Türkiye'nin tugay düzeyinde bir askeri üssü bulunuyor. Uzmanlara göre, Katar'a karşı olası bir askeri harekat Türkiye'yi çok zor durumda bırakabilir. Türkiye'nin Katar'daki askeri üssünde 13 subay, 19 astsubay ve 56 uzman görev yapıyor. Katar ile Türkiye arasında ticari ilişkiler de üst düzeyde. Türkiye Katar krizi için ne diyor: Türkiye Katar ile Arap ülkeleri arasındaki krizi çözmek için diplomasi trafiği başlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar konusundaki gelişmelere ilişkin Katar Emiri Al Sani, Rusya Federasyonu Başkanı Putin, Kuveyt Emiri Sabah ve Suudi Arabistan Kralı Selman ile telefonda görüştü. Bölgede barış ve istikrarın önemine işaret edilen görüşmelerde, mevcut gerilimin düşürülmesinde diplomasi ve diyalog yolunu tercih etmenin öneminin vurgulandığı kaydedildi.
ŞİMDİ DE KATAR KRİZİ…
BİR UZMAN YORUMU (TURKISHFORUM)
NECDET BULUZ
Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri Katar’la tüm diplomat ilişkilerini kesme kararının ardından, son dönemlerin en büyük krizlerinden birinin de yaşanmaya başladığı görülüyor.
Bu satırlar yazılırken, adı geçen ülkelerle birlikte Yemen, Libya ve Maldivler’in de Katar ile diplomatik ilişkilerini kestiği haberleri geliyordu. Bu ülkelere yenilerinin de eklenebileceği ifade ediliyor.
Suudiler, Katar’a karşı başlatılan bu eylem için şu açıklamayı yapıyor:
“Doha’nın açık ve gizli gerçekleştirdiği ciddi ihlaller, terör örgütlerini barındırarak teröre destek vermesi, basın yayın organlarında terör örgütlerinin propagandasını yapması, Katif ilindeki İran bağlantılı terör eylemlerini desteklemesi, aşırıları barındırması, Yemen’deki Husi militanları desteklemesi sonrasında Suudi Arabistan bu kararları almak durumunda kalmıştır.”
Katar ve Suudi Arabistan arasındaki çatlak, Suriye’deki iç savaşın ilk yıllarına dayanıyor. Müslüman Kardeşler nedeniyle birbirine giren taraflar, Mısır’da olup bitenlerin ardından artık aynı cephede görünseler de aslında rakip olarak biliniyor. Taraflar, dip akıntı şeklinde devam eden krizi resmen ilan etmiş oldu.
Konuyu enine boyuna incelediğimizde Katar ile İran’ın yakın ilişkisi Suudilerin tepkilerine neden oluyordu. Bugün ortaya çıkan krizin en önemli nedenlerinden birinin de Katar-İran yakınlaşması olarak yorumlanıyor.
Bir başka konu daha var, kısaca ona da değinelim:
Katar, başından beri Suriye’de Müslüman Kardeşleri destekliyor. Müslüman Kardeşler yanlısı ve bir Esad karşıtı ordu kurmaya çalıştı. Bunu engelleyen ülke ise, Suudi Arabistan oldu. Çünkü, Riyad yönetimi Müslüman Kardeşlerin bir ülkede güçlenmesini istemedi. Önünde Mısır örneği vardı.
Doha ve Riyad yönetimleri arasında başlayan çatlak, Mısır’da Muhammed Mursi’nin başa gelmesiyle büyümüştü. 2013 yılında seçilmiş cumhurbaşkanı Mursi’yi hedef alan askeri darbenin sonrasında Suudi Arabistan General Sisi’yi destekledi. Batı dünyası da Sisi’nin arkasında durdu. Katar yönetimi ise tüm bunlar olurken Müslüman Kardeşler üyelerini ülkede ağırladı. Doha’nın Hamas üyelerini de ülkede tutmasıyla gerilim daha büyüdü ve elle tutulur hale geldi.
Zaten Suudilerin açıklamasındaki “Katar, İran bağlantılı terör eylemlerine destek oluyor” açıklaması Katar-İran yakınlaşmasından duyulan rahatsızlıkları bütün açıklığı ile zaten ortaya koymaktadır.
İranlı siyaset uzmanı Hasan Hanizade, Katar’ın İran’la diyalog başlatma niyetinin bu ülkeye karşı agresif medya kampanyasının başlatılmasına yol açtığını belirtiyor. Hanizade “Katar, çatışmaya girmemeye ve İran ile iş ilişkileri korumaya çalışan tek Körfez İşbirliği Konseyi üyesi. Ama medyada, Suudi Arabistan, Bahreyn ve BAE’nin sert yanıtı üstün geldi” şeklinde olayların bu noktaya nasıl geldiğini yorumlamaya çalışıyor.
İranlı uzmanın görüşüne göre, Katar’ın stratejisi, Riyad’dan bağımsız dış politika yürüten Kuveyt ve Umman gibi ülkeler tarafından anlayışla karşılanabilir.
Aslına bakılacak olursa konu Suudi Arabistan ile Katar’ın güç mücadelesi olarak da değerlendirilebilir. Uzmanlar, Körfez ülkeleri arasındaki bu çatlağın kolay giderilemeyeceğini ve daha da artabileceğini söylüyor.
Rusya Devlet Beşeri Bilimler Üniversitesi uzmanlarından Profesör Grigoriy Kosaç, Sputnik’e verdiği röportajda, Ortadoğu ülkeleri arasındaki gergin ilişkileri anlattı. Kosaç, Doha’nın Körfez ülkelerinin arasında ‘ikinci güç odağı’ haline gelmek istediğini ve bu nedenle Riyad ile ihtilafa girdiğini, ilişkilerde görülen gerginliğin bir ilk olmadığını vurguladı.
Rus uzman, “Doha’nın ve Riyad’ın birçok İslami örgüte karşı yaklaşımlarında büyük farklılıklar var. Örneğin Hizbullah ve Müslüman Kardeşler, Katar’ın gözünde terörist değil, ancak Suudi Arabistan onlara karşı daha farklı tutum içerisinde. Suudi Arabistan’dan farklı olarak Katar’da neredeyse hiç Şii yok. Doha, İran’la yakınlaşma yollarını daha rahat arayabiliyor, hatta Suudilerin etkisi altına girmemek için bunu yapmak zorunda. İslam’daki Vahabi akımını tanıyan iki ülkenin arasındaki rekabeti de unutmayalım. Katar’ı yöneten aile, dini reformcu Muhammed bin Abdülvahhab’a kendini yakın tutuyor ve bu alanda farklı konuma talip. Aynı zamanda Katar’daki İslami kurallar o derece katı değil. Suudi Arabistan’da kadınlar araç kullanamazken Katar’da bunu yapabiliyorlar” diye konuştu.
Türkiye, bu durum karşısında nasıl bir adım atacak?
Dikkat edilecek olursa Türkiye, hem Suudi Srabistan, hem de Katar ile iyi ilişkiler içinde bulunuyor. Ticaret anlamında da büyük iş yapıyor. Dengelerin bozulması ile Türkiye’nin bu işten zararlı çıkabileceği düşünülebilir.
Nitekim Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, konu hakkında yaptığı açıklamada “Sayın Cumhurbaşkanımız da devreye girdi. Çok sayıda telefon görüşmesi yaptı. Önemli bir kriz gibi görünüyor. Daha fazla büyümeden çözülmesi gerekiyor. Türkiye olarak üzerimize düşeni yerine getireceğiz.” dedi.
Ancak, bize göre Türkiye tarafsız kalmaya özen gösterecek ve arabuluculuk rolünde bulunup sorunun çözümüne katkı sağlayabilecek adımlar atmaya çalışacaktır. Gelişmeler ışığı altında nasıl adımların atılacağını da zaten hep birlikte görmüş olacağız. 
necdetbuluz@gmail.com, www.facebook.com/necdet.buluz

16 Aralık 2015 Çarşamba

Bir ÖLÜ DOĞUM daha!.. Amerikan uşağı S Arabistan önderliğinde; Sözde İslâm Ordusu Koalisyonu

Sözde "anarşi, terör ve tedhişe karşı" 3 Milyon Askerli İslam Ordusu Koalisyonu Kuruluyor!..
Suudi Arabistan liderliğinde, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 34 ülke 'Teröre Karşı İslam İttifakı' adıyla yeni bir koalisyon kurdu. 3 milyon askerin yer alacağı koalisyonda İran, Irak, Suriye yok.
Suudi Arabistan, teröre karşı savaşmak için Türkiye,  Katar,  Filistin,  Mısır,  Pakistan, Malezya,  Bangladeş, Tunus, Ürdün ve Fas'ın da dahil olduğu yeni bir askeri koalisyonun kurulduğunu açıkladı. 34 islam ülkesinin bir araya gelmesiyle kurulan 'Teröre karşı İslam İttifakı' adlı koalisyonda 3.363.574 asker ile 19.471 tank yer alacak. Koalisyonda Sünni ülkelerin ağırlığı dikkat çekerken IŞİD'in büyük topraklar ele geçirdiği Irak ve Suriye dahil değil. Suudi Arabistan'ın bölgedeki en büyük rakibi Şii İran da koalisyonda yok. Koalisyonu, Suudi Kralı'nın oğlu ve 2 numaralı veliaht olan Suudi Savunma Bakanı Prens Muhammed bin Selman,  Riyad'da bir basın toplantısıyla duyurdu. Bakan, mart ayından beri hava saldırıları düzenledikleri Yemen'de ateşkesi açıkladıkları, İsviçre'de görüşmelerin başladığı gün yaptı. Koalisyon ülkelerinin bayraklarının önünde konuşan Selman, koalisyonun sadece IŞİD'le değil tüm 'terörist' gruplarla savaşacağını söyleyerek "Koalisyon, önce İslam dünyasına zarar veren şimdi de uluslararası toplumu tümüyle etkileyen bu hastalıkla (aşırıcılık) mücadelede teyakkuzundan gelmektedir. İslam dünyasının pek çok kısmında terörle mücadele çabalarını desteklemek ve koordine etmek için Riyad'da bir operasyon merkezi olacak.
Suriye ve Irak'taki operasyonlarla uluslararası bir koordinasyon olacak. Operasyonları, bu iki ülkedeki meşru yönetim ve uluslararası toplumla koordine olmadan yapamayız" dedi.
MERKEZ RİYAD
Terörle mücadele kapsamında Irak, Suriye, Libya, Mısır ve Afganistan'da düzenlenecek operasyonlar, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da kurulacak merkezden yönetilecek. Yetkililer, oluşturulacak ittifakın asker sayısı ve hangi ülkeden ne boyutta katılım olacağına dair detayların önümüzdeki günlerde yapılacak toplantılarda belirlenebileceğini söylediler. Suudi Dışişleri Bakanı Adil El-Cubeyr, Paris'te yaptığı açıklamada terörle mücadele ittifakının istihbarat paylaşımı yapacağını, eğit-donat desteği vereceği, gerekirse IŞİD'e karşı savaşa güç yollayacağını söyledi. Suudi devlet ajansı SPA'da ortak açıklamada koalisyonun, 'şekli, mezhebi ve ismi ne olursa olsun yeryüzünde fitne ve fesat çıkaran, insanları korkutan ve öldüren silahlı terör örgütlerine karşı oluşturulduğu' belirtildi.
34 ÜLKE KATILIYOR
"Suudi Arabistan Krallığı, Ürdün Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri, Pakistan Cumhuriyeti, Bahreyn Devleti, Bengladeş Cumhuriyeti, Benin Devleti, Türkiye Cumhuriyeti, Çad Cumhuriyeti, Togo Devleti, Tunus Cumhuriyeti, Cibuti Cumhuriyeti, Senegal Devleti, Sudan Cumhuriyeti,  Sierra Leona Cumhuriyeti, Somali Devleti,  Gabon Devleti, Gine Cumhuriyeti, Filistin Devleti,  Komorlar Federal İslam Cumhuriyeti, Katar Emirliği, Fildişi Sahili, Kuveyt Emirliği, Lübnan, Libya Halk Cumhuriyeti, Maldivler Cumhuriyeti,  Mali,  Mısır Halk Cumhuriyeti, Malezya,  Fas Cumhuriyeti,  Moritanya,  Nijer, Nijerya ve Yemen."
ABD'DEN DESTEK, RUSYA BEKLEMEDE
ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, Suudi Arabistan  merkezli yeni oluşturulan askeri ittifakla ilgili "Bu koalisyon açısından Suudi Arabistan'ın planında ne olduğu konusunda daha fazlasını öğrenmek istiyoruz. Fakat genel olarak bizim Sünni Arap ülkelerinin IŞİD'e karşı daha fazla mücadelede daha fazla katkı olarak bir süredir talep ettiğimiz şeylerle uyumlu görünüyor" dedi. Almanya: Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, IŞİD karşıtlarının organize olmasından memnuniyet duyacaklarını belirterek "Ancak Viyana görüşmelerinin bir parçası olarakIŞİD'e karşı savaşan tüm ülkelerin İran ve Çin dahil koalisyonda olması gerekiyor" yorumunda bulundu. Rusya: Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, "Aşırılıkla mücadelede güç birliği yapılmasını olumlu değerlendiriyoruz ama ittifakın amacını ve katılımcılarını analiz etmemiz gerek" dedi. İslam İşbirliği Teşkilatı, 34 İslam ülkesinin teröre karşı koalisyon oluşturmasını memnuniyetle karşıladı.  Suriye Meclis Başkanı Halid Abud, Riyad'ın açıkça terörü desteklediğini ve bu nedenle bu ittifakın etkisiz kalacağını belirtti.
DAVUTOĞLU: DOĞRU YÖNDE ATILMIŞ BİR ADIM
Türkiye koalisyonda aynı zamanda NATO müttefiki olan tek ülke. Başbakan Davutoğluda Türkiye'nin koalisyon katılımını doğruladı. Davutoğlu, dün Bulgaristan'a hareketinden önce konuyla ilgili soruya, "Suudi  Arabistan'dan böyle bir toplantı, geniş kapsamlı birliktelik için bir davet geldiğinde, olumlu baktığımızı söyledik. Teröre karşı İslam ülkelerinin birlikte bir ses vermeleri, terörle İslamı özdeşleştirme çabası içinde olanlara verilecek en iyi cevaptır. İslam ülkeleri arasında yürütülen bu çaba doğru yönde atılmış bir adımdır" yanıtını verdi. Davutoğlu, Türkiye'nin bu ittifaka ne boyutta katkı verebileceğine dair ayrıntıya ise girmedi.
KOALİSYONDA İRAN, IRAK, SURİYE YOK
Koalisyonda Sünni ülkelerin ağırlığı dikkat çekerken IŞİD'in büyük topraklar ele geçirdiğiIrak ve Suriye dahil değil. Suudi Arabistan'ın bölgedeki en büyük rakibi Şii İran da koalisyonda yok. Afganistan da öyle. Suriye'de muhalifleri destekleyip silah yardımı yapan S. Arabistan, geçen yıl Körfez ülkeleriyle birlikte  ABD  liderliğindeki koalisyona katılarak Suriye'de IŞİD'e karşı hava saldırıları düzenlemeye başlamıştı. Suriye Devlet Başkanı Esad'ın gitmesinde ısrarcı olmaya devam eden, İran ve Suriye tarafından terörist grupları desteklemekle suçlanan  Suudi Arabistan, geçen hafta Riyad'da Suriyeli muhalifler arasında görüşmelere ev sahipliği yaptı. Analistler koalisyonun etkili olup olmayacağını konuşmak için erken olduğunu, Riyad'ın bölgedeki liderlik rolünü kazanma hedefinde olduğunu söylüyor. Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nden Adam Baron, "Ne olursa olsun koalisyon kurulması güçlü sembolik bir yumruk. Açıklama bazı açılardan bir sürpriz  olsa da Suudi Kralı Selman ve oğlunun daha büyük ve agresif politikasıyla örtüşüyor" dedi.
ÖZEL BİRLİK YOLLAYABİLİRİZ
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adel el-Cubeyir, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'in Suriye'ye IŞİD'e karşı savaşmaları için özel kuvvetler gönderebileceğini söyledi. Cubeyir, konu hakkındaki görüşmelerin sürdüğünü de sözlerine ekledi. 
(Kaynak: 16 Aralık 2015 Çarşamba – AA, HHA, Ulusal Haber, UHA)
ELEŞTİRİ, AÇIKLAMA, YORUM VE KATKI:
Türkiye Vehhabi ittifakına mı girdi?, Arslan BULUT
Muharrem Sarıkaya, Habertürk'teki 4 Ekim 2015 tarihli ve "Suudi ve İsrail'in Kürdistan anlaşması" başlıklı yazısında Suudi Arabistan ve İsrail'in, 2014'ün başından bu yana aralarındaki sorunları çözmek üzere 5 kez bir araya geldiklerini, birlikte hareketin ve "ortak düşman" diye tanımladıkları İran'a karşı alacakları tutumu belirlemenin yollarını aradıklarını, son görüşmelerinden birinin de Washington merkezli Dış İlişkiler Konseyi'nde 4 Haziran 2015'te yapıldığını yazmıştı..
Sarıkaya, haberi CFR denilen kuruluşun İnternet sitesinden almıştı. Görüşmede Suudi tarafını temsil eden eski Washington Büyükelçisi general Enver Macid Eşki, İsrail'i temsil eden Büyükelçi Dore Gold'a "Türkiye'nin Osmanlı ihtişamını geri getirmek için kendi rüyasından uyandığını"vurgulamış; Araplar ve İsrail arasında barış sağlanması, İran'da siyasi sistemin değiştirilmesi, Arap ülkelerini korumak için bir Arap Gücü oluşturulması, Arap dünyasında İslami ilkelere dayalı demokrasinin temellerinin hızla kurulması ve "Büyük Kürdistan'ın yaratılması için barışçıl yollarla İran, Türkiye ve Irak'ın emellerini zayıflatıp Kürdistan lehine bu 3 ülkenin parçalanması" önerisinde bulunmuştu.
***
Hüseyin Vodinalı da Oda TV'de, 2003 yılında, "Suriye'nin ateşe verilmesinin mimarlarından" olan Suudi İstihbarat Şefi Bender Bin Sultan'ın MOSSAD Başkanı Tamir Pardo ile görüştüğünü yazmıştı. Yine Amerika'nın CBS haber kanalının eski yöneticilerinden Bary Londo, Mossad başkanının defalarca Arabistan'ı ziyaret edip, Mossad'ın İran'ın nükleer bilginlerine karşı suikastlarının parasını aldığını iddia etmişti. O Suudi Arabistan ki, El Kaide'nin de IŞİD'in de finansörüydü!
Ergün Diler de Takvim gazetesindeki 15 Ekim 2015 tarihli yazısında, 2012'de Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Bin Abdullah Al Kabil'in Ankara ziyaretini ve Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel'in, Suudi Arabistan ziyaretini hatırlatarak, "askeri ittifak masaya yatırıldı" diye yazmıştı.
Ve 22 Ekim 2015'te Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Abdul Rahman Bin Saleh Albanyan Ankara'ya geldi, Genelkurmay BaşkanıHulusi Akar ile görüştü.
Derken önceki gün bomba haberi, Suudi Arabistan devlet televizyon kanalı Arabiya patlattı! Suudi Arabistan, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 33 İslam ülkesinin, merkezi Suudi Arabistan'da bulunacak, "Teröre karşı İslam ittifakı" oluşturduğunu açıkladı.
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Muhammed bin Selman da "merkezi Suudi Arabistan'da bulunacak olan askeri ittifak"ın uluslararası örgütler ve küresel ittifaklarla koordinasyon içerisinde hareket edeceğini, yeni ittifakın sadece IŞİD'e karşı değil, karşılaşılan bütün "terörist"gruplarla mücadele edeceğini söyledi!
İttifaka Suudi Arabistan, Türkiye, Mısır ve Pakistan'ın dışında Somali, Maldivler, Bangladeş, Sierra Leone, Gine, Benin, Sudan, Filistin, Lübnan, Komor Adaları, Çad, Kuveyt, Ürdün, Moritanya, Togo, Tunus, Nijer, Cibuti, Katar, Nijerya, Senegal, Libya, Yemen, Malezya, Mali, Gabon, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas ve Bahreyn'in katıldığı bildirildi!
***
Böylece, Suudi Arabistan'ın CFR'de tezgâhladığı ve Türkiye, İran ve Irak'ın parçalanmasına dayalı Büyük Kürdistan projesi, Türkiye'nin de desteğiyle hayata geçirilmiş olacak! İnanılır gibi değil ama BBC'nin dünyaya duyurduğu"Teröre karşı İslam ittifakı"nın arkasında bu kadar aleni bir proje var!
TBMM, böyle bir ittifaka onay verir mi? AKP iktidarı, Türkiye'yi parçalamak için İsrail'e öneride bulunan bir ülkenin peşine takılacak ve herkes bunu sineye mi çekecek? İslam İşbirliği Teşkilatı ne güne duruyordu? Orada İran ve Suriye var diye mi, sözde Sünni gerçekte Vehhabi ittifakı kuruldu?
E.MAİL: arslanbulut@yenicaggazetesi.com.tr